Sayfalar

15 Aralık 2013 Pazar

Geçen Haftaya Bakış

Geçtiğimiz hafta Deniz ve Barış'ın kontrolleri vardı.
Barış'ımın evvelce Karataş Hastanesi'nde kontrollerini yaptırmış olsam da içime sinmedi ve DEÜ'de de tekrar kontrol edilsin dedim.

Evet hala bir nodül var, hala hipoekoik yani çalışmıyor ve hiç büyüme yok. Yeniden kan tahlili yapılmadı, gerek duymadı doktorumuz. Mutlu olduk, seneye tekrar kontrol için randevu alacağız.

Deniz'in dizanteri için kontrolleri vardı. Kaka testleri temiz çıktığı için farklı testler verdiler. Sonuçlar bu hafta sonuna doğru çıkacak. İnşallah temiz çıkar.

Dizanteri / parazit belirtilerine ilişkin olarak bize sordukları sorular :
- Çocuğunuzun gece salyası akıyor mu, yastığı ıslanıyor mu?
  * Hayır. Bağırsak parazitlerinde ciddi boyutta bir salya akıntısı olurmuş. Çok şükür bizde hiç yok!
- Poposu kaşınıyor mu?
  * Bazen evet. Zaten sorun da bu! Hiç kaşınmasa, hiç şüphe etmeyeceğim, sık sık kaşınsa kesin bir şey var diyeceğim!
- Karın ağrıları var mı?
  * Bazen evet! İşte gene aynı ikilem!

Verilen testler bantla gece yatmadan önce evde uygulanıyor, her sabah hastane laboratuvarına teslim ediliyor. 3 test yapılacak, 2'si yapıldı, birini de bu gece yapacağız.

Bant testi neden gece uygulanıyor? Parazitler geceleri iniyormuş ve eğer bir şey varsa, gece yakalanması daha büyük bir olasılıkmış. Kaka testi her zaman doğru sonuç vermeyebilirmiş. Parazit her testte ortaya çıkmayabilir, saklanabilirmiş!

Bakalım bu testler temiz çıkarsa gelecek haftaya Deniz Baran yeniden anaokuluna başlayacak nasipse...






8 Aralık 2013 Pazar

Oyuncak Müzesi'nde Bir Gün.

Dün kocacım hastalandı. İki gündür yatakodasından çıkmıyor, çocuklara bulaşmasın diye tecrit hayatı yaşıyor kıyamam!

Dün çocukları Oyuncak Müzesi'ne götürecektim, Karagöz ve Hacivat gösterisine gidecektik. Amma ve lakin Deniz Baran huysuzluk etti. 2 kitap yırtmış ben yemek yaparken. Görünce çok kızdım ve oyuna götürmekten vazgeçtim! Tabii bu iş yazdığım kadar kolay olmadı, evde küçük çaplı bir kıyamet koptu! Neden yırttığını soruyorum (evvelce kardeşi yırtınca kızmıştım) hep kardeşime kızıyorsun, bu kez de bana kızmanı istedim dedi! Offf başa çıkamıyorum bazen! Kızınca kendimi kötü hissediyorum ama bazen gerçekten çok sinirleniyorum!

Dilenen özürler, verilen sözlerden sonra bugün Oyuncak Müzesine Pako'yu izlemeye gittik. Pako yoktu ama Pan vardı. (öğrenciler için bir nevi pratik yapma imkanı sağlıyor orası) Başta Deniz Baran biraz bozuldu ama sonra çok eğlendi. Hicran hanım, hazırladığı oyunlarla çok eğlendirdi bizi.

Barış Çağan, oyunun bir bölümünde kukladan çok korkup ağladı. Kucağıma alıp sakinleştirdim ve oyunu kendi sandalyesinden izlemeye devam etti.

İki oğlumla birlikte müzeye giriş ücreti olarak 5 lira ödedim. Harika bir gün geçirdik! Tavsiye ederim. Haftaya Hakan Bey ve ekibinin oyunları olacak. Hicran Hanımla dönüşümlü oynuyorlar. Bilginiz olsun.

Fotoğraflarımız aşağıda...






















5 Aralık 2013 Perşembe

Çılgın Tempo

Sabah Kalktım. Saat 07:30 civarıydı!

Oğlanların çiş kaka meselelerini hallettim.

Kocamla kendime kahvaltı hazırladım, oğlanlara patates kızarttım.

Kocamla kahvaltımızı ettik, sofayı topladım, bulaşık makinesini boşalttım.

6 tane biberon yıkadım.

Çorba yaptım.

Çocuklar acıktı ve onlara kahvaltı hazırladım. Kahvaltılarını ettiler ve topladım.

Evi topladım, yere serdiğim battaniyeleri çırptım, halıları süpürdüm.

Barış bir iki aktivite istedi, halka ve kutu dediği bultak oyunumuz.. Onu çıkardım, oynadı, kaldırdım.

Çarşafları ve yastık kılıflarını değiştirdim

Mutfak tezgahını sildim.

1 makine çamaşırım kurumuş, katladım, yerleştirdim.
1 makine çamaşır yıkandı, astım, 1 makine çamaşır daha yıkadım, onları da asacağım.

Kıymam vardı, köfte yaptım (hazır harç kullanmıyorum), buzluğa attım.

Çantayı kontrol ettim, eksikleri tamamladım

Kocamın söylediği bir dilekçeyi yazdım.

İki oğlumu hazırladım, giydirdim

Kendim hazırlandım.

Dışarı çıktık, postaneye gittik, kapalıymış, halledemedik işimizi. Saat 13:05'ti.

İki oğlumla birlikte minibüse bindik, parka gittik.
1 saat kadar oynadılar, kocam da oraya geldi, hoş bir sürpriz oldu.
Yarım saat daha oynadılar, birlikte yola çıktık.

Ben kocam ve oğullarımdan ayrıldım, postaneye gittim, işimi hallettim. Markete gittim, alışveriş yaptım, eczaneye gittim vitamin aldım (bu tempoya vitamin şart!) Başka bir markete gittim, doğal zeytinyağlı sabun ve ıvır zıvır aldım. Kocam telefon açtı, lokma dağıtıyorlarmış, çocuklar yemiş, yetmemiş, gittim onları aradım, bulamadım.

Eve döndüm. Aldıklarımı yerleştirdim.

Geldim bir ohhh dedim bilgisayarın başına oturdum, face'de takıldım ve bu yazıyı yazdım.

Şimdi Barış'ı uyutacağım ve kendime geleceğim biraz. Saat 16:00 ve yazımı burada bitiriyorum. Haydi bana eyvallah!

4 Aralık 2013 Çarşamba

Kitaplarımız : Mini Masallar

Geçenlerde bir kırtasiyenin önünden geçerken gördüm, kutuya doldurmuşlar, tanesi 1 liradan satıyorlar bu kitapları. Çocuklara davranış eğitimi de veriliyor hikayelerin içinde. Benim oğlanlar bayılıyor bu kitaplara. Her gün birer ikişer okuyoruz.

Timaş Çocuk'un mini masallarından Rakun Kunkun, Çekmece Çekçek, Bıcırık Todi, Yaramaz Zıpzıp,Tintin ile Posti, Otobüs Tostos, Tonton ve Arkadaşları, Pati ve Sınıfı, Sevimli Kiki, Küçük Kurbi, Japon Balığı Şıpşıp, Vak Vak Vaki var, devamını da almak niyetindeyim. Keyifli, tavsiye ederiz.


3 Aralık 2013 Salı

Tiyatro Günü :Kırmızı Başlıklı Kız

Uzun zamandır tiyatroya gitmek istiyordum. Tabii ki çocukları bırakıp gitme imkanım yok. Bari çocuklarım bu zevkten mahrum kalmasın dedim. Tiyat Ro Elma'nın Kırmızı Başlıklı Kız adlı oyununa gittik geçtiğimiz pazar. Kocam oyuna girmedi, ben ve oğluşlarım keyifle izledik. Masala hoş bir bakış açısı getirmişler. Çocuklara çaktırmadan öğütler de veriyordu arada! Ben çok sevdim, tavsiye ederim! Oyun Gazi Orta Okulundaydı. Bahçesinde otoparkı da var, sorun yaşamadık. (Bremen Mızıkacıları Selahattin Akçiçek Kültür Merkez'nde, ona da 24 Aralıkta gideceğiz nasipse)

Oyundan çıkınca Kıbrıs Şehitleri'nde parka gittik, park küçük diye Deniz memnun olmadı!

Biraz gezdik, kabanını çıkarmak istedi, hayır mayır derken kabanı hakkında bize bildiği kötü kelimeleri söyledi (bıçak, ee çiş kaka iğrenç). Meğer Barış'a aldığımız kabandan o da istiyormuş. Ona da alacağız en kısa zamanda, bu arada evde kullanmadığımız evvelce hediye gelen bir montu giymesini teklif ettim, sevinerek kabul etti!

Ama cidden o kadar huysuzluk etti ki, burnumuzdan getirdi Deniz Baran! Ertesi gün, oyun kısa sürdüğü için moralim bozuldu ondan huysuzluk ettim  dedi. Şu yazıyı yazarken hadi annecim hayırlı uykular olsun diyorum o da (konuşamadığı için bana sinirlendi) hayırlı ölümler olsun, uyucam ve bi daha kalkmıcam dedi! Ya Rabbim bu günlerde Deniz ne kadar huysuz böyle! İmdaaaat diyip kaçasım, alıp başımı gidesim var! O derece yani!

oyun öncesi bekleme salonundayız

bekleme salonunda gezerken...

oyundan kareler


Barış korktuğu için başlarda kucağımdaydı.

Deniz oldukça eğlendi!

ilgiyle oyunu izliyorlar

gülüyorlar ya dünyaya bedel!

tiyatro çıkışı





Guaj Boya Çalışmamız

İki oğlumun da seveceğini düşündüğüm bir etkinlik vardı bugün bizim evimizde.

Deniz Baran'ın sınıf arkadaşı Doğaç'ın annesi Seçil hanımın (kendisi resim öğretmeni) önerisi ile pamuklu çubukla resim yapmayı düşündüm. Özdilek'te kırtasiye ürünleri 1 alana 1 bedavaymış, ben de ihtiyacım olan kırtasiye ürünlerinden aldım, guaj boya da bunlardandı!

Birer pasta tabağına boyaları çay kaşığı ile paylaştırdım.
Ellerine bol bol pamuklu kulak çubuklarından verdim. Boyama kitaplarından boş sayfalar açtım.
Yere sevmediğim bir örtü serdim, masalarına malzemeleri koydum veee eğlence başlasııınnnn :)







Arkadaşlarla Nuhun Gemisine Yolculuk...

Cumartesi günü arkadaşlarla Nuhun Gemisi oyun parkında buluştuk. Okuldan arkadaşım Gülizar, Zekiye, yeni tanıştığım arkadaşlar Olcay ve Bengü ile hoş sohbet ettik, çocuklar da takıldı parkta.

Deniz huysuz bu aralar. Memnun kalmadı! Son zamanlarda gerçekten onu memnun etmek çok zor!

Barış güzel oynadı ama Gülizar'ın şirin oğluşu Bora Deniz ile kanları kaynamadı :)

Gitme zamanına yakın Deniz de eğlendi. Hoş bir gündü, tekrarını yapalım dedik. Kısmet... Bir kısım fotoğraflar fotoraf makinesinde olduğu için sonra ekleyeceğim. şimdilik bunlar var...







30 Kasım 2013 Cumartesi

Kaka Meseleleri!

Dün Deniz Baranın okuluna takvim çekimlerine gittik. Sonra da hastaneye... Deniz Baran'ın kontrolü vardı.
Doktorumuz, artık iyileşmiş ama kaka tahlilini görelim dedi.
İyileştiğini duyunca acayip sevindim!

Kabımızı aldık, beklemeye başladık!
Bu arada kocam aşırı ve de taşırı yoğun olduğu için ben iki oğlumla tek başıma gittim hastaneye! Aman bana Maşallah!

Bekleme salonunda oturup kakayı beklemeye başladık.
Bekle Allah gelmez kaka!
Oğlum diyorum kakaya odaklan! Odaklanmak ne demek diyor haklı olarak çocuk. Sadece kakayı düşün, kakam gelsin kakam gelsin diye içinden söyle diyorum. O da diyor yok ben dışımdan söyleyim! İyi söyle ne yapayım yeter ki gelsin diyorum.

Aldım bir iki poğaça meyve suyu. Dedim ye de gelsin kakan! Tamam dedi. Çok geçmeden mutlu haber geldi! Anneeee, kakam geldiii! Bu duyduğum en güzel haber! Aynı sözü sofradayken söylediğinde bu denli mutlu olduğumu söyleyemeyeceğim! Neyse, görevli hastane personeli bizi tanıyor artık iyice, Barış'a bakarak oldular da ben de kaptığım gibi Deniz'i koştum tuvalete.

Ay aman anne kabı bana değdirme, değdirince kaçıyor kakam derken ederken dur aman bi dakka offff! Kaçtı kaka tuvalete! Ay nasıl kaçırırım yaa çocuğum haydi bir daha yap noluuurr! Yok ki bitti kakam!

Haydaaaaa! Nolacak şimdiii?! Üzüntü ve muz kabuğu! Ehh bekleyeceğiz mecburen!

Bu arada yanlış bir sinyal daha geldi! Koştuk tuvalete, olmadı! Barış'a seslendim haydi gel biz tuvaletteyiz diye, ı ıh dedi sonra arkamızdan bastı yaygarayı! Tam bir delilik hali!

Hazır beklerken ben de kendime tahlil yaptırayım dedim. Barış'ı doğurduğumda oğluşumun topuk kanında tsh değerleri yüksek çıkmıştı. Hatta ultrason çektirdiğimizde hipoekoik solid nodül var dedilerdi de hayatım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçtiydi! Düzenli aralıklarla kan tahlilleri yaptırmıştık ve hepsinde tsh değerleri normal çıkmıştı, hal böyle olunca anneden gelen bir sorun olabilir, aman ihmal etmeyin kendinizi demişlerdi taaa 22 ay önce! Ben de anca fırsat buldum, kan tahlili yaptırayım dedim. Uzattım kolumu!

Deniz ağlar, Barış ağlar! Deniz neden ağlıyorsun oğlum sana bir şey yapmayacaklar! Ama anne seni delicekler! yahu delsinler minicik bir şey, sana ne kiii! Yook anne delmesinler! Hadi gidelim hadi gidelim! Barış da abisi ağladığı için ağlar! O sırada görevli personel açlık şekeri de istemiş doktorunuz aç mısınız dedi. Kahvaltı ettim dedim. Şekerim yüksek çıkarmış, doğru sonucu alamazmışız! Yarın sabah aç gelebilir misiniz dedi, ay aman canıma minnet! Miiis gibi oldu bu! Kabımızı, tüplerimizi aldık, eyvallah dedik, yola revan olduk!

Deniz dedi eve gitmeyelim, Barış dedi paaaka paakaa!
Dedim tamam hadi binelim otobüse, Bahçelievler parkına gidelim!

Yolda Barış uyudu, Deniz uyudu! E ne anladım ben bu işten?
İneceğimiz durağa gelince haydi dedim Deniz'im uyan! Sırtımda çanta, kucağımda Barış, Deniz kolumdan tutar, aman bi koşuşum var kiii... Off yani! Bu sırada dizimde bir yaşlık hissetmekteyim, rüzgar estikçe efil efil geliyor! Baktım bir benzinci. Ayy bi sevindim! Dedim bebek alt değiştirme ünitesi var mı? O ne ki diye baktı bana görevli arkadaş sonra da yok ama arka tarafta masamız var dedi. Arka tarafa gittim, masada 7-8 erkek oturuyor. Hepsini nasıl kaldırayım? Parka gittik, Barış'ımı banka uzattım, üstünde parkası, hemen altını değiştirdim, içlik, kazak, pantolonu hazır etti ve 2 dakika içinde çocuğu tepeden tırnağa parkasının içinde değiştirdim. Ama bu iş anlattığım kadar kolay olmadı, zira yan bankta oturan yurdum teyzeleri senin evin yok mu, çocuk üşüyecek, yazık değil mi diye klasik söylemlerine başladılar! Dedim canım burnumda zaten azıcık hak verin! Elbette bu sözüm işe yaramadı! Onlar söylenmeye devam ederken ben de sesli sesli la havle çektim! Sonra da çocuklarla birlikte kuşlara yem attık. Parkta biraz oynadılar ama orayı pek sevmediler. Huzursuzluk çıkardılar. Ben de topladım tası tarağı eve gittim.

Ne gerek vardı ki o yorgunlukla parka gitmeye?! Hadi kırmayım çocukları dedim ama saçma sapan bişey oldu doğrusu!

Bu sabah Deniz kakasını yapınca doğruca tahlile götürdüm, kendim de verdim kanımı. Pazartesi çıkacakmış benim sonuçlar. Deniz'in temiz çıktı. Biz de kutlamak için Nuh'un Gemisi Çocuk Oyun Parkı'na götürdük onları. O da başka yazımda.

takvim çekimi sonrası oğluşlarımın fotosunu çektim.


Haydi bana eyvallah.





hastaneden çıkınca parka gittik, eğleniriz dedik ama çok huysuzlardı! burnumdan getirdiler!



28 Kasım 2013 Perşembe

Gerginim

Bugün biraz gerginim.
Deniz Baran'ın ilacını dün bıraktık, içirmedik.
Bugn de ilaç içirmiyoruz.
Yarın tahlil için randevu aldım. Hastaneye gideceğiz...
Gerginim!
Şifa bulmasını can-ı gönülden diliyorum!
Tüm hastaların şifa bulmasını da diliyorum.
İçim ezik ezik.
Sabah kakası biraz kötüydü. Kuruntum mu yoksa gerçekten iyileşmedi mi bilmiyorum!
Bu beklemek beni gerçekten eritiyor.

22 Kasım 2013 Cuma

Deniz Canlıları

Geçenlerde çeşit çeşit balık şekilleri olan bir şablon almıştım. Fırsat buldukça balık şekillerini eva tabakalara çizip kestim. İki takım olunca tamamdır dedim.

Yapışkanlı kağıt da almıştım.
Mavi pastel boya ile hafiften boyadım, ki yapışkanlığı gitmesin.

Yapışkanlı kağıtları masaya bantladım, sabitledim.

Çocukların önüne balıkları koydum.

Çooooooooooookkk eğlendiler!





Kar Yaptık

Bu faaliyeti facebooktaki Çocuğumla Evde Neler Yapabilirim grubunda bir anne yapmıştı. Çok sevdik, biz de yaptık. Kim olduğunu hatırlamıyorum ama çok teşekkür ederim buradan!

Malzemeler çok basit.
Bolca karbonat (kilosu 3,5 lira) ve tıraş köpüğü. Ben BİM'den aldım, oldukça ucuz.

İkisini göz ve el kararı karıştırdım.
Barış önce ellemek istemedi, zorlamadım. Abisi içine şirinler figürleri koydu, kardan kurtardık onları. Barış'ın çooooooooookkk hoşuna gitti Anne kutadım diye diye her figür gelip bana gösterdi. Tavsiye ederiz çok sevdik çok eğlendik.



21 Kasım 2013 Perşembe

Artık Başka Biriyim...

Artık başka biriyim.
Belki de aynıyım bilemiyorum.


Yüreğimin sesini dinledim.
Özümü buldum.

Mutluyum.
Sık sık ağlamaklı oluyorum.
Sık sık gülümsüyorum.
İçim ferahlıyor, hafifliyorum.
Başka bir gözle görüyorum sanki dünyayı.
İşte bu benim diyorum.

Bazı kararlar aldım, uzun zamandır kalbimden geçiyordu ama bir türlü yapmak istediğim şeyi yapamıyordum. Hayat telaşına kaptırmıştım kendimi. Sonra her şey biranda oldu. Bunda yaşadığımız sıkıntıların büyük etkisi oldu. İnsan bir çıkar yol arıyor. Debelenip duruyor bir sürü olumsuzluğun orta yerinde. Sonra... Her şeyin düzeleceğine dair o inanç, dua...

Daha fazla anlatsam mı bilemedim.

Gizli mi kalmalı aşikar mı bilemedim.

Ben benim işte. Daha mutlu bir ben var bende benden içeri! Hayatımızı birçok yönüyle anlatmaya, paylaşmaya çalıştığım bu güncede, buna da yer vermek istedim.


Hayat güzel!

Çok şükür!

Hastalıkta sona doğru... İnşallah!

Bugün güzel bir gün.Çok şükür bu günümü veren Rabbime!

Dün hastaneye gittik. Bir gün öncesinde Deniz Baran'ın kakasında yine bir kese (amipal dizanteri vakası nedeniyle tedavi görüyoruz)gördüm.Her şey çok güzel giderken böyle bir başa dönüş beklemiyordum. Dünya başıma yıkıldı desem yeridir. Doktoru aradım, bizi hemen DEÜ'ye sevkedeceğini, 10 gün orada yatabileceğimizi söyledi. Ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Anneyim, parça parça bölündüm!

Dün hastaneye gittik apartopar. Gaita testi yaptırdık. Temiz çıktı! Çok şükür. Ama her seferinde amip çıkmayabilir dedi doktorumuz. Şüphelendiğin durumda kakayı al ve hemen hastaneye getir dedi.

Testin temiz çıkması beni çok çok çok mutlu etti. Tarifi imkansız. Çok çok çok şükrettim.

Son br hafta daha antibiyotik kullanacağız. Sonrasında hastalığın tam olarak kazınıp kazınmadığını anlamak için ileri tetkikler yaptırmak üzere DEÜ'ye gideceğiz nasipse.

Bugün birkaç faaliyet yaptık, onu başka yazımda anlatırım.

19 Kasım 2013 Salı

Kekelemeye Çalışma!

Kekeleme bir rahatsızlık ve bildiğim kadarıyla iyileşebilen bir konuşma bozukluğu. Çok şükür ki çocuklarımda böyle bir rahatsızlık yok!(?) Ama böyle giderse Deniz Baran kekeleyecek sanırım!

Deniz Baran'ın anaokulunda sınıf arkadaşlarından biri kekeliyor. Deniz Baran o arkadaşını çok seviyor ve onun gibi konuşmaya çalışıyor. Defalarca böyle konuşamaması yönünde onu uyarıyorum. Her seferinde off tamam yaaa tamam diyerek normal konuşmaya başlıyor ama bu kekeleme çabaları artık benim sinirimi bozmaya başladı!

Offfff yaniii cidden bu çocuk yetiştirme meselesi çok zor arkadaş!

18 Kasım 2013 Pazartesi

Ev Yapımı Kakaolu Süt Reçeli

Evde sarelle yaptım miisssss! Katkısız, koruyucusuz. Tarifi nefis yemek tariflerinen almıştım. Süt reçeli. 
1 litre süte 1 su barağı şeker koyuyoruz, şeker eriyene kadar karıştırıyoruz. 
Kaynayınca 1 silme çay kaşığı kabartma tozu ekliyoruz. Biraz kabarabilir, derin tencere kullanıyoruz bu nedenle.
Ara ara karıştırıyoruz, 45 dakika kadar kaynıyor. Sonlara doğru boza kıvamını almaya başlayınca srekli karıştırıyoruz ki dibi tutmasın. Bu şekilde cam kaseye koyarsak süt reçeli olur. Ben içine 80 grlık bir paket bitter çikolata koyuyorum. Sıcak sıcak karıştırıyorum. Tamamen eriyor, önce dışarıda bekletiyorum, soğuyunca buzdolabına kaldırıyorum. 


Sabaha oğullarım için bir kase sarelle hazııırrrr. Afiyet olsun!




14 Kasım 2013 Perşembe

Renk Eşleştirme

Barış'ıma renkleri öğretmek için bir aktivite hazırladım. Benzer çalımalar çok yapıldı. Ben de bu etkinliği atlamak istemedim. Barış'ım ara ara karıştırsa da severek yaptı. O başardıkça Deniz ve ben alkışladık.

Hazırlamasını Deniz'le birlikte yaptık.

İki parça düz karton
1 paket elişi kağıdı (10 renk)
Daire kalıbı için iç içe geçen kovalardan bir adet
Maket bıçağı, stick yapıştırıcı, makas, perde çobanı

Kartonlardan birine 10 daire çizip çıkardım.
Elişi kağıtlarının her birine aynı kalıpla 3'er daire çizdim.
Çıkardıım dairelere önlü arkalı elişi kağıdı yapıştırdım.
Kartonları üst üste yapıştırıp kalan son elişi daireleri boşluklara yapıştırdım.
Önlü arkalı elişi kağıdı yapıştırılan dairelerin ortasını çöpşişle deldim ve perde çobanlarını taktım.

Yapıştırma işinde Deniz Baran yardımcı oldu.

Barış uyanınca eşleştirme çalışmasını iki kardeş güzelce oynadı.

İşte çalışmamızdan resimler...