Sayfalar

26 Aralık 2012 Çarşamba

İzmir Hediyelik Eşya Fuarı, Müzik Aletleri, Ponponlarla Transfer

Bugün büroma ziyaretim sırasında epey bir süre yattım dinlendim. Birkaç çizgi film izledi Deniz'im, babası adliyede işlerini halletti bu arada. Sonra bir şeyler yedik, kocam da işini bitirip aldı bizi, fuara götürdü.

Biz kocamla her sene hediyelik eşya fuarına gitmeye bayılırız. Karınca kararınca, bütçemiz elverdiği ölçüde bir şeyler alırız, gezeriz, gözümüz gönlümüz açılır. Bugün de öyle yapalım dedik, ama malum ameliyat sonrası nekahat döneminde olduğum için, fazla ayakta kalamadım ve yoruldum. Uğradığımız birkaç yerden alışverişimizi tamamlayıp, çıktık. Hediyelik eşya fuarındaki kısa gezimiz sonrasında oyun parkında mola verdik. Deniz Baran epeyce oynadı, yanımda öğretmenlik döneminden kalma tebeşirlerim vardı, verdim Deniz'e. Koca koca oğlanlarla arkadaşlık kurdu orada, çocuklaaaar, bakın ne var bendeeeee diye onlara seslenişi, çok komikti. O an Deniz'i ısırıp yiyesim geldi!

Fuardan neler mi aldık? Deniz Baran'a atkı bere takımı, eve bir kutu çikolatalı kestane şekeri (Deniz Baran çikolata niyetine bayıla bayıla yedi), Uşak tarhanası (acılı aldım ama annem yiyemedi, kocam zaten yemez, elimde patladı), oğullarıma birer marakas, Barış Çağan'a bir çekçekli ahşap salyangoz, Deniz Baran'a bir ksilofon aldım.


Eve gelen oyuncaklar büyük merak ve ilgi uyandırdı. Barış'ım marakası eline alıp sallaya sallaya dolaştırdı, salyangozun ipini tuttu, baktı, muayene etti, Deniz'im de marakasını çok sevdi, ksilofona da çok heveslendi, çaldı. Barış'ımın eline de verdim çubuktan, o da vurdu, ses çıkınca acayip keyiflendi ve güldü.

İşte meşhuuurr kaşık ve kabı!
Evde bu akşam farklı şeyler de yaptık. Öncelikle sayı çubuklarımız ve köpük yumurtalarımız vardı. Bunlarla kirpi yaptık. Resim çekmedim. Deniz Baran batıramıyoruuuuuumm diye serzenişte bulundu, küçük bir destekle hallettik meseleyi. Barış Çağan ise köpük yumurtaları ağzına götürdü ve parçaladı. Hemen aldım elinden tabii ki! Verdim eline kaşık kabını, oynadı. Kaşık kabı nedir? Efendim çok basit, mamaların yanında hediye mama kaşığı vermişler, onu da bir kabın içine koymuşlar. Bu aslında benim için ziyadesiyle önmesiz görünen bir şey. Amma ve lakin, aynı kaşık kabını Deniz 1 - 1,5 yaş civarında iken de vermişlerdi, Deniz aylarca oynadı bu kaşık kabı ile. Taaa ki kırana kadar. Baktım, aynı ilgi Barış'ta da var. Açıyor, kapatıyor, içine bir şey koymaya çalışıyor, tekrar ve tekrar açıyor kapatıyor. Bu çalışmayı son derece ciddi bir yüz ifadesi ile defalarca tekrarlayarak yapıyor. Ben de bu çalışmasını keyifle izliyorum...




 Ponponlarla maşa transferi çalışması yaptık. Aldığım atkı bere takımının ponponlarını alındıktan 5 dakika sonra koparıp oynamaya başladığı için, hadi annecim ver onları dikeyim sana renkli ponponlar getireyim dedim. Getirmişken hadi maşa çalışalım dedim, eğlenceli bir çalışma yaptık.


Kimi zaman eliyle, kimi zaman maşa ile çalıştı Deniz. Daha önce de bu tarz çalışmalar yapmıştık, tekrar etmek hoş oldu.






Barış Çağan merakla ponponları izledi aşağıdan, baktı fayda yok, vazgeçti. Eeeee oğluşum, ponponları yemeni istemeyiz değil mi!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder