Sayfalar

18 Ekim 2012 Perşembe

Sosyal - Duyusal Gelişim : Adını, Soyadını, Yaşını ve Cinsiyetini Söyleme

Halk Eğitim Merkezi Aile Eğitimi Kurs Programından almış olduğum kitapçıkta, bugünkü etkinliğimiz şöyle yer alıyor:

Gelişim Alanı : Sosyal - Duyusal Gelişim
Hedef            : Adını, soyadını, yaşını ve cinsiyetini söyleme.

Etkinliğimiz şöyle uygulanıyor: Bütün aile bireylerinin olduğu bir ortamda herkes birbirine adını soyadını cinsiyet ve yaşını soruyor sırayla. Çocuğa örnek olması için konuşmayı biz başlatıyoruz. Eğlence katmak isteyen, eline top alıp, yuvarladığı kişiye soru sorabilir.

Biz zaten bu etkinliği daha önceden Deniz Baran ile yapmıştık. Oldukça aşina bu kavramlara. Bugün de tekrar bu konularda sorular yönelttim kendisine, sohbet havasında gerçekleşti etkinliğimiz.

Deniz Baran kendisinin,
anne babasının,
kardeşinin,
anneannesinin,
babaannesinin
ve iki dedesinin adını soyadını biliyor.
Cinsiyetin biliyor, cinsiyete göre renk ayrımları yapıyor. Mesela "anneee bu senin olsun" diye kırmızıyı veriyor bana, "bu da benim olsun" diye mavi kalemi / objeyi alıyor kendine
Anne ve babasının işini biliyor,
oturduğumuz ili ve semti biliyor.
Her iki dedesinin, amcasının, teyzesinin oturduğu yeri biliyor,
Hatta apartmanımızın adını da söylüyorum ara sıra ama onu unutuyor.
Kaçıncı katta oturduğumuzu söylüyorum. Asansöre her binişmizde düğmeye o basmak istiyor.
Eve gelirken yukarı çıktığımızı, dışarı giderken aşağı indiğimizi, oturduğumuz katı biliyor.
Dışarı çıktığımzda, eve gelirken yakın yerlerde hadi sen götür bizi eve diyorum ve ona bırakıyorum komutayı. Ara sıra destek veriyorum. Apartmanımızın girişini ve çevresini, sokağımızı biliyor, dönmesi gereken yerde dönüp eve yöneliyor.
Komşularımız tarafından tanınıyor. Kimi komşularımızı tanıyor.

İnsanlarla kimi zaman rahat iletişim kuruyor, örneğin markette hiç tanımadığı insanlara "afedersiniz balonlar nerde satılıyor acaba"diye sormuştu.Önüne gelen herkese sorunca insanlar da gülümseyerek cevap verince özgüveni de artmıştı. Kimi zaman ise agresif oluyor, kimi zaman da çok utangaç, çegingen... Oldukça farklı ruh halleri sergiliyor. Son derece normal olduğunu biliyorum. Kişiliği böyle böyle oturuyor.

Dış ortamlarda çocuğumuzun kendisinii ifade etmesine, tanıtmasına imkan vermemiz gerekiyormuş, bu konuda onu teşvik etmeli, teşekkür ederim, lütfen gibi güzel sözleri söylemesi için yönlendirmeliymişiz. Ehh yapıyoruz zaten çok şükür.

Kalabalık marketlere çok sık gidiyoruz. Ara sıra da saklambaç oynuyor ve gözden kaçırıyoruz maalesef. Ben de ona eğer bir an bizi göremezse ne yapması gerektiğini anlattım. Eğer bizi göremezen ne yaparsın diye soruyorum," anneeeeeeeeeeeeeeeeeeeee babaaaaaaaaaaaaaaaaa ben burdayııııııııııııııııımmmm diye bağırıcam" diyor. "Peki biri seni susturmaya çalışırsa, sus bağırma derse ne diyeceksin" diyorum. "Sen karışma, bağırıcam ben, anneeeeeeeeeeeeeeeeeee babaaaaaaaaaaaaaaaaa burdayııııııııııııııııımmm diyeceğim" diyor.

Yakışıklı olmanın iyi bir şey olduğunun farkında. Karşıma geçip anne yakışıklı mıyım değil miyim diye soruyor bir o yana bir bu yana dönerek.

Anne seni kalbimin en özel yeri ile seviyorum (bu benim onun kulağına fısıldayarak söylediğim bir söz), sen çok güzelsin, sen çok iyi bir annesin gibi iltifatlar ediyor.

Bir şey isterken kimi zaman ağlıyor, kimi zaman da emir kipi kullanıyor uyarıyoruz. ama çoğunlukla uyarmamıza gerek olmadan istek kipi ile sorup lütfen ile bitiriyor cümlesini. Örneğin "anne kakaolu süt yapar mısın lütfen" ya da "boya kalemi lütfen" gibi...



Şu anda uyuyor ikisi de. Benim de pilates saatim. Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder