Sayfalar

14 Haziran 2012 Perşembe

Barış'ım son zamanlarda özellikle geceleri çok huzursuz oluyor. Diş çıkaracak, çok eziyeti oluyor bu nedenle. Bu akşam çok ağladı, ağrı kesici şurup verdim, diş jeli sürdüm, rahatladı. İnşallah gecemiz rahat geçer... Bir de burnu tıkanmış hafiften... Hortumlu bir mekanizma ile çekiyorum sümükleri, ben çekerken çok itiraz ediyor ama sonrasında rahatlıyor.

Bu akşam balkonda annem, Barış, Deniz ve ben birlikte otururken, manavdan sipariş ettiğim meyvelerden çıkardım. Deniz dedi ben bunu yemem, kiraz isterim. Tüüüühhhh evde kiraz yok, saat 21:30, kocam evde yok. Ne yapacağız? Kalkıp bir topuk giyindim, Deniz'i aldım yanıma, koştuk manava! Aldık kirazımızı bir güzel yedik.  Ben Deniz'e hamile iken öyle çok kiraz yedim ki, hayatımın tümünde o kadar kiraz yememişimdir! Şimdi Deniz'in en sevdiği meyve, kiraz! Deniz kirazları alıyor eline "tombul tombul kiraz, birazdan karnıma gideceksin!" diyor, hııııımmmmmm diye ağzına atıyor kirazları, öyle şevkle yiyor yani!

Barış'ıma da kiraz ve kayısı verdim. Yavruşum benim, her şey ne kadar yabancı ona, her şey ne kadar yeni! Ağzına aldığı her şeyi ilk tattığı andaki yüz şekline, tepkilerine, yüzünü buruşturmasına veya mamuş mamuş yiyişine tanık olmak, her anın tadını çıkarmak, öyle kıymetli ki benim için! Geçen günleri geri getirmek mümkün değil, anı yaşamak çok önemli. İşte bunun bilinciyle, yaşadığım her anı beynime nakşetmek istedim, unuturum diye de buraya yazmaya karar verdim. Geçen günleri belki böyle yakalarım, zamanı belki böyle durdururum diye umarım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder