Sayfalar

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Madalyonun Öteki Yüzü

Şu ana kadar hep Deniz Baran'ım açısından anlatmıştım bu kıskançlık meselesini ki bence pek çok aileye göre oldukça hafif atlatıyoruz bunu çok şükür! Şimdi Barış Çağan açısından anlatacağım!

Benim küçük fındık, 7. ayı dolmak üzere iken, içindeki kurtlar fıkırdamaya başladı. Zaten ben dikkat ediyordum, Deniz Baran'la sarmaş dolaş olduğumuzda uzaktan pür dikkat izlerdi bizi ama böylesi tepki vermemişti bu güne kadar. Efendim olay şöyle gerçekleşti, anlatayım:

Bu akşam saatlerinde Deniz Baran'la oynaştık. Kahkahalar, öpücükler (her ne kadar Deniz öptürmekten hoşlanmasa da annelik hakkım diyerek zorla öpüyorum onu), sarılmalar, güreşmeler gırla gitti. Biz Deniz'le yerde oynaşıyorduk, Barış da az ötemizdeydi. Barış huzursuz huzursuz mızıldanmaya başladı bizim bu hallerimizi görünce. Bize doğru ağlayarak emeklemeye başladı. Yanımıza gelince de elini dizime attı ve onu kucağıma almamı istedi. Ben önce bizim gürültümüzden irkildi ve korktu sandım ama yooooo! Aynı davranışı günün ilerleyen saatlerinde Deniz'i kucağıma alıp mıncırınca tekrar sergiledi! Barış böyle huzursuzlanınca, ikisini de kucağıma aldım aynı anda, aman bir güzel bir güzel! Kucağım doluverdi birden! Barış'ın huzursuzluğu anında gitti kucağıma alınca. Oğullarımın yüzlerindeki mutluluk ifadesi ömre bedeldi!

Yaaa Barış oğlaaaann, nasılmııışşş?! Deniz Baran aylardır mıncık mıncık emmelerimize, öpüşüp koklaşmalarımıza sabrediyor yaa, senin aklın yeni ermeye başladı, abinle oynaşmamız gücüne mi gitti?!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder