Sayfalar

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Kardeş İlişkileri

Deniz Baran hopluyor, Barış Çağan kahkaha ile gülüyor.
Barış Çağan ağlıyor, Deniz Baran ona oyuncak veriyor.
3. kişiler "Barış bizim olsun mu alalım mı onu" diye soruyor, Deniz bağırarak "alamazsınıııııızzzz o biziiimmm!" diyor.
Dışarı çıkma hazırlıkları yapıyoruz, Barış'ı arabasına oturtuyorum, Deniz, Barış'a en sevdiği plastik oyuncaklarından zürafayı (nam-ı diğer Efe) veriyor ve "al barış, bu sende dursun, yalnız bir şartım var, onu yere atmayacaksın" diyor.

Ben odada yokken Barış Çağan ağlıyor, Deniz "Ağlama Barıııışşş, ben seni korurum" diyor, gelip bana sesleniyor ve "anneeee Barış seni istiyor" diyor. 

İletişim kurmaya başladılar. Barış uyanıkken gününün çoğunu abisini izleyerek, emekleme çalışmalarını abisine ve onun oyuncaklarına yönelerek gerçekleştiriyor. Abisine dokunuyor, yalıyor. Deniz bu yalanma faslından hoşnut değil. Zira beyefendi öptüğümüzde bile yüzünü siliyor!

Barış açısından ilişki kurma meselesi, son bir aydır yoğunlaştı da Deniz açısından koruyup kollama, iletişim kurma meselesi bir hafta - on gündür çok başarılı şekilde ilerliyor. Nasıl oldu, anlatayım!

Deniz Baran, geçtiğimiz haftasonu alışveriş merkezinde dolaşırken çişi geldiğini söylemeyi unuttu ve küçük bir kaza yaşadık. (tuvalet eğitiminde tam her şey düzene girdi dediğinizde böyle geri dönüşler yaşanabilirmiş, endişeye mahal yok) Allah'tan tedbirimi almıştım her zamanki gibi ve oğluşumun üstünü başını değiştirdim. Ayakkabıları da ıslanmış olduğundan onları da çıkardık, o da ne, yanımda Deniz'e göre çorap getirmemişim, napayım, Barış'ınkini geçiriverdim ayaklarına. "Ama anneee o Barış'ın çorapları" dedi. Ben de "Barış izin verdi annecim, hem ikiniz kardeşsiniz, birbirinizden eşya alıp verebilirsiniz" dedim. Zor durumda kalan Deniz Baran'ımın imdadına kardeşi Barış Çağan'ım yetişmiş oldu.

Arabamızı değiştirdik ve yeni arabamıza henüz çocuk koltuklarını yerleştiremedim. Bunda kalabalık olarak arabaya binmemizin ve herkese yer açma gayemin de etkisi var tabii. (Biliyorum çok kötü bir şey bu yaptığım, ilk fırsatta çocuk koltuklarını yerleştireceğim!) Ben arkada oturuyorum ve Barış Çağan kucağımda oluyor. Deniz'e soruyorum "annecim kucağıma gelmek ister misin" diye soruyorum, "evet" diyor. Biri bir dizimde, biri ötekinde... Tombul olduğum için ikisini de kucağıma alıp yumuşak yumuşak taşıyabiliyorum. İşte tombişliğin bir faydası! (başka da br faydasını bulamam) Bu şekilde ikisine de eşit mesafede oluyorum, ikisini de öpüyorum, birbirlerini itip kakıyorlar, birbirlerine dokunuyorlar... İşte böyle iletişimleri güçleniyor.

Deniz, kardeşini çok güzel kabullendi. Eh, ara sıra küçük vukuatlarımız da oluyor ama öp başına koy derim ben... Onu da başka bir zaman anlatırım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder