Sayfalar

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Mayıs'ta Aşk Başkadır

Bugün birlikte dışarı çıktık. 1 Mayıs tatilini ailecek birlikte geçirdik. Çok güzel bir gündü.

Deniz'im, Özdilek'teki oyuncaklara bindi gönlünce. Jetonlar bitince de dışardaki oyun parkında kaydı. O kadar mutlu oldu ki, şarkılar söyledi ve dans etti. Onun mutluluğu ömre bedel! Öyle sevimli ki Deniz'im, öyle akıllı ki, yine ilgi odağı oldu. Bir hanım, sizin oğlunuz mu, maşallah dedi.

Kocam, ben Barış'ımı emzirmeye gittiğimde bir kadını oyun parkından kovmuş. Oğlu Deniz'e vurmuş, kocam da uyarmış kadını çocuğuna engel olması için. Kadın tık çıkarmamış. Azman oğlan, başka bir çocuğun da kalbine vurunca al çocuğunu git diye Bülent kadına bağırmış. Eskiden çocuklar yüzünden büyüklerin kavga etmesini anlayamazdım, artık çok iyi anlayabiliyorum. İnsanın en değerli varlığı çocukları. Sen böyle değer verirken bir başkasının onu ezmesi, üzmesi, insanı çileden çıkarıyor. Aynı yaş grubundaki çocukların birbirlerine girmesi çok sorun değil. Ama yaşça çok büyük olan çocukların fiziksel üstünlüklerini benim oğlum üzerinde kanıtlamaya çalışmalarına izin verecek değilim.Cadı mıyım neyim.

Barış'ım bir içim su oldu maşallah. Geçen gün nazar değdiği için aklım başıma geldi, bugün bir hanım kaç aylık diye sorunca 4 aylık dedim. Ona rağmen, bizimki de böyle olacak mı yaa dedi. Ben deseydim 3 aylık diye, iyice göze gelecekti demek ki. Ben de maşallah diyin nazar değiyor dedim. Canım bebeğim bir yandan emiyor bir yandan da gülüyor. Güleceğini toplayamıyor. Özellikle de artık sesli gülmeye başladı, lokum oldu lokumm.

Herkesin yavrusu kendine güzel, benimkiler de bana güzel! 

Ben çok şanslı bir kadınım. Sevdiğim ve sevildiğim adamla evliyim. 34 yaşındayım, 17 yıldır önce arkadaşım, sonra sevgilim, nişanlım ve kocam olarak hayatımda bu adam. Öyle böyle değil aşkım, hala yanmakta yüreğimde. Evlilik aşkı öldürür mü hiç! Eğer öyleyse benim yaşadığım evlilik değil. Kavga da ediyoruz sonuna kadar. Bazen onu yoluk yoluk yolmak istediğim de doğru. Bazen yerle bir olup paramparça kırldığım da. Ama en kızgın olduğum zamanda bile aşkım sönmüyor ne mutlu bana. İki tane birbirinden tatlı, akıllı oğlum var. Hayat benim için çok güzel. Kimi zaman sıkıntıdan ağladığım da oldu, endişe ettiğim de. Kimi zaman alıp başımı gitmek istediğim de. Ama istediğim, hayal ettiğim, uğrunda savaşabileceğim hayatı yaşıyorum, ne mutlu bana. Maşallah!

Bugün alışveriş merkezinden yeni faaliyet malzemeleri aldık Deniz Baran'ıma. Eşleştirme kartları ve yapboz. Babasıyla 2 saat eşleştirme kartları oynadılar. Yapbozdan çok haz etmese de, acemiliğini üstünden atınca ona da bayılacağından eminim. Deniz Baran aynı babası gibi tepki veriyor. Bir şeyi öğrenme süreci oldukça sancılı geçiyor. Sevgili kocam da araba kullanmayı yeni öğrendiğinde, beni yanında istememiş, nasıl geçiyor kurs diye sorduğumda, araba kullanmaktan hoşlanmadım, bana göre değil demişti. Ben de araba kullanmak tam sana göre, öğrendikten sonra arabadan inmek istemeyeceksin demiştim. Şimdi bana "beni benden iyi tanıyorsun" diyor. Kolay mı, ömrümün yarısı senle geçti sevdiğim!

Barış Çağan'ım bebek sesleri çıkarmaya başladı. Ufak tefek agucuklar gugucuklar, küçük çığlıklar... Hayat ne kadar hızlı geçiyor. Bana aşık aşık bakışı içimi eritiyor.

İki çocuk sahibi olmak çok zor. Her şey çok zaman alıyor. Dışarı çıkmak için ciddi bir efor sarfetmek gerekiyor. Her iki çocuğu hazırladıktan sonra sıranın bana gelmeyeceğini düşünüyorum çoğu zaman. Güç bela dışarı çıktığımızda derin bir ohhh çekiyorum. Tüm bu zorluklara rağmen, (Barış Çağan henüz dışarının nimetlerini kavrayamıyor ama) Deniz Baran'ımın mutluluktan dans ettiğini görünce değdi diyorum. Her şeye değdi. 

Bahar geldi, içim kıpır kıpır. Sonbahar gelince bu yazıyı okuyayım bari. Zira hazan mevsimi, hüzün mesimi olur genelde. Onu da daha sonra düşünürüm.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder