Sayfalar

7 Ağustos 2012 Salı

Hayata Dair

Temizlikçiye kızdım, bir daha gelmemesini söyledim. Evimin her yerini sildim süpürdüm. Uzun zamandır el değmeyen (güya hanım geliyor eve) mutfak raflarımı düzenleyip sildim, eskiyenleri attım. Çamaşırları yıkadım, ama katlayıp ütülemeye zamanım olmadı. Kuru temizlemeciyle pantolon başına 2 liraya anlaştım, bir ara ona uğramam ve ütülenecekleri vermem lazım. Olan bana oldu, öldüm yorgunluktan. Kızmasa mıydım acaba? Yok yok iyi yaptım. Hem o kadar para alıyor, hem de ben onun üstüne temizlik yapıyorum. Yok daha neler!

Oğlum bu sabah atti diyerek uyandı. Niyet belli! Mecbur gidilecek attiye. Benim adam, oğlumdan önce haftasonlarında evden dışarı çıkmazdı. Şimdi benden önce hazırlanıp nereye gidelim diyor. Bir evlat babayı bu kadar mı değiştirir! Biz de kahvaltı sonrası bıcı bıcı yaptık, uykumuzu uyuduk, mamamızı yedik, hazırlanıp attiye gittik. Bahçeli bir kafeye gittik oğlan oynasın diye. Ama kimsecikler yok. Başka yere gidelim dedik, bizim oğlan eve gideceğimizi sandı, attı kendini yere. Salya sümük, gözyaşı hepsi birbirine girdi. Neyse ki diğer kafeterya yakındı da bu ağlama ve kendini parçalama safhası uzun sürmedi. Kafeteryanın bahçesinde o oyuncak senin bu oyuncak benim şırkıldı oynamaktan ve kudurmaktan. Rota anneannemizin evi!

Anneannesine gitmeden önce, evin eksiğini gediğini karşılamak için alışveriş yapalım dedik. Bir markete girdik. Markette kasiyer kızlara öpücük attı oğlum. Bir de oynadı bir güzel. Eşim de ben de oynamayı sevmeyiz. Ama oğlum çok oynak. teyzesine mi çekti nedir! Daha yürüyemiyordu, sıralıyordu, bir yandan tutunup bir yandan bükütüyordu. Ama bizim evde müzik eksik olmaz. Genlerinden aldığı mirası müzikle harmanladık, oldu bize oyuncu Deniz Baran...

Dedesine aşık benim oğlum. Gidip gelip dedeye sataşıyor. Ama aynı şeyi babaannem için hissettiğini söyleyemem. Babaannemi görür görmez başladı ağlamaya. Bütün evin altını üstüne getiren yerinde durmaz oğlum, kucaktan inmez oldu. Babaannemin sedef yaralarına bakıp bakıp "uf" diyerek yorumlar yaptı kendince.her gördüğümde daha da yaşlanmış, ufalmış buluyorum babaannemi. Eeee kolay değil, 1339 doğumlu, 88 yaşında maşallah. 4 kuşak aynı anda bir arada olmak, herkese nasip olmaz.

Her geçen gün yeni bir şeyler öğreniyor oğlum. Bir gün bir baktım, ıslak mendili almış eline kokluyor, öksürürken ağzını kapatıyor, isteklerini yarım yarım kelimelerle de olsa ifade edebiliyor. Onun gelişimine tanık olmak tek kelime ile mucize. İnsan onunla hayata yeniden başlıyor. İyi ki doğurmuşum seni be annem, yerim ben seni :)))

09.05.2011 - facebook - notlar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder