Sayfalar

4 Eylül 2012 Salı

Belirsizlikler

Deniz Baran'ımı mahallemizdeki okulun ana sınıfına gönderemiyorum. Haziran ayı içinde okul müdürü alırım dediği halde, bugün görüştüğüm ana sınıfı öğretmeni, okul öncesi eğitimden Deniz'in sıkılacağını, zira kendilerinin okula hazırlığa yönelik kalem tutmak, kağıt kesmek, katlamak, matematik faaliyetleri tarzında çalışmalar yapacaklarını, bu eğitimin Deniz Baran için uygun olmadığını, kaldı ki bu sene 2007'lilerin eğitim göreceğini, Deniz'in o çocukların yanında ezilebileceğini, dayak yiyebileceğini, psikolojisinin bozulabileceğini söyledi ve harcarsınız oğlunuzu dedi! Evdekini koruyayım derken bunu harcarsınız, siz bağımsız ana okulu arayın dedi!

Kendimi çok kötü hissettim. Sanki ben kötü bir anneymişim gibi! Benim amacım oğlum  başımdan atmak değil ki! Ben sadece ona yetersiz kalmaya başladım. Arkadaş ortamı olsun. Birlikte şarkılar söylesin, oyunlar oynasın, faaliyetler yapsın... Gününü güzel geçirsin. Ben de bu arada evimin işini yaparım, Barış'la ilgilenirim, kendime biraz zaman yaratırım. Deniz Baran geldiğinde de onu sevgiyle kucaklarım. Bizim bu oturduğumuz yerde ne bir park var, ne çocuk oyun alanı. Özeller aşırı derecede pahalı ve yeteri kadar ilgi gösterip göstermeyecekleri muamma. Yani devlet anaokulu ile aralarında o derece fahiş bir fiyat farkı olmasının makul ve mantıklı bir yanıtı yok bence!..

Sonra eve geldim ve internetten bulduğum devlet ana okullarını tek tek aradım. Hiçbiri Deniz Baran'ı kabul etmedi. Yönetmeliklere göre, anaokuluna kayıt yaptırabilmek için Deniz Baran'ın 36 ayını doldurup 37'den gün alması gerekliymiş. Deniz 36 ayını 27 Ekim'de dolduruyor. Bırakın 1 ayı, 1 günün bile önemi varmış. Ekimde getireyim dedim, olmaz, Eylül ayı itibariyle 37 aylık olması gerekir dediler. Velhasıl kelam olmadı, kabul etmediler.

Sonra düşündüm. Bunda da vardır bir hayır dedim. Deniz Baran gerçekten çok küçük. Bu sene daha evde kalabilir mi acaba dedim. Neden olmasın? Eve bir yardımcı alırım onbeşte bir. Hallederim bir şekilde dur bakalım dedim.

Annem bugün belinden kontrole gitti. Prof. Dr. Kemal Yücesoy, her şeyin yolunda olduğunu, bol bol yürümesini söylemiş. Annem dizinden de ameliyat olmak istediğini anlatmış doktora, doktor izin vermemiş. 6 ay kadar bekle, bu yaptığım ameliyat dizine de yarayacak demiş. Eğer dizinden dayanamazsan, o zaman ben seni arkadaşıma yönlendireceğim demiş. Annem de tamam o zaman deyip en azından Mart ayına kadar diz ameliyatını bekleme sürecine aldı.

Annemle telefonda konuştuk, yarın bana geliyor. Ben haftanın her günü gelmesine gerek olmadığını, haftada iki günün bana yeteceğini söyledim. Böylece o iki günde temizlik, çamaşır, yemek vs. işlerimi ayarlarım, annem Barış'la ilgilenir, ben kalan vaktimde Deniz'le ilgilenirim, haftasonları dershanecilik yaparım, hafta içi perşembe - cuma ev işi yaparım, pazartesi, salı, çarşamba Deniz Baran'la faaliyetlere hız veririm, onbeşte bir temizlikçi alırım...

Bu planlarımı kocamla konuştum, bir anaokulu vardı konuştuğumuz, devlete ait. Olmaz alamayız demişlerdi. Orası Montessori eğitim sistemini uygulayacakmış bu sene. Bugün oraya gitmiş konuşmaya ama yetişememiş. Yarın tekrar gideceğim dedi.

Yarın netleşecek İnşallah. Olsun ya da olmasın demiyorum, hangisi hayırlı ise hakkımızda, o olsun diye dua ediyorum.

Bakalım, yarın ola hayrola!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder