Sayfalar

20 Aralık 2012 Perşembe

Ben ve Oğullarım

Geçtiğimiz 1 ay içinde iki operasyon geçirdim. Oldukça sıkıntılı bir sürecin sonlarına geldim, artık iyileşiyorum. İnşallah hastalığım yeniden nüksetmez. Hastalığım hakkında ayrıntıya girmeyeceğim. Konu çocuklarım...

Deniz Baran bu süreçte çok yıprandı ama bana fazla belli etmedi. Evden ayrılmak, parka veya oyun alanlarına gitmek istemedi. Ben evde yatarken babası alışveriş yapmaya gitti, onu da götürdü. Kipa AVM'de oyun alanı var, bizimki biraz eğlensin kafa dağıtsın diye oyun parkına bırakmış babası. Orada Deniz çoraplarını çıkarıp kaydırağa tersten binmek istemiş. Görevli personel de, bir daha seni böyle görmek istemiyorum, lütfen çoraplarını çıkarma düşersin demiş. Deniz Baran "bir daha seni burda görmek istemiyorum" diye anlamış, "gitmek istiyorum" demiş. Ne yaptılarsa ikna edememişler, peki anneni arayalım demişler (kayıt sırasında ben telefonumu vermiştim) ben hasta yatarken, telefonum çaldı açtım, yanlış oldu diyerek kapattılar. Meğer o sırada Deniz "annem hasta, annemi aramayın, rahatsız etmeyin onu, biz buraya babamla geldik, babamı arayın, artık annemle gelemiyoruz biz"diyerek ağlıyormuş. Oyun alanı görevlileri, Deniz'in bu duyarlılığı karşısında şaşkına dönmüşler. Babası gelen telefonla hemen Deniz'i almış, neler olduğunu öğrenmiş ve birlikte alışverişe devam etmişler. Sonrasında da Deniz Baran aldığımız suyun parasını ödemeyelim diyerek arıza çıkarmış (hiç huyu değildir böyle şeyler) ve tarifi imkansız şekilde bağırarak ağlamaya başlamış, öyle ki kocam "başımıza insanlar toplandı, o derece ayağa kaldırdı mağazayı" dedi. Bir daha da Deniz'i dışarı çıkarmadık, taa ki ameliyat olana kadar. Ameliyat olduğum gün ve gecesinde arkadaşımda kaldı. Arkadaşıma, "annem çok acı çekiyor biliyor musun Lütfiye teyze" diye anlatmış. O gün çok güzel eğlenmişler arkadaşımın oğlu Toprak'la, ertesi sabah kahvaltı etmeyi reddetmiş, evde yerim artık demiş ve bizi beklemiş.

Bunları neden anlattım, tarihe not düşmek için... Deniz Baran son derece hareketli, afacan bir çocuk ama bir o kadar da duygusal, her ne kadar belli etmese bile...

Barış'ıma gelince... Ameliyat öncesi ve sonrası süreçte çocuklarımla hiç ilgilenemiştim. Annem hep yanımdaydı Allah razı olsun. (hastayken pek kolay biri değilimdir). Ameliyat sonrası eve gelirken, önce arkadaşım Lütfiye'ye uğrayıp Deniz'imi aldık, öyle geçtik eve. Yol boyunca Barış'ımı düşündüm. Kapıdan girecektim, beni görecekti ve dizlerinin üstünde Kafkas dansçıları gibi zıplaya zıplaya gülerek bana gelecekti. Çalışırken iş dönüşü hep bu manzara olurdu eve grdiğimde, yine öyle olurdu işte. Kapıyı çaldık, annem açtı. Hayalimdeki gibi belirdi Barış'ım da kapıda. Bomboş gözlerle baktı bana, bir yabancıymışım gibi. Sevinmedi. Zıplamadı. Seslendim, oralı olmadı. O an yaşadığım hayal kırıklığını tarif edemem. O halimle emzirmeye çalıştım tanısın beni diye, yeni mama yemiş, emmedi. Kendimi ona hatırlatmak için çok çabaladım, aldım, sarıldım, kokladımi öptüm, sonunda başardım. Ama çok üzüldüm. Rabbim evladı annesinden, anneyi evladından ayrı koymasın...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder