Sayfalar

20 Eylül 2012 Perşembe

Maria Montessori : Annelik Sanatı

İzmir Atatürk İl Halk Kütüphanesi'nden aldığım Motessori'nin bu kitabı, Montessori eğitimi ile ilgili okuduğum ilk kitap. Özetle, çocuğa gerekli ortamı sağladığımızda, onun kendisini gerçekleştireceğini, çocuğun bunu uygun araç gereçle sürekli çalışarak yapacağını, istediği şeyin çalışmak olduğunu anlatıyor yazar.

Yetişkinlere oldukça sert eleştiriler yöneltiyor ve çocuğun kendini gerçekleştirmesine engel olmakla suçluyor yetişkinleri. Bunu da genelde iyiniyetli bir yardım adı altında yapıyorlar ve çocuğun çalışmasını, denemesini baltalıyorlar, aslında büyüklerin asıl derdi, eşyalarına duydukları aşırı bağlılık ve mal hırsıdır diyor. Bazı anneler çocuklarının kendi kendilerine yemek yemesine izin vermez ya hani, kendileri yedirirler (yakın zamana kadar Deniz'e ben de bu şekilde yaklaşıyordum zaman zaman, itiraf ediyorum)  Burada niyet, yemek yemeği beceremeyen çocuğuna dur ben yedireyim diyerek aslında yardım etmek midir, yoksa döke saça tekrar ede ede ede yemek yemesini öğrenebilecekken çocuğun çalışmasını baltalayarak üstünün başının kirlenmesini, yemeklerin etrafa dağılmasını engellemek midir?  İşte Montessori'ye göre, yetişkin kişi bu tavrı ile kesinlikle iyi niyetli değildir, mal hırsı ile doludur, eşyalarının zarar görmesini istemez, çocuğun öğrenme deneyimi bu yetişkinin umrunda bile değildir.

Çocuk için en önemli olan şey, çalışmaktır. Boyuna, fiziksel - bilişsel yapısına uygun araç gereçle çalışan çocuk, oyuncaklar gibi cicili bicili araç gereçlere, hatta şekerlemelere bile itibar etmez, çalışmasına yoğunlaşır. Eğer çocuk çalışmasını sonlandırmışsa bu yorulduğu için değil, çalışmasını tamamladığı, yenilendiği ve tazelendiği içindir. Bundan sonra çocuk, kendini gerçekleştirmesine elverişli bir başka çalışmaya yönlenecektir diyor Montessori.

 Montessori'nin bakış açısını anlayabilmek için, ilk okulunu 1907 yılında binbir zorluk ve imkansızlıklarla açtığını, içinde bulunduğu çağın koşullarını, yetişkinlerin çocuğa bakış açısını idrak edebilmek gerekiyor. Böyle bir ortamda çocuk haklarının henüz hiç bilinmediği, tanınmadığı gerçeğinden yola çıkarak, Montessori yaklaşımı, başta sistem bile diyemeyeceği yeni bir eğitim anlayışı ile mevcut sisteme başkaldırı niteliği de taşıyor.

Buradan da şunu anlıyorum ki, Montessori eğitiminde uygun çevre ve günlük yaşam becerileri edinme kadar uygun araç - gerecin önemi de büyük. Oysa Türkiye'de bu tarz Montessori eğitim araç - gereçleri, son derece pahalı. Aslında incelediğim kadarıyla son derece sade, yapımı ustası için çok da zor olmayan, genellikle ahşap ağırlı araç - gereçler bunlar. Ama buna rağmen (mesela bir sitede kahverengi basamaklar 567,00 TL) afaki rakamlardan söz ediliyor. Hal böyle olunca Montessori eğitimi bir yerde güdük kalıyor. Bazı planlarım var aslında ama dur bakalım neler yapabileceğim, neleri gerçekleştirebileceğim zaman gösterecek.

Montessori eğitimine en temelden başlamak, çocuklarımı anlayabilmek, kendime bir yol haritası çizebilmek, kendimi eleştirebilmek, farklı bir bakış açısı ile kendimi izleyebilmek adına iyi ki okudum dediğim kitaplar arasına alıyorum Annelik Sanatı'nı. Eğer kitapçılarda bulabilirsem de kendi kütüphaneme koymak istiyorum açıkçası.  Tavsiye ederim..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder