Sayfalar

3 Mayıs 2012 Perşembe

Bir Gün

Sabah 7 gibi Barış Çağan acıkır, uyanırım. Emziririm, tekrar uyuruz. 9 gibi Deniz ve Barış tekrar uyanır. Barış'ı tekrar emziririm. Annem uyanır, yanımıza gelir. Deniz'e ve kendimize kahvaltı hazırlarım. Hep beraber kahvaltı ederiz. Ya da Deniz huysuzluk eder ve kahvaltı etmek istemediğini söyler. Kendimize mısır gevreği, ona da kakaolu süt hazırlarım. Sabah biraz faaliyet yaparız. Mesela yapboz veya mandal. Ben hemen yemeğe kalkışırım. Öğlene anneme yemek yetiştirmek gerek. Saat 13:00'e kadar ne yaptıysam kar. Barış'a annem bakar bu arada. Sonra Barış acıkır yeniden. Elimdeki işi bırakırım, Barış'ı emzirmeye başlarım. Annem zaten hareketlenmeye başlar. En geç 13.00 deyince yemek hazır olmalı, sofra kurulmalı. Allah ne verdiyse yeriz içeriz hoş geçeriz. Deniz bir iki çizgi film izler. 13:30-14:00 gibi Deniz Baran ve Barış Çağan'ı uykuya yatırırırım. Annem de fizik tedaviye gider. Deniz Baran bu günlerde masala sardı. Pamuk prenses, Sindirella, Kırmızı Başlıklı Kız başta olmak üzere ben uydururum olabildiğince, bazen de masal kitabından okurum. Masaldaki prensin adı her seferinde Deniz Baran olur. O da bunu duyunca sevimli sevimli gülümser. Prensesle Deniz Baran prensin bebekleri olur. İsimleri de Ada, Buse ve Defne'dir (Deniz Baran öyle istiyor)

Deniz'im günde 3,5 saat uyur. Barış'ım zaten vaktinin çoğunu uyuyarak geçiriyor daha. Annem 16:30'da gelir, Saat 17:30 gibi uyanır Deniz Baran'ım. Barış kimi zaman daha erken uyanır ve emmek ister. İşte onlar uyurken ve annem evde yokken, kimi zaman yatar uyurum, kafamı dinlerim. Kimi zaman bir kahve yaparım kendime ve internetin başına geçerim ve sessizliğin yalnızlığın tadını çıkarırım, kimi zaman da istemeyerek ev işi yaparım.

Ev işi yapmaktan hiç hoşlanmam. Temizlik, ütü, çamaşır yıkama - katlama, bulaşık makinesi yerleştirme, boşaltma...Bilumum ev işlerinden hazetmem. Bana kalsa hiç ev işi yapmam ama zorunluluklaarrrr!! Ütüden o kadar hazetmem ki, ütülediğim parça başına 2 lira alırım kocamdan. Karşıda kuru temizlemeci var, o da aynı paraya ütü yapıyor. Benim adam bari indirim yap elin adamı da aynı paraya ütülüyor diyor. Ben de elin adamından daha mı değersizim, ona o parayı veriyorsun ya diyorum. Gülüşüyoruz, anlaşıyoruz. Yemek yapmaktan keyif alırım. Açarım interneti, yeni tarifler öğrenirim ve denerim. Bu akşam soya filizi salatası denedim. Meksika fasulyesi ile yapılıyormuş, benim buzlukta haşlanmış kuru fasulyem vardı, koydum sıcak suya çözdürdüm, onunla yaptım. İçine de mısır konservesi ve kornişon turşu koydum, zeytinyağı tuz ve limon üçlüsünü de ekledim. Severek yedik. Hele yaptığım yemekleri Deniz Baran'ım yedi mi var yaaa değmeyin keyfimeee! 2,5 yaşındaki bir çocuğa yemek yedirmenin ne kadar zor olduğunu yaşayan bilir. Bebekler daha kolay, süt verirsin içer. Eee süt yapmak da zor zanaat, sütümü nasıl arttırdığımı da başka bir yazıda anlatırım.

Akşam Deniz Baran uyanınca biraz mahmurluğu gider ve yeniden faaliyet yaparız. Sonra acıkır ve yemek yeriz. Yemekten önce Barış Çağan'ı emzirir uyuturum ama genellikle Deniz onun uyumasına izin vermez. Akşam kocam yemeğe gelecekse ben ufak tefek bir şeyler atıştırırım ve onu beklerim, yemeği brlikte yememizden keyif alır. Ama genelde Barış Çağan tam yemek saatlerinde ağladığı için, kucağımda Barış, yanımda mama sandalyesinde Deniz, onun yanında kocam birlikte yeriz. Annem genelde erken saatte yer, gece onu rahatsız etmesin diye geçe kalmaz.

Yemekten sonra bir parça rahatlarım. Kocam Deniz'le harala gürele oynar. Ya atçılık oynar, ya faaliyet yapar, ya internete bakarlar... Baba oğul takılırlar kafalarına göre. Ben de Barış Çağan'ı emziririm, gazını çıkarırım. Ona oyunlar yaparım. Kocam da Barış'ı alır sever hasret giderir. Mutlu ve yoğun geçer akşamlarımız. Eğer kocam çalışacak ve eve gelmeyecekse, akşamlarımız kasvetlidir. Yine oyun oynarım ben Deniz'le, yine şarkılar söyleriz, faaliyetler yaparız, yine Barış'ı güldürürüm, beslerim, oynarım ama tadı olmaz. Akşamları ailecek olmazsak, yüzümüzdeki gülümseme eksik olur. Kocamla aynı zamanda iş ortağı olduğumuz için, benim eksikliğim doğrudan işe yansıyor, açığı kapatmak için daha yoğun çalışıyor. Bu durum çok hoşuma gitmese de yapacak başka bir şey şimdilik yok. Deniz Baran önümüzdeki kış anaokuluna başlarsa, ben de yarım gün işe gidebilirsem, kocamın işyerindeki yükünü biraz olsun üstünden alabilirsem, güzel olur. Ben şimdilik sadece haftasonları yarımşar gün dershaneye gidiyor ve öğretmenlik yapıyorum. KPSS'ye hazırlanan öğrencilere Vatandaşlık Bilgisi anlatıyorum. Bu işi seviyorum. Avukatlığı da seviyorum. Anneliği de çok seviyorum. Ama ev işini sevmiyorum. Zorla mı yaaa sev-mi-yo-ruuuummmm!

Gece 22:30'da Deniz Baran'ımın yatma hazırlıkları başlar. Kakaolu sütünü babası hazırlar, altı üstü değiştirilir, uyku tulumu giydirilir. Yatmadan önce son çizgi film Jally Jam izlenir. Tek tek isimlerini  sayar oğlum. Bir avucunu açar, isimleri tek tek sayarken, öbür elinin işaret parmağını avucuna dokunur birer birer. Mina, Ongo, Belo, Guma, Rita, Prenses, Kral, Kraliçe ve Dodolar. Bana göre şizofrenik bir dünya ama bayılıyor canım kuzum. Haaa bu arada benim küçük keçim Barış'ım da çizgi film izlemek için ciddi bir çalışma içinde ama ona şimdilik yasaaakkk! Çevre ile lişkisini henüz tam kurmadan, TV izlemeyemeeezz! Ama bazen o da gerçekten bazen, yemek yerken 10 dakikalığına çizgi film izlemesine ses çıkarmıyorum. Haftada 1-2 kere sadece.

İşte gece Deniz bir yanda Barış öbür yanda uyurken, ben de yatağıma uzanıp laptopum kucağımda internete girip bakınmayı, blog tutmayı, uyurken nefeslerinin sesini dinlemeyi seviyorum. Uyuyasım gelmiyor. Öyle sakin, öyle bana kalan anlar ki bunlar, uykum iyice bastırana kadar bekliyorum. Ertesi gün yeniden hengamenin içine dalacağımdan bu anlarda ruhumu arındırıp tazeleniyorum. Bu hayatı seviyorum. 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder