Sayfalar

27 Kasım 2012 Salı

İtirafname

Oğullarımın tam öğle uykusu saatlerinde sokaktan geçerken arabasının veya motosikletinin egsozunu bağırtanlar, korna çalanlar, megafonla bağırarak bişeyler satanlar hakkında hiç iyi şeyler düşünmüyorum! Onların da çok umrundaydı sanki!

İtiraf zamanı : Oğullarımın öğle uykusuna yatmasını, onların dinlenmesini istemekten çok, kafamı dinlemek için istiyorum. Kötü bir anne miyim neyim...

26 Kasım 2012 Pazartesi

Küçük Vanlı

Oğlum Deniz Baran efendi ile aramızda geçen kavga (adam ciddi ciddi dalgasını geçti, ezikledi beni) : neymiş efendim, o patlamış darı değil, patlamış mısırmış! patlamış darı diye bir şey yokmuş, bu çok komikmiş! Olum, bana 10 senelik kocam böyle baskı yapmadı be! Sen ne dışladın ki şimdi beni koca Vanlı! İzmirliyim ben, darıya darı denir, gevreğe de gevrek! Hem o bayıla bayıla yediğiniz darıları ben patlattım, ille de mısır diyeceksen, ver onları geri!

Fotoğraflar : DEÜ Dönüşü








Keyfimiz yerine gelsin diye hastane yakınındaki parkta sallandık, eğlendik. Benim de sallanasım varmış, ite kaka sığdırdım kendimi salıncağa.


 

 Oğluşum DEÜ hastane kafeteryasında susamlı çubuklarla vampir kılığına girmiş.



Resimdeki kediyi bulunuz! Kedi milleti kadar rahatına düşkün hayvan var mıdır acaba? Sen kalk, kuş yuvasını ele geçir, bi güzel yerleş!

Halk Eğitim Merkezi'ne Veda

Halk Eğitim Merkezi'ne gidemiyorum. Kurstan ayrıldım. Sebepleri karışık...

İki hafta kadar önce annem Barış'ımın üstüne düştü, dizinin altı mosmor oldu. Barış'ım, annemin altında kaldı ve kafası ayakkabı dolabına çarptı. İlk önce hangisine koşacağımı şaşırdım. Barış'ımı babasının kucağına verdim, annemin yardımına ben koştum. DEÜ'deki nodül kontrolümüze gitmek için hazırlanıyorduk. Bir sorun farketse idim, hemen acile gösterebilirdim oğlumu. Allah'tan annemin morarma dışında bir sorunu olmadı, oğluşumda ise şişlik vs. oluşmadı çok şükür. Ama ben çok üzüldüm... Gerçekten çok üzüldüm!

Annem, düşmenin etkisini üzerinden atabilmek için eveli hafta evinde dinlenmeye çekildi. O hafta gidemedim Halk Eğitim Merkezi'ne. Geçen hafta da salı öğleden sonra gelebildi, kursum salı sabahları olduğu için yine gidemedim.

Geçtiğimiz cumartesi operasyonum vardı, annem çocuklarımın başında kaldı sağolsun. Eh tabii kendi evinin işi kaldı, birkaç gün evine ayırmak istedi sanırım. Ya yarın ya da öbür gün öğleden sonra gelir, kursum gene yanıyor.

Önümüzdeki hafta da Barış'ımın ameliyatı var, gene gidemeyeceğim kursa.

Ben de hocayı aradım, durumu anlattım ama pek hoşnut olmadı. Kitapçıkları geri istedi. Kitapçıklardan faydalanıyorum ama sanırım öğrenci sayısına göre zimmetli. Evde etkinlik yapabilmek için bana yol gösterici oluyordu etkinlik kitapçığı. Kocamdan rica edeyim de fotokopisini çeksin bari.

İki çocukla hem ev hem yarı zamanlı iş, ancak bu kadar hak edebiliyorum. Üst üste hastalıklar ve annemin ev kazası oldu. Sabrediyor ve şükrediyorum daha büyük sorunlar olmadığı için. Bu bir sınav olmalı.

25 Kasım 2012 Pazar

Dün

Dün küçük bir operasyon geçirdim. Bugün sağlığıma kavuşmaya başladım çok şükür. Öğle üzeri eve geldim. Deniz'im bana prensesim diye hitap ediyor, ben de ona prensim diyorum. Gelip beni öpüyor, bana sarılıyor. Hastalanmam onu da çok üzdü. Anneannesine "anneannecim, annem neden hastalandı ki" diye soruyor. Kıyamam kuzularım, geçti gitti artık... İyiyim!

Dün Barış'ım 6 adım attı, artık sürekli adım atmaya çalışıyor. Çokça düşüyor, çokça deniyor. Çocukların bu sürekli deneme isteği, bana çok şey öğretiyor. Ne kadar başarısızlığa uğrarlarsa uğrasınlar, asla vazgeçmiyorlar, sonunda başarıyorlar.

Önümüzde Barış Çağan'ımın dilaltı operasyonu var. İnşallah onu da kolaylıkla atlatır, sağlığına kavuşur oğlum.

Bu arada güzel şeyler aldım oğullarıma ama bir türlü yazamadım. Fırsat bulduğumda güzel bir anı biriktireceğim kısmetse.

Geçecek. Geçiyor bile....

23 Kasım 2012 Cuma

İlk Adımlar

Barış Çağan'ım bir hafta on gündür ellerini bırakıp ayakta duruyordu ve brkaç gündür de tek tek adımlar atıyordu. Bugün 4 adım attı! Tutunmadan, yavaş yavaş. Bu ayın sonuna yürümeyi başaracak İnşallah.

Deniz Baran da 10. ayı dolduğu ilk günlerde yürümüştü!

Fotoğraf da eklerim yakında kısmetse...

Bu tarihi an, burada kayıtlara geçsin!

22 Kasım 2012 Perşembe

Yorgun Annenin Bir Günü - Dil Altı Bağı!

Sabah duruşmam vardı, kalktım gittim geldim.

Öğleden sonra DEÜ'de Barış ve benim randevularımız vardı, kocam da geldi, Deniz'i de aldık, hep beraber toplaşıp gittik. Benim kolumda şüpheli bir et beni vardı, onu aldırmak için gerekli tetkiklerimi yaptırdım. Kansere benzemiyormuş, operasyon için gün verdiler.

Gelelim Barış'ıma................... Geçen gün kocam işten gelmiş, sofradayız hep beraber. Barış'ımı yedirmişim ve salmışım halıya, oyalayıyor kendince. Kocam dedi Barış'ın diline ne oldu? Dedim ne oldu? Çatallanmış gibi oğlanın dili dedi kocam. Bıraktım yemeği, gittim yanına. Çıkar oğlum dilini dedim, ben çıkardım, o da beni taklit etti, çıkardı dilini. Şimdiye kadar hiç mi farketmedik, etmedik vallahi! Oğluşumun dilinin altında bağ varmış gibi... Yoktur yoktur diyesimiz var ama maalesef diyemiyorum! Sanki alttan bir şey tutuyor dili ve kastırıyor gibi...... Keyfimiz kaçtı elbette. Şimdiye kadar nasıl olur da farkedemeyiz diye düşünüyoruz, gerçekten bağ mı var bize mi öyle geliyor diyoruz... Sus pus olduk.

Sabah Karataş Hastanesi'nde tetkiklerim yapılacaktı, kaptığım gibi Barış'ı da aldım, götürdüm, günlerden cumartesi. Çocuk doktorundan sıramızı aldım. Panik bir haldeyim, "sanki bir bağ var ve dilini kastırıyor oğlumun" diyorum. Doktor gülüyor. "Siz farkettiniz de biz anlamayacak mıyız" diyor. Anlarsınız diye size getirdim zaten dedim. Muayene etti doktorumuz. Dedi "evet bir bağ var, bu bağ nedeniyle konuşmaya başladığı ilk zamanlarda "r" sesini çıkaramayabilir. Daha sonra zaman içinde bu bağ kendini salar ve "r" sesini çıkarmaya başlar. Ancak çıkarmasa da ne olur? Bakınız Beyazıt Öztürk de "r"leri söyleyemiyor ama dünya kadar para kazanıyor. Benim kardeşim de küçükken söyleyemezdi, sonra söylemeye başladı. Bazı insanlar "r"leri söyler, bazıları söylemez. Benim oğlum olsa, ben asla dokundurtmazdım, anneler hemen panik yapıyorlar eyvah bebeğimin dil altında bağ var, hemen kestirelim, konuşamayacak yoksa vıdı da bıdı da... Ben dil problemi nedeniyle konuşamayan bir kişi bile görmedim meslek hayatımda. Eğer konuşmada bir güçlük varsa, nörolojik bir sorun olabilir, bence gerek yok ama isterseniz çocuk cerrahi polikliniğine götürebilirsiniz" Ben de "eşimle konuşacağım, beraber karar vereceğiz" dedim.

Çarşamba hazır benim randevum varken, Barış'a da bir randevu almaya karar verdik kocamla. Bugün de oğluşumu cerraha gösterdim. Muayenesi yapıldı. Dediler ki evet bir bağ var, bu bağın kesilmesi gerekli. Ne zaman iyileşir dedim. Hemen iyileşir, sıkıntı olmaz dedi çocuk cerrahı. 5 Aralıka randevu aldım. 3 Aralıkta kan tahlilleri yapılacak.

Şimdi çocuk doktorumuzun dediğini uygulayıp bu meseleyi zamana bırakıp günü gelince "r"leri söylemesi için egzersiz yapma yoluna mı gitsem, egzersizlere rağmen "r" leri söyleyemezse ve böyle basit bir operasyonla engellenebilecek bir durum olduğu halde ve dil altı bağını farketmemize rağmen operasyonu yaptırmadığımızı öğrenirse ne hisseder oğlum? Neden yaptırmadınız diye sormaz mı? Belki de dil altı bağı zamanla gevşeyecek ve oğlum hiçbir sorunla karşılaşmadan konuşacak...... Barış'ım şimdilerde dede, mama, baba gibi kelimeleri söylüyor. Yahu insanın doğru olduğunu düşündüğü kararı uygulaması bile ne kadar zor konu evlat olunca!

Sözün özü, dil altı bağını kestireceğiz, o kadar!

Gece de görev aldım, oraya gidip geldim. Şimdi baş ağrım yoğun, uyumak istiyorum!

DEÜ Hastanesi dönüşü fotoğraflarımız burada

20 Kasım 2012 Salı

İtiraf Zamanı : Uyku Sorunu

Barış Çağan Uyumayı Öğreniyor  ve Barış Çağan Uyumayı Öğreniyor II. Perde başlıklı yazılarımda anlattığım uyutma meselesi buhar oldu uçtu gitti!

Yazılarımda anlattığım üzere uyutma meselesinde ilk gece çok zor geçmekle birlikte sonraki geceler gayet güzel geçiyordu. Barış'ım emerken uykusu geliyor, yatağa yatırdıktan sonra bir iki dönüp uyuyordu.

Peki bu düzen ne zaman bozuldu? Tam olarak oda değiştirdiğimiz zaman! Malum, daha önce de belirtmiştim, bizim evimizde doğalgaz yok ve klima ile ısınıyoruz. Evimizin şekli de biraz ince uzun tarzda olduğu için, her taraf ısınmıyor. Çocuklarım soğuk odada üşüttüler ve burun akıntılarından kurtaramadım onları. Ben de dedim son kez olmak üzere yine kış için salona geçiş yapalım, kışı sıcak odada geçirelim! İşte ne oldu ise o zaman oldu. Zira aynı dönemde gece nöbetlerimi de açmaya başladım, çoğu geceler uykuya dalma saatlerinde oğluşumun yanında olamadım. Düzen bozuldu, düzene geri dönmek için sil baştan yapmadım, tekrar ağlatarak uyutmak istemedim. Zaten annem gündüz ben iş yaparken oğluşumu ayakta sallayarak uyutuyordu. Gece uykuya dalmalarda da bir iki kere sallanınca, kendi kendine uyumaya alışma işi buharlaştı, geçmişte bir anı olarak kaldı.

Olmadı, ben başaramadım. Pişman değilim.

Peki şimdiki durum ne? Barış Çağan her gece saat 2 - 2.30 sıraları zırt diye uyanıyordu, o alışkanlığını köreltebildim, tek kazanımım bu oldu.

Her gece ve gündüz uykuya dalarken ayağımda sallıyorum. Allah'tan artık çabuk dalıyor uykuya ve iyi bir dalış gerçekleşmişse, yerine yatırınca uyanmıyor. Hal böyle olunca çok da eziyeti olmuyor oğluşumun.

Deniz Baran 2 yaş civarı kendi kendine uyumayı öğrenmişti. Biz ona hadi artık sallamıyoruz seni, uyku zamanı dedik, türküler, ninniler, masallarla bu süreci geçirdik. Barış'ta da aynı şey olacak.

Başaranları takdir ediyorum. Benden bu kadar!

Günlük Rutin, Sayı Sayma, Az ve Çok, Ev İşlerine Yardım, Zaman Kipleri,

Gece görevden geldim, uyku tutmuyor. Bari geçtiğimiz gün yaptığım etkinliklerden söz edeyim biraz daha.

Etkinliklerimiz yine Halk Eğitim Merkezi'nden.

I. Etkinlik :
Gelişim Alanı : Sosyal duygusal gelişim
Hedef              : Günlük rutinleri bilme ve uygulama

Etkinliğin uygulanması  :  Çocuğumuza "haydi şimdi gün içinde neler yapıyoruz düşünelim bulalım. İlk önce uyuduğun odaya gidelim, sen şimdi yatağına yat, uyuyormuş gibi yap. Şimdi sabah oldu, uyanma vakti, uyanınca neler yapıyorsun" diye soralım.

"tuvalete giderim, ellerimi yıkarım, üstümü giyerim, kahvaltımı ederim, çizgi film izlerim, oyun oynarım, yemek yerim" gibi cevapları kabul edin ve bunları teker teker canladıralım.
Örneğin banyoya gidince diş fırçasını gösterin ve nasıl kullandığını sorup canlandırmasını isteyin.
Doğru cevapları için çocuğunuzu takdir edin.

Farklı uygulamalar: Sabun, havlu, tarak, diş fırçası gibi çocuğun her gün kullandığı malzemeleri ya da bunların resimlerini kullanarak da faaliyeti çeşitlendirebilirsiniz. Gün içinde masaya oturmadan ellerimi yıkadım, yemekten sonra dişlerimi fırçaladım gibi sözlerle günlük rutinleri öğrenmesini sağlayabilirsiniz.

Biz de yukarıda tarif ettiğim gibi sabah uyanmasından itibaren günlük rutinlerimiz hakkında konuşup canlandırmalar yaptık. Deniz Baran hevesli bir şekilde etkinliğe iştirak etti, canladırmalar yaptı. Keyifliydi.

II. Etkinlik

Bu etkinliği geçtiğimiz hafta yapmıştık ama benim keyfim yoktu, yazamadım.

Gelişim Alanı : Zihinsel gelişim
Hedef              : 10'a kadar sayma, istenen sayıdaki nesneyi verme, az ve çok kavramlarını tanıma
Malzemeler    : 10 adet düdük veya kalem makarna (fasulye vs. biz bu iş için kocamla benim kartvizitlerimizi kullandık)

Etkinliğin uygulanması  : 10 adet makarnayı elnize alın ve çocuğunuzla birlikte masaya oturun. Makarnaları masaya koyun. Saymasını isteyin. Bana 3 tane, 2 tane, 5 tane makarna verir misin diyerek istenen sayıda makarna vermesini bekleyin, sen kaç makarna istersin diyerek onun istediği sayıdaki makarnayı da kendisine verin. Verirken teker teker sayın.

Biz bu etkinliği oğlumun seveceğini düşündüğüm şekilde farklı uyguladık. Elime bir tomar kartvizit aldım. Sayarak 10 tane oğluma, 10 tane kendime kartvizit ayırdım. Her ikimiz de kartları elimize aldık. Ben ondan belli sayıda kartvizit istedim. Sayarak bana vermesini söyledim, masaya sayarak koydu, masadan sayarak aldım. Aynı şekilde benden istediği kadar kartvizit alabileceğini ama tek şartın sayarak alması olduğunu belirttim. Her seferinde masaya koyan da masadan alan da sayarak bu işlemi yaptı. Oyun değişik geldi oğluma, sayarak istediğimiz kadar kartvizit aldık birbirimizden.

Kimi zaman onunkiler çok oldu, kimi zaman benimkiler. Masaya dizdik kartları ve hangimizinki çok dedim. Hangimizinki az dedim. Yanıtlar verdi. Takdir ettim, oyunu bitirmekten pek hoşlanmadı zira kartlara bayıldı oğlum. Gayet keyifli ve yararlı bir oyun oldu.

Aslında az ve çok kavramları ile ilgili başka bir oyun daha vardı, o da fasulyelerle oynanıyordu, ben iki oyunu birleştirdim, az ve çok kavramlarının da üstünden geçmiş olduk.


III. Etkinlik

Gelişim Alanı : Sosyal duygusal gelişim
Hedef              : Basit ev işlerine yardım etme

Etkinliğin uygulanması : Çocuğunuzdan size ev işlerinde yardım etmesini isteyin. Örneğin sofra kurarken, çamaşır asarken, yemek hazırlarken size yardım etmesini isteyin. Yardım ederken kavram gelişimini de destekleyin. Örneğin kirli çamaşırları makineye koymadan önce renklileri ayrı yere beyazları ayrı yere koymasını isteyebilirsiniz (valla ben buna karşıyım, etkinlik kitapçığında yazıyor ama, yapmam bunu! kirli çamaşırlara dokunmasın ne gerek var) Çamaşır asarken bana bir mandal, iki mandal, üç mandal verir misin diyebilirsiniz. Sofra kurarken masaya 3 kaşık götür, bardak götür diye yardım isteyebilirsiniz.

Sonra da görüyor musun, bana yardım ettiğin zaman işler daha çabuk bitiyor, seninle oynamam için daha çok zaman kalıyor, hem de daha az yoruluyorum diyerek yardımlaşmayı teşvik edin.

Ben de temizlik kabuslarım hakkında uzun uzun yakınmış biri olarak, bu yöntemi sıklıkla uyguluyorum. Çamaşır asarken ondan mandal istiyorum. Sofraya kaşık çatal götürmesini istiyorum. Temizlik yaparken eline toz bezi veriyorum ve benimle birlikte toz alıyor. Bulaşık makinesini boşaltmama yardım ediyor. Örneğin bugün evi süpürdüm, o da etrafa yayılan oyuncaklarını topladı. Sonra da bak ne kadar güzel bana yardım ettin, ben de daha az yoruldum, etkinlik yapmaya zamanımız kaldı, hadi şimdi birlikte etkinlik yapalım diyerek yardımlaşmasını teşvik ettim.

IV. Etkinlik

Gelişim Alanı : Zihinsel gelişim
Hedef              : Fiillerin geçmiş zaman ve gelecek hallerini doğru kullanma

Etkinliğin uygulanması:
Çocuğunuzla birlikte oturun. Sohbet eder gibi bir önceki gün yaptıklarınız hakkında sorular sorun. Dün nereye gittik, ne yedik gibi. Çocuğunuzun "yedik, gittik, evdeydik" gibi geçmiş zamanı anlatan cevaplar verdiğinden emin olun ve çocuğunuzun cevaplarını doğrulayarak tekrar edin. "evet, dün pilav yedik" gibi.

Daha sonra ertesi gün yapacaklarınız hakkında konuşun "yarın makarna pişireceğim, yarın anneannene gideceğiz" gibi. Sonra da yarın neler yapacağınıza ilişkin sorular sorun ve cevaplarının gelecek zamanı anlatan cevaplar olduğundan emin olun.

Deniz Baran yarın ve dün kelimelerini kimi zaman yerinde kullanamıyor. Geçmiş zaman ve gelecek zamanı anlatan sözleri, kipleri birbiriyle uyumlu ve yerinde kullanabiliyor ama işin içine yarın veya dün girince kimi zaman karıştırabiliyor.

Dün biz Deniz Baran'ın doğumgününde tanıştığımız aileyle buluştuk. Hülya, Hasan ve oğulları Emre ile birlikte Gölet'e gittik. Çay içtik, abur cubur yedik, oğlanlar çimlerde koşturdu, oynadı. Sonra Hülyalara gittik ve akşam yemeği yedik. Oğlanlar da kendi aralarında oynadılar. Kimi zaman kavgalaştılar, kimi zaman barıştılar oynadılar. Gayet güzel bir gündü. Bunun üzerine konuştuk oğlumla. Zaman kiplerini doğru kullandıkça evet öyle yaptık, yemek yedik, oyun oynadınız evet diyerek onu onayladım.

Yarın da anneannesi ve dedesi gelecek, birlikte oturup sohbet edeceğiz. Deniz ve Barış'ı çok özlemişler. Bunun üzerine Deniz'le sohbetimizi koyulaştırdık.

 Fotoğraflarımız Burada :



 




Düz Çizgi Üstünde Yürümek

Bugün yaptığımız kitap okuma etkinliklerinin ardından, uzunca bir ara vermenin acısını çıkaralım dedik ve Halk Eğitim Merkezi etkinliğimizi gerçekleştirdik.


Gelişim Alanı : Fiziksel gelişim
Hedef              : Düz bir çizgi üzerinde ileri doğru yürümek
Malzeme         : 1 m. uzunluğunda 10 cm genişliğinde karton (eğer yoksa ki bende yoktu, tuvalet kağıdı da işinizi görür. )

Etkinliğin uygulanması : Kartonu ya da tuvalet kağıdını düz bir zemin üzerine yerleştirin. Ben koridorumuzda yaptım bu etkinliği. Çocuğunuza bir başlangıç yeri belirleyin. Karton üzerinde ileri doğru topuk burun şeklinde adımlamasını isteyin. Dengesini kaybederse tekrar denemesini isteyin. Karton üzerinde en az 3 kere adımlamasını sağlayın. Ben uzunluğu fazla tuttum ve bir kere gidip gelmesini istedim.




Farklı uygulamalar : Sokağınız güvenli ise, tebeşirle düz çizgi çekip topuk burun şeklinde yürümesini isteyebilirsiniz.

Bizim etkinliğimiz gayet güzel uygulandı ve sonu da işte aşağıdaki resimlerde görüldüğü gibi oldu!



Her etkinliğin içinde olan Barış kuzusu bu sefer geç kaldı, burada neler oluyor diye şaşkın şaşkın bakmakta :))



19 Kasım 2012 Pazartesi

Kitaplar

Benim için uzun sayılabilecek bir aradan sonra etkinliklere başladık bugün.

İlk etkinliğimiz hayvan alfabesi. Kitabımız şu:

http://www.kitaplik.com/wp-content/themes/shopperpress/thumbs/13/kids-hayvan-alfabesi-onkapak.jpgHer sesle başlayan hayvanın resmi ve bu hayvan hakkında kısa bilgiler yer alıyor. Defalarca okuduk, baktık. Bilgileri ilgiyle dinledi oğluşum. Ben sesleri çıkardım, oğluşum hayvanları söyledi. Bazılarını bilmesi mümkün değildi (impala gibi), onları önce ben öğrettim, sonra oğluşum tekrar etti. Çok keyifli bir aktiviteydi, tavsiye ederim.

Barış'ım da ilgiyle fotoğraflara baktı, kitabı elledi. Ama Deniz ile ilgilenmem çok hoşuna gitmedi ve bolca mızıldandı. 










İkinci kitabımız da şu: Gezgin Kedi Mırnav Çiftlikte

Küçük boyutlu bu kitap serisinden birkaç tane almıştım. Ara ara çıkarıyorum ve birlikte resimlerine bakıp hikayelerini okuyoruz. Ben okurken bir yandan da Deniz Baran'a resimlerle ilgili sorular soruyorum, burda ne diyorlar, burda ne yapıyorlar, kimi arıyorlar, hadi sıra sende sen oku diye yönlendirirerek sorular soruyorum. Deniz Baran da kimi zaman sesini inceltip kalınlaştırarak, hayvanları konuşturup hikayeyi anlatıyor kendince. İlgiyle dinliyorum, çok keyif alıyorum.




Üçüncü okuma etkinliğimiz de Meraklı Minik'in Kasım sayısı. Bu ayki konumuz ağaçlar. Ağaç yaprakları üzerine dergideki etkinlikleri yaptık. Çok güzeldi. Tavsiye ederim.

17 Kasım 2012 Cumartesi

Emmeye Devam

Barış'ıma başlıklı yazımda, emzirmeyi bıraktığımı yazmıştım ama bugün hem kendi doktoruma hem de Barış'ımın doktoruna danıştım, benim için de oğlum için de bir sıkıntı olmadığını söylediler. Eve geldim, ilk işim oğluşumu kucağıma alıp doya doya emzirmek oldu. Allah'tan sütüm de çekilmemiş, devam ediyoruz emmeye. Bu bana da oğluşuma da çok iyi geldi. Emdikten sonra kalktı, dudağımdan öptü oğluşum.

Haftaya cumartesi ameliyatım var, genel anestezi yapacaklar. Gece hastanede kalmama gerek olmayabilirmiş. Sabah erkenden gideceğim, kocam benimle gelecek, oğullarıma da annem bakacak nasipse. Anesteziden itibaren 12 saat emzirmezsem sorun kalmazmış, emzirmeye devam edebilirmişim. Anne sütünden daha değerli bir şey mi var dedi doktorumuz.

Barış'la ilgili bir sorun daha çıktı. Önümüzdeki hafta DEÜ çocuk cerrahi polikliniğinden randevu alacağım kısmetse. Ayrıntıları ondan sonra yazarım.

İlk sarsıntı biraz şiddetli geçti ama şimdi daha iyiyim. Pek çok insan çok büyük rahatsızlıklarla mücadele ediyor hayatının bir bölümünde. Bu da küçük bir sınav benim için. Her şey yoluna girecek.

16 Kasım 2012 Cuma

Can sıkıntısı

Bugün doktora gideceğim, tedirginim. Biyopsi yapılacakmış. Yok canım, önemli bir şeyim yoktur. Emzirmeyi bıraktım, düzelirim yakında. Yine de küçük bir bunalım atlatıyorum. Benim en olumsuz özelliğim, çok çabuk yelkenleri suya indiriyorum.

14 Kasım 2012 Çarşamba

Barış'ıma....

Dün gece emzirmeyi bıraktım. Zaten biberon da kullandığımız için daha bir şey anlayamadı. Ben çok üzgünüm. Rahatsızlığım aylardır (6 aydır) sürüyordu. Birkaç kere farklı doktorlara gittim. Testler yaptırdım. Emzirme nedeniyle olduğunu söylediler. Aylardır dayanıyorum ama artık vücudum alarm veriyor. Avuç avuç saçlarım dökülmeye başladı. İlaç tedavisi de uygulanamadı emzirdiğim için. Sözün özü, buraya kadarmış, bitti. İnşallah önemli bir şeyim yoktur, emzirmey bıraktığım için kendiliğinden düzelirim. Bir hafta kadar bekeleyeceğim, düzelme olmazsa tekrar doktora gideceğim.

Barış'ım,  en az bir yaşına kadar seni emzirmek istemiştim, olmadı. Üzgünüm.

Deniz'im, seni iki ay kadar emzirebilmiştim, çok üzgünüm....

Daha önce de yazmıştım, anneliği emzirme ile özdeşleştiriyorum, oysa ki değil, biliyorum ama kalbime söz geçiremiyorum. Bu konuda başka da bir şey söylemeyeceğim!

Not: Emmeye Devam  başlıklı yazımda gelişmeleri yazdım, her şey yoluna girecek.

9 Kasım 2012 Cuma

Hipoekoik Solid Nodüle Elveda


Bugün DEÜ çocuk endokrinoloji polikliniğindeydik. Sonuçlarımızı gösterdik, boy - kilo - gelişim aşamalarını ve nodülün boyutlarını doktorumuz değerlendirdi.

Harikasınız dedi! Evet, bunu duydum, dedi!

Aklımdan bu meseleyi çıkarabilir miyim dedim, evet çıkarabilirsiniz dedi. Bitti mi şimdi dedim. Evet bitti dedi.

Doğduğunda Barış Çağan'ın topuk kanı alınmıştı her bebek gibi, TSH hormonları bozuk çıkmış ve tekrar topuk kanı alınmıştı. Sonuçların bozuk çıktığını, ikinci topuk kanı sonuçları da bozuk gelene kadar kocama söylemedim. Sonra beni aile hekimi aradı. Doğruca aile hekimine gittim Barış'la birlikte. bana bir sevk kağıdı verdiler. Topuk kanı değerleri normal geldiğinde, aileleri aramıyorlarmış. Ama bozuk geldiğinde, durumu hemen aileye bildiriyorlarmış.  Behçet Uz Çocuk Hastanesi'ne sevkimiz yapılmıştı. O zamanlarda karşılaşabileceğimiz ve yıllarca savaşını vermek zorunda kalacağımız hastalıkları düşündükçe hisettiğim yürek çarpıntıları, üstüme üstüme gelen hastane koridorları........ Bir süre Behçet Uz'da kontrollerimiz yapıldı, sonra nodülün büyüdüğünü öğrenince kocamla birlikte DEÜ'ne götürmeye karar verdik. Hastalık sürecimiz burada.

Nodülün takibi 06.11.2013'te yapılacak. İnşallah o zaman göremeyeceğiz bile dedi doktor.

Söyleyecek çok şey var... Belki de tek bir şey var... Şükürler olsun.

Rabbim tüm anneleri sevindirsin, evlatla sınamasın...

8 Kasım 2012 Perşembe

Çocuklarımda Ayrılık Kaygısı

Bir süredir yavaştan çalışma hayatım başladığından beri, benim fındıklarda ayrılık kaygısı oluştu hafiften. Barış Çağan, mutfağa gitsem ağlıyor. Ben de mutfakta çalışacağım zaman kapıyı açık bırakıyorum, üstünü güzel giydiriyorum zira bizim evde doğalgaz yok. Peşimden gelmesine izin veriyorum. Ben çalışırken, etrafımda dolaşıyor, br şeyleri kurcalıyor. Buzdolabı magnetlerini ulaşabileceği şekilde alçağa koyuyorum ki oynasın, tutsun, el göz koordinasyonu oluşsun diye.

Deniz Baran, "annecim gitmeni istemiyorum" diye açıkça söylüyor. "Babam gitsin işe, sen gitme annecim" diyor. Ben de kısacık bir işe gideceğimi çok çabuk döneceğimi söylüyorum. "o zaman uzun işe gitme, kısaya git. Ortaya da gidebilirsin, ama sakın uzuna gitme" diyor. Sık sık beni sevdiğini söylüyor. Bana şarkılar yazıyor Pepee gibi. Anneeemmm canım annem, bal böceğiiiimmm, aşkııımmm, seni seviyoruuuummm diye hem söylüyor hem geziyor.

Böyle güzel sözler işitmek, benim çok hoşuma gidiyor. Kimin gitmez ki?

Zihinsel Gelişim : Vücut Kısımları (Organlarımız)

Dünkü halk eğitim merkezi etkinliğimiz şöyle:

Gelişim Alanı: Zihinsel gelişim
Hedef             : Vücut kısımlarını gösterme, ne işe yaradığını bilme.

Etkinliğin uygulanması: Çocuğunuzla karşılıklı oturun ve ona vücut kısımlarının adını söyleyin ve tek tek göstermesini isteyin. Örneğin:
- bana elini gösterir misin
- kolunu gösterir misin
- dirseğini gösterir misin
gibi gibi.. Biz zaten uzun zaman önce vücut kısımları hakkında konuşuyorduk, bu nedenle Deniz Baran zorlanmadı. Ancak dikkatini yoğunlaştırabilmek için her zaman üstünden geçtiğimizden daha farklı vücut kısımlarını da sordum kendisine. Bir kısmını bildi, bir kısmına ise "o da ne?" diyerek şaşırdı. Ense, gıdık, baldır, aşık, ayak tarağı, dirsek, kaval, karın, mide, kalp, sırt, bel, omurga, şakak, elin ayası, ten gibi.

Daha sonra da bunların ne işe yaradığını sordum. Göz, kulak,burun, dil, diş, dudak, yanak, saç, kaş, kirpik, ten, ayak, el, popiş, pipi ne işe yarar diye sordum. Kimine güldü, kimine hiçbir işe yaramaz dedi, kiminin ne işe yaradığını söyledi. Mesela dudaklar ne işe yarar diye sordum, oğluşum hiçbir işe yaramaz dedi. (sanırım duyu organları ile bağdaştırıyor işe yararlılık konusunu) Dedim sen beni öpmek istesen neyle öpersin? dudaaaağaaaaaaaammmlaaaaaaaaaa dedi :)

Güzel bir sohbetti. Etkinliğimiz sona erdi.


Soğuk Algınlığı

07.11.2012
Saat 13:20 Deniz Baran yerde uzanmış TV izlerken durup dururken başım dönüyo başım dönüyo dedi. 5-10 saniye kadar sonra artık dönmüyor dedi. Takipteyim.

Saat 15:00 Deniz Baran ve Barış Çağan uykuda iken burunları tıkandı. Deniz uykusundan ağlayarak uyandı. Buhar makinesini çalıştırdım, Deniz'i buhara tuttum, soğuk algınlığı için şurup içirdim. Barış'ın başucunda buhar makinesi çalışıyor, şuan uykuda. Takipteyim.

08.11.2012
Dün başlayan belirtiler bugün hepten kendini gösterdi. Benim iki fındık, burun tıkanıklığı, hapşuruk ve iştah kaybı ile  seyreden hafif bir rahatsızlık yaşıyorlar.

Benim de boğazım ağrıyor, antibiyotik kullanıyorum. Küçüklüğümden beri bademcik iltihabından kurtulamıyorum. Eninde sonunda beni ameliyat paklayacak bunu da gayet iyi biliyorum ama Barış'ım emiyor, olmam gereken tedavilerimi bir süre daha ertelemem gerek.

Aslında dışarı da çıkmadı oğluşlarım, biz de dışardan mikrop getirmiş olabiliriz. Geceleri uyku tulumu giydiriyorum ikisine de. Gündüzleri klima çalıştırıyorum. Üşütecek durum yok.

Amaaaaannnnn sonbahar soğuklarını göstermeye başladı, hastalıklar da başladı. Sevmiyorum, sevemiyorum, böyle zırt pırt hasta olunca çoluk çocuk, gel de sev bu mevsimi!


7 Kasım 2012 Çarşamba

Sevgili Oğullarım Deniz ve Barış,


Hayatımın yeni bir dönemine girmiş bulunmaktayım. 1 haftadır akşamdan sonraları 1,5 - 2 saat kadar çalışıyorum, CMK müdafiliği yapmaya başladım yeniden. Bütün gün zaten sizinle keyifli ve kaliteli zaman geçirmeye, size yeni şeyler öğretmeye, sizi hayata hazırlamaya çalışıyorum. Akşamları babanızla başbaşa kalmanızın farklı bir deneyim sağlayacağını umuyorum. Siz uyuduktan sonra da artık dilekçe yazmaya başlayacağım yavaş yavaş. Babanız bürodan dosya getirecek bana, evde çalışacağım.

Çalışmak, kendimi iyi hissettiriyor. Yoruluyorum ama mutluyum.

Kafamda geleceğe dair birçok plan var. İyi ki annenizim, iyi ki bu planlarımı yapıyorum, sizi seviyorum.

Deniz Baran'ın 3. Yaşgünü Partisinden

Geçtiğimiz hafta küçük bir hayal kırıklığı yaşadığımızı yazmıştım. Biz de oğluşumuzun doğum günü pastasını ailecek kesip yiyelim ve mutlu olalım dedik. İyi ki de demişiz, geçtiğimiz haftasonu keyfli bir akşam geçirdik. Fotoğraflarımızı da ekledim, geleceğe hatıra bıraktım...













Ritm, Müzik, İki Eylemli Yönergeler, Merdiven, Aynı - Farklı Kavramları

Birkaç gündür yazamadım, topluca yazayım istedim.

Etkinliklerimiz Halk Eğitim Merkezi'nden

Etkinlik 1

Gelişim Alanı : Sosyal - duygusal gelişim
Hedef              : Ritme uygun hareket etme, müziğe uygun dans etme.
Malzeme         : Teyp, çocuk şarkısı

Etkinliğin Uygulanması: Aile üyelerinin birarada olacağı bir an belirleyin. Çocuğunuzun sevdiği ve bildiği bir şarkıyı açın. Çocuğunuzdan müziğe uygun dans edip şarkı söylemesini isteyin. İlave olarak siz çocuğunuza müziğe/rtme uygun birtakım hareketler gösterin (öne - arkaya zıplama, alkış çalma, kendi etrafında dönme, çömelip kalkma, kolları yukarı kaldırma - aşağı indirme gibi)
Çocuğunuzun eline mikrofon yerine geçecek boş bir plastik su şişesi ya da saç fırçası verebilirsiniz.
Şarkı bitince izleyen herkes alkışlasın ve ne kadar güzel söylediğini ifade etsin.

Biz bu etkinliği zaten daha önce müzik ve dans - çılgın parti etkinliğimizde yapmıştık. Bir baktım, halk eğitim merkezinde de aynı etkinlik yer alıyor. Müzikleri babamız hazırladı, şöyle cıstırıcıstak olanlarından. Biz teyp kullanmadık, mp3'ten çaldık müziği, iki oğluşumla dans ettik.

Şarkı söylerken mikrofon olarak benim pilates topumun pompasını kullandık.

Alkışlar, danslar, eğlence... Çok güzeldi, nefes nefese kalana kadar oynadık.






İki oğlum da dans ediyor, mutluluk dorukta..






Etkinlik 2

Gelişim Alanı : Zihinsel Gelişim
Hedef              : İki eylem gerektiren yönergelere uyma

Etkinliğin uygulanması:
Çocuğunuza aşağıdaki komutları verin. Her cümleden sonra yapması için çocuğunuza zaman tanıyın.

* Topu al bana at
* Topu başının üstündeyken ileri doğru at
* Top başının üstündeyken ileri doğru yürü
* Kapıya kadar koşarak gidip geri dön
* Banyoya gir tarak getir
* Koltuğa çık ve saçımı tara
* Kırmızı bir şey bul ve bana getir
* Çantamı al ve bana getir
* Tarağı al ve çantamın içine koy.

Farklı İlave Uygulamalar

Çocuğunuz iki eylemli yönergeleri kolayca yapabiliyorsa, 3 eylem gerektiren yönergeler vermey deneyebilirsiniz. Örneğin "odana git, oyuncak ayını al ve bana getir." gibi.

Deniz Baran, Halk Eğitim Merkezi'nin etkinliklerini yapmakta hafif bir direnç gösteriyordu. Ama düzenli olarak her gün kitapçığı alıp okudum ve bugünkü etkinliğimiz şöyle diyerek yaptırdım, baktım yapamıyor (örneğin top egzersizlerinde sorunumuz vardı), çok ısrarcı olmadım. Ama düzene girdikçe, Deniz daha katılımcı oldu. Böylelikle yukarıda bahsettiğim yönergeleri daha rahat ve istekli yerine getirdi.



Etkinlik 3

Gelişim Alanı : Fiziksel gelişim
Hedef               : Merdiven inip çıkma
Malzeme          : Merdiven

Etkinliğin Uygulanması :

Çocuğunuzla birlikte merdiven başında durun.
Yukarıya doğru sizin yardımınız olmadan çıkmasını isteyin.
Çıkarken her basamağı saymasını isteyin
Çocuğunuzun duvardan ya da parmaklıklardan yardım almamasına dikkat edin
4-5 basamak tırmandıktan sonra aşağıya aynı şekilde inmesin söyleyn.
Çocuğunuz inip çıkarken siz yardım etmeyin, elinden tutmayın

Farklı İlave Uygulamalar : Çocuğunuz bunu kolayca yapabiliyorsa, ayaklarını değiştirerek (her basamapa farklı ayağı gelecek şekilde) tırmanmasını ve inmesini söyleyin.

Deniz Baran kendisi merdivenleri yardımsız ve desteksiz inip çıkabiliyor. Çıkarken her basamağı farklı ayağıyla teker teker çıkıyor ama inerken her basamağa iki ayağını da koyma ihtiyacı hissediyor.


Etkinlik 4

Gelişim Alanı : Zihinsel gelişim
Hedef              : Aynı ve farklı kavramlarını anlama

Etkinliğin Uygulanması :
Çocuğunuzla karşılıklı oturun (biz oturmayı sevmeyiz pek, ayakta durduk)
Çocuğunuza önce "şimdi benim yaptığım hareketin aynısını yapmanı istiyorum" deyin ve elinizi başınızın üstüne koyun.

Daha sonra çocuğunuza "şimdi de benim yaptığım hareketten farklı bir hareket yapmanı istiyorum" deyin (gerekirse "ben elimi dizime koyarsam sen başka bir yerine koymalısın, mesela başına" diyebilirsiniz)

Şimdi elinizi dizinize koyun. Çocuğunuza da farklı bir hareket yapması için zaman tanıyın.
Aşağıda yer alan hareketlerle faaliyete devam edin.
* El çırpma, zıplama, tek ayak üstünde durma, koşma, yavaş yürüme, parmak ucunda yürüme.
Hareketleri yaparken her defasında çocuğunuzdan aynısını ya da farklısını yapmasını isteyin.

Farklı İlave Uygulamalar: Yemek masasında kaşık ve çatalı yan yana koyarak "bunlar aynı mı farklı mı " diye sorabilirsiniz, cinsiyetleri konuşurken de aynı farklı kavramları üzerine konuşulabilir, ayakkabının eşi gösterilip aynı kavramı, anne ve çocuğun ayakkabıları gösterilip aynı farklı kavramları konuşulabilir.

Biz bu etkinliği hareketeler üzerinden yaptık. Oyuncak Müzesinde Pako Elim elim diye bir oyun oynatıyor, Pako "elim elim elim" diye söylerken ellerini sallıyor ve her seferinde bir yandan hareketi yaparken bir yandan da ellerini nereye koyduğunu söylüyor, başına, ayaklarına, kollarına vs. vücut organlarına ellerini koyuyor. Şaşırtmaca olarak da mesela başımda diyor ama ellerini ayaklarına koyuyor. Burada Pako'nun dediğini yapmak ama yaptığını yapmamak gerekiyor. Pako başımda dediği halde ellerini ayağına koyduğunda bazı çocuklar da ellerini ayaklarına koyuyorlar ve yanıyorlar. Yanan bir şarkı söylüyor, br taklit yapıyor. Deniz Baran bu oyuna bayılıyor. Ben de aynı ve farklı kavramlarını buna benzer bir tarzda oynayarak çalıştırdım. Gayet güzel eğlenceli bir şekilde çalıştık.

Çalışmalar sırasında Deniz Baran eğleniyor ve yeni bir şey öğreniyorsa, ben bu çalışmayı başarılı olarak değerlendiriyorum ve yukarıda sözünü ettiğim tüm etkinliklerde Deniz çok eğlendi, nitelikli zaman geçirdik. Sevdik, tavsiye ederiz.