Sayfalar

27 Temmuz 2014 Pazar

Kısa Kısa...

Bugün 2014 yılı Ramazan ayının son günü. Yarın bayram.
Dün alışveriş yaptık, bugün de alışverişimizin kalan kısmını yapacağız nasipse.. İki hareketli oğlanla alışveriş yapmak ne kadar zor bir tahmini olan var mı? Bir yandan koşturuyorlar, mağazanın altını üstüne getirmemeleri için eşim çabalıyor, bir yandan ben kıyafet deniyorum. Şöyle sakin sakin, geze geze rahat bir alışveriş yapmak, önümüzdeki yıllarda bizim için mümkün görünmüyor. Çocuklarımı bırakacak kimsem yok. Annem rahatsız, başka akrabalarımdan da bayram arefesinde böyle büyük bir iyilik isteyemem.

Küçük çocuk her yerde zor. Geçen gün adliyelerde işlerimiz vardı. Küçük işler olduğu için birlikte gidip hallettik eşim ve çocuklarla. Sonrasında anneme gidecektik. Karşıyaka adliyesi Baro odasında bir avukat sorun çıkardı. Neymiş gerçekten avukat mıymışım, çocuklarım gürültü yapıyormuş, dilekçesini yazamıyormuş... Büronuzda yazın o halde dedim. Oldukça sinirim bozuldu, ağız dalaşına girdim. Sonra eşim de geldi, o da tartışmanın içine girdi. Ben iki çocukla duruşmaya da girdim, kalem işi de yaptım... Ama gerçekten hiçbir yerde böyle bir sorunla karşılaşmadım. Her ne kadar meslektaşım olsalar da, avukatlar gördüğüm en sinir bozucu meslek gruplarından diyebilirim... Daha fazla bu konudan söz ederek sinirimi bozmak istemiyorum.

Bu yaz tatil planlarımızda köklü değişiklikler olunca ben de Deniz Baran için planlar yapmaya başladım. Hemen küçük bir araştırmaya giriştim ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin Fuar Celal Atik Spor Kompleksine götürdüm oğluşumu. Önce yüzmeye yazdırdım. 5 yaşında olmak, (bu sene 2009 doğumluları alıyorlar), mantar ve yüzmeye engel bir hastalığı olmadığına dair sağlık raporu (aile hekimlerinin verdiği yeterli oluyor),  1 adet fotoğraf ve Vakıfbank hesabına yatırılan 40 liralık dekontla gittim, oğlumu yazdırdım ve sonra cimnastik için de kaydımızı yaptırdım. Aynı şeyler orada da geçerli, sadece ücreti 20 lira... Deniz Baran yüzmeye bayılıyor, cimnastik hocası biraz sert ama orada da güzel hareketler öğrenmek hoşuna gidiyor. Önümüzdeki kış da göndermeyi planlıyorum. Allah ne nasip eder, bilemiyorum ama hayırlısı diyelim...



Yüzme kursu çok kalabalık ama yaş gruplarına göre ayrım yaptıklarında her hocaya makul sayıda (8-10 kadar) öğrenci düşüyor.










 
Oğlumun grubu 9 kişi, bazen 7 kişiye düşüyor.
Yüzme kursuna yazılınca ücretsiz havlu ve bone veriyorlar ama bone oğlumu rahatsız etti. Ben de Decathlondan yumuşak bir bone aldım.
Cimnastik sınıfında yaptıkları her hareketi Deniz çok seviyor. Gülerek koşuyor. Başta biraz çekiniyordu ama yaşıtları ile birlikte olmak Deniz Baran'a çok iyi geldi. Barış Çağan bebek olmayı seviyor. Bu nedenle sen daha bebeksin, büyüyünce sen de böyle kurslara gidersin dediğimde karşı çıkmadı, ben daha bebekim, yiyim yiyim yiyim, büyüyim büyüyim abi oliyim, öyle giderim dedi. 







Aliağa Halk Plajı
 
Bayramdan sonra Kuşadası'na tatile gitmeyi planlıyoruz kısmetse. Ağustos sonunda da Marmaris'e gitmeyi düşünüyoruz. Arada bir kere aquapark'a götürmeyi istiyorum. Ramazan sonrası yazın son ayında çocuklar da ben de denize doyalım istiyorum.








Yaz mevsimini çok seviyorum. Deniz Baran tam bana çekmiş. Denize girdiğinde hiç çıkmak istemiyor.



Bu yaz günübirlik Ürkmez İpekkum'a ve Aliağa Halk Plajı'na götürdük oğluşları. İpekkum bu sene çok temiz gibi gelmedi bize. Her zaman girdiğimiz bir site var, onun önünden girelim denize dedik ama deniz biraz bulanıktı, keyfimiz kaçtı. Sitenin arıtması bozukmuş, denize atık bırakmıyoruz deseler de niçin denizin bulanık olduğu konusunda bir açıklama yapamadılar. Bir sonraki gidişimizde farklı bir yerden soktuk denize oğluşları. Bir kere de Şakran cezaevinde eşimin işi vardı, bizi de götürsene dedim. Hadi o zaman dedi. Apar topar hazırlandım.  Eşim bizi halk plajına bıraktı. Kendisi işine gitti. Sahil kalabalık değildi. Ama sahildeki kafeteryada tüm gün roman müziği çalması beni rahatsız etti. Plaj kum değil ama çok küçük ve yuvarlak çakıl olduğu için ayakları acıtmıyor ama çocuklar kumdan kale yapamadığı için sevmediler. Denizi çok sıcak olmasa da Seferihisar gibi soğuk olmadığı için rahat girilebilir. Bir ara çok rüzgar esti ama uzun saatler sürmediği için idare ettik. Denizi temiz. Deniz kenarında birkaç tane çadır kuran aile vardı ve de piknik masaları vardı. Tuvalet ve duş hizmeti veren kafeterya var. Bedava akan bir çeşme var, meyve sebze yıkanabilir. Akşam üstü eşimin işi bitince piknik masalarına güzel bir piknik yaptık, mangalda pişen tavukların neredeyse tamamını bizim oğlanlar yediler! Maşallah kuzularıma. Son zamanlarda bir iştahsızlıktır alıp gidiyor, böyle yediklerinde seviniyorum  çok.








Barış Çağan ayaklarına kum bulaşmasını hiç sevmiyor. Böyle kumlara alışması oldukça zor oldu. Genelde ağlıyordu kumlar yapışınca. Sakin olmasını, bunun eğlenceli olacağını anlattım ama fazla işe yaramadı. Deniz kendini kumlara bulayıp bulayıp serin sularda yıkandıkça Barış rahatladı ve alıştı. Bazen ne kadar anlatırsanız anlatın, bir ağabeyin başardığının çeyreğini gerçekleştiremiyorsunuz!


29 Haziran 2014 Pazar

Hoşgeldin Ramazan

29.06.2014

Ramazan ayını diğer İslam ülkelerinden bir gün önce karşılıyoruz ülke olarak. Bu nedenle bugün Ramazan'ın ikinci günü. Yaz sıcaklarında oruç tutmak biraz meşakkatli ancak insan ruhunu temizlediği ve tazelendiği için huzur buluyor ve Allah oruç tutana yardım ediyor.

Evimizde Ramazan ayı için özel bir etkinlik yapmıyoruz. Oruç tutuyor ve iftarda hep birlikte soframızda oluyoruz. Ramazan'ın anlam ve önemini anlatıyorum sorular sordukça Deniz Baran'a. Barış Çağan'ım henüz bunu kavrayamıyor doğal olarak.

Geçtiğimiz hafta geçirdiğimiz kaza sonrası çok şükür ki hayatımız normal seyrinde devam ediyor. Bunun için ne kadar şükretsem az.

Ne güzel bir aydayız...
Rabbim rızkımızı bollaştırsın.
Hastalara şifa, borçlulara eda, dertlilere deva nasip etsin.
O'na yönelen kalpleri, açılan elleri, dua eden dilleri boş çevirmesin. 
Evlerimiz huzur ve mutlulukla dolsun. 
Ramazan-ı Şerifimiz hayırlı olsun.

25 Haziran 2014 Çarşamba

Kaza!

23 haziran pazartesi saat 14:50'de, ailecek yemek yiyorduk. Küçük fındığım mama sandalyesinde kıpraşıp duruyordu. Onun görevi kıpraşmak, oynaşmak. Benim görevim de ona bir şey olmasına izin vermemekti! Hemen yanımdaydı. Elimi atsam tutabilirdim ama tutamadım! Bir anda gerisin geri kafa üstü düştü. O an, işte o an hayatımdaki her şey anlamını yitirdi. Bu tarif edilemez, anlatılamaz bir korku!

Ağlıyordu. Çok ağlıyordu. Sürekli gözlerini ovuyordu. Sorular soruyordum, cevap veriyordu. Apar topar giyindik. Dr.Behçet Uz Çocuk Hastanesi'ne götürdük. Yolda eşim ters şeritlere girdi, kırmızı ışıklarda ana kavşaklardan geçti, bizi hastaneye yetiştirdi. İlk muayenesi yapıldı ve tomografi kararı verdi doktorumuz. MR olmaz mı dedim, MR'da beyin kanamaları çok net görünmez dedi. İlk muayenede beyin kanaması gibi durmuyor dedi ama tomografi çekelim emin olalım dedi.  Oğlum bilinç bulanıklığı yaşıyordu. Ara sıra sorularıma yanıt veriyordu. Uyuyordu genelde. Uyanık olsa da gözlerini açamıyordu. Korkunç bir an. Kocam büyük oğlumla acilin önünde bekliyordu. Bizi sedyeyle tomografiye giderken gördüler. Deniz Baran o an durumun ciddiyetini kavramış. Kardeşime ne oldu diye ağlamış.

Doktorumuz da bizimle birlikte geldi tomografiye. Daha çekilirken sonucu görmek istedi. Çok ilgilendiler bizimle, sağolsunlar. Tomografide oğlumun yanındaydım. uyanıktı ve korkuyordu, ağlıyordu. Ben de ellerini tutup ona şarkılar söyledim.

İlk muayene bulguları doğru çıktı ve tomografide de beyin kanaması görünmedi şükürler olsun. Bizi acil servise yatırdılar ve gözlem altına aldılar.

Yatağımıza gidince serum taktılar ve Barış Çağan'ım uykuya daldı. Deniz Baran ve eşim de yanımıza geldi. Bir süre kaldılar bizimle. Sonra çocuğun başında yalnızca anneleri bıraktıkları için onlar yanımızdan ayrıldı. Barış saatlerce uyudu. Ara sıra seslenip sorular sordum ama ilk zamanlar hiç yanıt alamadım. Sonrasında sesime tepki vermeye ve sorularımı yanıtlamaya başladı. Bir ara uyandı, gözlerini açtı ve ağladı. Belli ki ağrısı vardı. Hemen yatırdım ve uyumaya devam etti oğluşum. Bu durumda uyanık tutmak için oğlumu yormamalıymışım. Kusarsa haber ver, ağızdan besleme dediler. Kusmasının beyin kanamasına işaret ettiğini biliyordum ve kusmaması için dua ediyordum. Saatler sonra oğluşum uyandı. Saat 19:30-20:00 arasıydı. Bilinci yerindeydi. Sorduğum sorulara yanıt verdi. Gözlerini ovmuyordu. Demek ki görüşü netleşmişti.

İyice uyandığında doktorlar yemek yemesine izin verdiler.
Hastanenin bahçesindeki oyun parkına gittik.
Ara sıra yattık ara sıra kalktık oturduk ara sıra da gezdik. Saat 02:30 civarında da uykumuz geldi ve birlikte sarılarak sabaha kadar uyuduk.
Ertesi sabah taburcu olduk, evimize geldik.

Çok büyük bir kazayı şükür ki çok ucuza atlattık.

Rabbim evlatla kimseyi sınamasın. Tez zamanda tüm bebeler iyileşsin.


19 Haziran 2014 Perşembe

Ev Yapımı Yapboz

Evde çocuklarıma yapboz yaptım.
Çıktıları renkli yazıcıdan çıkarttım. Çocuğumla Evde Neler Yapabilirim Facebook grubuna dosyalar kısmına yapboz dosyalarını yüklemiştim, oradan indirebilirsiniz.

Tam tabaka sert mukavva aldım, tabakası 1 lira, çıkarttığım yapbozları figür figür kestim ve stick yapıştırıcı ile mukavvaya yapıştırdım. Sonra etrafını kestim ve yapboz şekli zaten çizili olduğu için çizgilerin üzerinden keserek her figürü  2 ya da 3 parçaya ayırdım. Döktüm oğlanların önüne. Aman deli gibi oynadılar. bayıldılar.

Tavsiye ederim. İyi oyunlaaarrr....
İşte benim yapbozlarım.



18 Haziran 2014 Çarşamba

Suya Düşen...

Annem rahatsızlandı, yumuşak doku romatizması olmuş. Çok üzgünüm. Tedavi görüyor ve çok acı çekiyor. Aldığı ilaçlar da çok ağır ve onu çok etkiliyor. Üzgünüm...

Arkadaşım çadır tatilinden vazgeçti, kendince sebepleri var. Bu konuya değinmeyeceğim.

Ben de tek başıma çadırın altından kalkamam. En azından yemek yaparken çocuklarıma göz kulak olacak bir kişiye ihtiyacım var.

Çadır, masa, sandalye almış oldum gereksiz yere... Üzüldüm.

Sen ne kadar istersen iste, ne kadar çabalarsan çabala, olmayacaksa olmuyor.

Bir şeyi isteme oranı ile o şeyin gerçekleşme olasılığı genelde ters orantılıdır. En azından benim hayatımda böyle!

Bir de şu var, olmayan bir şeyde hayır var derler. Bu da farklı bir bakış açısı...

16 Haziran 2014 Pazartesi

Babalar Günün Kutlu Olsun Kocacım

Dün babalar günüydü. Babamın ve kayınpederimin babalar gününü aradım ve kutladım.
Sabah güzel bir kahvaltı hazırladım, mayasız pişi yaptım. Çok sevdi ev halkı. Nefis Yemek Tarifleri sitesinden alıyorum pek çok tarifi, çok memnun kalıyorum. Tavsiye ederim.

Öğleden sonra kocam bizi Forum Bornova'ya götürdü. Babalar günü tekne yarışı vardı. Biz katılamadık, geç kalmışız ama bir dahaki seneye muhakkak katılalım dedik. Uzaktan kumandalı küçük teknelerle havuzda yarışma yaptılar. İlgiyle izledik. Sonra da oğluşları şişme oyun alanında oynattık,  İKEA'nın zemin katındaki yemek alanında birkaç küçük oyuncak koymuşlar, birkaç da eğlenceli çocuk sayesinde gitmeden önce güzel vakit geçirdik. Güzel bir gündü. Babalar gününden ziyade oğluşlar günü gibiydi, oğluşlarımızın yüzündeki gülümseme, kocamı çok mutlu etti, tıpkı beni ettiği gibi.

Kocam, canımsın. Bin kere gelsem bu dünyaya, bin kere seni seçerdim!
Sen çok iyi bir eş, çok iyi bir babasın.
İyi ki varsın.
Seni seviyorum!





12 Haziran 2014 Perşembe

Yaz Tatili Planları : Çadır!

Bu yaz, her zamankinden değişik (!) bir tatil yapmaya karar verdik ailecek.
Evvelce 5 yıldızlı otelde de konakladık, pansiyonda da apartta da... Hepsinin tadı ayrı. Ben kolay memnun olabilen biriyim.

Önemsediğim ne varsa değişti bu sene. Her sene "pansiyon da olsa yemek hazır olsun. Aman diyim ben yemek ve bulaşıkla uğraşmayım" derdim. Kısa süreli tatillerde hala bu düşüncem baki. Ama bu sene daha uzun bir tatil yapalım, çocuklarımız güneşe ve denize doysun istedik. Arkadaşım Lütfiye ve ailesi ile bir tatil programı yaptık ve çadırda kalmaya karar verdik.

Geçen sene de çadır hayalleri kurmuştum ama yalnız başına üstesinden gelebileceğim bir tatil değil bu. O nedenle vazgeçmiş ve doğruca otele yönelmiştim. Ama bu sene canım arkadaşımla aynı kafada olunca hemen bir çadır aldık eşimle. Yavaş yavaş ne lazımsa tamamlamaya çalışıyoruz. 28 Haziran cumartesi günü çadır alanımıza yerleşeceğiz nasipse.

Aldığımız çadır 2+1, pamuklu bez kumaştan ve 12 m2. Yağmura karşı branda koruması da var,i hediye olarak aldığımız yerden verdiler.

Evde hala kullanmakta olduğum çekyat ve küçük ikili koltuğum var, onları da götüreceğim. Arkadaşım buzdolabı getirecek, ben bir masa aldım, 6 sandalye alacağım, birkaç da armut. Arkadaşım da aynılarından alacak, böylece iki aile rahat rahat oturacak yerimiz olacak. Çadırımızın ön kısmında güneşlik alanı veriyorlar. Geçen gün pikniğe gittik, bazı aileler 3 çekyat getirmiş. Vay Vay vaaayyy dedim.

Şok Markette geçen gün kamp sandalyesi satıyorlardı. 2si kırmızı 2si yeşil, 4 kamp sandalyesi aldım, tanesi 22,90. 4 tane de küçük kamp taburesi aldım tanesi 6,50'den. Tabureler çok ufak ama kamp sandalyesine deniz kenarında oturup tabureye ayaklarımı uzatmayı planlıyorum. Şezlong bu sene düşünmedim. Belki seneye...

bunun dışında çadır tatiline neler götüreceğimi ayrıca yazarım.
heyecanlıyım.
deniz aşığıyım.
çocuklar kadar ben de mutluyum.
Allah hiçbirimizin hevesini kursağında bırakmasın.

Bu arada bu gece Berat Kandili. Rabbim hayırlı ve bol rızık versin, güzel amellerimizi kabul etsin, günahlarımızı affetsin. Dilerim Allah'tan bu yıl doğacak tüm bebeler iyi insanlardan olsun, dünyamızın iyi insanlara ihtiyacı var gerçekten.

Rabbim dertlilere deva, hastalara şifa, borçlulara eda nasip etsin.

Kalbimiz kararmasın, umudumuz körelmesin, yaşama sevincimiz solmasın. Sevgiler...