Sayfalar

22 Temmuz 2012 Pazar

Değerlendirmeler




Oğullarımla baş başa kalmaya korkuyordum. Annemin varlığına çok alışmıştım. Anneme her ne kadar ev işi, yemek vs. yaptırmasam da, Barış Çağan ile ilgilenmesi bana ciddi bir zaman yaratıyordu! N’aparım, nasıl yaparım annemsiz diye düşünmekten alamıyordum kendimi. İşte 2 küçük çocuklu bir kadının bir günü:

Sabah 7,5 – 8 gibi kalkıyorum, Barış Çağan efendi daha fazla uyumama izin vermiyor. Geceleri de uyanıyor, bu duruma çare bulmak için kitap aldım, ama henüz okuma fırsatım olmadı!
Sabah Barış’ım emiyor, doymazsa kahvaltı hazırlıyorum. 

Deniz’im kakaolu süt istiyor, onu hazırlayıp veriyorum. 

Eşim kahvaltı yapacak vakti varsa çocuklara bakıyor, kahvaltı hazırlıyorum. Bu arada Barış ve Deniz hazırladığım mama ve sütü içiyorlar. Ben kahvaltı hazırlığını tamamlayınca, ikisi de doymuş oluyor. Deniz Baran sabah kakaolu süt olmadan güne başlayamıyor. Bu durumda eşimle baş başa kahvaltımızı ediyoruz, Barış yerde emekleme çalışmaları yapmakla meşgul oluyor. Bu aralar emekleme pozisyonu almayı başardı ama henüz emeklemeyi başaramadı! Deniz Baran da çizgi film izliyor.

Eşimi uğurluyoruz. Genelde Deniz Baran uğurlamaya gelmiyor. Babasının işe gidişinden hiç memnun olmuyor, sanırım bir çeşit protesto bu davranışı!

Barış eğer 2 saattir uyanıksa, kısa gündüz uykusuna yatıyor, yatmazsa mızıkçılık yapıyor. Deniz Baran bu arada faaliyet istiyor. Kendi başına oyun kurabildiği için, faaliyet yerine küçük oyuncakları ile oynayıp onları konuşturabiliyor ya da benle oyun oynayabiliyor. O tek başına oynarsa ben evin işlerini yapıyorum, yemek yapıyorum. Bu sırada Deniz benim yanımda mutfakta sularla veya buzdolabı süsleriyle oynuyor ya da içerde hem çizgi film izliyor.. Duruma göre değişiyor. 

Deniz’im arada acıkıyor. Genelde protein ağırlıklı beslenmeyi seviyor. Zevkleri değişkenlik gösteriyor, bu sıralar sevdiği meyve kavun! Çerezlerden Antep fıstığına bayılıyor.  Deniz’e ya kahvaltı hazırlıyorum, ya da çorba içiyor, ya da öğle yemeği yiyor, duruma göre değişiyor. Kural, abur cubur yemeden öğle yemeği yemesi ama genelde “anne bir parçacık çikolata ya bir parçacık ama bir parçaaa” diyor, kırmıyorum, küçücük bir parça çikolata veriyorum yemek öncesi! Barış’ım uyanıyor, ona da kendi öğle yemeğini hazırlıyorum, yediriyorum. Ya sebze püresi, ya çorba… Ama mutlaka tuzsuz! Çorbalardan ya yoğurt çorbası, ya tarhana. Sebzelerden de evde ne pişiyorsa tuzunu atmadan ona bir kaşık ayırıyorum, çatalla eziyorum ve yoğurtla karıştırıp veriyorum. Yoğurdu evde mayalamaya çalışıyorum, bazen vakit buluyorum, bazen bulamıyorum, duruma göre değişiyor. 

Barış’ı yere bırakıyorum, mızık mızık sesler eşliğinde emeklemeye çalışıyor. Kucağıma alıyorum, yere inmek istiyor.. Böyle böyle takılıyoruz. Deniz Baran hamur, yapboz, küp dizme gibi faaliyetler yapıyor, ben de yere oturup onlara eşlik ediyorum.

Sonra öğlen 14:00 sularında Deniz’in uyku saati geliyor. Deniz’e bir kakaolu süt daha yapıyorum. Barış emiyor. Ben öğle yemeğimi yiyorum. Sonra ikisini de öğle uykusuna yatırıyorum. Bu saatler benim saatlerim! Onlar uyurken akşam yemeği hazırlıyorum, canım isterse ev işi yapıyorum, istemezse bilgisayar başında kahvemi içip dinleniyorum. Ortalama 2 saat sürem oluyor. Zira Barış Çağan uyanıyor. 

Deniz Baran uyurken, Barış Çağan’ı yıkıyorum. Birlikte takılıyoruz işte. Kâh o yanımda oyuncaklarla veya benimle oynuyor kâh emiyor. Vakit böylece geçiyor. Eğer iki oğlum da uyurken ev işi yapmamış ve kendime zaman ayırmışsam,  Barış uyanınca onunla bir süre oynadıktan sonra yemek yapmaya geçiyorum, Barış’ı da mama sandalyesine oturtuyorum. Mama sandalyesinden bana bakarak ha bire mızıldanıyor, yüzünü ekşitiyor. Ağlamaya başlayana kadar ben zaten epey bir işimi hallediyorum genelde. Sonra dayanamayıp ağlamaya başlarsa da kucağıma alıyorum, bir elimde yemeği karıştırıyorum, bir elimde de Barış’ı tutuyorum, ben bu manzarayı Deniz Baran’ın bebeklik zamanından da hatırlıyorum diyorum. Barış’a meyve veriyorum, ya da yoğurt ya da ikisini birden…

Deniz Baran uyanınca onu da yıkıyorum. Birlikte balkona çıkıyoruz. Deniz etrafımda oyun oynuyor, Barış ya kucağımda ya oyun halısında takılıyor, kocamın gelişini bekliyoruz. 

Kocam farklı saatlerde geliyor. Akşam yemeğini 19-20:30 arası herhangi bir saatte yiyoruz. Ya evde yiyoruz yemeği ya da yanımıza alıp yürüyüşe çıktığımız zaman dışarıda yiyoruz. Çok keyifli oluyor. Barış’a küçük kavanoz maması alıyorum yanıma, Deniz bizimle birlikte yiyor. Akşam keyifli oluyor. Yürüyüşü nerede yaparsak yapalım, çocuk parkı buluyoruz ve orada noktalıyoruz. Deniz parkta oyunlar oynuyor, Barış arada mızıldanıyor, uyuyor uyanıyor, bir şeyler yiyor. Gece 23:00 suları eve geliyoruz. Deniz Baran bir kakaolu süt daha içiyor. Böylece günlük 600-650 ml. Süt içmiş oluyor. Bu arada geçtiğimiz aylarda hemogram yaptırdım, gayet normal kan değerleri!

Temizlik işini ise hafta sonlarında yapıyorum. Kocam çocukların başında duruyor, ben de elimden geldiğince evi topluyorum, süpürüyorum, siliyorum. Temizlik işini kışın bir yardımcıya devretmeyi düşünüyorum, şimdilik idare ediyorum. Bazen de amaaan boşver haftaiçi yavaş yavaş yaparım diyorum ve haftasonu dinleniyorum.

İşte görüldüğü üzere mükemmellikten uzak, o günün şartlarına göre genel bir çerçeve içinde şekillenen günlük zaman dilimimiz böyle. Annemi özlüyorum, onu arıyorum ama kendi başıma başarabildiğim için mutluluk duyuyorum. Bazen de başaramadığımı düşünüp mutsuz oluyorum. Duruma göre değişiyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder