Sayfalar

4 Şubat 2015 Çarşamba

Her Şeyin Hayırlısı...

Tam hayat yoluna giriyor dersin, bir başka sıkıntı çıkar.
Allah beterinden saklasın.
Her şeyin hayırlısı....

1 Şubat 2015 Pazar

Hayata Dair...

Bundan 1,5 ay kadar önce arkadaşımla sözleştik ve Bostanlı Deniz Park Cafe'de buluştuk. Kapalı çocuk oyun alanı ve cafenin iç içe olması bizim için tercih nedeniydi. O gün çok eğlendik, sohbet ettik.

Birkaç gün içinde Deniz Baran'ın boynunun sağ tarafında bir kızarıklık fark ettim. Deniz söyledi anne bak diye, hıımmm bir şey mi çizdi orayı kaşıdın mı dedim, hayır kaşınmıyor dedi. Bir hafta içinde o kızarıklık büyüdü büyüdü ve 1 lira büyüklüğünde içiçe geçmiş halkalar görünümünde kabartılı bir kızarıklığa dönüştü. Oğlumu hemen Karataş Hastanesine götürdüm. Doktorumuz atopik dermatit gibi görünüyor dedi ve kortizonlu bir merhem verdi. 3 gün kullan, geçmezse dermatoloğa götür dedi. 3 günün sonunda hiçbir iyileşme belirtisi olmadığı gibi, aynı kızarıklıklardan iki tane Barış Çağan'da da çıktı. Biri sol kalçasında biri de sol kürek kemiğinde. Benim bacağımda da bir adet mantar çıktı ve çocuklar hangi hastalığa yakalanırsa aynısından yakalanma durumu bir kez daha kendisini gösterdi. Deniz okula gittiği için onu okulundan alıkoymak istemedim ve Barış'ı Medical Park Hastanesi Dermatoloğuna götürdüm. Doktor hanım, önceki gece merhem sürdüğüm için test sonuçlarının doğruyu yansıtmayacağını, merhemsiz geçen 3 günün sonunda test yaptırmamı söyledi, ben de öyle yaptım. 3 gün sonra hem Deniz'i hem Barış'ı alıp aynı hastanenin yolunu tuttum. Barış'a giriş yaptırmıştım, test sadece Barış'a yapıldı, sonuç : Mantar! Doktorumuz bir krem verdi, kullanmaya başladık. Kortizonlu bir krem değildi bu seferki. 1 ay kullanacaksınız, ama 15 gün sonra tekrar göreyim dedi.

Bu merhemi kullanmaya başladığımız hafta, Deniz'in kol ve bacaklarında beyaz lekeler gördüm. Sonrasında kontrol için gittiğimizde Deniz Baran'ın kol ve bacaklarındaki beyaz lekeleri Medical Park Hastanesi Dermataloloğuna gösterdim. O da vitiligoya benzemediğini, kuruluktan kaynaklandığını söyledi ve nemlendirici krem kullanmamı söyledi. Ne kullanayım dedim, herhangi bir krem ismi söylemedi, önceden verdiği mantar merhemine aynen devam etmemi söyledi. Bu arada aynı beyaz lekeler Barış'ın bacaklarında da çıktı, benim bacağımda da çıkarak seriyi tamamladık.

1 ayın sonunda hiçbirimizin mantarı ve beyaz lekeleri geçmemişti. Ben de Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi Dermatoloji Polikliniğinden her iki oğlum için randevu aldım. Eşimle hastanede buluştuk ve doktora göründük. Doktorumuz Uzman Dr. Davi Habif, çocuklarımı muayene etti, yaraların mantar olduğunu söyledi. Deniz'in beyaz lekelerinin de vitiligo olduğunu belirtip heyet raporu çıkarttı ve bize birtakım merhemler, şampuanlar ve özelden alacağımız nemlendirici kremler yazdı. 15 gün sonra göreceğim ikisini de dedi.

Vitiligo teşhisi beni derinden sarstı. Aynı beyaz lekelerin Barış'ta da olduğunu belirttim ve gösterdim. Buna rağmen aksi yönde görüş belirtmedi. Doktorluğuna hiçbir şey diyemem, haddim değil amma ve lakin iki çocukta ve bende de beyaz lekelerin mantarla birlikte görüldüğünü ve aynı dönemde çıktığını belirtmeme rağmen teşhisinde ısrarcı olması beni rahatsız etti açıkçası. Barış'ın yanağında sivilcemsi bir şey çıkmıştı (yine mantarla birlikte gördüğüm bir oluşum) Barış onu oynaya oynaya yara yaptı. Doktorumuz bu yapının damar yumağı olduğunu ve geçmezse lazerle yakacağını söyledi.

O 15 gün nasıl geçti bilemiyorum. Çok dualar ettim. Her akşam çocuklarımın vücutlarını mantar şampuanıyla yıkayıp tüm vücutlarını nemlendirici kremlerle nemlendirdim, merhemlerini sürdüm. Merhem ve krem sürme faslı her sabah ve her akşam devam etti. Lekelerin yavaş yavaş kaybolmaya başladığını görsem de yine de içim içimi yedi. Adak adadım. Sonuçta muayene sabahı geldi çattı. Aynı doktordan randevu aldık ve ikisini de ayrı ayrı muayene ettirdik. Sonuçta iyileşme başladığını, beyaz lekelerin geçeceğini söyledi doktorumuz.

Tam ohh dedik, bu sefer eşim sol böbreğinin ağrıdığını söyledi. Evvelce taş düşürmüştü. Yeniden böbreği taş toplamış olabilirmiş. Önümüzdeki hafta eşime de bir randevu alacağım ürolojiden. Allah beterinden saklasın ne diyelim.

Her kış Rabbim bizi hastalıklarla sınıyor, sonrasında feraha ulaşıyoruz ama kışlar oldukça zor geçiyor. Dileğim, eşimin biran önce bu dertten kolaylıkla kurtulması. Yarın kuru incir alıp kaynatacağım, yoğurt alıp suyunu çıkaracağım içmesi için. Bir de eşkina balığının kafatası kemikleri varmış ama o konuda olumlu yorumların yanında olumsuz bir yoruma da rastladım. Bilemiyorum ne yapmalı...

29 Ocak 2015 Perşembe

Kinetik Kum

Çocuklarımla birlikte eğlenceli zamanlar geçirdik bu kum sayesinde. Oldukça akışkan, şekle giriyor ve kendiliğinden dağılıyor. Ben de oynamaktan kendimi alamadım. İşte birkaç fotoğrafımız :

Bu arada kinetik kumumuz tutyakala.com'dan aldık. Oynadıktan sonra kapaklı bir kaba koyup kaldırdım, arada sırada çıkarıp çıkarıp oynuyoruz. Tavsiye ederiz.




18 Ocak 2015 Pazar

Van Çalışması

Deniz Baran'ın anaokulunda öğretmenimiz Türkiye projesi yaptı. Her çocuğa 4 şehir verdi, bu şehirlerin iklimi, en meşhur şeyi, bir ilçesi, haritadaki yerini çalışıp ailelerin de katılacağı bir sunum yapılacağını söyledi. Bunların yanında bu şehirlerden birinin maketini yapmamızı da iletti. Deniz şehirlerine çok güzel çalıştı. Van, Yalova, Yozgat ve Zonguldak, Deniz'in şehirleriydi. Eşim de Vanlı olduğu için bizim açımızdan çok hoş bir çalışma oldu. Deniz şehirlerini çok güzel anlattı, maketimiz de diğer maketlerle birlikte sergilendi. Güzel bir çalışma oldu.
Van gölü için poşet kullandık,
Muradiye şelalesi için poşet ve gazete kağıdını buruşturup kayalar yaptık ve üzerini tutkal su karışımı ile (bire bir ölçü) ıslattığımız gasete şeritleri ile kapayarak sabitledik.
İnci kefalini evalarla yaptık (gri balıklar)
Tutkal su karışımıyla havlu kağıtları ıslatıp kağıt hamuru yaparak kardanadam yaptık. Bir de çocukların kar aracını koyduk, bolca kar spreyi sıktık ve işte Bahçesarayı böyle anlattık.
Çocukların kedisi vardı, yine tutkal su karışımı ile ıslattığım gazete kağıtları ile kapladık kediyi, kuruyunca da beyaza boyadık.
Muradiye şelalesi ve van kedisini boyamak için guaj boya kullandık.

Güzel oldu :)


Yaren Bebek

İzmir Dr. Behçet Uz Çocuk Hastanesi doktorlarının hastanede yatan çocuklar için başlattığı bir projeymiş Yaren Bebek. Bizim de okulumuzca toplu alım yapılarak hastaneye  desteğimiz olmuş. Okulumuzca bu bebekler çocuklara verildi geçen gün, anneler de geldi, biz anneler yanımızda iğne iplik kumaş falan getirdik, sadece bezden ibaret bebeği süsledik, göz saç falan yaptık, güzel oldu. Yaptığım kıyafetleri Deniz Baran giydirdi. Öğretmenimizle oğlum, bebek yaımından sonra böyle poz verdi.


Sayılarla Portakal Ağacı

Bu etkinliği daha önce yapmıştık ama bu sefer Barış Çağan tekrar yapmak istedi, 3 çocuk için (arkadaşımın oğlu da gelecekti, bir takım da ona yapmıştım) hazırladığım tüm materyali Barış kullandı, kocaman bir ağaç oldu. Ben kağıda 1-20 arası rakamları yazdım, üzerine sayılar yazılı portakalları yerleştirdi kuzum.

Böylece hem eşleştirme yapmış oldu, hem yaprak ve portakalları yerleştirdi, hem sayıları pekiştirdi, güzel vakit geçirdi. Kesinlikle tavsiye ederim.




30 Aralık 2014 Salı

Günlük Yaşamımıza Dair Bir Paylaşım...

Bugün hava İzmir'de cidden soğudu. Türkiye'de pek çok yerde kar yağıyor, burada da çok soğuk ama yağmur yağıyor. Dinmedi bugün hiç desem yeridir.

Bir süredir grip girdi evimize, dönüp dolaşıyor ve çıkmıyor. Ben de rahmetli Barış Manço'nun şarkısında sözünü ettiği çayı yapıyorum ve ailecek içiyoruz, Nane, limon kabuğu, hatmi çiçeği, biraz çörekotu, tarçın, zencefil ve içine fazladan da adaçayı katıp demliyorum. Gerçekten işe yarıyor. Ancak dünden beri bronşlarımda ciddi bir ağrı vardı, ben de yeniden bronşit olmaktan korktum ve aile hekimimize gittim. Boğazıma baktı, bişey yok dedi, ciğerlerimi dinledi, önemli bir şey görünmüyor faranjit olabilir dedi, 3 günlük antibiyotik ve sprey verdi. Ya Barış Manço çayı iyi geliyor ve hastalığımın lezyonları çok görünmüyor ya da doktor hiçbir şeyden anlamıyor. Ben doktora giden biri değilimdir, evde yaptığım uygulamalarla iyileşmeye çalışırım, ciddi bir durum görmeseydim kendimde gitmezdim. Giderken de yağmurluydu hava, Barış'ımı bırakacağım kimseler yoktu, koydum arabasına, çok zorlandım. Battaniyelere sardım, ıslanmadı oğluşum çok şükür.

Öğleden sonra Deniz'i okuldan almaya gittik. Yine yağmurluydu hava, taksiye bindik biraz erken gitmişiz, 10 - 15 dakika kadar oğlumun çıkışını bekledik. Beklerken diğer velilerle sohbet ettim. Deniz Baran'ın annesi siz misiniz diye sordu kız anneleri. Benim dedim. Şikayet edeceklerini düşündüm bir an. Malum hareketli bir oğluşum var ama öyle olmadı. Oğlum çok karizmatikmiş, kızları oğlumun adını düşürmüyormuş dillerinden. Oğlum içlerinden birini öpmüş (Zeynep). Daha önce öğretmeni de söylemişti Deniz'in kızlar arasında popüler olduğunu. bu durum hoşuma gitti ama bir yandan da ergenlik yılları için endişelenmedim değil.. Bekleyip göreceğiz.

Burada bahsetmedim daha önce ama yeri gelmişken bahsedeyim, Deniz Baran hakkında öğretmenimiz çok güzel şeyler söyledi, zekası, yetiştiriliş tarzı, kişiliğinin oturmuş oluşu (karşımda kocaman bir adam var dedi) empati yetisi ile kesinlikle çok iyi, el becerileri konusunda da geliştirmeye ihtiyacımız var dedi. Mutlu oldum.

Barış'tan da küçücük bir şey anlatacağım ve yazımı bitireceğim.
Oğlumu babası binbir ikna çalışmaları ile tıraş etti ama saçları güçlensin diye kısacık kesti. Oğlum bugün aynada kendisini görünce "anne ben kel mi oldum, ama ben böyle istememiştim, ben uzun uzun olsun istemiştim önleri, ben böyle kısa sevmem" diye diye gezdi. Kıyamam kuzuma. Babasına da serzenişte bulundu akşam gelince. Babası bir daha böyle kısa kesmemeye söz verdi. Kıyamam kuzuma ben.