Sayfalar

3 Eylül 2012 Pazartesi

Aşkın Adı Marmaris!

Çok fazla yer gezdiğimi söyleyemem. Ama gittiğim, gördüğüm en güzel yer Marmaris diyebilirim. Bir yanda yemyeşil çam ağaçlarıyla kaplı dağları, bir yanda masmavi denizi. Öyle temiz bir deniz ki, balıklar insanın ayaklarını ısırıyorlar. Isırmamaları için sürekli hareket etmek gerekiyor suyun içinde.

4 günlük bir tatildi. Amma ve lakin ömrümün en güzel tatiliydi! Önceki yıllarıma, yaşamıma haksızlık etmek istemiyorum ama bu geçirdiğim yazın tadı damağımda kaldı. Gerek yaz yürüyüşlerimiz, gerek Kuşadası ve Marmaris tatillerimiz, hepsi ayrı güzel ve özeldi.

Oğullarım ve kocamla, hayatımın kıymetli erkekleri ile muhteşem bir yazdı yaşadığım, hayatımın en güzel yazıydı. Allah tekrarına erdirsin. Hayatının en kötü yazını yaşayanlara Allah sabır, dayanma gücü, hastalara şifa, dertlilere deva versin.

Marmaris Siteler mevkiinde Adler Otel'de kaldık. 3 yıldızlı bir otel. Fiyat performansı çok düşük. Ama biz yemek ve konaklama dışında bütün gün dışarda olduğumuz için, tatil keyfimi kaçıramadı otel. İnternetteki yorumlarına ve fotoğraflara aldandık. Yerler halı kaplı ve pis. Getirdikleri bebek karyolası pas içinde. Kocam evden getirdiği cırt cırtlarla bebek yatağının içine döşediğimiz yastıkları sabitledi. Çalışanların umurunda bile değil müşteri memnuniyeti. Öyle kim kime dum duma yani! Güya açık büfe yemekler diye yazıyor Gezi sitesinde ama yalan! Bir çeşit ana yemek var. O da idare eder. Kaldır kondur tavuk işte...

Cuma günü, öğle yemeğini yiyip, çevreden duyduğumuz üzere yola çıktık. Çam ağaçları ile kaplı dağ yollarını aştık, 27 km. yol gittik. Önce uzun bir tırmanış, ardından iniş ve muhteşem deniz! Turunç! 2400 nüfuslu küçük şirin bir belde. O kadar içimiz ısındı ki, imkan olsa satsak savsak her şeyi, yüklesek eşyaları bir kamyona, yeni bir hayat kursak Turunç'ta... O kadar istedik, o kadar sevdik!

Turunç'a giderken dağ yollarından aştık, eşsiz manzarasına kayıtsız kalamadık.

Turunç.. Aşık olunacak kadar büyüleyici... 

Turunç çarşısında dolaşırken.



Deniz hem kumlu hem taşlı. Çabuk derinleşiyor. Ben çabuk derinleşen denizleri sevmem aslında. Büyü mü aptı acaba Turunç bana?! O kadar berrak ki deniz, dibi görünüyor, balıklar ayaklarınızı yerken izleyebiliyorsunuz.

Marmaris, Mustafa Okçay'ın Mandalina isimli romanının geçtiği mekanlar. Aşkın ve iç içe geçmiş rüyaların; eşsiz çam ormanlarının ve Mandalina ağaçlarının kokusu ile yoğrulduğunu duyumsamıştım romanı okurken. Marmaris'e gidince, romanın kahramanı gibi ben de büyülendim bu kentte! Aşk tazeledik biz de deniz kokusu ile çam kokusunun birbirine karışıp büyülü bir iksir oluşturduğu Marmaris'te.

Ama bitti. Deniz Baran, neden tatil bitti diye sordu. Her güzel şey biter, yine geliriz dedik. Ama ben bitmesini istemiyorum, ben yine gelmek istemiyorum, ben burda kalmak istiyorum dedi! Öyle çok eğlendi ki! Bu sefer tuvalet eğitimi son güne kadar çok başarılı idi. Son gün kaçırdı altına, bir de eve gelince kaçırdı yatağına. Üşüttü ama sularla oynaya onaya. Onun etkisi herhalde. Zira bugün bütün gün hiç sorun yaşamadık çok şükür!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder