Sayfalar

24 Ağustos 2012 Cuma

Kardeş Kıskançlığı ve Karın Ağrısı

Deniz Baran daha önce yorgunum, yoruldum sözlerini pek sık kullanıyordu. Ben de 21 Haziran'daki yazımda bahsettiğim gibi kan tahlili yaptırmıştım ve herhangi bir sorun tespit edilmemişti çok çok çooook şükürler olsun ki! Bir daha yorgunum demedi olur olmaza!

Deniz Baran bir süredir karnım ağrıyor diyor. Ihlamur veriyorum bir biberon, içiyor, iyi misin diyorum, geçti iyiyim diyor. Hemen her gün bir ya da iki kere ıhlamur veriyorum son bir haftadır. Kakasında belirgin bir fark yok. Yani ishali yok şükür ki. Ateş, halsizlik vs. herhangi bir durum da yok şükürler olsun! Önümüzdeki hafta salı günü Barış'ımın rutin kontrolü var. Diyorum ki Deniz'i de göstereyim, belki yine kan tahlili vs. yaparlar.. İnşallah bir şey çıkmaz.

Ben Deniz Baran'ımdaki bu karın ağrısını kardeşine bağlıyorum. Bu aralar kardeşi bir birey olarak da kah emeklemek kah oturmak suretiyle aramıza katılıyor, Deniz Baran bu sürece alışmaya çalışıyor. Eskiden koyduğum yerde kalan Barış Çağan, şimdi dilediği yere emekleyerek kendi gidebiliyor. Veeee tahmin edileceği üzere ilk gittiği yer de abisinin oyuncakları oluyor!

Deniz Baran oyuncaklarını kardeşi ile paylaşmaktan kaçınıyor. Açıkça oyuncağımı seninle paylaşmak istemiyorum diyor (bunu da Berna ablasından öğrendi) Tamam duygularına saygı göstermek gerekiyor da ikisine de farklı oyuncaklar almak ciddi bir külfet! En azından oynamadıklarını Barış'a verse, biz de rahat etsek. Deniz'e kıyamıyorum, yaşadığı duyguyu anlamaya çalışıyorum ama Barış'a da kıyamıyorum. Neye elini atsa (bir iki çıngırak ve şarkı söyleyen tırtıl haricinde) abisi elinden alıyor. Hal böyle olunca, bu sabah bir konuşma yapmak farz oldu.

Dedik ki babası ile birlikte, "bu oyuncaklar paylaşımlı oyuncak (bu tanımlama da benim uydurmasyonum). Çok küçük olan oyuncaklarını (kinder sürprizden çıkan şirinlere bayılıyor) verme. Ama diğerlerini Barış'la paylaşmayı düşün." dedi ki "paylaşmak istemiyorum" "peki, paylaşmak zorunda değilsin, o zaman biz de Barış'a yeni oyuncaklar alalım, o da onlarla oynasın" dedik ve ben yerimden kalktım, 23 Nisan'da Özdilek'ten indirimli aldığımız renkli halkaları sakladığım yerden çıkarmaya gittim. Peşimde bitti bizimki. Dedi "anne onlar benim mi?" "hayır Barış Çağan'ın" dedim. "peki paylaşımlı mı, ben de mi oynayacağım?"dedi. İçim eridi ama "hayır, sen Barış'la oyuncaklarını paylaşmıyorsun ki, o da seninle paylaşmak istemeyebilir" dedim. Halkalardan birkaç tane çıkardım ve yıkayıp Barış'a verdim. Birkaç dakikada etkisini gösterdi, halkaların başından ayrılmadı. Oyuncaklarını paylaşmak istediğini söyledi ve Barış'a çok sevdiği Buz Devri karakterlerinden Sid ile Tazmanya Canavarını verdi, ben de halkaların tamamını alıp oynamasına ses çıkarmadım, aksine teşvik ettim oyununu.

Bakalım zaman, kıskançlık konusunda neler gösterecek... Başarılı bir operasyon gibi geldi bana ya, du bakalım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder