Sayfalar

29 Mayıs 2012 Salı

Böyle olur iki çocuklu bir ailenin gezmesi

Dün akşam Lütfiye'lere gittik. Ama ne gidiş! Bülent'in işten gelişi, iki çocukla hazırlanmak epey zaman aldı. Saat 21:30'du ve biz hala arabanın başındaydık. Kapı tam kapanmamış, tavan lambası açık kalmış, akü bitmiş. Haliyle sinirler gerildi.

Bu saatten sonra gitsek mi gitmesek  mi diye düşünmedik değil! Kısa bir teatiden sonra bir taksi tutup gidelim bari, gitsek ayııııp, gitmesek daha ayıp dedik, attık kendimizi taksiye. Ben bu geç kalma meselesine sinirliyim ama bu işi Bülent'in benim üstüme yıkma denemesine daha fazla bozuğum. Zira sağ ön kapı ile benim ne işim olur, ben zaten arkada oturuyorum, Barış Çağan'ı kucağımda taşıyorum. Olsa olsa Bülent'in unutkanlığı diyoruuuuumm, ama o da burnundan soluyor (ya da üstüne fazla gitmeyim diye taktik yapıp öyleymiş gibi davranıyor da olabilir! Evlilik bir satranç oyununa benzer, Bülent hamlelerini çoookk iyi ayarlar, oyunu çok iyi oynar) emin olamıyorum...

Takside Deniz Baran soruyor, annee neden arabamıza binmedik de taksiye bindik?
Ben: Babana sor oğluumm...
Babası: Arabamızın pili bitmiş oğlum!
Deniz: Kim pilini yok etmiş?
Ben: Emin değiliz oğlum, birimiz emin olsa, öbürünü çiğ çiğ yiyecek ama emin değiliz işte diyorum.

Oraya gittiğimizde 22:00 sıralarıydı.(Peeess bize!)  Bizi son derece sıcak karşıladılar da gerginliğimiz dağıldı. Hazırlıklar, ikramlar, sohbet muhabbet her şey çok güzeldi. Böyle güzel insanlarla güzel sohbetler etmek, insanın ruhunu tazeliyor. Bir de çocuklar iyi anlaşıyorlar ya (ara sıra küçük vukuatlar oluyor ama o sayılmaz), insan huzurla oturabiliyor.

Toprak da 2 yaş sendromuna girmiş, tipik itirazlar, çığlıklar... Hayırlı uğurlu olsuuuunnn... :))) Her gördüğümde daha da büyümüş oluyor. Maşallah çok tatlı konuşuyor. Ama çok özendim. Maşallah, uydu alıcıları, elektronik aletler, Toprak'ın ulaşabileceği yerde duruyor ve hepsi sağlam! Biz, Deniz Baran sıralamaya başladığından beri duvara sabitlediğimiz rafa yerleştirerek onları yukarı çıkardık, ona rağmen Deniz tırmanıp aletleri kurcalamayı başarabiliyor!Sehpanın üstünde fanusta balık var! Hala canlı duruyor! Bizde olsa hayvanı kanepelerin altından toplardık ya da Deniz onu ameliyat falan ederdi herhalde! Allah'tan yaramaz, haylaz çocuk istemiştik biz kocamla da ayar biraz fazla mı kaçmış ne?

Beraber iki afacan bütün gece haylazlık yaptılar, zıplama oyunu oynadılar. Sonra da hamur ve yapboz. Benim oğlan yapbozdan pek haz etmez ama orda kıymete bindi, Toprak'tan gördü, o da yaptı bir şeyler. Hatta elinden bile alamadık. Sevil de çok ilgilendi sağolsun. Böyle anlar, küçük molalar, insana tatil gibi geliyor!

Deniz Baran Sevil'e aşık! (Sevil Lütfiye'nin kardeşi) Artık hep beraber olabilirler miymiş neymiş, bişeyler söylemiş yalnızken Sevil'e. Ben Deniz'e kokarca dermişim (yalana bak, kokarca kendi hayali arkadaşı bi kere) artık Sevil'e de kokarca diyebilirmişim :))) Hayal gücüne hayran oldum Deniz Baran :)))

Barış'ım da kucak kucak gezdi, sonra uyudu kıyamam.Mazlum bir bebek Barış Çağan. Seviyorum onun bu hallerini. Gülüyor, çığlık - agu karışımı seslerle diyalog kuruyor. Tam sevilesi, öpülesi çağları. Yanağındaki şu kırmızılık da bir geçse... Doktor umarım işe yarar bir ilaç verir de tez zamanda geçer...

Hafta sonu eğer hava güzel olursa, hayvanat bahçesine gideceğiz kısmetse. Çıldırırlar sevinçten. İnşallah her şey yolunda gider.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder