Sayfalar

17 Nisan 2012 Salı

Oğullarıma

Canlarım,
Siz bu satırları okur musunuz bilemiyorum ama uzun zamandır sizin için bir günlük tutmayı çok istiyordum, kısmet bu geceymiş, sizin için yazıyorum.

Deniz Baran'ım yatağında uyuyor. Bana bir anneciğim deyişi var ki, içim eriyor.
Barış Çağan'ım dizlerimde uyuyor. Yeni uykuya daldı, yerine yatırmaya korkuyorum. Yeni yeni gülümsemeye başladı bu günlerde. O gülümsedikçe gözlerimin içine baktıkça gülesim geliyor.

Evlat... Tarif edilemeyen, yürekte çarpıntı, gözlerde her an akıverecek hazırda bekleyen bir damla yaş, dudakta gülümseme...

Evlat, ekşi kokusunu içime çektiğimde var olma sebebimi anladığım...

Evlat, öpmelere doyamadığım, üzülmesine kıyamadığım...

Bak şimdi bile beni ağlatan, sevgileri yüreğimi çağlatan, hiçbir aşkla karşılaştıramayacağım kadar büyük, Allah'ın bana gönderdiği en güzel iki hediye...

Zaman akıp gidiyor. Deniz Baran'ım 2,5 yaşına, Barış Çağan'ım da 2,5 ayına geldi bile. Bir yanım büyüdüklerini görmekten, her yeni gelişim adımını izlemekten zevk alırken, bir yanım da onların avuçlarımdan uçup gidecekleri zamana hızla yaklaşmaktan korkuyor.

Siz var olduğunuzdan beri annemi ve kayınvalidemi daha çok anlar oldum...

Hani evladınızı başkalarınınkiyle karşılaştırmayın derler ya, o yalan. Ben bir etrafa bakıyorum bir kendi bebeklerime, ne kadar şanslıyım diye şükrediyor, sizinle gurur duyuyorum. İyi ki varsınız, iyi ki benimsiniz. Ben sizi ömrümün son nefesine kadar seveceğim. İşte bu günce, size olan sevgimin izdüşümüdür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder