Sayfalar

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Temizlik Kabusu

Tatile gitmeden önce evi temizlemiştik, pis eve gelmek, o yorgunlukla sağı solu toplamak oldukça moral bozucu olur diye. Tatil biteli birkaç gün oldu, tertemiz evim gene yaşanmaz hale geldi. Her çocuklu ailenin evi böyle midir bilemiyorum...



Sabah kahvaltı faslından sonra getirdim süpürgemi, halıdan başladım süpürmeye. Barış Çağan halıda debeleniyor, emeklemesini geliştirmeye çalışıyor, dedim çocuk temiz yerde debelensin. Yahu bir süpürge bu kadar mı zor yapılır?! Ben süpürüyorum, Deniz Baran süpürgenin üstüne yatıyor. Kalk derim kalkmaz. Yapma derim dinlemez. Süpürgeyi kapatır. Ben açarım o kapatır, kablosunu makinenin içine çeker. Dedim oğlum bak pis pis mi oturalım, yapma, izin ver bana biran önce bitireyim, içimiz sine sine oturalım şurda. Yok dedi, istemiyorum, pis pis oturalım. Dedim sen bana izin vermiyorsun yaa, ben de senin oyuncaklarınla oynamana ve çizgi film izlemene izin vermem haberin olsun. İstemiyorum oynamıcam, izlemicem çizgi film dedi. İyi dedim. Halıyı yalap şap süpürmüştüm kii, kaldırdım süpürgeyi ve de oyuncakların tamamını. Kapattım televizyonu. Dedim birbirimize bakacağız böyle hombaba gibi, geçtik karşılıklı kanepelere, bir süre oturduk. Bu arada bana tüm uyarılarıma rağmen git burdan anne dedi, düşünme koltuğuna gönderdim. Sonra koltuğun örtüsünü yere attı, yine düşünme koltuğuna gönderdim. Düşünme koltuğundaki kırlentleri yere attı, süresini baştan başlattım. Sonuç olarak pişman oldu, öpüştük, barıştık.

Dedi anne ben sana yardım edicem, temizlik yapalım. Tamam dedim. Yeniden süpürgeyi ve de oyuncaklarını çıkardım meydana. Birkaç kez yine süpürgeme sataştı, uyarınca vazgeçti. O da istedi yardım etsin, verdim eline toz bezi, bir yandan ben silip süpürürken ve balkonu yıkarken o da oyalandı bir süre. Sona anne benim işim bitti diyerek oyuncakları ile oynamaya başladı. Ben de salonun ve balkonun temizliğini bitirip çamaşır katlamaya başladım. Deniz Baran bu sırada kah etrafımda oyalandı, kah oyuncaklarına sardı. Onların çamaşırlarını yerine yereştirdim, bizimkileri de yerleştirmek üzere seleye dizdim. Deniz oyuncaklarından sıkılınca hamur istedi benden. Dedim topla oyuncaklarını, sana hamur çıkarayım, başta itiraz etti, baktı kararlıyım, tüm oyuncaklarını topladı, yapbozları kutularına dizdi, ben  de Barış'a çorba, ona hamur getirdim. Barış çorbasını içene kadar hamurlarla oynadı, Allah'ın emri tabii ki her yana saçaladı! Ben de acıktım dedi. Gittim ona da hazırladım çorba. Dedim ben yedireyim, dökmesin her yana, emeklerim boşa gitmesin. Başta güzel güzel yedi, ortalara gelince ağzından çıkarmaya ve tabağa koymaya başladı. Dedim dur elini sileyim yapma etme derken, halıya tükürdü. Oğlum niye tükürüyorsun dememe kalmadı, üstüne oturdu tükürdüğü yemeğin! Sıvadı yaniii!  O arada kocam aradı. Hem ona anlatıyorum söyleniyorum, hem temizlemeye çalışıyorum. Bu arada arkamı döndüm bir baktım, seleye dizdiğim çamaşırların hepsini yere fırlatmış, sele boş! Çıldırdım! Bu esnada kapı çaldı, komşu aidat getirmiş. Kesin beni psikopat sandı o sinirle kapıyı açınca. Uyku vakti gelmişti zaten, yatırdım yatağına uyusun. Bir de kakaolu süt istiyor benden utanmadan! La havleee!

Ben hiiiç duymadım annesi temizlik yaptığı için böylesine kuduran çocuk! Temizlik yaparken bana bulaşması bir yana, kendinden geçecek kadar kudurması ne oluyor onu anlamış değilim!





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder