Sayfalar

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Tatil Hazırlıkları Devam

Yolüstü marketten alınacak birkaç parça şey dışında her şey tamam.
Oyyy heyecanlıyım... Geçen sene de gitmemiştik, hamileydim, denizden mikrop kaparım diye korktum.
İnşallah çocuklarım da eğlenir, sorun çıkmaz.
Arabaya sığacak mı bu kadar eşya bilemiyorum.
Çocuklara ve bize tek büyük valiz yaptım giysilerimizi koymak için,
bir çanta havlular,
bir çanta yanıma alacağım eşyalar,
bir sırt çantası ilaç - kamera vs,
bir plaj çantası simitler - ıvır zıvırlar,
bir poşet kova kürek vs.
Şimdilik bu kadar. Toplam kaç ettiii... 6! Eh napalım, olacak o kadar! Çantalar bagaja sığar da iki bebek arabasını da alacağız, akşam yürüyüş yapacağız. O işi bozuyor işte! Sanki minibüse bineceğiz! Altı üstü sedan araba!
Neyse, ben hazırladım, sığdırması da kocamdan!
Haydi bakalım tatile gidecek kalmasıınnn! Kalkıyor bir iki bir ikiiii!

29 Temmuz 2012 Pazar

Aşk

Kocam uzun zaman sonra beni tekrar kıskanmaya başladı. Hastalıklı boyutta olmadığından kıskanılmak güzel! Kilo vermeye başlamamın etkisi var bunda tabii ki. Biraz kilo verince kendime güvenim de gelmeye başladı.  Tencere kapak bizim ilişkimiz. Ben de onu kıskanırım. Aşk biraz da kıskanmayı getiriyor beraberinde. En azından bana göre.

Tatil Öncesi Hazırlıklar


Çamaşır yıkamalar bitmedi bitmiyor, yarın son postaları yıkayıp kurutacağım, yerleştireceğim.
Bir liste hazırladım, gerekenleri unutmayım diye. Yine de ha bire aklıma yeni bir şey geliyor.

Ablamlar bendeydi. İki gece kaldılar. Deniz ve Berna saatlerce oynadılar. Barış'a Eda baktı, salladı uyuttu, arada ablam besledi. Biz de kocamla temizlik yaptık. İkindi vakti beraberce anneme gittik.

Yarın temizlik işine devam edeceğiz. Bir yandan da valizleri hazırlayacağım. Neler almam gerektiğini yazmam iyi oldu, yarın elim ayağım dolaşmaz birbirine.

Tatile gidiş çok keyiflidir. Hazırlıkların her aşaması keyif verir bana. Ama dönüş! Tatil dönüşlerinden hiiiiçç hoşlanmıyorum. Yazlık fikrine oldum olası karşıydım, sırf tatil çabuk bitmesin diye istiyorum. Çocuklar doya döke denize girsinler, eğlensinler istiyorum.

Biz senede bir gün gidebilirdik tatile. Günübirlik o da. Annem bir gün öncesinden patlıcanlı börek yapardı. Yanına bir de karpuz! Oooofff ne lezzet! Tüm gün denizin içinde olurdum börek yemek haricinde. Akşam eve gittiğimizde, annem vücudumuzun ateşi sönsün diye soğuk suyun altına sokardı bizi. Ne güneş kremi bilirdik ne bişey! İlk gece sırtımızın sızısından uyuyamazdık doğru dürüst. Acısı geçince soyulmaya başlardı deriler. Yamalı bohçaya dönerdik. Yine de, o yılda bir günü iple çekerdik. O kadar mı parasızdık, hayır! Göreneğimiz öyleydi demek ki. Keyif almak yerine işkence gibi mi gelirdi anneme bilmem ki. Kardeşim yaşama sevincini almıştı annemden ve babamda sanırım. Amaaaannn neyse iştee... Başka bir yazının konusu bu. Dramatik bir yazı değil şu an yazdığım.

İşte benim çocuklarım güzel güzel eğlensinler istiyorum. Mutlu olsunlar. Çocukluklarını doya doya yaşasınlar. Biz mutlu bir aileydik desinler, mutlu olduğumuzu sanıyorduk değil...

İki küçük çocukla tatile çıkmak çoookk büyük bir hazırlık gerektiriyor. Du bakalım arabanın bagajına sığabilecek mi tüm eşyalar!

İşte benim tatil öncesi listeeemmmm!


Alınacaklar
İlaç:
  1.  Ağrı kesici ateş düşürücü şurup ve fitil
  2. Diş jeli
  3. Bize ağrı kesici hap 
  4. Sivrisinek kovucu sprey ve sinek kovucu tablet-makine
  5. Anestezik merhem
  6. Güneş kremi, nemlendirici
  7. Barış’ın yanak merhemi
  8. Öksürük şurubu
  9. Yanık merhemi
  10. D vitamini
  11. Kan damlası
  12. Kalsiyum tozu
  13. Mide hapı ve şurubu
  14. Antibiyotik benim için
  15. Ateş ölçer
  16. Vuruk merhemi


Deniz Baran
  1. Mayo
  2. Simit
  3. Kova kürek oyuncak     
  4. Sandalet
  5. Spor Ayakkabı
  6. Biberon
  7. Kıyafet 
  8. Kakaolu sütler

Barış Çağan
  1. Mayo bez 
  2. Bez 
  3. Islak Mendil 
  4. Kıyafet 
  5. Mama 
  6. Bisküvi, fındık ezmesi, tereyağ, labne 
  7. Büyük boy bardak (biberon ısıtmak için) 
  8. Biberon 
  9. Yıkanma minderi 
  10. Biberon temizleyicisi 
  11. Bir iki oyuncak 
  12. Simit 
  13. Bebek yağı 
  14. Burun tıkanıklığı için aplikatör

 Genel
  1. Bülent’e şort tişört 
  2. Bülent’e sandalet 
  3. Bana parmak arası terlik 
  4. Bana elbise – tayt 
  5. Çamaşır -   Çorap
  6. Spor ayakkabılar
  7. Kâğıt havlu
  8. Sıvı sabun
  9. Duş jeli 
  10. Şampuanlar
  11. Lifler 
  12. Diş fırçaları
  13. Diş macunları
  14. Tarak
  15. Toka
  16. Bebek arabaları
  17. Plaj çantası 
  18. Deniz topu 
  19. Mayolar 
  20. Cep telefonları
  21. Dizüstü bilgisayar
  22. Şarj aletleri
  23. Buzdolabı poşeti
  24. Çöp poşeti 
  25. Tırnak makasları 
  26. Şapkalar, bana büyük şapka 
  27. Dikiş ipi, iğne
  28. Roll onlar, deodorant
  29. Makyaj malzemesi
  30. Kâse - bez - kolonya (Deniz Baran 9 aylıkken Bodruma gittiğimizde almıştım yanıma, neden aldığımı bile bilmem, çocuk hastalanıp ateşlendi de ıslak bez koydum alnına) 
  31. Çengelli iğne 
  32. Pamuklu çubuk 
  33. Deniz gözlüğü 
  34. Güneş gözlükleri 
  35. Diş İpi 
  36. Tıraş bıçağı
  37. Su ısıtıcı
  38. Tıraş jeli 









Barış'ı doktor kontrolüne götürdük, fazla kilo almamış. Ya ben daha ne yapayım bilemedim! Yemekse yemek, mamaysa mama, sütse süt! Oğluşum ilk aylarda çok güzel kilo alırken, şimdi çok düştü kilo alışı! Amaannn tombalak oğlanı napacan diyor kocam, annem. Ablam kiloya takılma, ben hiç takılmadım bak büyüdüler işte diyor. Doktorumuz Mustafa Okçay, zaten yaşıtlarından önde, bu tarz duraklamalar normal, diyor. Benim içim ne demeye buruluyor?! Anne olmak bu mudur yani, olur olmaza endişe etmek midir? Bu bana has bir duygu mudur?

26 Temmuz 2012 Perşembe

Bebek mi Zor Çocuk mu?

Bu hafta çamaşır haftam. Her gün iki  makine çamaşır yıkıyorum, kuruyanları toplayıp katlıyor ve yerleştiriyor, yenileri asıyorum. Malum, haftaya pazartesi tatile gideceğiz. Bir valiz sadece havlular tuttu. Çok heves ediyorum. İnşallah hevesim kursağımda kalmaz! Barış'ın öksürük problemini de İnşallah o zamana kadar çözeriz.

Dün akşam arkadaşlarla buluştuk. Gece 2'ye doğru evdeydik. Çocuklar parkta oynadı. Sevil ve Kemal (arkadaşımın kardeşleri) sağolsunlar Deniz Baran'la ve Toprak'la ilgilendi. Biz de rahat rahat oturduk. Gerçi ben iki çocuklu bir kadınım, biri oynasa diğeri üstümde! Allah var artık Deniz Baran'ın bana bir zoru kalmadı. Hani bazıları der ya "daha bu gördüğün ne ki, hele biraz büyüsün, asıl o zaman sorunlar artıyor!" diye; o yalan! Sorunlar farklılaşıyor ama küçücük bir bebeğe bakmak, büyük çocuğa bakmaktan çoook daha zor bence!

Bir kere bebeğim her şeyi yiyip içemiyor, ona özel beslenme araç gereci ve yiyecek çeşitleri bulmak gerekiyor. Barış dışarda beni emmek istemiyor, çok zorlanıyorum emzirirken ve genelde başarılı olamıyorum! Her zaman ona özel taze ve güvenli gıda düşünmem gerekiyor, ben de kavanoz mamalarından alıyorum yanıma ama tabii ki evde yapılan tazesi gibi olmaz!

İkincisi, bebek denen ana kuzuları, derdini anlatamaz! Deniz Baran'ı ele alalım, neresi ağrır, aç mıdır, susuz mudur her bi şeyi söyler. Hatta beni paylaşmak istemediğini bile! (Kötü Sözlerin Gizli Sebebi) Oysa Barış ne derdi olursa olsun ağlar. Gerçi anneler bilir, bebeği nasıl ağlarsa nesi var nesi yok anlar ama, yine de dillenmiş bir çocuk kadar kolay değildir anlaması!

Bebeklerin bağışıklık sistemi tam gelişmediği için en ufak bir hastalıkta, endişem tavan yapıyor. Tamam Deniz Baran hastalanınca da endişeleniyorum ama, ilaç kullanmakta tereddüt etmiyorum en azından! 

Bir de ayaklanmış bir bebeği takip etmek gerekir kabul ama, sanki ayaklanmadan önce takip etmiyor muyuz! Yok döndü mü, yok neden ağladı, aman yalnız kalmasın kucağa almalıyım pisikolojisi bozulmasın! Oysa ayaklanınca hele hele de dengesini sağlıyorsa, o oyuncaklarıyla oynasın, abisiyle oynasın, ben de onlara refakat ederim, sebze ayıklarım, onlar uyurken pişiririm, ne bileyim kolay olur işte!

Bebeğim büyüyor, sorunu da büyüyor şeklindeki bakış açısına katılmıyorum (en azından şimdilik) Sadece sorunları değişiyor, farklılaşıyor ve insanlar alıştıklarının haricinde yeni sorunlar ortaya çıkınca çok büyük bir sorunmuş gibi algılayabiliyorlar. Şu an için böyle düşünüyorum, umarım tükürdüğümü yalamam!

Toprak 2 yaş sendromunu yemeğe endeksli atlatıyormuş! Sebze yemeyi kesinlikle reddediyormuş. Deniz Baran da sebze yemiyor hala (sanırım bu dönemde pek çok anne çocuğuna sebze yedirmekte ciddi sorun yaşıyor!) ama canım benim Toprak'ın kabızlık sorunu da var. O nedenle düzenli beslenmesi çok önemli. Bir anne için çok önemli evladının sağlığı! İnşallah tez vakitte bu sorun çözülür!


25 Temmuz 2012 Çarşamba

Çoluk Çocuk Halleri

Barış Çağan yabancıları seçmeye ve tepki vermeye başladı. Dün akşam annemlere yürürken arkadaşlarla karşılaştık ve sevdiler kuzumu, başladı göz yaşı ile ağlamaya! Kucağıma aldım öptüm sarıldım, zor sakinleşti.

Annemlerden dönüşte gece 2'ye kadar ağladı, uyumadı. Balkonda 1 saat tur attım, bağrıma bastım, öptüm, fitil attım. (fitil atmak kocamın aklına geldi sağolsun. eee baba olmak böyle bi şey!) Elini çenesine koyarak sızdı kaldı. Sanırım ağrısı vardı, hiç böyle yapmazdı çünkü! Şu diş bir çıksa!

Barış'ım öksürüyor, geçen hafta annemlerde vantilatörden etkilendi, hala geçmedi öksürüğü! Günde 3 kere yarımşar tatlı kaşığı öksürük şurubu veriyorum, biraz daha iyi. Amaaaaannnn çocuklar hastalanınca benim tadım tuzum olmuyor!

Deniz Baran'ım gün içinde çok anlayışlı, uyumlu. Akşam babası gelince tabiri caizse kuduruyor. Aslında sadece kudurmak da değil, uyumsuzlaşıyor, her şeye itiraz ediyor. Babasını da zorluyor beni de! Karakteri inanılmaz derecede değişiyor! Olağan sanırım bu durum. Zamanla kişiliği oturacak, çocukluk dönemine geçiş süreci tamamlanacak, ta ki 12-13 yaşlarına kadar! Sonra da gençliğe geçiş dönemini yaşayacağımız ikinci ergenlik dönemi sancıları başlayacak. Birkaç sene sürer herhalde! O dönemler tahminimce benim menapoz dönemime denk gelecek! Ardından Barış'ın ergenliği... Oy oy oyyyy! Deliler evi asıl o zaman yaşanacak. Ömür olsun, sağlık olsun da yaşayalım görelim...

Akşama arkadaşlarla buluşacağız, dışarda oturup çay içeceğiz kısmetse. Göztepe'ye kadar yürürüz, çay içip sohbet ettikten sonra döner yüryebildiğimiz kadar yine yürür, bineriz bir vasıtaya evimize geliriz. Ay bu yürüyüşler benim ruhumu temizliyor, huzur ve sakinlik veriyor bana. Hep eve kapanmak çok korkutucu geliyor. Önümüzdeki kışa dershane işi yine olsa... Olmasa da CMK yapmayı planlıyorum en azından haftada 1 - 2 gün. Eve kapanmak çok sıkıcı. Dışarı çıkabilmek büyük özgürlük!

Kardeş İlişkileri

Deniz Baran hopluyor, Barış Çağan kahkaha ile gülüyor.
Barış Çağan ağlıyor, Deniz Baran ona oyuncak veriyor.
3. kişiler "Barış bizim olsun mu alalım mı onu" diye soruyor, Deniz bağırarak "alamazsınıııııızzzz o biziiimmm!" diyor.
Dışarı çıkma hazırlıkları yapıyoruz, Barış'ı arabasına oturtuyorum, Deniz, Barış'a en sevdiği plastik oyuncaklarından zürafayı (nam-ı diğer Efe) veriyor ve "al barış, bu sende dursun, yalnız bir şartım var, onu yere atmayacaksın" diyor.

Ben odada yokken Barış Çağan ağlıyor, Deniz "Ağlama Barıııışşş, ben seni korurum" diyor, gelip bana sesleniyor ve "anneeee Barış seni istiyor" diyor. 

İletişim kurmaya başladılar. Barış uyanıkken gününün çoğunu abisini izleyerek, emekleme çalışmalarını abisine ve onun oyuncaklarına yönelerek gerçekleştiriyor. Abisine dokunuyor, yalıyor. Deniz bu yalanma faslından hoşnut değil. Zira beyefendi öptüğümüzde bile yüzünü siliyor!

Barış açısından ilişki kurma meselesi, son bir aydır yoğunlaştı da Deniz açısından koruyup kollama, iletişim kurma meselesi bir hafta - on gündür çok başarılı şekilde ilerliyor. Nasıl oldu, anlatayım!

Deniz Baran, geçtiğimiz haftasonu alışveriş merkezinde dolaşırken çişi geldiğini söylemeyi unuttu ve küçük bir kaza yaşadık. (tuvalet eğitiminde tam her şey düzene girdi dediğinizde böyle geri dönüşler yaşanabilirmiş, endişeye mahal yok) Allah'tan tedbirimi almıştım her zamanki gibi ve oğluşumun üstünü başını değiştirdim. Ayakkabıları da ıslanmış olduğundan onları da çıkardık, o da ne, yanımda Deniz'e göre çorap getirmemişim, napayım, Barış'ınkini geçiriverdim ayaklarına. "Ama anneee o Barış'ın çorapları" dedi. Ben de "Barış izin verdi annecim, hem ikiniz kardeşsiniz, birbirinizden eşya alıp verebilirsiniz" dedim. Zor durumda kalan Deniz Baran'ımın imdadına kardeşi Barış Çağan'ım yetişmiş oldu.

Arabamızı değiştirdik ve yeni arabamıza henüz çocuk koltuklarını yerleştiremedim. Bunda kalabalık olarak arabaya binmemizin ve herkese yer açma gayemin de etkisi var tabii. (Biliyorum çok kötü bir şey bu yaptığım, ilk fırsatta çocuk koltuklarını yerleştireceğim!) Ben arkada oturuyorum ve Barış Çağan kucağımda oluyor. Deniz'e soruyorum "annecim kucağıma gelmek ister misin" diye soruyorum, "evet" diyor. Biri bir dizimde, biri ötekinde... Tombul olduğum için ikisini de kucağıma alıp yumuşak yumuşak taşıyabiliyorum. İşte tombişliğin bir faydası! (başka da br faydasını bulamam) Bu şekilde ikisine de eşit mesafede oluyorum, ikisini de öpüyorum, birbirlerini itip kakıyorlar, birbirlerine dokunuyorlar... İşte böyle iletişimleri güçleniyor.

Deniz, kardeşini çok güzel kabullendi. Eh, ara sıra küçük vukuatlarımız da oluyor ama öp başına koy derim ben... Onu da başka bir zaman anlatırım...

22 Temmuz 2012 Pazar

Değerlendirmeler




Oğullarımla baş başa kalmaya korkuyordum. Annemin varlığına çok alışmıştım. Anneme her ne kadar ev işi, yemek vs. yaptırmasam da, Barış Çağan ile ilgilenmesi bana ciddi bir zaman yaratıyordu! N’aparım, nasıl yaparım annemsiz diye düşünmekten alamıyordum kendimi. İşte 2 küçük çocuklu bir kadının bir günü:

Sabah 7,5 – 8 gibi kalkıyorum, Barış Çağan efendi daha fazla uyumama izin vermiyor. Geceleri de uyanıyor, bu duruma çare bulmak için kitap aldım, ama henüz okuma fırsatım olmadı!
Sabah Barış’ım emiyor, doymazsa kahvaltı hazırlıyorum. 

Deniz’im kakaolu süt istiyor, onu hazırlayıp veriyorum. 

Eşim kahvaltı yapacak vakti varsa çocuklara bakıyor, kahvaltı hazırlıyorum. Bu arada Barış ve Deniz hazırladığım mama ve sütü içiyorlar. Ben kahvaltı hazırlığını tamamlayınca, ikisi de doymuş oluyor. Deniz Baran sabah kakaolu süt olmadan güne başlayamıyor. Bu durumda eşimle baş başa kahvaltımızı ediyoruz, Barış yerde emekleme çalışmaları yapmakla meşgul oluyor. Bu aralar emekleme pozisyonu almayı başardı ama henüz emeklemeyi başaramadı! Deniz Baran da çizgi film izliyor.

Eşimi uğurluyoruz. Genelde Deniz Baran uğurlamaya gelmiyor. Babasının işe gidişinden hiç memnun olmuyor, sanırım bir çeşit protesto bu davranışı!

Barış eğer 2 saattir uyanıksa, kısa gündüz uykusuna yatıyor, yatmazsa mızıkçılık yapıyor. Deniz Baran bu arada faaliyet istiyor. Kendi başına oyun kurabildiği için, faaliyet yerine küçük oyuncakları ile oynayıp onları konuşturabiliyor ya da benle oyun oynayabiliyor. O tek başına oynarsa ben evin işlerini yapıyorum, yemek yapıyorum. Bu sırada Deniz benim yanımda mutfakta sularla veya buzdolabı süsleriyle oynuyor ya da içerde hem çizgi film izliyor.. Duruma göre değişiyor. 

Deniz’im arada acıkıyor. Genelde protein ağırlıklı beslenmeyi seviyor. Zevkleri değişkenlik gösteriyor, bu sıralar sevdiği meyve kavun! Çerezlerden Antep fıstığına bayılıyor.  Deniz’e ya kahvaltı hazırlıyorum, ya da çorba içiyor, ya da öğle yemeği yiyor, duruma göre değişiyor. Kural, abur cubur yemeden öğle yemeği yemesi ama genelde “anne bir parçacık çikolata ya bir parçacık ama bir parçaaa” diyor, kırmıyorum, küçücük bir parça çikolata veriyorum yemek öncesi! Barış’ım uyanıyor, ona da kendi öğle yemeğini hazırlıyorum, yediriyorum. Ya sebze püresi, ya çorba… Ama mutlaka tuzsuz! Çorbalardan ya yoğurt çorbası, ya tarhana. Sebzelerden de evde ne pişiyorsa tuzunu atmadan ona bir kaşık ayırıyorum, çatalla eziyorum ve yoğurtla karıştırıp veriyorum. Yoğurdu evde mayalamaya çalışıyorum, bazen vakit buluyorum, bazen bulamıyorum, duruma göre değişiyor. 

Barış’ı yere bırakıyorum, mızık mızık sesler eşliğinde emeklemeye çalışıyor. Kucağıma alıyorum, yere inmek istiyor.. Böyle böyle takılıyoruz. Deniz Baran hamur, yapboz, küp dizme gibi faaliyetler yapıyor, ben de yere oturup onlara eşlik ediyorum.

Sonra öğlen 14:00 sularında Deniz’in uyku saati geliyor. Deniz’e bir kakaolu süt daha yapıyorum. Barış emiyor. Ben öğle yemeğimi yiyorum. Sonra ikisini de öğle uykusuna yatırıyorum. Bu saatler benim saatlerim! Onlar uyurken akşam yemeği hazırlıyorum, canım isterse ev işi yapıyorum, istemezse bilgisayar başında kahvemi içip dinleniyorum. Ortalama 2 saat sürem oluyor. Zira Barış Çağan uyanıyor. 

Deniz Baran uyurken, Barış Çağan’ı yıkıyorum. Birlikte takılıyoruz işte. Kâh o yanımda oyuncaklarla veya benimle oynuyor kâh emiyor. Vakit böylece geçiyor. Eğer iki oğlum da uyurken ev işi yapmamış ve kendime zaman ayırmışsam,  Barış uyanınca onunla bir süre oynadıktan sonra yemek yapmaya geçiyorum, Barış’ı da mama sandalyesine oturtuyorum. Mama sandalyesinden bana bakarak ha bire mızıldanıyor, yüzünü ekşitiyor. Ağlamaya başlayana kadar ben zaten epey bir işimi hallediyorum genelde. Sonra dayanamayıp ağlamaya başlarsa da kucağıma alıyorum, bir elimde yemeği karıştırıyorum, bir elimde de Barış’ı tutuyorum, ben bu manzarayı Deniz Baran’ın bebeklik zamanından da hatırlıyorum diyorum. Barış’a meyve veriyorum, ya da yoğurt ya da ikisini birden…

Deniz Baran uyanınca onu da yıkıyorum. Birlikte balkona çıkıyoruz. Deniz etrafımda oyun oynuyor, Barış ya kucağımda ya oyun halısında takılıyor, kocamın gelişini bekliyoruz. 

Kocam farklı saatlerde geliyor. Akşam yemeğini 19-20:30 arası herhangi bir saatte yiyoruz. Ya evde yiyoruz yemeği ya da yanımıza alıp yürüyüşe çıktığımız zaman dışarıda yiyoruz. Çok keyifli oluyor. Barış’a küçük kavanoz maması alıyorum yanıma, Deniz bizimle birlikte yiyor. Akşam keyifli oluyor. Yürüyüşü nerede yaparsak yapalım, çocuk parkı buluyoruz ve orada noktalıyoruz. Deniz parkta oyunlar oynuyor, Barış arada mızıldanıyor, uyuyor uyanıyor, bir şeyler yiyor. Gece 23:00 suları eve geliyoruz. Deniz Baran bir kakaolu süt daha içiyor. Böylece günlük 600-650 ml. Süt içmiş oluyor. Bu arada geçtiğimiz aylarda hemogram yaptırdım, gayet normal kan değerleri!

Temizlik işini ise hafta sonlarında yapıyorum. Kocam çocukların başında duruyor, ben de elimden geldiğince evi topluyorum, süpürüyorum, siliyorum. Temizlik işini kışın bir yardımcıya devretmeyi düşünüyorum, şimdilik idare ediyorum. Bazen de amaaan boşver haftaiçi yavaş yavaş yaparım diyorum ve haftasonu dinleniyorum.

İşte görüldüğü üzere mükemmellikten uzak, o günün şartlarına göre genel bir çerçeve içinde şekillenen günlük zaman dilimimiz böyle. Annemi özlüyorum, onu arıyorum ama kendi başıma başarabildiğim için mutluluk duyuyorum. Bazen de başaramadığımı düşünüp mutsuz oluyorum. Duruma göre değişiyor.


Ev deliler evi! Barış huysuz, Deniz azman, kocamla ben delirmek üzereyiz. Offff!

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Emekleme Çalışmaları

Barış Çağan tam gaz emekleme çalışmaları yapıyor. Emekleme pozisyonu alıyor, ayaklarını hareket ettirmeyi ve ilerlemeyi başaramıyor henüz. Kendini olduğu yerde ileri atmaya çalışıyor. Pek sevimli :))) Bir de başaramayınca siniri bozuluyor, mızıldanıyor. Başaracaksın oğluşum az kaldı, ha gayret!

20 Temmuz 2012 Cuma

Bel Fıtığı

17.07.2012'de DEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'nde ameliyat oldu, ertesi gün taburcu oldu annecim. Ameliyattan bir ertesi gün, 3. kattaki evine merdivenleri çıkarak tek başına ulaşmış, hem de dinlenme gereği bile duymamış. Hem bel fıtığı, hem belinde kayma varmış, hem de omurlarının arası kireçle dolmuş. Beline 2 platin çivi çakılmış, kayma düzeltilmiş ve temizlenmiş. Ameliyatı yapan Prof.Dr. Kemal Yücesoy'a buradan çoookk teşekkür ederim. Mesleğinin zirvesinde, çok başarılı, günde 7-8 ameliyat yapan çok iyi bir beyin ve sinir cerrahı! Annemin 20 gün kadar sıkıntısı olurmuş, çabuk iyileşmek istiyorsa bol bol yürümeli ve merdiven inip çıkmalıymış. 6 ay sonra ameliyat olduğunu bile unutacak kadar iyi hissedecekmiş!

Annem ameliyat olalı 3 gün oldu. Her sabah ağrı kesici iğne vuruluyor (toplam 6 iğne vermiş doktor), antibiyotik ve ağrı kesici ilaçları var. Bu şekilde ağrılarını minimuma indiriyor. Kendi başına yürüyebiliyor, oturabiliyor, yatakta yön değiştirebiliyor. Yürürken ve otururken çelik korse takıyor. Yatarken takmasına gerek yokmuş. 1 ay bu şekilde çelik korse takacakmış, sonra ona ihtiyacı kalkmayacakmış. 1 ay sonra kontrolü varmış.

Ohhhh şükürler olsun. Mutluyum.

18 Temmuz 2012 Çarşamba

Annem

Ameliyattan çıkmış, dinlenme odasındaymış. İnşallah tez zamanda iyileşir. Annem, canım annemm....

Ek: İyimiş, yatağına yatmış, konuştum, sesi yorgun ve narkozlu. Annem, iyi olacaksın İnşallah

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Kuzenlerle Bir Haftasonu

Oğullarım uyuyor, ben mutluyum. Allah'a şükrediyorum. Hayatıma anlam katan herkese teşekkür ediyorum, onları hayatıma kattığı için Rabbime şükrediyorum.

Annem yarın hastaneye yatacak, çarşamba günü ameliyat olacak, çok ağrılar çekiyor. Sağlığına kavuşması için dua ediyorum.

Kocam işte. Bugün Ödemiş'e gitti. Sürekli koşturuyor. Yarın ben de satışa gideceğim, çocuklara ablam bakacak.

Ablamların İzmir'de olması, çocuklarımızın kaynaşmasını sağlıyor. Deniz Baran'a dün "sen ablalarını seviyor musun?" diye sordum, "seviyorum, hem de çok" dedi. Oğlum çok mutlu!

Kayınvalidem cuma günü ameliyat oldu. Cumartesi kocam annesini görmeye gitti. Kayınpederim kocama söylememek için çok direndi ama "annesidir, bilmeye hakkı var, o da annedir, oğlunu görmek ister" dedim. Kocam gitti gördü annemi geldi. Ben de evde yalnız kalmayım diye annem, ablam ve yeğenlerim bize geldiler.

Berna Deniz'le türlü çeşit faaliyet yaptı. Berna "burada anaokulundan daha fazla faaliyet var. Orda bir tane yapıyoruz, sonra oyun oynuyoruz, isteyen uykuya yatıyor, sonra da eve dönüyoruz" dedi. Öyle tatlı ki! Çok duygusal, kendini birden dışa açmayan, içli, akıllı bir çocuk Berna! Ben, çeşit çeşit yapbozlar, boyamalar, grafon kağıdından parmak kasları gelişsin diye kırpma çalışması ve kırpılmış kağıtlardan desen çalışmaları verdim önlerine. Edacım da tam bir abla olarak bana hiç iş bırakmadı ve kardeşlerine nezaret etti, onları yönlendirdi.

Dün de kocam gece yarısı geldi, yattı uyudu dinlendi. Sabah güzel bir kahvaltıdan sonra hazırlık yapıp dışarı çıktık,  annem ve ablamı ameliyat öncesi hazırlık yapmaları için eve bıraktık. Çocukları aldık ve Özdilek'e gittik. Kocam ve Deniz bir arabaya bindi, Berna ve Eda da diğer arabaya, çarpışan arabalarda iki tur atıp eğlendiler. Biz de Barış Çağanla onları izledik. Sonra Berna ve Deniz'i Özdilek'in çocuk oyun evine bıraktık. 1 saat boyunca biz alışveriş merkezinde özgürce takıldık. Ufaklıklar oyun evinde boyamalar yapıp oyunlar oynamışlar. Barış zaten yavrum eziyet etmedi, arabasında kah uyudu, kah etrafı izledi. Biz de Eda, kocam ve ben kafa dinledik. Havlu elbise baktım kendime. Bir tane buldum ama çok hoşuma gitmedi. Eda bana bir havlu elbise gösterdi, ay pek beğendim. İşte kız evladın farkı valla. Bir de uzun zamandır istediğim üzere kendime topuklu ayakkabı ve parmak arası terlik aldım. Bir saatlik özgürlük kısa zamanda sona erdi, çocukları alıp aşağı indik. Çocukların ortak tercihi hamburger, patates ve ayranlar söylendi. Deniz Baran ilk kez adam gibi hamburger yedi, nerdeyse bitirdi diyebilirim. Patates bile yedi! Patatesten pek hoşlanmaz oysa ki! İşte ablalarının farkı! Çok güzelmiş diye diye hüpletti! Ordan da Özdilek'in önündeki çocuk parkına gittik. Çocuklar eğlendi, Eda göz kulak oldu, kocam da baktı onlara ama pek iş düşmedi kendisine Eda sayesinde! Eda çok hanım, anlayışlı, sevecen, koruyucu.... Eda çok özel bir kız!

Çocuklar oyundan iyice yorulunca, kızları eve götürdük, biz de Kipa'ya geçtik. Deniz bir arabada uyudu, Barış diğer arabada. Önce kocamla bir güzel yemek yedik. Dedim ki başbaşa seninle yemek yemek istiyordum, al işte gerçekleşti. Hem çocukların nerde, ne durumda olduklarını düşünmüyorum, hem de seninle başbaşa sohbet ede ede yemek yiyorum, oh ne güzel dedim! Kocamla başbaşa yemek güzel ama cidden pahalıya mal oldu! Dışarda uzun zamandır yememiştik, daha uzun zaman da yemeye niyetim yok! Dün bir hengame vardı, mecbur kaldık ama akıl parası olsun bana, özel günler hariç, elimden geldiğince hazırlayıp yanımda götüreceğim bundan sonra! Pinti miyim neyim! 

Yemek sonrası alışveriş yaptık benim için. Hiç tişörtüm kalmamıştı. Aldım gönlümce.. Biraz daha zayıflasam, ah neler alacağım... Olacak İnşallah, acelem yok!

Hasılı kelam,  güzel bir haftasonunun ardından evde çocuklarla başbaşa kalabilecek yeterli enerjiyi toplamış olmak güzel bir duygu!

Hayat güzel!


13 Temmuz 2012 Cuma

İstiyorum / İstemiyorum

  • El ve ayak terleme sorunumu çözmek istiyorum. Sürekli spor ayakkabı içine çorap giyerek bu yaz sıcağında dolaşmak istemiyorum.
  • Kilo sorunumdan kurtulmak, istediğim kıyafetleri giymek istiyorum. Böyle ne bulursam mahkum olmak istemiyorum.
  • Yiyip yiyip kilo almamak istiyorum. (yukarıdaki şıkla birleşince pek bir abuk subuk istek oldu bu)
  • Bir sürü topuklu ayakkabım olsun, onlarla uyumlu küçük küçük çantalarım olsun istiyorum. Çocuklarımın ihtiyaçları nedeniyle valiz büyüklüğünde çantalar taşımak istemiyorum.
  • Oğullarım yat deyince yatsınlar, hadi kalk deyince mutlu kalksınlar istiyorum, bu konuda ciddi bir mesai harcamak istemiyorum. Keşke kontrol panelleri olsa, küçük bir açma kapama düğmesine de razıyım!
  • Kendimde ve oğullarımda gösterge paneli olsun istiyorum, sütüm yeterli mi, karnı doydu mu, neresi ağrıyor, neden ağlıyor görebileyim istiyorum, bu konuda sürekli kendimi yiyip bitirmek istemiyorum.
  • Hiç değilse haftasonları istediğim saatte uyanayım, yataktan kendi isteğimle kalkayım istiyorum, sabahın köründe mızıltılarla uyandırılmak istemiyorum.
  • Verdiğim her yemeği gık demeden yesinler istiyorum, bu konuda itiraz etmelerini istemiyorum.
  • Evim her daim tertemiz püripak olsun istiyorum, yaptığım temizliğin 5-10 dakika içinde berbat olmasını istemiyorum. 
  • Küçük bir temizlik robotum olsun istiyorum, her odaya girsin, temizliği yapsın bitirsin, beni bu işe bulaştırmasın istiyorum! Hem de çok istiyorum!
  • Gezip tozmak istiyorum ama gezerken çocuklarımın hastalanmasını istemiyorum. 
  • Kocamla giyinip süslenip başbaşa hiç değilse ayda bir, hadi olmadı 3 ayda bir yemeğe çıkmak ve sadece kendimizden konuşmak istiyorum, çocuklarım için o akşam endişe etmek istemiyorum! (Yılda bire de razıyım!)
  • Çocuklarım biran önce büyüsün, birlikte sinemaya, tiyatroya, konsere gidelim istiyorum. Alalım 4 kişilik bir çadır, hep birlikte bir rock müzik festivaline gidelim, ailecek eğlenelim istiyorum! Hem de çok istiyorum!
  • Kızgın kumlardan serin sulara atlamak istiyorum! Yaz geldi geçiyor, şu tatile bir gitsek rahat etsek istiyorum ama orada eveli sene Bodrum tatilinde olduğu gibi maaile hasta olup tatili yatakta geçirmek istemiyorum!
  • Ailecek gemiyle seyahat etmek istiyorum. Ama hiçbirimizi gemi tutsun istemiyorum.
  • Mahallemizde çocuk parkı olsun istiyorum. Mecburiyetten değil, değişiklik olsun diye uzaklardaki parklara gidelim istiyorum.
  • Hiç kış olmasın, İlkbahar - Yaz - Sonbahar döngüsünde mevsimler gelsin geçsin istiyorum, soğuk kış günleri eve tıkılıp kalmak istemiyorum. 
  • Çocuklarımla hep eğlenmek istiyorum, ağlamalarını, böğürmelerini istemiyorum.
  • Evimle işyerim aynı apartmanda olsun istiyorum, ben de fırsat buldukça mesleğimi yapmak istiyorum, bu benim için şimdilik mümkün olmasa da kocamın yolda gereksiz zaman kaybetmesini istemiyorum. 
  • Yepyeni eşyalarla evimi donatayım istiyorum ama çocuklarımın kaka, çiş, kusmuk, meyvesuyu lekeleri veya çikolatalı ellerle eşyalarımı batırmasını istemiyorum. Oyun için serdiğim örtülerin üstünde, faaliyet masasında oynasınlar istiyorum.



Oğullarımın Bugünü

Deniz Baran'daki Gelişmeler :
1-Kendi kendine isimler, sözcükler uydurur : Çançın, orçul, kankın, kunken, ortaboy, pan, çın, kun, çan... bu liste uzar gider. Benim oğlan hafif çekik gözlü, böyle Orta Asya Türkçesine benzer kelimeler uydurunca, önceki hayatı ile ilgili düşünceler sarıyor beni. İngilizcede putç, Türkçe'de pançın diyormuşuz o tahta küpe!
2- Kendi kendine tuvaleti gelince şortunu çıkarabilir, ihtiyacını giderebilir, kimi zaman da benden yardım ister.
3- Kendi kendine bir yandan konuşup (hiç durmaz çenesi) bir yandan kendi kurduğu oyunları oynayabilir.
4- 4-6 parçalı yapbozları hiç yardımsız yapabilir. Sırada daha büyük yapbozları yardımsız yapması var. Onları yardımla yapıyor şu anda.
5- Dışardan gelince ayakkabılarını çıkarıp, ayakkabı dolabını açıp içine yerleştirebilir.
6- 9 tahta küpü üst üste dizebilir.
7- Bütün renkleri uzun zamandır bilir. Artık açıklı koyulu renk tonlarını da öğrendi.
8- Neden sonuç ilişkisi kurabilir.
9- Uzun cümleler kurabilir.
10- Deyim kullanabilir, hem de yerli yerinde!
11- Masal dinlemekten hoşlanır. Kendi de masallar uydurur.
12-  Çok hareketlidir, yerinde durmaz.
13- En sevdiği renk mavi, en sevdiği oyun kovalamacadır.
14- 2 yaş sendromu dışında uyumlu sayılabilir.
15- Grupla oynanan oyunları oynayabilir. (bahçivan amca, oyuncakçı amca vs.)
16- Kaşık kullanmakta çok yi değildir, yemeğini elle yemeyi tercih eder.
17- Tehditlere pabuç bırakmaz! (Örneğin yemeğini yemezsen parka gidemezsin derseniz tamam, parka gitmeyeceğim diye karşılık verir.) Net ve kısa cümlelerle yapması gerekeni belirtmelisiniz, hayır diyorsa kolay kolay sözünden dönmez!

Barış Çağan'daki Gelişmeler :
1- Seslenir, yardım isteyebilir.
2- Değişik sesler çıkarabilir, çığlıklar atar.
3- Kahkaha ile gülebilir.
4- Yardımla oturabilir.
5- Dönebilir.
6- Emekleme pozisyonu alıp az da olsa yer değiştirebilir.
7- Pütürlü gıdaları çiğneyebilir.
8- İnsanları gözle takip edebilir, tanıyabilir.
9- Onunla konuşulmasından hoşlanır, karşılığında çırpınmalar, seslenmeler, gülmeler ile cevap verebilir.
10- Göz kontağı kurabilir.
11- Oldukça sakin sayılır ama acıkınca çıldırır.
12- Kıyafetlerinin giydirilmesi - çıkarılmasından hoşlanmaz, çıldırır.
13- Arabaya binmekten hoşlanmaz, mızıldanır, ağlar, hatta katılırcasına ağlar!
14- Bugün öğle uykusuna ayakta sallanmadan kendiliğinden dalmıştır! Tarihi bir gün!
15- Bolca dişleri kaşınır ama henüz dişi çıkmamıştır.
16- Eline geçen ne varsa tutup ağzına götürebilir.

İkisi de banyo yapmaktan hoşlanır.
İkisi de inatçıdır. Küçük keçiler!
İkisi de bir diğerinden çok farklıdır.
İkisi de çok tatlıdır.
İkisi de benimdir, evlattır, candan ötedir, aşktır, tarifi imkansızdır...


Küp Dizme


Biraz küp dizmece, biraz yatmaca



12 Temmuz 2012 Perşembe

Kuzenler

Herkes dondurmasını bitirmiş, benimki hala mücadele halinde! Kuzum benim :))
Dün sakin sakin evde takılırken, ablamla görüştüm, fıstık oldu günümüz. Ablam ve güzel yeğenlerim Eda ve Berna ya siz gelin ya biz gelelim dediler. Dedim ev aldı başını gidiyor, siz gelin, ben ev işi yaparım, siz de oğlanlarla takılırsınız. Atladılar geldiler sağolsunlar. Yedik içtik, sohbet ettik, Deniz kudurdu, Barış bile katıldı çırpınma ve çığlık atma suretiyle onlara. Ben de bilumum ev işi yaptım. Ev işi dev işi, haa bir de nankör bilindiği üzere. Didindim ama bir baktım etrafa, sanki hiçbir şey yapmamışım gibi...

Ya şu kuzen ne tatlı bir şeymiş! Eda ve Berna öyle tatlılar ki! Eda tam bir abla! Berna da Deniz'in yaşına nispeten yakın (aralarında 3 yıl 9 ay var). Üçü de iyi kalpli, çok güzel oynadılar.

Akşam oldu, dedik biraz çıkalım parka gidelim, ablamlar da ordan eve gitme niyetindeler. Her şey iyi hoş, parkta eğlence gırla! Eh gitme vakti geldi ama Deniz bırakır mı! (hehehe aferin oğluummm :)))  Ağladı sızladı, bizim hatun kişiler kalalım bari dediler. Döndük geldik eveee...

Bir süre daha oyun faslından sonra yatma vakti geldi.

Deniz dedi "ben ablamlarla yatıcam", "tamam, emin misin" dedim, "eminim" dedi, "peki" dedim. Aradan geçti 10 dakika, kapı çalındı, Deniz vazgeçmiş fikrinden, yanımıza gelmek istiyor. Ama gecenin o saatinde park yatağı dar kapılardan geçirmek o kadar kolay değil. Küçük bir hile yaptım, Barış da henüz uyumamıştı, aldım geldim onu da yanıma, dedim "ben de sizinle yatıcam hadi uyuyalım." Sevindi benim yaramaz, yattı yatağına, çok geçmeden uyudular oğluşlar, ben de Barış'ı bizim yatağın yanındaki park yatağına yatırdım, uykunun huzurlu kollarına daldım demek isterdim, mümkün olmadı! Barış Çağan su gibi terlemiş. Sırtına bez koysam da içim rahat etmez! Hadi kızım cesaret belki uyanmaz dedim, Barış'ı sakince soydum, değiştirdim, ama beklenen oldu, Barış efendi açtı gözünü! Hadi bakalım tekrar uyut et... Nihayet beni bekleyen tatlı uykuma geliyorum canım kaçma dedim.

 Bu sabah da onlar takılırken az bişey işimi yaptım, yemek filan. Bu arada ablam kızları doktora götürdü, cildinde kızarıklıklar çıkmış, baktırayım dedi. (Benim Barış'ımı da dün gece iyi yatırdım, sabaha bütün yüzü kırmızı bencik! Sıcaktan sanırım, kalksın da onu bir yıkıyım güzelce.) Kısa zamanda gittiler geldiler, doktor merhem vermiş. Ben işimi yaparken kuzulara çeşit çeşit yapboz, eşleştirme kartları, kuru ve pastel boyalarla boyama kitapları, taşlar verdim, sonra da çizgi film açtım. Dolu dolu zaman geçirdiler. Eda çok iyi, anlayışlı bir abla, söylemiş miydim! Ablam da sağolsun Barış'a baktı, ben de ne varsa işte ev işi, halledebildiğim kadar yaptım bir şeyler.

Deniz öğle uykusuna yattı, uyusun da biz gidelim niyetinde bizimkiler. Ama Deniz uyumaz! "Ablanlar gitsin öyle uyur musun" dedim, "uyurum" dedi. Fikrini değiştirmeden apar topar kaçtı ablam ve kızları, ben ve oğullarım kaldık evde. Barış uyumaz, Deniz der ben uyumam! Oğlum bak diyorum, uyu uyan baban gelsin, biz onlara gidelim. Yok diyor gitmeyelim. Diyorum parka gidelim, yok diyor ben uyumıcam gitmeyelim. Özdilek'e gidelim, yok istemem diyor. Uyumazsan evde kalırız babanı arıyorum diyorum. Ara tamam kalalım diyor. Kakaolu süt de yok o zaman diyorum (en sevdiği şey) tamam içmicem diyor. Yahu ne inat bu oğlan! Son bir blöf yapıyorum, odadan gidiyorum diye! Blöfümü görüyor tamam git diyor. Haydaaaaa!!! Geri adım atamam ki! Belki pişman olur dedim, aldım Barış'ı ve oyuncak kutusunu, yatak odasına gittim, kapıyı da açık bıraktım. İki dakika geçmeden geldi, anneee bunu unutmuşsun diye bir oyuncağını getirdi. Özür dilemek, geri adım atmak yok beyefendide! Tamam bırak dedim, bıraktı gitti. Baktım arkasından geliyor mu diye, yok! Ses seda yok! Ben odadan ayrıldıktan 5 dakika sonra geri geldim salona, aldım kucağıma öptüm. Dedi sen gidince ben yıllarcaaaa ağladım! Ah dedim kıyamam o zaman neden özür dilemedin? Ben uyumak istemedim dedi, yatırdım yatağına, hadi bakalım uyku vakti dedim, sızlandı, kararlılığımı hissetti, uykuya yattı. Barış da uyudu, işte benim dinlenmek için muhteşem fırsatım bu anlar! Oğlanlar uyuyunca, kendime ayırabilecek zamanım oluyor, ben mutlu oluyorum, oğullarıma iyi davranıyorum, onlar mutlu oluyor, bu bir mutluluk zinciri!

10 Temmuz 2012 Salı

Deniz Baran'la çeşit çeşit yapboz ve eşleştirme kartları oynadık bugün. Güzel vakit geçirdik. Elleri epey yatkın hale geldi Deniz'imin. Öğleden sonra hiç televizyon açmadık. Tek sıkıntı beyefendi uyumayı reddetti. O uyumayınca ben de dinlenemedim, enerji toplayamadım. Barış sürekli mızıldandı, sürekli ayağımda salladım. Güzel başladı, gittikçe zorlaştı. Akşam kocam da gecikince enerjim tamamen çekildi kanımdan. Yemek yaparken kendimle başbaşa kaldım ve rahatladım. Yemek yapmayı seviyorum.

Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler

Mucizeye ihtiyacım olduğu dönemlerdeyim. Bu nedenle Tracy Hogg & Melinde Blau'nun "Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler" isimli kitabını okuyorum. Özellikle uyutma tekniği için aldım bu kitabı ama tam da Barış'ın ateşli dönemine denk geldi. Kitapta farklı dönemdeki bebeklerin sıkça rastlanan sorunları ve olası sebepleri belirtiliyor, çözümler sunuluyor. Şu ana kadar daha minik bebeklerin olduğu kısımları okudum, Barış'ın dönemine yeni giriş yaptım (4-6 ay arası). Dur bakalım şu uyutma tekniği işe yarayacak mı? Valla Barış kendi yatağında yardımsız uyursa, başucumdan ayırmam bu kitabı ben!

Çocuk Eğitimi El Kitabı

Haluk Yavuzer'in "Çocuk Eğitimi El Kitabı" isimli kitabını okudum. Seri okunabilecek bir kitap, gayet faydalı bilgiler var. Sorunlarla başa çıkabilmek için vaka örneklerinden yola çıkılmış ve doğru ve yanlış tutumlar göz önüne serilmiş. Bir kere baştan sona okudum, sık sık başvurulabilecek, tekrar tekrar okunabilecek bir kitap. Beğendim. Daha ayrıntılı, geniş çaplı olsa daha iyi olurdu ancak yazar 30 yıllık meslek yaşamının kısa bir özeti şeklinde takdim ediyor kitabını. Eh, ayrıntı istiyorsam daha fazla kaynağa başvurmam gerekecek demek ki.

Özgürlük

Akşamları yürümek güzel şey. Sadece yürümek... Bazen hiç konuşmuyoruz, bazen dalıyoruz sohbete. İkisi de güzel. Kafam boşalıyor, sakinleşiyorum, arınıyorum, endorfin salgılıyorum, mutlu oluyorum. Yürümek güzel şey. İki oğlana birer araba, her biri birimizin elinde. Evden uzaklaşmak bana iyi geliyor. Barış'ım da iyi olsa, şu ateşi bir geçse... Belki bugün tekrar başlarız yürümeye. Sahil... Deniz kokusu... Arabanın tıngırtısından uyuyakalan çocuklar... Eşle başbaşa kalınan güzel saatler! İşte özgürlük budur! Bu da benim özgürlük anlayışım!

Barış Çağan'ın Diş Meselesi

Barış Çağan ateşli iki gündür. Üşüttü deseeem, burnu tıkalı değil, akmıyor da.. Hapşuruk yok öksürük de... İştah çok azaldı, dişleri kaşınıyor, salya had safhada... Diş çıkarma belirtilerinin tamamı var. Çıkarsa da kurtulsak! Aşırı huysuz, sürekli mızıldanıyor, bolca ağlıyor, emmiyor, kandırarak emziriyorum, su veriyorum bol bol. Çorba yaptım, biraz içti. Ama cidden zor! Deniz Baran'ın da bugün öğle uykusu uyumadığını düşünecek olursak halimi kimler anlar? Bencileyin anneler elbet. Allah yardımcımız olsun!

6 Temmuz 2012 Cuma

Unutkan

Söylediğim zaman unutur siparişlerimi diye mesaj yazdım, sonuç aynı! İstikrarlıdır benim kocam!

Umut

Pikniğe gittiğimizde annem de gelsin istiyorum, dizi ve beli çok ağrıdığı için gelemiyor, üzülüyorum.
Gezmeğe annemi de götürmek istiyorum, mümkün olamıyor.
İyice eve kapanmasından korkuyorum. 
Bu ameliyat annem için çok iyi olacak diye umuyorum. Hayata yeniden katılacak. Kendine gelecek. Ağrı - acı çekecek ama, sonra iyi olacak diye umuyorum. Umut etmek güzel şey...

Ailem

Bugün (perşembe) sabahtan akşama kadar annemlerdeydik. Güzelliklerle birlikte durum değerlendirmesi yaparsak; 

1- Deniz Baran çılgınlar gibi oynadı, zıpladı, koşturdu, ablaları onunla çok ilgilendi. Bahçivan amca, oyuncakçı teyze, yağ satarım vs. birsürü oyun oynadılar. Oğluşum gülmekten eğlenmekten oynamaktan yorulmadı. Onu öyle eğlenirken görmek büyük keyif!

 Ama Deniz Baran o hengamenin içinde öğle uykusu uyumadı, bütün gün ve bütün akşam tam gaz oynadı.

2- Deniz öğle uykusu uyumadığı için, gürültüden Barış da uyuyamadı, ilerleyen saatlerde bitkin düştü, sızdı.

3- Deniz öğle uykusu uyumadığı ve de dinlenmediği için, ablaları da yoruldu, ilerleyen saatlerde onlar da bitkin düştüler.  Biz de onları izlerken yorulduk.

4- Deniz öğle uykusu uyumadığı için hırçınlaştı, ara sıra saldırganlaştı, kimi zaman alınganlaştı. Ancak genel ruh hali keyifliydi. Bu kadar hırçınlığı doğal karşıladım.

5- Bütün gün bir arada olmak herkes için zordu. Ama en çok Barış için zordu. Kıyamam küçüğüme. Onlar bize gelse, galiba daha keyifli olacak. Zira bizim evde Deniz Baran'ın gazını alacak bilumum faaliyet malzemesi var, Barış'ı da başka odaya götürüp yatırsam, telsizi açsam, o da rahat eder. Bir de öyle deneyelim.

6- Deniz ilgi çekmek için mi yapıyor anlamadım, ablalarının adlarını öğrenemedi! Bir gün içinde 30 - 40 kere isimlerini sordu, acayip gıcık etti hepimizi! Gerçekten sabır istiyor.

Tüm zorluklarına rağmen, oğullarımla, annemle, babamla, ablamla, yeğenlerimle bir arada olabilmek, çok mutluluk verici. Kahkaha sesleri mızıltılardan çok daha fazlaydı. Gecenin sonunda koşmacalı oyunlar yerine, fiziksel aktivite gerektirmeyen kurgusal oyunlar daha baskın oldu, sakin sakin oynadılar Deniz ve Berna. Birlikte oynadıklarını görmek çok güzel. Çok keyif aldım, seneye Barış'ın da aralarına katıştığını hayal ettim. Bu günü beynime kazıdım, güzel hatıralarımın arasına kattım. Haftaya birlikte Fuara gitme kararı aldık. Hadi bakalım.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Nihayet pazar günü ve pazartesi akşamı annemlere gittik. Ablamı, yeğenlerimi çok özlemişim. Eda da Berna da öyle büyümüşler, güzelleşmişler ki... Hayat akıp gidiyor, insan sevdiklerinin değişimine tanık olmak istiyor ama arada dağlar, yollar olunca bu mümkün olamıyor. Yine de olsun, hiç değilse senede 2 ay görebiliyorum onları.

Deniz Baran ablaları ile çok güzel oynadı. Saatler geçti, yüzümüze bile bakmadı, öyle kaptırdı kendini oyuna. Aylardır yalnız kalan babami evin şenliğini görünce mutluluktan ağladı. Kıyamam... Ablamların gelişi en çok babama yaradı.

Barış Çağan bile çocuk yuvası ortamını görünce bir heyecanlandı ki, görülmeye değer! Ablaları ile oynayan abisini görünce o da aralarına katışmak istedi. Çırpındı, güldü... Biz de onu yere attığımız yatağın üstüne bıraktık. Hemen yüzüstü dönüyor ve hareket etmeye gayret ediyor, az buçuk hareket etmeyi başarıyor kuzucuk.

Bu akşam (salı) ise Bahçelievler parkına gittik. Yazları dışarı çıkabiliyor insan, eğleniyor çoluk çocuk. Aman bir kalabalık bir kalabalık, yer bulmak mucize. Kışın eve kapanmaktan gına gelmişti gerçekten! Yaz geldi, ailecek akşamları atıyoruz kendimizi sokağa. İki oğlumuza da birer tane arabamız var. Bülent Deniz'in arabasını sürüyor, ben Barış'ın. Biz bu şekilde her yere gideriz, ne güzel olur...

Bu kış zordu. Ailemize Barış Çağan'ın katılması, dış dünyaya alışması, beslenme, uyku düzenindeki bozukluklar, kolik... Amaaaannn valla yaza ermek benim için çok uzak görünüyordu o zamanlar. Bak geldi yaz işte...

Hayat güzel...

Barış Çağan bu akşam, kendini kucağımda kaydıra kaydıra Deniz Baran'ın yanına ulaştı ve onun oyuncaklarına el attı. Gayet bilinçli bir hareketti. Deniz tabii bu durumdan pek de hoşnut olmadı. Brkaç kere Barış hamle yaptı. Hııımmmm yoksa oyuncak meselesi çetin mi geçecek?! Barış ayaklanmaya başladı mı dikkat etmek gerekecek, zira Deniz'in en çok oynadığı oyuncaklar küçük olanlar.Yaşayıp göreceğiz...

Çok uykum geldi, uyuyayım bari..