Sayfalar

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Nihayet pazar günü ve pazartesi akşamı annemlere gittik. Ablamı, yeğenlerimi çok özlemişim. Eda da Berna da öyle büyümüşler, güzelleşmişler ki... Hayat akıp gidiyor, insan sevdiklerinin değişimine tanık olmak istiyor ama arada dağlar, yollar olunca bu mümkün olamıyor. Yine de olsun, hiç değilse senede 2 ay görebiliyorum onları.

Deniz Baran ablaları ile çok güzel oynadı. Saatler geçti, yüzümüze bile bakmadı, öyle kaptırdı kendini oyuna. Aylardır yalnız kalan babami evin şenliğini görünce mutluluktan ağladı. Kıyamam... Ablamların gelişi en çok babama yaradı.

Barış Çağan bile çocuk yuvası ortamını görünce bir heyecanlandı ki, görülmeye değer! Ablaları ile oynayan abisini görünce o da aralarına katışmak istedi. Çırpındı, güldü... Biz de onu yere attığımız yatağın üstüne bıraktık. Hemen yüzüstü dönüyor ve hareket etmeye gayret ediyor, az buçuk hareket etmeyi başarıyor kuzucuk.

Bu akşam (salı) ise Bahçelievler parkına gittik. Yazları dışarı çıkabiliyor insan, eğleniyor çoluk çocuk. Aman bir kalabalık bir kalabalık, yer bulmak mucize. Kışın eve kapanmaktan gına gelmişti gerçekten! Yaz geldi, ailecek akşamları atıyoruz kendimizi sokağa. İki oğlumuza da birer tane arabamız var. Bülent Deniz'in arabasını sürüyor, ben Barış'ın. Biz bu şekilde her yere gideriz, ne güzel olur...

Bu kış zordu. Ailemize Barış Çağan'ın katılması, dış dünyaya alışması, beslenme, uyku düzenindeki bozukluklar, kolik... Amaaaannn valla yaza ermek benim için çok uzak görünüyordu o zamanlar. Bak geldi yaz işte...

Hayat güzel...

Barış Çağan bu akşam, kendini kucağımda kaydıra kaydıra Deniz Baran'ın yanına ulaştı ve onun oyuncaklarına el attı. Gayet bilinçli bir hareketti. Deniz tabii bu durumdan pek de hoşnut olmadı. Brkaç kere Barış hamle yaptı. Hııımmmm yoksa oyuncak meselesi çetin mi geçecek?! Barış ayaklanmaya başladı mı dikkat etmek gerekecek, zira Deniz'in en çok oynadığı oyuncaklar küçük olanlar.Yaşayıp göreceğiz...

Çok uykum geldi, uyuyayım bari.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder