Sayfalar

4 Mayıs 2015 Pazartesi

Komik Oğlum Barış

Barış Çağan parmaklarıyla 9 yapmayı öğrendi bundan bir ay kadar önce. Özellikle 9 yapmayı öğrendi zira Barış nedendir bilinmez en çok 9 rakamını seviyor. Bu belki de kaderinin bir parçasıdır, bakalım, yaşayalım ve görelim.

Sınıfında Zeynep isimli bir kız var oğlumun. Çok sevimli bir kız. Barış'a göre "güzel bir kız" Taha Fettah (Barış'ım Tahafettan diyor) ise rakibimiz. Her fırsatta bu ikisini şikayet ediyor. Uzun süre şuna taktı küçük bey : Parmakları ile 9 yaparak "Anne, Zeynep 9'a 4 diyor. Bu kaç? 9! 9 hiç 4 olur mu? Olmaz! Ama Zeynep diyor!" Artık aralarında ne kadar tartıştılarsa, kuzumun içi soğumadı! Uzun zaman bunu anlattı durdu.

Barış Çağan bazen çok mızıkçı oluyor. Her şeye ağlıyor, istediği istemediği ne varsa ağlayarak anlatıyor. Bazen istediği olmayınca tepişip çığlıklar atıyor. Bu şekilde istediğinin olmayacağını net bir şekilde ona anlatıyoruz. Açıkçası zamana ihtiyacımız var, yavaş bir ilerleme kaydediyoruz.

Bu arada artık bir kedimiz var. Yazmadım o meseleyi. Onu da başka bir yazımda anlatayım...

1 Mayıs 2015 Cuma

Barış Çağan'ın Anaokulu Macerası

Bu macerayı uzun zamandır yazmak istedim ama o kadar yoğun dönemlerden geçtim ki elim anca değdi.

Barış'ım küçük kuzum, kekliğim, abisi gibi anaokuluna gitmeyi çok istiyordu ama seneye gideceğini, o zaman büyüyeceğini söyledim ona. Ama işler benim planladığım gibi gitmedi. Barış Çağan 3 yaşını doldurduğunda, eşim artık işleri tek başına yürütemediğini ve yardımıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de anaokulu arayışına giriştim. Oturduğum muhitte kadınlar genelde çalıştıkları için anaokulu sayısı oldukça fazla. Gerek ben, gerek eşim bir çok özel anaokulu bulduk, zira devlet anaokulu henüz Barış'ı almıyor (eylül itibariyle 36 ayını doldurmuş olması gerekliymiş) Şu aşamada asıl hedefim
 küçük kuzumun eğlenmesi, hoşça vakit geçirmesi olduğu için, eğitim şeklimiz şöyle iyi böyle güüzel diyerek fiyat şişire müesseseleri eledim. Sonuçta bir anaokulunda karar kıldım.

İkinci dönem başlasın dedim. 9 şubat 2015'ten itibaren uyum derslerine götürmeye başladım bebeğimi. Oğluşum arkadaşlarıyla tanışıp kaynaşırken ben de müdüre hanımın odasında oturup kameradan onu izledim.

İlk gün çok heyecanlıydı benim için de oğluşum için de. Önce masaya oturmak istemedi. Bir süre ayakta bekledi ve arkadaşlarını izledi. Sonrasında yavaş yavaş oturup en sevdiği etkinlik olan hamurla çalışmalar yapmaya başladı. İlk hafta çok keyifli geçti. İlk hafta hep oğlumu müdüre hanımın dasında bekledim. Bazen beni görmeye geldi ama genel olarak beni hiç aramadı diyebilirim. Her ayrılışımızda tekrar gelecek miyiz diye sordu, bu da beni memnun etti.

İkinci hafta işler o kadar da kolay olmadı. Araya giren haftasonu, oğlumun anaokulu fikrini oldukça değiştirmişti. Ben okula gitmek istemiyorum, sen de sınıfımda dur lütfen gitmee diye ağlamaya başladı. Ben oğlumun böyle çaresizce çırpınıp kollarımdan koparılarak okuluna alıştırılmasını istemedim ve bunu açıkça söyledim öğretmenine ve müdüre hanıma.  Sınıfımda otur dediğinde tamam dedim ve gidip oturdum 3-5 dakika. Sonra dizim ağrıdı benim, gidip çalışayım ve para kazanayım, dedim. Başbaşa kaldığımızda çalışıp para kazanacağımı, yazın birlikte otele tatile gideceğimizi anlattım. Evde kimse kalmadı ki, sen de abin de okuldasınız, ben de babanız da işte. Sen okula gitmezsen evde yalnız ne yaparsın dedim. İlk zamanlar okulda yemek yemeyi reddetti. Hala sabah kahvaltılarını okulda yapmayı istemiyor ve evde yapıyor. Bu konuda ısrarcı olmadım. Kararlı ve sakin bir şekilde okula gitmesi gerektiğini anlattım. İkinci haftamız ikna turları ile geçti.

Üçüncü hafta oğluşum okula istekli gitmeye başladı yeniden. Ben de yanında oldum hep. Zamanla servise de başladı. giderken biz götürüyoruz, dönüşte bazen biz alıyoruz bazen de servisle geliyor.

Sınıfında genelde ay itibariyle oğlumdan büyükler var ama Barış'ım onlara uyum sağlamakta zorlanmadı. Hele hele arkadaşlarından Zeynep'in varlığı, oğlumu daha da bağladı sınıfa.

Sınıfında sevmediği tatlı bir çocuk da var. Hemen her gün onu eleştiriyor küçük kuzum. demek ki insan birini sevmiyorsa sevmiyordur, kanı almıyordur, bunun yaşla bir ilgisi yoktur.

- Anne Zeynep dokuza döt diyo. (eliyle 9 yapıyor, öğrenmiş kuzum) bu kaç? Dokuz! Hiç dokuz döt olur mu, oomaz! ama o diyo!

Zeynep nasıl bir kız annem?
- Güzel bir kız. Ben Zeynep'e aşıyım!.

Benim okulum kreş değil bi kere! orada abilel ve ablalal da var. anaokuluna gidiyom ben.

İşte Barış'ım böyle...

11 Nisan 2015 Cumartesi

Hayat Çok Zor

Şubat ayından beri mesleğime yarı zamanlı geri döndüm. O zamandan beri çok zorlanıyorum. Eşim yardımcı olmaya çalışıyor ama elbette evin yükünün çoğu bende. Yemek, çamaşır, bulaşık, çocukların bakımı, temizliğin büyük kısmı... Bazı geceler de nöbet açıyorum. Geceleri az uyuyorum. Bu da bünyeme yetmiyor. Az uyuduğum zamanlarda gergin oluyorum. Her şeye sinirleniyorum. Son zamanlarda çarpıntı sorunu yaşadım. Beni çok bitkin düşürdü bu durum.

Beni en çok zorlayan şey ev temizliği. Tüm hafta çok yoğun bir tempo ile çalışmanın üstüne evi süpür sil canım çıkıyor. Omurgamdaki yapısal bozukluk da tüm yorgunluğumu ağrılarla birlikte yoğurup ikiye katlıyor. Çocuklarıma yeterince zaman ayıramıyorum. Eskisi gibi faaliyet yapamıyorum. Son zamanlarda o kadar yoğunum ki saçımı boyatmaya kuaföre gidemedim.

Eşim berbat bir dönem geçiriyor. Malum bahar geldi ve onun alerjik astımı azami seviyeye ulaştı. Onun böyle bitkin oluşu hayatımızı felç etti. Durumu kötü. Allah'tan şifa diliyorum. Haline çok üzülüyorum.

Annemin kendi evine geçmesi ve evinin benim evime çok uzak olması da hayatımı olumsuz etkiledi. Geçtiğimiz hafta yardıma ihtiyacı oldu, evimi darmadağın bırakıp ona gittim. İlk gün iş yapamadım çünkü çok bitkindim. Ertesi gün çocuklarımı alıp tekrar gittim, işlerini hale yola koydum ve gece orada kaldık. Deniz Baran düzeni bozulduğu için çok mutsuz oldu. Surat astı, bana sindirmedi hiçbir şeyi. Ama elimden bir şey gelmiyor. Hem anneme, hem çocuklarıma hem eşime hem de evime yetişmek zorundayım. Annem yakınımdaki semte gelmek istemedi, onunla aynı evde yaşamak da bizim için mümkün olmadı. Bu yeni düzenin faturası benim için ağır oldu maalesef.

Dün temizlik yaptık. bugün kayınpederim geldi. maceralı ve yoğun bir hafta beni bekliyor.

Hayat zor. Gerçekten çok zor. Allah yardımcımız olsun ne diyelim..

28 Mart 2015 Cumartesi

Başbaşa Yaşam..

Babamın vefatının ardından hayatımız aylardır allak bullak.
Annem kendi evinin tadilatı devam ederken bende kaldı 2 hafta, bunun 5 gününde arkadaşım ve oğluşu da misafirimdi. Önce arkadaşım gitti, bugün de annem gitti. Biz de ailecek başbaşa kaldık bugün.

Bugün annemi teyzeme götürdük, biz de İkea'ya gittik. Birkaç parça alışveriş yaptık. Çocuklara uzun zamandır istediğim yazı tahtasını aldım. Tahta kalemi de aldım. Bir tarafına kalemle diğer tarafına tebeşirle yazılabiliyor, tebeşir de alacağım oğluşlara. Yorulmuşuz. Öyle iştee :))

Bir süre ailecek başbaşa kaldıktan sonra kayınpederim bizi ziyarete gelecek. O zamana kadar huzurun keyfini sürelim.



17 Mart 2015 Salı

Tangram, Yapboz ve Daha Neler Neler

Geçtiğimiz hafta arkadaşım geldi Trabzon'dan. Ayça benim can dostum ama maalesef ayrı düştük. Onun da iki çocuğu var. Hem de yaşları benim oğlanlarla çok yakın. Büyük çocuklarımız gün farkı ile aynı ay ve yıl doğumlu, küçüklerimizin arası yaklaşık 3 ay. Keşke burada olsaydı....

Bu yapboz (bir de kukla setimiz var ama onun fotosunu çekemedim) Ayça Teyzelerinin armağanı.















İşte fotolar...


Tangram setini de evvelden almıştım. Deniz severek oynamıştı. Şimdi sıra Barış'ımda. Daha önce yaptığımız çalışmalar da burada tık tık












Bir başka oyunumuz da yine daha önce Deniz'le oynadığımız bir oyunumuz. Halk eğitim merkezi oyunlarından biri. Odanın çeşitli yerlerine daha önce kestiğimiz renkli kartonlardan daireleri yerleştiriyoruz. Talimatlar veriyoruz sarı daireye kadar çömelerek yürü, kırmızıya kadar zıpla, maviye kadar sürün gibi.. Böylece hem renkler pekişiyor hem kaba motor hareketler.










Bu da basit bir trafik yolu. etrafına meraklı minik dergisinin verdiği maket evleri yerleştirdik. Güzel oldu.






Bu da benim fındıkların yaptığı akvaryum. Balıklarımız evadan yapılmıştı, vardı. Verdim ellerine güzelce yapıştırıp akvaryum yaptılar. Deniz burada yosun kesiyor.





13 Mart 2015 Cuma

Bizden kısa kısa..

Annem evini satmaktan vazgeçti. Çeşitli sebepleri var ama uzun ve yorucu bir hikaye. O nedenle es geçiyorum. Sonuçta kendi evini tadilat ettirmeye karar verdi. Koçtaş'la anlaştı. Mutfak, banyo ve koridorlar yapılacak. Bu süre zarfında misafirim olacak.

Çocuklarım okula gidiyor ben de sabahları çalışıyorum. Öğleden sonra ev işlerini yapıyorum. Çocuklarımla etkinlik pek yapamadım bu aralar. Ama Çocuğumla Evde Neler yapabilirim facebook grubunda kazandığım hediyelerle oyunlar kurdum çocuklarıma. Çok güzel bir eğlence oldu bize. bunu ayrı bir yazıda yazayım, fotoğraflarımızı da paylaşayım.

Tedavilerimiz devam ediyor. Cilt beyazlıkları kendi rengine dönüyor ama hala yolumuz var.

Eşimin allerjisi başladı ama daha rahat geçtiğini belirteyim. 3 aydır her akşam 1 çay kaşığı karbonatı 1 su bardağı suda karıştırıp içiyoruz. Astımına çok fayda etti. Benim de bazı sıkıntılarım vardı, daha rahatım çok şükür.

Eşimin böbrek ağrıları geçti kendiliğinden. Karbonat mı iyi geldi, basit bir üşütme miydi bilemiyorum. Çok şükür iyi durumu.

Şimdi Barış'ımı kardiyolojiye götürüp kontrol ettirmek istiyorum. Aile hekimimiz üfürüm var dedi. Evvelce de üfürüm var diyorlardı hem Barış hem Deniz için ama, masum üfürüm dediler hep. Yine de kontrol ettirmekte fayda var.

Sıkıntılardan Barış'ımın tiroid bezlerindeki nodülü kontrol ettiremedik bu sene. En kısa zamanda doktora gitmekte fayda var.

Şimdilik bu kadar.

4 Şubat 2015 Çarşamba

Her Şeyin Hayırlısı...

Tam hayat yoluna giriyor dersin, bir başka sıkıntı çıkar.
Allah beterinden saklasın.
Her şeyin hayırlısı....