Sayfalar

19 Aralık 2012 Çarşamba

Hoplayalım, Zıplayalım

Yatarken yapılacak şeyler kısıtlı. Bu nedenle günün büyük bölümünde çizgi film açık. Yarın kontrolüm var, daha iyi olacağımı ümit ediyorum. Bu arada da ilaçlarım değişebilir ve emme meselesi tarihe karışabilir. Hayırlısı olsun, üzülmüyorum.

Deniz Baran'la hoplayalım, zıplayalım oynadık. Sonra da oyuncakçı amca. Şarkılar söyledik ve kitaplar okuduk. Havadan yumuşak top attım ve tutmasını istedim. Barış'ımla da İlk Sözcük Kitabım'dan sözcük çalıştık. Ama beyefendi şu aralar yürümeye odaklandığı için konuşma konusunda hiç çaba sarfetmiyor. Dilaltı operasyonu ocak ayına ertelendi. Ben de İnşallah o zamana kadar iyileşirim. Sonra da konuşma çalışmalarına ağırlık vermeyi düşünüyorum. Özellikle Deniz Baran'la yaptığım gibi ağır ve tane tane, bol tekrarlı konuşma ile çalışmalar yapmayı planlıyorum. Şimdi de yapıyorum ama üstüne düşmüyorum. Çünkü her şeyi aynı anda yapmasını bekleyemem. Oğluşum yürümesini mükemmelleştirmeye çalışıyor şu sıralar.

Deniz'im ve Barış'ım şu sıralar kardeş olmanın güzelliğini yaşıyor. Deniz'im geçen gün park yatağının içine oyuncaklarını doldurmuş, orada kendine Barış'ın ulaşamayacağı bir oyun alanı yaratmış!(akla bak). Ben de bir baktım, Barış dışarda Deniz içerde, Barış mızıldanıyor, mutsuz. Dedim kardeşini de yanına koyabilir miyim, koy dedi. Koydum Barış'ı da park yatağın içine, yatağı duvardan uzaklaştırdım ki kafalarına zarar gelmesin diye. Aman içerde bir kahkaha, bir mutluluk, bir güreşme... Epey bir süre oynadılar içerde. Sonra Barış sıkılınca aldım yataktan. Deniz istemez, alma anne noolluuurr diye yalvarır, Barış mızıldanır. O zaman hemen bu oyuna bir kural koydum, içerde oyun oynayabilirler ama biri sıkılır ve mızıldanırsa, hemen oyuna son verilir. O nedenle Barış'a fazla yüklenirse çabuk sıkılacağından, onu çok sıkmadan oynamasını tavsiye ettim, işe yaradı. Gün içinde birkaç kez böyle oyun seansları düzenliyoruz, herkese iyi geliyor. Ancak kameraya çekemedim, çekince eklerim.

Şu sıralar oyun için kullandığımız bir diğer malzeme de İkea'dan aldığımız parmak kuklalar.


Tek tek parmaklara geçirip konuşturuyoruz, Deniz Baran diziyor onları, Barış eline alıp evi gezdiriyor. bunun yanında küçük küçük yumuşak oyuncaklar da almıştık bir süre önce, çıkarmamıştım ortaya, çıkarınca acayip sevindiler.

Benim oğullarıma mı özgüdür, bu yaş çocuklarının genel karakteri midir bilemiyorum, küçük oyuncaklar, büyüklere nazaran çok daha çekici, uzun soluklu oynanıyor. En azından bizim evimizde durum bu!



4 yorum:

  1. geçmiş olsun dilekleriniz için teşekkürler.yorumunuzu sildim yalnışlıkla kusura bakmayın.özür dilerim :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. özre gerek yok, olur öyle şeyler... tekrar geçmiş olsun :))

      Sil
  2. Canım çoook geçmiş olsun
    Çabucak iyileşirsin inş bu günlerde geçer
    Ne güzel yine de ne kadar güzel ilgileniyorsun çocuklarınla
    Deniz Baran da Barış Çağan da çok şanslı, maşallah
    Bugünki yazına da yorum bırakmak istedim ama olmadı nedense:)
    Burdan toplu yazmış olayım
    Yeter ki can sağlığı olsun huzur olsun mutluluk olsun sevgi olsun aşk olsun her sıkıntı aşılır hayalini kurduğunuz o güzel gün elbet bir gün gerçekleşir
    Oğullarınla eşinle ailenle huzur dolu maddi manevi her türlü sıkıntıdan uzak mussmutlu bir hayatın olsun inşallah:)
    Sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. güzel dileklerin için çok teşekkür ederim. herkesin bir dönem sıkıntıları oluyor, bizimki de böyle bir dönem işte. İnşallah her şey yoluna girecek....

      Sil