Sayfalar

10 Eylül 2012 Pazartesi

Sonbaharda Haftasonu Bir Başkadır

Sonbahar yürüyüşlerimiz sadece haftasonu ile sınırlı olacağından, bu iki güzel günü değerlendirelim dedik ve düştük yollara!

Dün öğle saatlerinde İnciraltı'nda yürüyüş yaptık. İki oğlan da mışıl mışıl uyudu ilk başlarda, sonra Barış'ım uyandı ve mızıldandı. Biraz sıkıntı yaşadı zira dönüş yolunda güneş oğluşumun gözlerine geldi. Bugün rotamızı farklılaştıralım ve oğluşlar rahat etsin dedik, yine İnciraltında yaptığımız yürüyüşümüzün dönüşünde anayoldan ağaçların altından geçtik.

Dünkü yürüyüş macerasında Deniz'im uyumuştu ama, bugün yaşadıkları nedeniyle bir damla uyku uyumadı, algıları son derece açıktı. Neler yaptık kısaca söz etmek isterim;

1) İnciraltı Kent Ormanı'nda dalında mandalin ve ayva gördü. Birkaç tane topladık ama mandalinleri fıydırıp atmış oğluşum!
2) Birsürü canlı - cansız sümüklü böcek gördü! Bir kısmını topladık, küçük bir incelemeden sonra yarın evimizin arka tarafındaki bahçelik alana salacağız onları.
3) Kara servi ağaçlarının kozalaklarını topladık ama biri hariç gerisini fıydırıp atmış oğluşum!
4) Birsürü ağaç gördük, akasyasından okaliptüsüne, çamından servisine kadar. Hepsinin ismini sordu, babası da gerek ağaç diplerindeki kütüklerden okuyarak gerekse kendi bilgisi ile Deniz Baran'a ağaçları anlattı.
5) Kavak ağaçlarının sararıp dökülen yapraklarını gördü. Neden döküldüklerini sordu. Yeşil ağaçları gördü, neden onların yeşil diğerlerinin sarı olduklarını sordu. Babası ve ben dilimiz döndüğünce ve anlayabileceği ölçüde anlatmaya çalıştık sonbaharı, yaprakların sararışını, mevsimleri...
6) Deniz kenarına indik ve taş topladı, deniz kabuğu topladı, tüm uyarılarımıza rağmen ayakkabıları ile sulara daldı ve yeni bot aldık Deniz Baran'a. Zaten kışlık bota ihtiyacı vardı, bu bahane ile onu da aradan çıkarmış olduk.
7) Sazlıkların yanından geçtik, kendiliğinden yere düşmüş bir saz bulduk ve elledi, ne kadar yumuşak tüyleri olduğunu gördü, oynadı.
8) Yabani karabiber ve okaliptüs ağaçlarının yere düşen kabuklarını, dallarını ve meyvelerini topladık.
9) Öğle yemeğimizi ağaçların altında yedik, arabayı park ettiğimiz Özdilek'e yürümeye devam ettik. Ordan küçük bir alışveriş (bot alımı) ve ardından Kipa'ya gidiş, orada akşam yemeği, ardından alışveriş derken vakit epey geç oldu. Dönüşte annemi de aldık, eve geldik, eşyaları yerleştirdik saati 12 yaptık. Çocuklarla uğraş et, oldu saat 01:00. Şimdi saatlerimiz 01:52 ve ben yorgunluktan ölüyorum! Adımsayarımı taktım, eve geldiğimde bir baktım, 9,750 km yürümüşüz!

Güzeldi, verimliydi bu haftasonu.

Teşekkür ederim beyler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder