Sayfalar

25 Haziran 2012 Pazartesi

Yeni Dönem

Aşırı yoğun geçen bir hafta sonunda, annem kendi evine gitti. Haftasonu kocam ve çocuklarımla geçti, dershanem sadece cumartesi akşam bir ders için vardı. Bugün (pazar) gündüz ıvır zıvır ev işleri ve yemekle geçti. İkindi vakti Deniz Baran öğle uykusundan uyanınca çantamızı hazırladım, yanımıza yiyecek aldım, yola revan olduk, fuara gittik. Akşam yemeğimizi fuarda yedik. Denz Baran kaydırak ve salıncaklarda oynadı. Sonrasında lunaparka gittik. Deniz ve ben penguene ve elma kurduna bindik. Çok eğlendik. Kocam ve Barış da dönme dolapta bize katıldı. Dönme dolap oldukça büyük ve eğlenceli. Uzun zamandır böyle eğlenceli vakit geçirmemiştim. Başım ağrıdı yorgunluktan ama değdi.

Eğlenceli geçen haftasonunda annemin yokluğunu anlamadım ama yarın çocuklarla başbaşa kalınca bakalım nasıl başa çıkacağım... Allah yardım eder, herkes nasıl yapıyor, ben de başarabilirim. Yemeklerim hazır, sadece çocukların bakımı ve ev işleri ve faaliyetler var.

Yazın dershanem olmayabilir, bakalım yeterince talep gelecek mi... Öğrenci sayısı yeterli olursa sınıf açılır, olmazsa açılmaz. Hayırlısı ne ise o olsun...

Ablamlar bu cuma geliyorlar. Deniz Baran çok eğlenecek onlarla... Ablamı, yeğenlerimi çok özledim. Barış Çağan ile ilk kez karşılaşacaklar.

Annem bu hafta doktora gidecek, her türlü tetkiki hazır. Bakalım doktor ameliyata karar verecek mi, yoksa başka bir çözüm mü sunacak? Çok tehlikeli bir bölge bel ama annemin ağrıları da çok fazla... İnşallah sağlığına kavuşur biran önce. Dizi de sorunlu. Ondan da ameliyat olmak istiyor bu yaz. İki ameliyat da ağır, istersen birini seneye bırak dedim, sinirlendi. Sanki kötü bir şey dedim! Bazen onu anlayamıyorum. Yaşlandıkça huyu değişti, umarım sağlığına kavuşur, bunu yürekten istiyorum. Ablam hazır burdayken iki ameliyatı da aradan çıkarayım diyor. Hele birini olsun da, ona göre bakar, kararını verir.

Kışa iyi olurum ve gene gelirim sana yardıma diyor ama ben ameliyat sonrası nekahat döneminin uzun süreceğini düşünüyorum. Kendi işini kendi görür ama ötesi bu kış olmaz bana kalırsa. Zira kışa doğru Barış iyice hareketlenecek, belki yürüyecek, Deniz zaten hareketin kralını yapıyor. Annem ne Deniz'in ne Barış'ın etrafında koşamaz ki. Yemek de yapamaz, temizlik zaten yaptırmam. Deniz Baran'la faaliyet yapmak için yanına yere oturamaz, koltukta otursa eğilemez doğrulamaz. Sadece bana can yoldaşı olur, bir de ben Deniz Baran'ı anasınıfına götürüp getirirken Barış Çağan'la evde kalır. O da benim çok işime gelir, kışta kıyamette Barış'ı sokağa çıkarmamış olurum. Dur bakalım, zaman ne getirir ne götürür bilinmez...

Yeni bir dönem başlıyor bizim için. Şaka maka annem benim Deniz'e hamileliğimden beri bizde kalıyor hafta içi, haftasonu kendi evine gidiyor. Gerçi Deniz'e hamileliğimin son 3 ayında kendi evindeydi çoğunlukla, ben ufak ufak işe gidiyor, orda uzanıyordum ama öncesinde ve sonrasında hep yanımdaydı. 3 yılımız birlikte geçti. İyi kötü günlerimiz oldu, emeği büyüktür üzerimde, ödeyemem hakkını... Şu hale bak, 34 yaşındayım hala annem derdime derman oluyor. Anne olmak ne zor! Hiç bitmiyor evladının ihtiyacı... Aslında annemle konuştuk bu konuları, ben işe yaradığım için mutluyum, bundan keyif alıyorum dedi sağolsun. İşe yaramak, ihtiyaç duyulmak, insanı tatmin eden duygular gerçekten. Annem, sağol var ol, iyi ki varsın, başımın tacısın! İnşallah biran önce sağlığına kavuşursun! Seni seviyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder