Sayfalar

1 Ocak 2013 Salı

Yılbaşı Macerası

Yeni bir yıla maceralı şekilde girdik. Son saatlere kadar hep moralleri yüksek tutmaya çalıştık ama bir ara göçtük. Efendim olay şu şekilde gerçekleşti :

Önce güzeell bir sofra hazırladım. Fırında hindi pişirdim, kendim sosladım. Uydurmasyon bir sos oldu ama yakıştı valla, severek yedik. Yanına da kocam içpilav sevmediği için domatesli biberli bir bulgur pilavı yaptım. Ayıptır söylemesi, güzel olmuştu. Bir gün öncesinden aldığımız çiğ köfte ve yaprak sarmasını da koydum sofraya, bir de salataaaaa.... Şöyle göstereyim:




Yemeğimizi yiyince, güzel güzel hazırlandık. Biraz zamanımızı aldı tabii bu hazırlanma faslı! Çocuklara yeni aldığım kar tulumlarını giydirdim. Kipa'da indirime girmiş, 20 lira! Bunlar daha bir iki ay önce 65 civarında idi!

Üstlerine de kabanlarını giydirdim, ikisini arabalarına koyup birer battaniye örttüm, taaaşşşş gibi oldular taaşşş! Saat 23.00 suları yola revan olduk. Yol boyunca yeni yıl şarkıları söyledik, ışıklandırılan ağaçları ve binaları gözlemledik. Deniz Baran, evden çıkmadan önce, "anlamıyo musunuz siz beni arkadaşım, dışarısı karanlıktır, kaybederiz birbirimizi" diye endişesini dile getirdi bize. Biz de her yerin ışıklandırıldığını söyledik ona.




Otopark bul, park et, çocukları arabalarına yerleştir derkeeenn, konser alanına (ya da bizim konser olduğunu sandığımız alana mı desem) doğru yola koyulduk nihayet. Ayağımdaki topuklulara rağmen (kalın topukluydu çizmelerim çok şükür) Gündoğdu meydanına gelmemiz çok fazla sürmedi. Saat 23:40 suları Gündoğdu'daydık ama konser monser yoktu... Biraz Gündoğdu'da takıldık, sonra saatler 00:00'ı gösterince, birbirimizi kutladık, havai fişekleri izledik. Deniz Baran havai fişekleri ilgiyle ve biraz da korkuyla izledi, Barış'ım ise uykunun derin kollarına kendini çoktan bırakmıştı bile. Havai fişeklerden sonra Cumhuriyet meydanına doğru yola koyulduk! Bu sırada ha bire insanlar üstümüze üstümüze geliyorlardı. Meğer konser 00:00'da bitmiş, millet dağılıyormuş. Hahahaha... Trajikomik! Aman bir kalabalık bir kalabalık! Ama boş kalabalık, eğlence meğlence yok yani...

Gersin geri döndük o yolu. Yürü babam yürü. Çocukların üşümediğinden eminim, zira onları öyle bir paketledim ki, içlerine serin hava asla giremez! Yolda yanımdan geçenler sanki sosyal hizmet görevlileri, "aman bu çocukların burada ne işi var" diye laf sokuyorlar. Yahu size ne? Çok duyarlı (!) toplumuz vesselam!

Baktık çocuklar uyudu, dedik uzun zamandır başbaşa takılmadık, hadi birşeyler içelim. Leman Kültür Merkezi'ne gittik Kıbrıs Şehitleri Caddesi'ndeki, zaten yolumuzun üstündeydi, birer tiramisu söyledik, kocam soda istedi, ben de alkolsüz meyve kokteyli. Soda hiç gelmedi, alkolsüz meyve kokteyli yokmuş, kola getirdiler, tiramusuları epeyce bekledik, sonunda getirdikleri şeyin tiramisu ile alakası yoktu! İncecik bir kek, ağza belli belirsiz geliyor, bol krema! Yedik, kalktık, doooğru otoparka gittik. O ana kadar moralleri yüksekte tutmayı başardık. Göçmemiz, otoparkta bekleme zamanımıza denk geliyor.

Bindik arabamıza, yerleştik, otoparkta bir kuyruk, bu nedir dedim, araçlar çıkmak için bekliyormuş. Başta beklemeyelim kuyrukta, kenarda duralım dedi kocam. Tamam dedim. 10 - 15 dakika bekledik, kuyruk hiç azalmıyor, ha bire yeni araçlar ekleniyor! Ben de hadi hadi diye mızıldandım, adam dayanamadı, biz de katıldık kervana. Bu arada küçük fındık Barış uyandı, ağlamaya başladı, aldım kucağıma, şaşkın şaşkın etrafa bakıyor, saatlerimiz 02:00 sularında dolanıyor... Çok geçmedi Barış uyudu kucağımda ama biz hala otoparkta kuyruktayız! Bir ara hiiç çıkamayacakmışız gibi geldi. Tam 1 saat sonra, otoparktan çıkmayı başardık. Otoparkın çıkışı, ana yolun dönemecine ve ışıklara denk geliyor. Her yeşil ışıkta otoparktan 2, bilemedin 3 araba yola çıkabiliyor, sonra yine kırmızı ışık yanıyor ve öylece bekliyorsun! Bu mühendislik harikası projeyi yapanın tüm akrabalarını muhabbetle (!) andık! Eve vardığımızda hemen yataklarına yatırdık oğlanları, saatlerimiz 03:15 civarını göstermekteydi.

Biraz cips yedik adet yerin bulsun diye, vurduk kafayı yattık.

Sabah yine 08:30 civarı veletler ayaktaydı. Aman diledik, acımadılar. Uyandık mecburen.

Burdan çıkardığımız dersler nedir? (Gelecekteki bene mesajımdır! Unutma dün geceyi, maceraya gerek yok kızım, kak kazığını otur evinde!)

- Bir daha "hadi sokaklara akalım" diye plansız bir şekilde yılbaşı gecesi dışarı çıkılmayacak
- Bir daha planlı bir şekilde de yılbaşı gecesi dışarı çıkılmayacak, gerek yok yani!
- Bir dahaki yılbaşı gecelerinde yemeği yiyip evde darı patlatıp çerez - meyve yenecek, müzik açılabilir, dans edilebilir, TV izlenebilir, oğlanlar büyüdüğünde tombala, tabu vs oynanabilir, olay budur!

Yaşadık ve bitti, bir maceraydı. Bundan da aldık hevesimizi, tekrarına gerek yok.

2 yorum:

  1. kızım mükemmel yazmışsın yine. Söylenecek çok fazla şey yok yaşadıklarımıza dair, sen zaten her şeyi yazmışsın.Ama yazımdaki üslubuna tekrar hayran kaldım.Bu kadar basit şeyleri bu derece mükemmel bir şekilde nesire dökmek gerçekten sanat işi.

    YanıtlaSil
  2. canım yaa mahcup ettin beni, teşekkür ederim güzel düşüncelerin için. :)

    YanıtlaSil