Sayfalar

24 Mayıs 2012 Perşembe

Bir öğle uykusu macerası

Yağmur yağıyor. Hızlı hızlı yağmur yağıyor. Dışardan insanların telaşlı sesleri geliyor. Ben sıcak evimde, oğullarım öğle uykusu hazırlığında...

Yağmur gök gürültüsüyle karışık sağnak yağıyor. Ama ne yağmak! Sanki gök delindi, bardaktan boşalırcasına yağıyor. Ben güvenli evimde, birazdan uykunun huzurlu kollarına kendilerini bırakacak olan oğullarımla başbaşa.

Dolu yağmura karıştı, dışardaki insan sesleri kesildi. Arabalar bile geçmez oldu ya da yağmurun sesi hepsini bastırdı bilemiyorum.

Kömür sobası olsaydı, başında durup ellerimi sobaya tutup ısıtır, maşayla kestaneleri çevirirdim. Bir yandan güğümdeki su kaynar, annemlere abdest suyu hazır olurdu. Yengemin bir kuzinesi (biz güzine derdik) vardı mutfağında. Böreklerini onda yapardı. Çocukluk hatıralarım arasında o kuzinenin yeri ayrıdır. İlerde bahçeli bir evim olduğunda, geniş kocaman bir mutfak, mutfağımda da bir kuzine isterim. Çocuklarıma el açması börekler yapıp yediririm. Kim bilir belki torunlarıma da...

Yağmurun hızı azaldı. 45 dakika oldu Deniz yatağa yatalı ama hala uyumamakta direniyor. Dün bu şekilde uyutulmaktan kurtuldu. Ama bugün kararlıyım. Bakalım el mi yaman Deniz efendi anne mi yaman! Sonra akşam saatlerinde sızıp kalıyor bir yerlerde, gece de uyumak bilmiyor. Barış uykuya teslim oldu. Ben de bir kahve yapacağım Deniz uykuya dalınca. Uyumıcam dinlenicem diye o hala inatta...

1 saat 22 dakika oldu, Deniz uyumuyor. Bir de üstüne Barış uyandı gök gürültüsünden, onu tekrar ayağımda salladım, uyuttum.  Deniz yatağında taklalar atıyor. Aslında son birkaç gündür öğle uykuları bozuldu. Her gün aynı saatlerde yatması gerekiyor ama yok dişçiye gittik, yok parka gittik derken uyku düzeni bozuldu. Yine de sessiz sessiz yatması da bir başarı.

Havalar güzelleşsin, hayvanat bahçesine gidelim. Barış'ım anlamaz daha hayvanlardan. Henüz 4 ayı bile dolmadı ama Deniz'im bayılır. Geçen sene de götürdük ama o zaman 1,5 yaşındaydı. Hatırlamaz. Bir de piknik yaparız. Ben basit bir şeyler hazırlarım. Mesela ton balıklı sandviç. Hepimiz severiz onu. Bülent'in de orucu dün bitti. Ne güzel olur! Çocuk parkı da var orda...

1 saat 37 dakika oldu ve masal istiyor. Uyursan okurum dedim, uyumıcam okuma dedi! Vallahi bu çocuğa tehdit, şantaj, ceza, ödül hiçbir şey yaramıyor. Bir yerlerde bir şeyleri atlıyorum ama... Saat 3 olsun, uyumuş kabul edip kaldırıcam! hahaha bu ne yaa?! Bir de utanmadan anne uyanma vakti ne zaman gelcek diye soruyor küçük keçi! Olsun, ben kahvemi içiyorum, Barış da öğle uykusunu alıyor, Deniz de 1 saat 46 dakikadır yatağında yatıyor ya, bu da bir başarı! Ne o? Yenilgiyi kabul ettim mi ne? Hani el mi yaman anne mi diyordum? E napayım yahu! Adım hıdır elimden gelen budur! Ve pes ettim. Vay beee ben de yenilgiyi kabul eder miydim! Ama olsun, hiç değilse 1 saat 50 dakika yatağında yatırmayı başardım. Çalışmalarım devam edecek! Akşam saatlerinde uyumak istediğinde de ben onu uyutmayacağım!

(Not: Akşam 19' sıraları beyefendi uykuya yattı, tabii ki uyutmadım. İntikaaammmmm!! :))) )


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder