Sayfalar

18 Ekim 2012 Perşembe

Karışık Etkinlikler : Havadan Atılan Topu Tutma - Bowling - Hamur vs.

Bugünkü etkinliklerimizden ilki, yine Halk Eğitim Merkezi'nden, bu seferki etknliğimiz fiziksel gelişime yönelik.

Malzemelerimiz :
1 adet top
 Hedefimiz: Havadan atılan topu iki eliyle tutabilmek

Etkinliğimiz Şöyle:

Arada 3 büyük adım olacak şekilde çocuğumuzla karşılıklı oturuyoruz. Başımızın üstünden topu tatlı kuşumuza atıyoruz. O da iki eliyle topu tutmaya çalışıyor. Aynı şekilde o da başının üstünden topu bize atıyor. Sonra aynı oyunu topu yuvarlayarak atmak suretiyle oynuyoruz.


Benim oğluşum yuvarlanan topu yakalamakta güçlük çekmedi ancak havadan attığım topu çoğunlukla tutamadı. Kendini parçaladı resmen ama olmadı. Ara sıra tutabildiğinde aferin dedim, alkışladım. Tutamadığında ise olsun, zamanla tutacaksın sana inanıyorum dedim.

Oğluşum havadan attığım topu çoğunlukla tutamadığı için, bu oyundan hiç hoşlanmadı. Ben de keyfini yerine getirmek için şişe devirmece oynayalım mı diye sordum. Bowling mi demek istiyorsun yani dedi. Evet dedim gülerek. Biraz da bowling oynadık.




Sonra da pet şişeleri birbirimizin elinden düşürmeye çalıştık. Oğluşum kazandı, ben yenildim.














Hazır ısınmışken aklıma bir aktivite daha geldi. Oldukça basit ve eğlenceli. Ellerimle çeşitli ritmlerde alkışlar yaparak (basitten zora doğru) aynısını Deniz'in de yapmasını istedim. Keyifle eşlik etti. Başlarda ben tek alkış yaptığımda o pekçok kez yapıyordu ama sonra bir dakika önce dinle, sonra aynısını yap diyerek yönlendirdim ve keyifle oynadık.










Deniz Baran, gündüz hamurdan insan yapmak istedi. Önce ben insanın çeşitli parçalarını yaptım hamurla elimden geldiğince. Ondan da bu parçaları birleştirmesini istedim. Sabiha Paktuna'nın kitaplarında çocukların önce kolları kafadan çıkacak şekilde resmettiklerini okumuştum. Doğruymuş. Hamurdan kolları kafaya sabitledi oğluşum.


Hadiii sen de yap bakalım bir insan dedim. O da yaptı.

Aman pek güzel oldu, sen ne güzel yaptın böyle diyerek övdüm onu.


Sonra da bıçakla kesme çalışmaları yaptık. Rastgele pembe bir bıçak verdim ona (elbette plastik bıçak) Biraz çalıştı sonra dedi ki bu kız bıçağı, ben erkek bıçağı isterim. Tamam dedim, hemen yeşil bıçağı bulup verdim eline. Rulo yapmak istedi benim gibi. Elinin üstüne elimi koydum ve birlikte rulo hamurlar yaptık. Bir süre birlikte takıldık böyle.






Mora bayılıyormuş


Deniz masada hamurla uğraşırken, Barış da boş damacana ile cebelleşiyor.

Tren yoluymuş bu. Kimler gidebilir dedi, biz gidelim mi dedim. Sığmazmışız. Oyuncakları gidebilirmiş.


Arkadaşım Lütfiye, evde çadır kurmanın çocuklar için çok eğlenceli ve faydalı olduğunu söyledi. Çocuk gelişimi ile ilgili bir seminerde duymuş, hazır çadır alıp kurmak, oyunun sonu demekmiş. Önemli olan derme çatma evdeki malzemelerle çadır kurup birlikte zaman geçirmekmiş. Çocuklar kendilerine ait, kendi boyutlarına uygun böyle mekanlar yaratılmasından çok keyif alırlarmış. Ben de dinledim arkadaşımı ve kurdum çadırımı. Bu iş için en uygun yer olarak balkon kapısının önündeki boşluğu seçtim. Yere minderler ve battaniyeler serdim. Üstüne iki koltuğa yaslamak suretiyle bir uzun minder koyup çatıyı yaptım ve en üste de pike örttüm. Defalarca bozdu, tekrar yapmamı istedi. Ben de her zaman müsait olmayabiliyorum, elimden geldiğince kırmadım ve tekrar tekrar yaptım. İki gündür çadırımız var ve iki oğlum da bu çadır işine bayıldı. Teşekkürler canım arkadaşım Lütfiye. Ev dağılıyor mu, evet. Buna değer mi, kesinlikle evet!


Tüm etkinliklerimizde Barış Çağan etrafımızda dolandı durdu. Eline geçirdiği oyuncakları inceledi, geldi bana, arada kucağıma aldım, öptüm okşadım saldım gene halıya.

Haaa bu arada yemek yaptım, kocam gelince salata da yaptım, sofrayı kurdum, topladım, bir de gece vakti oğluşlar yatağa gidince halıyı sildim süpürdüm. Gündüz 3 makine çamaşır topladım, katladım, yerleştirdim. Ayrıca bir makine çamaşır da yıkadım, asacağım az sonra. Bulaşıkları ayarlayıp makineyi çalıştırdım. Bir saat pilates, 45 dakika yoga yaptım. İki oğlumu da güzelce yıkadım. Ve blog yazmaktayım...

Not: Yazılarımı yazarken Barış Çağan ağlayarak uyandı. Kulağını tutuyor. Aldım kucağıma sakinleştirdim, yatırdım. Çamaşır asarken tekrar uyandı, ağladı. Fitil attım. Dün gece de çok sıkıntılıydı. Bu da demek oluyor ki, oğluşum diş çıkarıyor. Şu an salondayız, sakinleşsin diye ayağımda sallıyorum. Bu gece gerçekten uzun olacak, biliyorum.


4 yorum:

  1. Masallah vallahi süper kahraman gibisin hem çocuklarla aktivite hem bu kadar ev işi , sonra yoga ve pilates :)Başka bir dünyada mi yaşıyorsun, sizin orada bir gün kaç saat :) Kocaman maşallah hepinize, en cok da sana...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) Teşekkür ederim. Durum şu: Deniz Baran, zihinsel - sosyal - duyusal etkinliklerde oldukça istekli ve katılımcı. Zira bu tarz etkinliklerden daha çok keyif alıyor ve daha başarılı sonuçlar alıyor. Ancak fiziksel etkinliklerde beklenen sonuca kolay kolay ulaşamıyor ve bu duruma çok canı sıkılıyor. Böylece fiziksel etkinlikler 5 - 10 dakikayı geçmiyor, çünkü yapmak istemiyor. Ben de eksik kalan yönünü tamamlamak için çeşitli etkinlikler hazırlamaya çalışıyorum. Elbette çok zor oluyor. Elimden geleni yapmaya gayret ediyorum. İnşallah mutlu çocuklar yetiştirebiliriz.... Laf aramızda, ev işlerinden nefret ediyorum.

      Sil
  2. Ben de nefret ediyorummm ev isinden :)) Baris da Deniz gibi, fiziksel aktivite ile pek isi yok.

    YanıtlaSil
  3. Demek ki bir yönü daha gelişime açık bir yönü daha geri planda oluyor, normal bir durum. Eh sanki biz her şeyi mükemmel mi yapıyoruz ki değil mi ama...

    YanıtlaSil