Sayfalar

3 Ocak 2013 Perşembe

Tübitak Meraklı Minik Ocak Sayısı

 Dergimizin geçen ayki etkinliklerini kendi kendimize yaptık, hava durumu çarkını panomuza astık. Bu ayki posterimizi de asıp baktık. Bununla ilgili bir etkinlik yapmıştım ama foto moto çekmemiştim. Güzel işte, dergi belli, hastalandığım için uzunca bir zaman elim değmemişti, geçtiğimiz hafta aralık sayısını inceledik, bu hafta da zaten Ocak sayısı geldi elimize. Postacı geldiğinde, Deniz Baran'a mektup gelmiş dedim, amaaaaannn bir sevindi bir sevindi çatlak.



Bir yandan Barış durmaz. Biz ne zaman masa başına geçsek, yanımıza gelmek için can atar, mızıldanır. Artık onu da mama sandalyesine oturtuyorum, önüne bardak, kart (plastik kartlar, magnetler vs.) koyuyorum, mutlu oluyor. Küçük küçük oyuncaklar var, Kinder sürprizden ve Totodan çıkan, şirinler, Caillou figürleri falan, onları kovaya dolduruyor. Zaten o figürler iki kardeş arasında o kadar kapışılıyor kiiiii, inanılmaz! Barış Çağan, baş ve işaret parmaklarını kullanarak küçük figürleri toplayabiliyor! Bu şekilde parmak kaslarını kullanma becerisini geliştiriyor. Bu çok güzel bir gelişme. Ayrıca mama sandalyesinde iken yemeklerini eline alıp inceleyip yere bırakıyor, düşüşlerini izliyor.  Gelişim aşamalarından biriymiş bu tutma - bırakma egzersizleri. Haaa gel bi de sonucunu bana sor! O bırakılan yemekler elbette birileri tarafından temizleniyor. Bilin bakalım kim?

Barış Çağan'daki bir başka gelişme ise, gayet bilinçli şekilde mama isteğini bana yöneltebiliyor. Acıkınca gözüme bakıp mama mama diyor! Yirim seni ben yirim!

Gelelim dergimizeeee....

Geçen ayki dergimizin konusu yağmurdu. Biz yağmur etkinliğimizi bizzat yaşayarak yapmıştık. Dergideki etkinlikleri yapsak da, burada onlardan söz etmemiştim. Yağmur altında yaptıklarımızı ise  burada  anlatmıştım.

Bu ayki konumuz da kar! Deniz Baran hiç kar görmedi. Ama yandaki etkinlikle ve uydurduğum masallarla son zamanlarda kardan çok söz ettik. O uydurmasyon masallardan birini burada anlattım da, çok var onlardan, ara ara yazarım bloga. Her masalda başka diyarlara yolculuk ediyor iki kardeş. İşte kardeşler arasındaki yakınlaşmayı teşvik etmeye çalışıyorum kendi çapımda. Pedagog değilim, yanlışım vardır muhakkak. Amaaaan sanki eski masallar çok mu iyi?! Hemen hepsinde var bir psikopatlık! Kırmızı Başlıklı Kız masalında kurdun karnını yarıp içine taş doldurup ölüme terk etmek çok mu sağlıklı bir yaklaşım sanki! İşte biz bu aralar böyle hikayeler anlatıp dinlemeye merak sarmışken, Meraklı Minik tam cuk diye oturdu. Zira kendi hikayemizi anlatmak için kullanabileceğimiz kartlar verdi ek olarak. Çok sevdik, anlattık, dinledik, sonra Deniz'i serbest bıraktım ve kendi kendine hikaye uydurmasını zevkle izledim!

Bir de her ay olduğu gibi eşleştirme kartları verdi dergimiz. İki renkten oluşan yün yumakları ile kıyafetleri eşleştiriyorsun. Deniz'e sadece bir tane gösterdim, hemen kaptı, zevkle yaptı! Ben de mutlu oldum! Barış ise yakaladığı kartı kapıp kaçırdı, buruşturdu, yemeye kalktı! Len yenmez onlar, akıllıııı!

Gece yatmadan önce 3 Tali kitabı okudum(ilgilenenler buradan bakabilir). Paylaşmayı Öğreniyor, Söz Dinliyor, Yemeklerini Yiyor. Kitabı okuduktan sonra arkasında hikayeyle ilgili sorular var, Deniz bunları cevaplamayı çoookk seviyor.

1 yorum: