Sayfalar

17 Nisan 2016 Pazar

Karaçam Köyü, Uçurtma Şenliği ve Yiğitler Köyü

Bugün sabah Çiçekli Köyde kahvaltı etmeye karar verdik. Sabah yola revan olduk. Önce Bornova Küçük Parkta dolaştık, belki güzel bir yere denk geliriz dedik ama maalesef arabamızı park edecek yer bulamadık. Sonra Çiçekli Köye doğru devam ettik. Maalesef köye hiç giremedik, zira öyle kalabalıktı ki, daha köy yoluna giremeden ana yolda yani Sabuncu Beli'nde başlayan kuyruk, bizi caydırdı. Düz devam edip Karaçam Köyü'ne bağlı Orman Restoran'da kahvaltı ettik. Fiyatları ucuz değil. Çocuk oyun parkı yok gibi bir şey (küçük bir kaydırak ve küük bir salıncak var, hepsi bu), servis berbat ama kahvaltı çeşitleri güzeldi.

Kahvaltımızı ettikten sonra Bornova'da biraz dolaştık ve Aşık Veysel Rekreasyon alanına gitmeye karar verdik. Açıkçası organizasyondan haberimiz yoktu, tamamen tesadüfen bir baktık, uçurtma şenliği var. Çok çok kalabalıktı. Ama bu bizi caydırmadı. Hemen bir uçurtma aldım, eşim ve Deniz  uçurtma uçurdular. Barış ise uçurmayı bilmiyorum diyerek kaçtı yanıma. Sanırım uçurtma onu da alıp götürecek diye korktu. Bu çocukların ne zaman ne düşüneceğini insan bilemiyor.

Barış Çağan uçurtma onu da uçurmasın diye ağaca sarılırken...
şimdi de sanki keyfinden sarılmış gibi poz veriyor.

Siyah beyaz -kara kartal- olan çift kuyruklu bizimki.


 1,5 saat kadar şenlikte kaldık. Bedavaya pamuk şeker, su, limonata vs. dağıtılıyordu. Şişme zıplangaçlar da vardı. Her şey bedavaydı. Hal böyle olunca su hariç hiçbir şey alamadık, kuyruklar acayip uzundu. Şişme oyuncaklara Deniz 5 dakikalığına girdi, süre bitti dediler. Velhasıl kelam, biz sadece işin uçurtma uçurma kısmını sevdik. yorulunca da alandan ayrıldık ve doğruca Kemalpaşa Yiğitler Köyü'ne gittik.

Yiğitler Köyü, İzmir Kemalpaşa'ya bağlı, Yukarı Kızılca Köyü'nden sonra gelen bir köy. Biz geç gittiğimiz için köyü ayrıca dolaşmadık.





Yiğitler Köyüne vardığımızda saat 16:00-16:30 arasıydı. Epeyce yer aradık. Ben sulara düştüm, bacağım şişti. Ama sonunda bir yer bulduk. Millet sabahtan geliyormuş. Her gelen 2-3 masa birden kapatmış. Hal böyle olunca yer bulmak bizim için oldukça meşakkatli oldu ama bulduğumuz masayı su kenarına taşıyınca keyfimiz yerine geldi. Dağ yamacında, suların gürül gürül aktığı, yeşillikler içinde bir yer. Çok beğendim. Çok büyük bir yer değil ama bizim için gayet yeterliydi. Eşim toplanan çalı çırpı yanmayınca, benim kolanyamla ateşi tutuşturdu. Ben de evde yıkadığım malzemelerle salatayı yaptım. Oturduk karnımızı doyurduk. Akşam 19:00 civarı köyden ayrıldık. Dönüş yolu kalabalıktı ama trafik bir iki ışık dışında akıcıydı. Eve vardık, çocukları yıkadım, mutfağı topladım ve rüya gibi bir günün etkisiyle yazımı yazayım dedim.


Yiğitler Köyü'nde dilerseniz yanınızda getirdiğiniz nevaleleri tüketebilir, dilerseniz oradaki restorandakarnınızı doyurabilirsiniz.

Mesire alanının hemen karşısında kasap da var. Ama biz oradan almadık. Kemalpaşa merkezindeki marketlerden yaptık alışverişimizi. Giriş araç başı 15 lira.


Not :  Gidecekseniz, erkenden gidin, yer kapın. Yanınızda terlik bulundurun, suya girebilirsiniz. Suya düşme ihtimaline binaen yedek kıyafet de götürebilirsiniz özellikle çocuklar için. Kilim almak da iyi fikir olabilir. Masa bulamazsanız yere serip keyfinize bakabilirsiniz.

Aliağa'da Bir Gün..

Cuma günü eşim, Şakran Cezaevine gitmesi gerektiğini söyledi. Deniz'in ödevleri vardı ve biz de gidelim mi gitmeyelim mi meselesinde kararı Deniz' bıraktık bu nedenle. Deniz önce eve gitmek istediğini söyledi, Barış ise Aliağaaaaa diye tutturdu. Sonunda Deniz de tamam tamam gidelim dedi. Eşime eve uğrayabilir miyiz dedim. Hayır dedi. Ya 10 dakika lütfeeeennn dedim. Sonuç, kapının önünde 10 dakika bekledi, ben de hazırda beklettiğim piknik sepetimi, çocukların eşyalarını bulundurduğum sırt çantamı kaptım, arabaya koştum ve yola revan olduk.

Yolda bizimkiler uyuyunca, eşime doğruca cezaevine gitmesini, uykulu iki çocukla tek başıma başa çıkamayacağımı söyledim Öyle yaptık. Cezaevinin bulunduğu bölgede başkaca bir tesis yok, çocuklar uyanmaz her halde dedim ama düşündüğüm gibi olmadı. Eşim arabadan çıktığı anda bizimkiler gözlerini açtılar sağolsunlar. Eh, etrafta gidilecek pek bir yer olmayınca biz de göl kenarında oturduk, yolda yürüdük, ofladık ve de pofladık.






Bir saatlik bekleyişin ardından eşim geldi. Bir markete girip nevalemizi aldık ve doğruca Aliağa sahile indik. Sahilde sıra sıra piknik masalarından birini kaptık. Eşim pişirdi, biz yedik, dolaştık, temiz hava aldık. Mutlulukla dolduk.







Yemek sonrasında Aliağa merkezinde dolaştık. Park içinde Mado'da dondurma yedik ve kahve içtik. Dondurması çok iyi ve İzmir merkeze göre fiyatlar çok ucuz. Parkta çocuklar müzisyen heykellerin yanında fotoğraf çekildiler, pozlar verdiler. Satranç taşlarıyla oynadılar. Dans eden suları izlediler.

  

Gece geç saatlere kadar Aliağa'da dolaştık ve çok beğendik. Büyük bir ilçe. biz çok sevdik. Eşim her cezaevine gidişinde peşine takılmaya karar verdik. Bir dahaki gidişimizde sihirli Bahçe'yi gömeye, yazın tamamlanmış olursa Ağa Park'a gitmeye de karar verdik.

16 Nisan 2016 Cumartesi

Allerjik Astımla Başa Çıkmak Mümkün müdür ? - 2 -

Daha önceki yazımda allerjik astım olan eşime iyi gelen maydonoz küründen bahsetmiştim. Maydonozlu sütü eşim hemen her akşam içiyor, çoğunlukla iyi geliyor ama bazen ataklar bütün gece uykusuz bırakabiliyor. Mesela dün gece 3 saatlik uyku ile ayakta kaldı. Kıyamam ben ona.

Bugün İzmir'in şu meşhur çarşısı Kemeraltı'na gittik. Birkaç takı, taş aldım. Oğullarıma hafıza güçlendirdiği söylenen, öğrenme yeteneğini arttırdığı düşünülen Kalsit taşı ve eşime de astıma iyi geldiği söylenen Himalayan tuzu aldım. Bekleyip göreceğiz. Bakalım iyi gelecek mi...

Oğullarımdan tarihe not : Kalsit taşını önce sadece 1 tane aldım ve odalarına koymayı planladım. Daha dükkandan çıkar çıkmaz aralarında taş konusunda tartışma çıktı. Büyük oğlum, annem bunu bana aldı, benim derslerimi öğrenmeme yardımcı olsun diye, dedi. Küçük fındığım da "peki benim hafızam ne olacak o zaman?!" diye atıldı. Hemen koştum, bir taş daha aldım. Eee çocuk haklı, onun hafızası ne olacak?!

Taşlarımız da tamam olduğuna göre, artık hiçbir şeyi unutmayız :)


İşte taşlarımız bunlar. Şifa olsun.

Ayrıca kendime akik taşından kolye ve Nepal bilekliği, eşime gümüş ve akik taşıyla yapılmış bir yüzük aldık. Taşlara dalıyorum yavaş yavaş. Bu işin sonu nereye varır acaba?! İyi gelir mi gelmez mi gerçekten bilmiyorum ama güzel bir takı takmak, insanı mutlu ediyor gerçekten. Bu bile yeter taş almama.



19 Mart 2016 Cumartesi

Bombaların Ardından...

Sevgili Oğullarım,

Son zamanlarda ülkemize kötü şeyer oluyor. Önce Ankara'da, bugün de İstanbul'da yaşanan bombalı saldırıların ardından, onlarca kişi öldü ve yaralandı. İzmir'de yapılması muhtemel saldırılardan önce bomba yüklü çantası ile bir kişi yakalanmış. Bunlar basına yansıyanlar. Toplamda kaç kişinin ölüp yaralandığını, kaç kişinin saldırı yapmadan önce yakalandığını bilemiyorum zira yetkililerin bu konuda halkı paniğe sevk etmemek adına, doğru bilgileri vermediğini düşünüyorum.

Bugün, boş bir bebek arabası fotoğrafı gördüm İstanbul'da saldırıdan arda kalan. Yanında ölmüş iki güvercin, ortada bebek arabası... Acının kelimelerle tarif edilemediği noktadır burası.

Hayat aynı rutininde devam etmiyor bazıları için ne yazık ki. Bazıları için rahat bir uyku olmayacak bu gece. Bazıları için mutlu sabahlar olmayacak ve bu bazılarının acısı, tüm yüreklerde hissedilmedikçe, hiçbir şey düzelmeyecek gibi...

Bugün bir patlama oldu. Tıpkı bundan önce olduğu gibi. Ve şu anda televizyonlarda yayınlar normale döndü. Acı,  kanıksanır oldu. twitter ve facebook çalışmıyor. Ne zaman patlama olsa, sosyal ağları yavaşlatıyorlar.

Size nasıl bir ülke kalacak, nasıl bir gelecek bekliyor sizi, bilemiyorum. Endişe ediyorum. Üzgünüm ve korkuyorum.

13 Mart 2016 Pazar

Alerjik Astımla Başa Çıkmak Mümkün müdür?

Eşim kendini bildi bileli alerjik bir insan. Geçen sene testler yapıldı ve hemen her şeye ama en çok otlara ve selvi ağacına alerjisi olduğu ortaya çıktı. Alerjisi o boyuttaydı ki, üst üste hapşurmaktan burnunun kanadığını dahi biliyorum. Gecelerini uykusuz geçirdiğine de şahit oldum, çoğu geceler ruhum duymadı onun uykusuz sıkıntılarından haberdar olmadım. Ben doğal ürünleri denemeyi severim. Bir gün yaptığım bir araştırmada öğrendim evde öksürük şurubu yapmayı. Tarif, göğüs hastalıkları uzmanı Prof.Dr.Ahmet Rasim Küçükusta'ya ait. Bunu yıllardır yapıyorum. Tarifte bahsi geçen 100 gr taze zencefil kökü rendesi yerine 10 gr toz zencefil kullanıyorum. Zira taze zencefili bulmak her zaman mümkün olamayabiliyor.

Bir gece kocam astım öksürüğünden uyuyamayınca, iki ölçü kaşığı şuruptan vermemle öksürüğünün tak diye kesildiğine şahit olduk. Sonunda rahat bir uyku çekebilmişti. O zamandan beri, astım öksürüğü tuttuğu zaman her seferinde şuruptan içiyor ve her seferinde öksürük krizi geçiyor. Bu şurubu çocuklarıma da kullanıyorum. Çocuklarımın soğuk algınlığından mütevellit oluşan öksürüklerine de iyi geliyor.

Arkadaşlarımla eşimin astım sıkıntısını ve çözümümü paylaştım. Bir arkadaşımın eşi, garip bir şekilde eşimle hemen hemen aynı fizyolojik özelliklere sahip. Onun da hemen her şeye alerjisi varmış ve o da astımmış. Onlar da bir yöntem öğrenmişler, deniyorlarmış ve astım ataklarının garip bir şekilde gelmediğini fark etmişler. Tarif bir eczacıya aitmiş. Ben de hemen deneyeceğimi söyledim. Tarifi 1 haftadır eşime içiriyorum ve 1 haftadır eşimde astım atağı olmuyor. Hırıltısı ve öksürüğü yok, nefes darlığı da çekmiyor. İnşallah da olmaz. Tarif şudur :

1 demet maydanoz, az suda haşlanır, yumuşadığında 2 su bardağı süt katılarak kaynatılır. 10 dakika kadar kaynadıktan sonra ocağın altı kapatılır. Karışım ılıyınca blendır ile karışımdaki maydanozlar parçalanır. Yarısı o akşam, diğer yarısı ertesi akşam içilir. 2 akşamda bir tarif yapılır. 1,5- 2  ay süren bir sürecin ardından astımın ciddi oranda düzeleceği söyleniyor. Dediğim gibi biz sadece 1 haftadır kullanıyoruz ve tam anlamıyla iyileşme olmasa bile şimdilik aldığımız sonucun oldukça yüz güldürücü olduğunu söylemeliyim.

Öncelikle ben doktor değilim. Bitki dermancı da değilim. Sadece kendi uyguladığım bir iki tarifi paylaşmak istedim, astımlı biriyle yaşadığım için bu illetin ne kadar sıkıntı verdiğini bilirim. Bu tarifleri uygulayıp uygulamamak size kalmış. Tariflerin içeriğindeki herhangi bir maddeye alerjiniz varsa, elbette ki uygulamamanız gerekir. Acil şifalar dilerim.

22 Şubat 2016 Pazartesi

Türkiye Sirki...

Uzun süre derslerle boğuşunca, insan keyifli bir gösteriye kayıtsız kalamıyor.  Özellikle de hayvansız bir sirk söz konusu olunca, karar vermemiz hiç de zor olmadı. Oğullarıma okuldan sirk bileti vermişler, ben de aldım iki kuzumu (kocam arabamızı tamire götürdü), arkadaşımla sözleştik ve onların arabasıyla sirk alanına gittik. Oldukça kalabalıktı. Çadır kocaman ve loştu. Barış hemen kucağıma konuşlandı. Gösteri çeşitli akrobatlar, palyaço ve sihirbazlarla oldukça renkli ve eğlenceliydi. Yaklaşık 1,5 saat sürdü. İşte bir kaç kare...




5 Şubat 2016 Cuma

Yarıyıl Tatili...

Bu yıl, oldukça yoğun geçirdiğimiz ilk yarıyılımızın ardından, tatil yapmak ilaç gibi geldi bize. İlk günler, hiç ders yaptırmadım Deniz Baran'a. Öğretmeni, 48 sayfalık bir kitap ve her biri 15'er sayfalık 6 kitaptan oluşan hikaye seti vermiş. Bugün günlerden cuma, tatilin bitmesine 2 gün kaldı v biz henz kitabın 38 sayfasını bitirdik ve 2 hikaye kitabı okuyabildik. Zira oğluşum 7 gündür hasta, ateşli ve gözünü açtığı saatlerde ya oyun oynuyor ya da biraz ders yapıyoruz.

Ben de büroda çalışıyorum, zaman zaman adliyeye gidiyorum. Yemek, çamaşır, ev temizliği, çocukların dersleri, kimi zaman kesme yapıştırmalı faaliyetlerle zamanı geçiriyorum.

Barış Çağan ders yapmayı çok seviyor ama boyama ağırlıklı yarıyıl tatil kitabını sevmedi. Aslında bu kadar boyama neden yapılır anlamış değilim. Çocuk haklı.

Geçtiğimiz hafta Karşıyaka Belediyesi'nin Deniz Baykal Kültür Merkezi'nde "Mıstık İş Arıyor" isimli oyuna gittik. Deniz Baran'ın arkadaşları ve arkadaşlarının anneleri ile harika bir gün geçirdik. Tiyatro'dan sonra da birlikte Güzel Sanatlar Parkında oturup sohbet ettik, çocuklar bol bol oynadı. Bu hafta da gitmeye niyetlendik ama maalesef çocukların hastalıkları buna izin vermedi. Başka zaman kısmet olursa gideriz.

Önümüzdeki hafta yeniden maraton başlayacak ve ben çılgın temponun içinde günlerin nasıl geçtiğini anlayamadan ayları tüketeceğim.