Sayfalar

15 Ekim 2012 Pazartesi

Arkadaşlarla Haftasonu

Dün arkadaşlarımızla tam çocuklarımıza göre bir program yaptık.

Önce Oyuncak Müzesine gittik. Onlar ilk kez gittiler. Çok beğendiklerini söylediler. Toprak her çocuk gibi başlarda biraz temkinliydi. İlgiyle izledi, oyunlara katılmamayı tercih etti. Ama sonra tiyatro bölümünde aslanla ilgili anlatılan hikaye, Toprak'ı içine çekti, zira aslan en sevdiği hayvanmış. Aslan nasıl ses çıkarır diye sorunca Hakan abi, Toprak bir kükredi, hah dedim oldu bu iş.

Deniz Baran da ilk zamanlar hep benim elimi tutuyordu, ben de Deniz'le birlikte oyunlara katılıyordum. Sonra bir açıldı, oraya gidince yüzümüze bile bakmıyor doğru dürüst.

Barış Çağan da kısa bir dikkat süresi içinde, ilgiyle izliyor. Özellikle Bay Gak çok ilgisini çekiyor. Sonrasında ise ya sıkılıyor, ya uykusu geliyor. Ama ordaki çocukların oyunlarına dün Barış da katıldı, her çocuğun eline çıngıraklar verdiler, çocuklar ritim tuttu. Barış için de aldım bir tane, şaşkın şaşkın tuttu elinde salladı.












Oyuncak Müzesi'ndeki etkinlik, 13:00 - 14:30 arası 1,5 saat sürüyor. Ayrılırken Deniz Baran, ama biz eve gitmiyoruz, mangala gidiyoruz dedi herkese. Ben de gelebilir miyim diye soranları ise davet etmedi. Lütfiye ve ailesini (arkadaşlarımız) ise, hadi siz de bizimle gelin, biz mangala gidiyoruz, siz de eve gitmeyin diye ısrarla davet etti.

Saat 15:00 sıralarında piknk yerine ulaştık. Cumartesi yürüyüşümüzde keşfetmiştik orayı, tam lagün kıyısı, denizden 1 - 1,5 m. kadar yüksekte, ağaçların altında....





Beyler hemen mangal başına geçti, biz de serdik kilimleri. Salatamız Sevil'den..



Akşam geç saatlere kadar kaldık. Işıldağımız da yoktu ama yol kenarındaki lambalar ve cep telefonlarımızın ışığı bizi zifiri karanlıkta bırakmadı. Sevil,Deniz Baran'ın da Toprak'ın da aşkı..



Çook keyifli bir gündü. Böylesi bakir bir piknik alanının şehrin göbeğinde olması gerçekten mutluluk verici. Yalnız deniz temiz olsa idi, daha hoş olurdu. O da İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin daha iyi çalışması ile aşılabilir. İnciraltı Kent Ormanı, rahmetli Piriştina zamanında kuruldu ve gerçekten şehrin oksijen deposu.

Kurban bayramı tatilinde de havalar güzel olursa Karagöl'e gitmek üzere sözleştik. Seneye yaza bizi memleketine davet etti Lütfiye, seve seve kabul ettik. (atladık desem ayıp olur mu ki)

Herkesle piknik yapılmaz. Lütfiye, Alp, Sevil ve Toprak, tam bizim ailemizin kafa dengi bu anlamda. Bana deseler hadii kalk pikniğe gidiyoruz, hemen hazırlanır yola koyulurum. Tam piknikçiyimdir. Mangal en sevdiğim şeydir. Lütfiyeler de tam bizim gibiler. Hal böyle olunca piknik yapmak keyifli oluyor


Yukarıdaki fotoğraflar Sevil ve Lütfiye'den, aşağıdakiler de benden..





















Hiç yorum yok:

Yorum Gönder