Sayfalar

30 Ekim 2012 Salı

Bayram Tatilinin Ardından

Geçen hafta çarşamba gününden girdik tatile. Ama başım o kadar çok ağrıyordu ki, ilk tatil gününden pek bir şey anlamadım. Bayram sabahı da başağrım yüzünden kocam bayram namazına gidemedi, ben yattım, kocam da sağolsun erkenden zırt diye uyanan oğluşlara baktı. Böyle insanın şiddetle uyuyup dinlenmeye ihtiyaç duyduğu dönemlerde çocukların olur olmaz saatlerde uyanmaları, güzel duygular uyandırmıyor bende, ne yalan söyleyeyim... Bir destek mutlaka gerekiyor. Benim desteğim kocam ve annem. Sağolsunlar, var olsunlar.  Nefes almaya ihtiyaç duyduğum dönemlerde bana bu fırsatı yaratıyorlar.

Bayramda ilk günün sabahı yaşadığım başağrısının ardından uyandığımda başımın sol tarafında ağrının izi vardı, şükür ki kendisi gitmişti, yaşayanlar bilirler. Kısa zamanda kendime geldim, güzel bir kahvaltı hazırladım.


Hepimiz bayramlaştık. Öpüştük koklaştık. Kahvaltımızı edip hazırlanıp evden çıkmak, öğleden sonramızı aldı. Doğruca annemlere gittik. Annemlerden sonra bayramın ilk iki günü birkaç akraba ziyareti yaparak vazifeler faslını kapattık. Sonraki günler bize kaldı.

27 Ekim oğluşumun doğum gününde ailecek Agora'ya gittik. Agora'nın çocuk oyun parkı var. Açık alan ama hava çok soğuk olmadığı için iş görür diye düşündük. Deniz Baran genelde asık suratla oyuncaklara bindi, hadi oğluşum gül, hadi bebeğim eğlenelim dedik dedik ama onu eğlendirmekte pek başarılı olamadık, taa ki Emre ile karşılaşana kadar...


Agora'da yemek yerken

Yemek sonrası dondiş zamanı

Küçüğümün keyfi yerinde çok şükür.

Kocam dondurmanın sosu dökülecek diye dışarda dondurmayı kendi yedirmeyi tercih ediyor. Evde Deniz Baran kendisi yer. 

Oyun alanı dışarıda. Çocuğa kaban giyirdik fazla geldi, giydirmesek üşür.

Deniz Baran keyifli görünüyor. 


Buradaysa zoraki gülüyor. 

Ben suya devrileceğimizden endişe ediyorum. 

Oğlumuza sanki eziyet ediyoruz.Halinden pek memnun görünmüyor...

Küçük fındığım da binmese olmazdı. Ona tek uygun oyuncak 3'lü atlı karınca. Döne döne bi hal olduk.





İzmir'de kış için kapalı alan çocuk oyun parkı konusunda çoooook ciddi bir açık var. Ya lunapark tarzı oyuncak alanları (Gaziemir Optimum AVM'deki gibi kapalı veya Agora AVM'deki gibi açık alanda ama aynı mantık) ya da bildiğimiz belediyenin park alanları var. İzmir Fuarında lunaparkımız var ama orası da açık mekan ve yine aynı tarz oyuncaklar. Bir yer daha var, ismini anıp reklamını yapmak istemiyorum; Deniz Baran çok güzel eğleniyordu ilk zamanlar. Kapalı alan ve içinde kaydırak, tırmanma, zıplangaç (şu şişme oyun alanlarından) falan filan var da bir süre sonra hep aynı yere gitmekten sıkıldı Deniz ve de sahipleri bizi biraz kızdırdı bir konu hakkında. Vazgeçtik oraya götürmekten..........  Bir de sanırım tadilatta olan Topolino diye bir oyun alanı daha var Hilton'da. Orayı araştıracağım. Deniz Baran oyun ister, Barış Çağan çok küçük, açık oyun alanları kışta kıyamette olmaz. Özel anaokulları oyun grupları düzenliyorlar ama, her hafta 2-3 gün, 1-2 saat, işe gider gibi belli bir disiplin dahilinde takip ediliyor, ayrıca aylık 450-500 TL civarı bir fiyat çıkıyor ortaya. Kayıt yapırılıyor ve gitsen de gitmesen de o rakamı ödüyorsun.

Sonuç olarak, internette İzmir'de kapalı çocuk oyun alanları diye tarattığımda karşıma koca bir fiyasko çıkıyor. Bir kent ancak bu kadar sahipsiz kalabilirdi. Ankara'da son derece mütevazı bir semt olan Elvankent'te bile sıradan bir alışveriş merkezinde (Gimsa'da) bedava çocuk oyun alanı yapmışlar. Git bir saat oynat çocuğunu gel eve. Hem iki insanla konuş, için açılsın, hem soğukta çocuğum üşüyecek diye endişe etme. Alışverişini de yap bu arada... İşte bu kadar basit. Açık çocuk parklarının zaten haddi hesabı yok...

Burada ise böyle bir şey hayal benim için. Bırak kapalı mekan oyun alanlarını, adam gibi bir belediye parkı yok etrafımızda.... O kadar sinir bozucu, o kadar insanı değersiz hissettiren bir durum! Geçen sene, 4 ay İzmir Büyükşehir Belediyesi ile mevcut park alanındaki paslı ve güvenliksiz oyuncakları değiştirmeleri için yazıştım, beni ordan oraya sevk ettiler, sonunda cevap verdiler, efendim belediyenin stoklarında oyuncak yokmuş! Bu konuda daha fazla bir şey söylemek istemiyorum. Pes!

Sonuç olarak fazla bir şansımın olmadığını, işletmecilere "hadi kapalı alan çocuk oyun parkları açın, şöyle çeşit olsun, kış günü çoluk çocuk şenlensin" desem de demesem de hiçbir şeyin değişmeyeceğini biliyorum. Yeni bir çözüm lazım bana diyordummmmm.... İnternette annelerin üye oldukları sitelerden çocuk oyun grupları konularını okudum. Bir tane buldum ama ne bileyim, az biraz çekindim, adım atamadım. Ha deyince olmuyor bazı şeyler. Hem bulduğum oyun grubu birkaç yıldır süregelen bir gruptu. Kemikleşmiş bir topluluğa sonradan dahil olmak o kadar kolay değildir...

Tam bu düşüncelerle yoğrulurken, 27 Ekim'de Agora'da bizim oğlanı eğlendirmeye çalışıp çok da başarılı olamazken, "Deniz Baran, bugün senin doğum günün, istediğin oyuncağı seç annecim", dedim, biri "aaaaaa" dedi. Sizin de mi doğum gününüz bugün şudur budur derken, oğluşlar tanıştı, kaynaştı, yüzleri güldü, koşturmaktan oynamaktan ter içinde kaldılar. Emre ile Deniz Baran eğlencenin dibine vurdular. Emre'nin annesi Hülya ile babası Hasan, oğullarının eğlenmesinden mutlu, kocam ve ben oğlumuzun eğlenmesinden mutlu.... Orda mum üfleyip pasta kestiler oğluşlar. Güzel bir akşamdı, devamı için bir kere onlar bizi aradı, bir kere biz onları, ama buluşamadık, kısmet olmadı. Ben de bu cuma akşamı için onları davet ettim, evde oğlanlar oynasın, küçük bir eğlence yaparız, çocuklarımızı sevindiririz diye düşündüm. Davetimi kabul ettiler, bakalım belki bu şekilde kendi oyun grubumuzu kurarız. Zaman ne gösterir bilinmez.

Not: Emre'nin babası Hasan'ın makinesinden  27.10.2012 doğumgünü gecesi :


Arka taraftaki kalabalık, Hasan beyin kalabalık oluşturmaları ricasıyla gelen yan masamızdaki gençler. :)) Komik ama öyle!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder