Sayfalar

18 Ekim 2012 Perşembe

Oğullarımdan İncilere Devam

Bizim evde salonda oturulur. Salonumuzun duvarına afiş, fotoğraf asmayı severiz karı koca. En sevdiğimiz filmlerden biri de "Dövüş Kulübü". Afişi duvarımızda asılı. Bir de Amelie vardı ama, onu şimdilik arka odaya (Deniz Baran'ın ifadesi ile arka bahçeye) koyduk şimdilik.

Deniz Baran'ın yakışıklı olmanın iyi bir şey olduğunu fark ettiğini önceki yazımda anlatmıştım. Geçen gün afişe baktı baktı ve şöyle bir konuşma geçti aramızda :
- Anne bu adam çirkin, diğeri yakışıklı. (Brad ve Edward'dan bahsettiğini söylememe gerek var mı, yakışıklılık göreceli de değilmiş ayrıca, dünyanın beğendğini oğlum da beğendi)
- Öyle mi oğlum, hangisi yakışıklı tekrar göster bakalım
- Sesizce parmağıyla malum kişiyi gösterdi. Babası ile baktık birbirimize.
- Bu adam ne hissediyordur sence diye Brad hakkındaki düşüncesini sorduk.
- Mutludur dedi.
- Neden dedim
- Gülüyor dedi
- Diğer adam ne hissediyordur peki dedim
- Kötüdür dedi.
- Neden ki dedim
- Yüzünü asmış kızgın dedi. (kızgın insanlar kötü oluyor onun gözünde aslında şimdi dönüp baktım afişe tam kızgın da diyemeyiz, mutsuz ve yorgun denilebilir Edward için)
- Hangisini beğendin dedim
Ehhh tabii ki Brad Pitt'i gösterdi.

Farkında olması, mimikleri yorumlayabilmesi, kendince anlamlar katabilmesi hoşuma gitti.


Barış Çağan eliyle dudaklarını oynattırarak bırm bırm bırm diye sesler çıkarıyor. Sürekli deneme halinde. Özellikle uykusu geldiğinde ellerini inceliyor uzun uzun. Giydirilmekten hala nefret ediyor. Altını değiştirirken sürekli kaçma eğiliminde. Tam afacan oldu. Bugün karşı komşum oturmaya geldi. Onunla sohbet ederken iki elini de bir an bıraktı, tuttum onu düşmeden. Tek elini bırakıp tek eliyle tutunarak ayakta durabiliyor. Barış Çağan, yemekten keyif alıyor. Deniz Baran ile alakaları yok. Ortalarda mama bulmayagörsün, hemen ağzına alıp emmeye başlıyor.  Acıkınca kıyametleri koparıyor. Normalde oldukça sakin olan oğluşumun acıkınca resmen gözü dönüyor. Çok hareketli bir bebek. TV izlemesi yasak biliyoruma ama abisi izlerken engel olamıyorum. Baby TV2deki doğum günü kutlamalarına bayılıyor. Hemen alkışlamaya başlıyor. Abisi gel abicim gel gel gel diye çağırıyor onu, o da her yere abisinin peşinden emekleyerek gidiyor.

Ara sıra bir sarılışıyorlar, iyi ki kardeşi var oğluşlarımın diyorum.

Geçen gün Deniz Baran, "anne keşke bir kardeşim daha olsaydı, o da kız olsaydı, adı da portakal olsaydı" dedi. Portakala kadar her şey iyidi de, portakal diye isim olur mu be annem yaaa, yerim seni ben.

2 yorum:

  1. aklınızı seveyim sizin.Hayal gücü mükemmel.Şu portakal ismi de fena değil hani:)

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederiz. şimdiki çocuklar çok akıllı oluyor. çok uyaran alıyorlar, beyinleri hızla gelişiyor. portakal benim de içime ılımaya başladı :))))

    YanıtlaSil