Sayfalar

29 Haziran 2014 Pazar

Hoşgeldin Ramazan

29.06.2014

Ramazan ayını diğer İslam ülkelerinden bir gün önce karşılıyoruz ülke olarak. Bu nedenle bugün Ramazan'ın ikinci günü. Yaz sıcaklarında oruç tutmak biraz meşakkatli ancak insan ruhunu temizlediği ve tazelendiği için huzur buluyor ve Allah oruç tutana yardım ediyor.

Evimizde Ramazan ayı için özel bir etkinlik yapmıyoruz. Oruç tutuyor ve iftarda hep birlikte soframızda oluyoruz. Ramazan'ın anlam ve önemini anlatıyorum sorular sordukça Deniz Baran'a. Barış Çağan'ım henüz bunu kavrayamıyor doğal olarak.

Geçtiğimiz hafta geçirdiğimiz kaza sonrası çok şükür ki hayatımız normal seyrinde devam ediyor. Bunun için ne kadar şükretsem az.

Ne güzel bir aydayız...
Rabbim rızkımızı bollaştırsın.
Hastalara şifa, borçlulara eda, dertlilere deva nasip etsin.
O'na yönelen kalpleri, açılan elleri, dua eden dilleri boş çevirmesin. 
Evlerimiz huzur ve mutlulukla dolsun. 
Ramazan-ı Şerifimiz hayırlı olsun.

25 Haziran 2014 Çarşamba

Kaza!

23 haziran pazartesi saat 14:50'de, ailecek yemek yiyorduk. Küçük fındığım mama sandalyesinde kıpraşıp duruyordu. Onun görevi kıpraşmak, oynaşmak. Benim görevim de ona bir şey olmasına izin vermemekti! Hemen yanımdaydı. Elimi atsam tutabilirdim ama tutamadım! Bir anda gerisin geri kafa üstü düştü. O an, işte o an hayatımdaki her şey anlamını yitirdi. Bu tarif edilemez, anlatılamaz bir korku!

Ağlıyordu. Çok ağlıyordu. Sürekli gözlerini ovuyordu. Sorular soruyordum, cevap veriyordu. Apar topar giyindik. Dr.Behçet Uz Çocuk Hastanesi'ne götürdük. Yolda eşim ters şeritlere girdi, kırmızı ışıklarda ana kavşaklardan geçti, bizi hastaneye yetiştirdi. İlk muayenesi yapıldı ve tomografi kararı verdi doktorumuz. MR olmaz mı dedim, MR'da beyin kanamaları çok net görünmez dedi. İlk muayenede beyin kanaması gibi durmuyor dedi ama tomografi çekelim emin olalım dedi.  Oğlum bilinç bulanıklığı yaşıyordu. Ara sıra sorularıma yanıt veriyordu. Uyuyordu genelde. Uyanık olsa da gözlerini açamıyordu. Korkunç bir an. Kocam büyük oğlumla acilin önünde bekliyordu. Bizi sedyeyle tomografiye giderken gördüler. Deniz Baran o an durumun ciddiyetini kavramış. Kardeşime ne oldu diye ağlamış.

Doktorumuz da bizimle birlikte geldi tomografiye. Daha çekilirken sonucu görmek istedi. Çok ilgilendiler bizimle, sağolsunlar. Tomografide oğlumun yanındaydım. uyanıktı ve korkuyordu, ağlıyordu. Ben de ellerini tutup ona şarkılar söyledim.

İlk muayene bulguları doğru çıktı ve tomografide de beyin kanaması görünmedi şükürler olsun. Bizi acil servise yatırdılar ve gözlem altına aldılar.

Yatağımıza gidince serum taktılar ve Barış Çağan'ım uykuya daldı. Deniz Baran ve eşim de yanımıza geldi. Bir süre kaldılar bizimle. Sonra çocuğun başında yalnızca anneleri bıraktıkları için onlar yanımızdan ayrıldı. Barış saatlerce uyudu. Ara sıra seslenip sorular sordum ama ilk zamanlar hiç yanıt alamadım. Sonrasında sesime tepki vermeye ve sorularımı yanıtlamaya başladı. Bir ara uyandı, gözlerini açtı ve ağladı. Belli ki ağrısı vardı. Hemen yatırdım ve uyumaya devam etti oğluşum. Bu durumda uyanık tutmak için oğlumu yormamalıymışım. Kusarsa haber ver, ağızdan besleme dediler. Kusmasının beyin kanamasına işaret ettiğini biliyordum ve kusmaması için dua ediyordum. Saatler sonra oğluşum uyandı. Saat 19:30-20:00 arasıydı. Bilinci yerindeydi. Sorduğum sorulara yanıt verdi. Gözlerini ovmuyordu. Demek ki görüşü netleşmişti.

İyice uyandığında doktorlar yemek yemesine izin verdiler.
Hastanenin bahçesindeki oyun parkına gittik.
Ara sıra yattık ara sıra kalktık oturduk ara sıra da gezdik. Saat 02:30 civarında da uykumuz geldi ve birlikte sarılarak sabaha kadar uyuduk.
Ertesi sabah taburcu olduk, evimize geldik.

Çok büyük bir kazayı şükür ki çok ucuza atlattık.

Rabbim evlatla kimseyi sınamasın. Tez zamanda tüm bebeler iyileşsin.


19 Haziran 2014 Perşembe

Ev Yapımı Yapboz

Evde çocuklarıma yapboz yaptım.
Çıktıları renkli yazıcıdan çıkarttım. Çocuğumla Evde Neler Yapabilirim Facebook grubuna dosyalar kısmına yapboz dosyalarını yüklemiştim, oradan indirebilirsiniz.

Tam tabaka sert mukavva aldım, tabakası 1 lira, çıkarttığım yapbozları figür figür kestim ve stick yapıştırıcı ile mukavvaya yapıştırdım. Sonra etrafını kestim ve yapboz şekli zaten çizili olduğu için çizgilerin üzerinden keserek her figürü  2 ya da 3 parçaya ayırdım. Döktüm oğlanların önüne. Aman deli gibi oynadılar. bayıldılar.

Tavsiye ederim. İyi oyunlaaarrr....
İşte benim yapbozlarım.



18 Haziran 2014 Çarşamba

Suya Düşen...

Annem rahatsızlandı, yumuşak doku romatizması olmuş. Çok üzgünüm. Tedavi görüyor ve çok acı çekiyor. Aldığı ilaçlar da çok ağır ve onu çok etkiliyor. Üzgünüm...

Arkadaşım çadır tatilinden vazgeçti, kendince sebepleri var. Bu konuya değinmeyeceğim.

Ben de tek başıma çadırın altından kalkamam. En azından yemek yaparken çocuklarıma göz kulak olacak bir kişiye ihtiyacım var.

Çadır, masa, sandalye almış oldum gereksiz yere... Üzüldüm.

Sen ne kadar istersen iste, ne kadar çabalarsan çabala, olmayacaksa olmuyor.

Bir şeyi isteme oranı ile o şeyin gerçekleşme olasılığı genelde ters orantılıdır. En azından benim hayatımda böyle!

Bir de şu var, olmayan bir şeyde hayır var derler. Bu da farklı bir bakış açısı...

16 Haziran 2014 Pazartesi

Babalar Günün Kutlu Olsun Kocacım

Dün babalar günüydü. Babamın ve kayınpederimin babalar gününü aradım ve kutladım.
Sabah güzel bir kahvaltı hazırladım, mayasız pişi yaptım. Çok sevdi ev halkı. Nefis Yemek Tarifleri sitesinden alıyorum pek çok tarifi, çok memnun kalıyorum. Tavsiye ederim.

Öğleden sonra kocam bizi Forum Bornova'ya götürdü. Babalar günü tekne yarışı vardı. Biz katılamadık, geç kalmışız ama bir dahaki seneye muhakkak katılalım dedik. Uzaktan kumandalı küçük teknelerle havuzda yarışma yaptılar. İlgiyle izledik. Sonra da oğluşları şişme oyun alanında oynattık,  İKEA'nın zemin katındaki yemek alanında birkaç küçük oyuncak koymuşlar, birkaç da eğlenceli çocuk sayesinde gitmeden önce güzel vakit geçirdik. Güzel bir gündü. Babalar gününden ziyade oğluşlar günü gibiydi, oğluşlarımızın yüzündeki gülümseme, kocamı çok mutlu etti, tıpkı beni ettiği gibi.

Kocam, canımsın. Bin kere gelsem bu dünyaya, bin kere seni seçerdim!
Sen çok iyi bir eş, çok iyi bir babasın.
İyi ki varsın.
Seni seviyorum!





12 Haziran 2014 Perşembe

Yaz Tatili Planları : Çadır!

Bu yaz, her zamankinden değişik (!) bir tatil yapmaya karar verdik ailecek.
Evvelce 5 yıldızlı otelde de konakladık, pansiyonda da apartta da... Hepsinin tadı ayrı. Ben kolay memnun olabilen biriyim.

Önemsediğim ne varsa değişti bu sene. Her sene "pansiyon da olsa yemek hazır olsun. Aman diyim ben yemek ve bulaşıkla uğraşmayım" derdim. Kısa süreli tatillerde hala bu düşüncem baki. Ama bu sene daha uzun bir tatil yapalım, çocuklarımız güneşe ve denize doysun istedik. Arkadaşım Lütfiye ve ailesi ile bir tatil programı yaptık ve çadırda kalmaya karar verdik.

Geçen sene de çadır hayalleri kurmuştum ama yalnız başına üstesinden gelebileceğim bir tatil değil bu. O nedenle vazgeçmiş ve doğruca otele yönelmiştim. Ama bu sene canım arkadaşımla aynı kafada olunca hemen bir çadır aldık eşimle. Yavaş yavaş ne lazımsa tamamlamaya çalışıyoruz. 28 Haziran cumartesi günü çadır alanımıza yerleşeceğiz nasipse.

Aldığımız çadır 2+1, pamuklu bez kumaştan ve 12 m2. Yağmura karşı branda koruması da var,i hediye olarak aldığımız yerden verdiler.

Evde hala kullanmakta olduğum çekyat ve küçük ikili koltuğum var, onları da götüreceğim. Arkadaşım buzdolabı getirecek, ben bir masa aldım, 6 sandalye alacağım, birkaç da armut. Arkadaşım da aynılarından alacak, böylece iki aile rahat rahat oturacak yerimiz olacak. Çadırımızın ön kısmında güneşlik alanı veriyorlar. Geçen gün pikniğe gittik, bazı aileler 3 çekyat getirmiş. Vay Vay vaaayyy dedim.

Şok Markette geçen gün kamp sandalyesi satıyorlardı. 2si kırmızı 2si yeşil, 4 kamp sandalyesi aldım, tanesi 22,90. 4 tane de küçük kamp taburesi aldım tanesi 6,50'den. Tabureler çok ufak ama kamp sandalyesine deniz kenarında oturup tabureye ayaklarımı uzatmayı planlıyorum. Şezlong bu sene düşünmedim. Belki seneye...

bunun dışında çadır tatiline neler götüreceğimi ayrıca yazarım.
heyecanlıyım.
deniz aşığıyım.
çocuklar kadar ben de mutluyum.
Allah hiçbirimizin hevesini kursağında bırakmasın.

Bu arada bu gece Berat Kandili. Rabbim hayırlı ve bol rızık versin, güzel amellerimizi kabul etsin, günahlarımızı affetsin. Dilerim Allah'tan bu yıl doğacak tüm bebeler iyi insanlardan olsun, dünyamızın iyi insanlara ihtiyacı var gerçekten.

Rabbim dertlilere deva, hastalara şifa, borçlulara eda nasip etsin.

Kalbimiz kararmasın, umudumuz körelmesin, yaşama sevincimiz solmasın. Sevgiler...






30 Mayıs 2014 Cuma

Tasolar ve Arkadaşlar...

Bu hafta adliye işleri benimdi. Pazartesiden perşembeye kadar her gün dışarıdaydım (bu iş bana pahalıya patladı, evle ilgilenemedim ve ev batmış resmen. bugün tam zamanlı temizlikteyim) Dün işten dönerken kapı önünde 9-10 yaşlarında oğlan çocukları gördüm. Ne oynuyorsunuz dedim, taso dediler. Nasıl oynuyorsunuz dedim, anlattılar. Yere birkaç tane (resimli yüzü aşağı gelecek şekilde) diziyorlar, ellerindeki tasoyu (plastik yuvarlak üzerinde karakter veya futbolcu resmi olan kartlar) çarptırarak yerde dizili olan tasoların üzerine atıyorlar. Eğer yerdekiler açılırsa atan kişi onları kazanıyor, açılmazsa kazanamıyorlar.

Eskiden meşe oynardı oğlanlar, şimdinin modası tasolar.
Tasoların tanesi 10 kuruş.

Ben de oğullarıma alayım ve öğreteyim dedim. Dediler ki biz gidip oğullarını çağıralım, birlikte oynayalım. Dedim ama benimkiler küçük. Aranıza alır mısınız ki?! Alırız dediler. Koşarak bizim eve çıktılar. Kapıyı çaldılar. Ben asansörden çıktım ve o anı kaçırdım. Deniz Baran kapıyı açmış, karşılarında mahallenin çocuklarını görmüş ve onu oyuna çağırdıklarını duyunca acayip şaşırmış! Ben yukarı çıkınca baktım, bir heyecan, bir sevinçli telaş ile hazırlanıyorlar! İşte bu an paha biçilmez!

İnsan evladının mutluluğu için her şeyi yapabilir ama sosyal ortamda sevilmesi, istenmesini ve kalbinin kırılmamasını doğrudan sağlayamıyor! Sadece çocuğunu iyi yetiştirirse olumlu sonuçlar alır elbette ama alın benim çocuğumu da aranıza, onunla da oynayın sözü, çocuklar üzerinde çok iyi bir etki bırakmaz kanaatimce! İşte 9-10 yaşlarındaki mahallemizin çocuklarının benim oğullarımı çağırarak oyunlarına dahil etmeleri, benim için çok kıymetli! Deniz Baran giyinirken babasına "baba çok mutluyum, ilk kez arkadaşlarım evime çıkıp beni oyunlarına çağırıyorlar" demiş.Elbette Barış da hazırlandı ve hep birlikte taso almak üzere yola çıktık. Yakınlardaki bir kırtasiyeden 20 tane taso aldık. Çocuklar telaşla açtılar tasoları. Oooooooo bak bu da çıktı nidaları birbirine karıştı. Bizimkilere öğrettiler nasıl oynanacağını.