Sayfalar

16 Haziran 2012 Cumartesi

Günlük Yaşam

Ütü yaptım dün (Severek ütü yapan kadın da var, gördüm! Arkadaşım Lütfiye ütüyü seviyormuş!!) Yapmayınca benim adam sessiz bir psikolojik baskı yaratıyor üstümde! Nasıl yapıyor tam kesin bir şey söyleyemem. Evlilik satranca benzer ve o hamlelerini çoooookkk iyi ayarlar.

Temizlik de yaptım. Yapmayınca ev yaşamsal niteliğini kaybediyor!

Yemek yapmadım, çünkü dişçiye gideceğimi sandığım için bir gün öncesinden iki günlük yemek yapmıştım.  Dişçi randevusunu da kocam erteledi. İşime geldi.

Dün sabahtan balkon demirlerini boyattık, boyacı geldi gitti. Kış başında yaptırmıştık demirleri, bir iki ay içinde paslandı demirler. Kış ortasında boyatamadığımız için, havaların ısınmasını bekledik. Yapan usta, sadece ben paramı alayım, gerisi beni ilgilendirmez anlayışındaymış meğer. Ama şimdi reva mıdır bu? İnsanımız maalesef işin hak - hukuk kısmını hiç gözetmiyor. Hemen herkes bu düşüncede artık! Devir, üçkağıtçıların devri.

Ben temizlik yaparken, az biraz sinirli oluyorum, severek yapmadığımdan olsa gerek. Biran önce yapayım bitsin bu çile diyorum ve oldukça hızlı hareket ediyorum. Ama Deniz beni bırakmıyor. Sürekli bana engel olmaya, her şeyden oyun çıkarmaya çalışıyor. Ben de dur oğlum, yapma etme, dur sana balkonu ayarlıyım, sakin olursan bıdı bıdı vıdı vıdı birtakım vaatler vs... Ama yok! Kızıyorum ediyorum, ı ıh, yok! Deniz Baran durmuyor, aramızdaki çatışma tam gaz devam ediyor. Genelde böyle günlerde böğürtülü bir ağlama krizi gerçekleşiyor. Henüz temizlik için bir yardımcı ayarlayamadım, arayamadım da... Malum doktor işleri epey zamanımı aldı / alıyor. Dün de böyle bir ağlama krizi gerçekleşti! Yahu Deniz Baran, annecim 3 saat öğle uykusu uyudun, kendi isteğinle uyandın, kimse seni zorlamadı, peki sen ne demeye ağlayarak ve dahi böğürerek uyanıyorsun ki? Bu nedir böyle? Amacın ne senin yavrum? Bu yazıyı daha önce de yazdığımı anımsıyorummmm! (günlük zaman)

bir gün ve kabus yazılarımda temizlik ve sonrası yaşananları anlatmıştım ya, değişen hiiiçç bir şey yok! Hala ben eski benim, Deniz de eski Deniz.

Şu dışişleri bir düzene otursa, hayat bir parça daha kolay olacak. Ama şimdilik pek mümkün görünmüyor! İşimi kolaylaştıracak çözümler de bulmuyor değilim bu arada. Mesela bizim apartmanın altında bir toptan gıda marketi var, perakende satış da yapıyorlar. Aramız iyi, telefon açıyorum onlara, siparişlerimi söylüyorum, onlar asansöre koyuyorlar poşetleri, diyafondan haberleşiyoruz ve asansörü yukarı çekiyorum, al sana bi dolu alışveriş! Böylece çocukları bırakıp giyinmek ve aşağı inip alışveriş yapmakla zaman kaybetmiyorum. Sebze meyve alışverişini de çoğunlukla bir telefonla hallediyorum, kapıya getiriyorlar sağolsunlar. Eczane alışverişini bile telefonla hallediyorum. Efendim hep aynı yerden alışveriş yapınca, böyle telefonla sipariş mümkün oluyor ve hayatımı çok kolaylaştırıyor.

Dün temizlik yaparken Barış annemin kucağındaydı. İçeri girdim, bişeyler yaptım, onunla ilgilenemeden arkamı döndüm, yürüdüm. Benim oğlum bir seslendi bana, döndüm baktım, yüzü ekşi, gözünde hayal kırıklığı, bana bakıyor... Koştum sevdim, öptüm... Bir damlacık ama, bak o da biliyor bişeyler! Zaten iyiden iyiye kendin ifade etmeyi başarıyor artık.

Kendime not: tuvalet eğitimi konusunda son perde, toparlama yazımı daha sonra yazacağım. Şimdilik bu kadar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder