Sayfalar

14 Mayıs 2012 Pazartesi

Çılgın Bir Gün

Dün çok yoğun bir gün geçirdim. Sabah 8.30'a kurdum saatimi ama kalkamadım. Uyandığımda 9.14'ü gösteriyordu saatim. Panikle kalktım. Giyinip hazırlandım. Saat 9.30'da Barış'ın yanında aldım soluğu. Emzirdim, gırklattım, kendimi sokağa attım. Durakta otobüsü gördüm, koştum yetiştim. Yer bile buldum kendime. Vaktinde yetiştim dershaneye. Dersler, sorular derken işim bitti, otobüs durağının yolunu tuttum seri adımlarla.

Saat 14 sularında eve geldim Barış'a kalan sütünü hazırladım, babası içirdi. Kendi sütümü sağdım, dondurucudan çıkan süt ziyan olmasın, atılmasın. Ben o sütü yapabilmek için ne zorluklar yaşıyorum, yaşayan bilir. Deniz tavuk yemek istedi, ufak tefek bir şeyler atıştırdım, Deniz'e tavuk söyledik. Oğlan aç, tavuk gelmez. Ararız, tavuk gelmez. Oğlan ağlar, Bülent sinir içinde, Barış ağlar, ev deliler evi! Biberonlar kirli, ortalık savaş alanı gibi. Hemen oğlanların kirlilerini topladım. Biberonları yıkadım, yemeğe koyuldum ki akşama hazır olsun. Annem geldi, aldı Barış'ı, ben de bu arada fırına attım zeytinyağlı dolmaları, tavuk geldi, Deniz yerken ona eşlik ettim. Deniz'e bir şort yıkadım astım, Deniz yattı, babası ona masal okudu, ben de sofrasını topladım Deniz'in. Hazırlandım, giyindim. Saat 16:40. Deniz uyumuş, Barış uyumuş, biz hazırız, fırladık CMK semnerine gittik.

18:30'da işimiz bitti. Geri sayım başladı. Çocuklar her an uyanabilir, ikisi birden annemi perişan edebilir! Acele etmek gerek. Bülent dedi evde sucuk yok! Koşarak Migros'a gittik. Sucuk almaya gitmişken atom karınca hızıyla 7-8 poşetlik alışveriş yaptık. Doğru taksiye. Kulağım telefonda, çalmıyor. Bu iyiye işaret, demek ki oğlanlar henüz uyanmamış. Ben de aramıyorum ki telefon sesine uyanmasınlar.

Eve geldik Saat 19.30. Barış kıpraşır, Deniz kıpraşır, uyanma arefesindeler. Güzeeelll! Henüz biraz olsun dinlenmeye vaktim var. Şöyle bir beş dakikacık! Ama poşetlerde bozulabilecek şeyler var. Dolaba yerleştirmek gerek. Yerleştireyim de sonra dinlenirim dememe kalmadı, duydum Barış'ın sesini, bıraktım her şeyi. Baktım azıcık sütü artmış, önce onu içirdim. Sonra Barış'ı emzirdim. Barış pırtlattı, altını değiştirdim. Deniz uyandı, yemek hazırladım. Sütümü sağmak için oturdum, saate baktım, saat 20:19! İftara dakikalar kalmış! Yemeği, çorbayı ısıttım, salata yaptım. Bülent iftarını açıp mide ilacını içti. Sofrayı kurdum, oturduk. Barış mızıklanmasın diye çizgi filmi görebileceği şekilde yönünü çevirdim. Tek isteğim rahat rahat yemeğimi yemek! Biz yemek yerken annem geldi namazdan. Barış'ı aldı. Dedim Bülent'e ben toplamayacağım sofrayı, sana kolay gelsin.

Şöyle bir ayaklarımı uzatasım var. Ama ne mümkün! Deniz hamur çalışması yapmak istiyor. Peki ben onu kırar mıyım? Aslaa! Migros'tan aldığım yeni kurabiye kalıplarını çıkardım. Fok, koala, zürafa falan filan. Ben açıyorum hamurları, o kalıp çıkarıyor. Parmak kasları güçlensin diye hamurları onun karmasını istiyorum. Bu şekilde oynarken oldu saat 21:30. Barış acıktı! aldım onu emzirmeye başladım. Bu arada da ellerimle hamurları açmaya devam ediyorum. Anneme bakıyorum oralı değil. Bülent'e bakıyorum, bilgisayar başında hiiiçç sesi çıkmıyor. Bir süre sonra anladı halimi dedi ben açayım hamurları. Sağolsun yardım etti. Allah var, epeyce oynadılar, oğlan hevesini alana kadar zaman geçirdiler. Barış uyudu.

Deniz uyumak için hazırlıklara başladığında saatler 22:30'u gösteriyordu. Babası ile diş fırçaladılar. Yatma hazırlıkları yaptılar. Babası ona masal anlattı. Deniz uyumadı. Babası ona türkü söyledi. Deniz uyumadı. Babası sessiz kaldı, kakaolu süt yaptı, Deniz uyumadı. Karşı komşunun oğlu ağladı. Deniz sordu: Çocuklaarrr, ağlayan kim? neden ağlıyor? adı ne? Dedim karşı komşunun oğlu ağlıyor. Babası da dedi adı Muzaffer (atıyor tabii, ne bilelim adı nedir! ama bilmiyoruz desek, bu muhabbet bitmez!) merdivenden düşmüş, onun için ağlıyor. Deniz'in cevabı hayret verici. Ben ona kıyamam!  Şu dakikalarda pazartesiye girmiş bulunuyoruz ve saatler 00:20'yi gösteriyor. Barış 1 saattir uyanık ve ayaklarımda sallıyorum, uyumamakta direniyor. Deniz'den yaklaşık 5 dakikadır ses gelmiyor. Bu çılgın günün sonuna geliyoruz gibi bir his var içimde. Barış da uyursa, mutlu dinlenme dakikaları başlayacak benim için. Kahvemden bir yudum alacağım huzurla ve ohhh diyeceğim içimden, kimse duymasın, uyanmasın diye!

Saatler 00:30'u gösteriyor. Barış sallanmaya yenilmiyor, uyumuyor! Aldım, emziryorum, pes edip uyuyacağı anı bekliyorum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder