Sayfalar

28 Şubat 2013 Perşembe

Sanatsal Etkinlik : Kukla Balon ve Karalama Çalışmaları


Tarifi kültür bakanlığı sitesinden aldım. Denemeye karar verdim. Yalnız şunu söyleyim, balonu öyle bi kere iki kere şişirerek yeterli esnekliği sağlamak neredeyse imkansız. Ben akşamdan şişirdim balonları, iple bağladım, ertesi sabah Deniz'le birlikte söndürdük ve gayet esnek bir balon elde etmiş olduk.

     Malzemeler

Orta büyüklükte bir adet balon
2 su bardağı un (ben 2 su bardağı unu aldıramadım, benim balonlar küçüktü sanırım) 
Küçük boy huni
Gazlı kalem (onun yerine oynak göz, ağız kulak vs. için renkli kartonlar, saç içinkrapon kağıtları kullandım)
Yün, renkli ip
Yapıştırıcı

YAPILIŞI
Önce bir yetişkin tarafından balon şişirilir ve yumuşatılır. Havası alındıktan sonra huni yardımıyla  içine un doldurulur. Balon dolduğunda ağzı bağlanır. Böylece balon, oyun hamuru kıvamına gelmiş olur. Balon elle yoğurularak değişik yüz biçimleri oluşturulur. Ardından gazlı kalemle ağız, burun ve gözler çizilir. Yün parçalarından saçlar yapılır.

Eğitimsel Değeri:
Boyama ve kesme faaliyetleri nedeniyle çocuğun küçük kaslarının etkili bir biçimde kullanılması sağlanır.
Kesme, yapıştırma, bağlama etkinlikler çocuğun el-göz kordinasyonun gelişmesini sağlar.

Bizim Uygulamamız :
Biri Deniz biri Barış için akşamdan iki balon şişirdim, esnemesi için sabaha kadar bıraktım. Bugün de iki balonu alıp huni yardımı ile içlerine evvelce en ucuzundan aldığım unu doldurdum, ağzını bağladım. Doğruca birini Barış'ın eline verdim.



Diğer balon için ise renkli krapon kağıtları, oynar gözler, ağız için kesilmiş kırmızı karton, burun ve kulak, el ve ayak için kesilmiş mavi kartonları hazırladım. Yapıştırıcı ile birlikte malzemeleri Deniz'e verdim. Deniz Baran kendisi parçaları yapıştırdı. Önce kol ve ayak kesmemiştim, Deniz ısrar edince onları da hazırladım.

Deniz Baran kendisi yapıştırdığı için gazlı kalemle ağız göz çizmekten daha verimli bir çalışma oldu.

Deniz balon kuklayı yaparken Barış da karalama çalışmaları yaptı. Barış'ın kalem tutuşu için özel bir çalışma yapmadım, ilginç bir yeteneği var. :)))

Sevdik, tavsiye ederiz. İşte resimlerimiz :

















Barış'ın unlu balonu tam stres topu valla, çok güzel oynuyorum.

27 Şubat 2013 Çarşamba

Mandallarla Sayı Çalışmaları

Bu etkinliği nerede gördüğümü hatırlamıyorum. okul öncesi'nden görmüş olabilirim ama emin değilim. Aslında bu etkinliği not etmiş ve kaynağını da yazmıştım, malzemelerini epey zaman önce hazırlamıştım ama Deniz Baran bu notlarımı aldığım bilgisayarıma ağzına aldığı suyu boca etti. Bu blogu 2012 nisan ayında tutmaya başladığımdan beri bu ikinci su vakası. Kırdığı alet edevatı, cep telefonlarını, laptopları saymıyorum bile. Sırf su vakası olarak bu ikincisi. Tarihe bir not : Deniz sen çok yaramaz bir çocuksun annecim. Gerçekten zor.... Ama cidden zorr....

Neyse konumuzu kaynatmayalım, uzun lafın kısası etkinliğin orijinalini nerde gördüğümü hatırlamıyorum. Zaten herkes birbirinden görüp yapıyor. Maria Montessori de bunu isterdi diye düşünüyorum.  :))) 

Önceden aldığım renkli tabaka kartonlarım vardı. Bir kaseyi kalıp olarak kullanıp dış daireyi çizdim ve kestim çıkardım. Daha küçük bir daireyi (ben kulak çubuğunun kabını kullandım) iç kısmına çizdim. böylece çerçeve yapmış oldum. çerçevenin içine rakamları cd kalemi ile yazdım, çerçevenin dışına da rakam kadar iri noktalar koydum. Mandalları Deniz Baran'ın önüne koydum. Hem rakam çalıştık hem mandal çalıştık. Bir taşla iki kuş... Bu arada Deniz Baran rakamlarla oyun oynamaktan hiiiiçç hoşlanmıyor o nedenle oyunun 9 rakamında sıkıldı ve yardımına koştum. Güzeldi, sıkıldığı için uzatmadık ama tavsiye ederiz, faydalı bir çalışma...

İşte resimlerimiz : 







Duyusal Şişeler

Etkinliği ben annelerevecocuklarinaozel isimli blogda gördüm. Hande hanımın sıkı takipçisiyim. Etkinliğin orijinali yabancı bir sitede yer alıyor. (benzer şişeleri Duru'nun Annesi de paylaşmış)

Daha önce ben ses şişeleri yapmıştım. Mantık aynı. Bu defa seslere değil renklere odaklanmasını sağlayacak malzemeler koydum şişelerin içine. Benim kullandığım malzemeler şunlar :

Şişeler
Renkli kurdeleler (taaa çeyizimden kalmış iyi mi.. Fi tarihinden yani )
Renkli ponponlar
Tüylü teller
Evvelce boyadığımız makarnalar

Her birini ayrı ayrı şişelere koydum. Atmayıp saklamıştım pet şişeleri. Güzelce yıkadım, doldurdum, koydum bir kutuya, getirdim içeri. İşte keşif başladı o anda!






Tüylü tellerin şişesinin kapağını açtım, Barış her şişeye bu kapağı takmakla epey vaakit geçirdi, tüylü telleri ellediler, büktüm ve yay yaptım, şişeye attı Barış'ım.

Bir de Duru'nun Annesi'nin yaptığı bir etkinliği çok beğendim, malzemem de vardı. Bebeyağı kullanılırsa daha iyi olacağı söylense de ben valla kıyamadım bebeyağına, evde sırf faaliyet için aldığım çiçekyağını kullanıverdim. Malzemeler :

Sim
Çiçekyağı
Su

Bir şişeye yarıdan fazla su konuluyor, gıda boyası ekleniyor (ben başta eklemedim ama baktım üstte kalan yağ iyi farkedilmiyor, ekledim sonra gıra boyasını), bir miktar yağ konuluyor, sim katılıyor azcık. Oldu sana duyusal şişe. Ne işe yarıyor? Efendim yağa gıda boyası bulaşmıyor, şeffaf duruyor, alt kısımdaki su da renkli. Simler de parlak parlak.. İşte çocuğun / bebeğin algılarını açıyor, farklı bir şey, sallıyor bakıyor, dikkatini yoğunlaştırıyor falan filan :))) Barış ve Deniz biraz ilgilendiler, Deniz Barış'tan daha çok ilgilendi, açmak ve tadına bakmak istedi. Açtım, koklattım, tadının kötü olduğunu söyledim. Tattırmadım.


Evde bir mama kabı vardı, plastik kapaklıydı. Etkinliğin orijinalini nerede gördüm hatırlamıyorum. Emin olmamakla beraber büyük ihtimalle anneler ve çocuklarına özel'de görmüşümdür. Mama kabının plastik kapağını uygun şekilde kesiyoruz, IKEA plastik bıçaklarımızı kesiklerden geçiriyoruz, mama kabını da krapon kağıtları ile kaplıyoruz Oğluşumuzun önüne koyuyoruz.  Onları defalarca kesiklerden içeri geçirip çıkarışını, krapon kağıtlarını bidik parmakları ile sökmeye çalışmasını, öğrenme sürecini izliyoruz.

Bunun dışında bugün Deniz Baran'la da sayılarla ilgili mandal çalışması yaptık. O da başka bir yazımda...








Buzdan Heykeller

Buzdan Heykeller
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kazanım ve Göstergeleri
Dil Alanı
Dili iletişim amacıyla kullanır.
Duygu, düşünce ve hayallerini söyler.
Dinledikleri/izlediklerini çeşitli yollarla ifade eder.
Dinledikleri/izledikleri ile ilgili sorulara cevap verir.
Dinledikleri/izlediklerini müzik yoluyla sergiler.
Dinledikleri/izlediklerini drama yoluyla sergiler.

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Malzeme:
Öykü: “Ülkenin birinde durmadan dans eden çocuklar varmış. Bütün gün dans etmekten çok hoşlanırlarmış. Güneşin sıcaklığına aldırmadan hep dans ederlermiş. Günler geçmiş havalar giderek soğumaya başlamış, rüzgâr onları üşütüyormuş ama bir türlü dansı bırakıp eve girmek istemiyorlarmış. Kar yağmaya başlamış. Dans etmekten karın yağdığını fark etmemişler. Ama hareketleri artık çok zor yapıyorlarmış. Giderek daha yavaş, daha ağır hareket etmeye başlamışlar. Ve sonunda hiç hareket edemez hale gelmişler. Artık onlar evlerinin bahçesinde tekrar güneş açıp kendilerini eritene kadar buzdan birer heykel olmuşlar. Uzun süre bu şekilde kalmışlar. Günler geçmiş, havalar tekrar ısınmaya başlamış. Heykeller tek tek sıcaktan erimeye başlamış.Çocuklar soğuktan donan kol ve bacaklarını yavaş yavaş hareket ettirmeye çalışmışlar.Vücutlarındaki tüm buzlar erimiş ve çocuklar yeniden dans etmeye başlamışlar.”
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Uygulama:
Sınıfta çocukların birbirlerinin hareketlerini engellemeyecekleri geniş bir alan seçilir ve yukardaki öyküye uygun hareketleri canlandırmaları istenir.
Karların sıcakta neden eridiği, rüzgarın nasıl üşüttüğü gibi doğa olayları konusunda çocuklara sorular sorulur ve sohbet edilir.
Daha sonra yapılanlar özetlenerek etkinlik sonlandırılır.

Bizim Uygulamamız : Bu oyun, Deniz Baran'ın en sevdiği oyun oldu. AÇEV'de keşfettiğimden beri her gün oynuyoruz. İnanılmaz keyif alıyor. Barış da katılıyor ve ben deee! Hep birlikte deli gibi eğleniyoruz. Ben bu oyunu mevsimleri de işin içine katarak oynatıyorum. Sıra ile hikayeyi ilkbahardan başlatıyorum, yaz, sonbahar, kış... Buna uygun hava olayları anlatıyorum. Yaz geldi, hava ısındı diyince Deniz canlandırma olarak su içiyor, terini siliyor. Sonbahar gelip rüzgar esince yapraklar dökülünce titriyoruz, üşüme hareketleri yapıyoruz dans ederken. Kış gelip kar yapınca hareketlerimiz yavaşlıyor ve donuyoruz. Sonra ilkbaharda yeniden canlanıyoruz, ağaçlar yeşeriyor, kuşlar ötüyor, havalar ısınıyor :))) Hem eğlenceli hem öğretici bir aktivite oluyor. Sevdik tavsiye ederiz.


Havalar serinleyince hareketlerimiz yavaşladı

dans dans dans

Deniz Baran kış gelince kar yağdı ve dondu

Barış da eğlencenin doruklarında 

başka bir donma anı

Barış'ım Mandallarla Oynuyor

Barış Çağan'ım 1 yaşını doldurmadan önce onuna gıdı gıdı yaparak ilgileniyordum ama şimdilerde oğluşumun da aktiviteye ihtiyacı olduğunun farkındayım. Özellikle abisi için oyun kurduğumda, ağlayarak benimle de ilgilen mesajını çok net veriyor Barış'ım. Ben de onun mandallara olan ilgisini değerlendiriyorum. Boş damacana şişemiz odamıza taşınıyor itinayla. Abisinin taşıdığını söylememe gerek yok her halde. Barış'ım da içine mandal ve küçük oyuncakları atıyor. İtiraf etmek gerekirse, bu oyunu ben kurmadım, abisi ile ortaklaşa oynadılar oyunu.

Ben de mandalları birbirine kıstırıyorum, şekiller yapıp eline veriyorum. Her birini büyük bir dikkatle bir diğerinden ayırıyor. Mandalları tişörtüne tutturuyorum, hemen söküyor, bastırarak kendi de takmaya uğraşıyor. Mandallarla çok keyifli dakikalar geçiriyor. Parmak kasları çalışıyor.

İşte mandal oyunlarımız :))










Kararlar ve Uygulamalar

Son bir iki hafta içinde seni sevmiyorum anne! dedi bana Deniz Baran, hem de defalarca, her sinirlendiğinde, her hayır dediğimde, gün içinde pekçok kez! Ağladım, üzüldüm.....

Sorguladım kendimi. Yanlışlarımı gördüm. Bazen sinirlenince sesimi yükselttiğimi farkettim. TV'nin bu evde biraz fazla açık olduğunu farkettim. Hastalıklardan fazlaca gerildiğimi ve çocuklarıma bunu yansıttığımı farkettim! Eşim de destek oldu sağolsun. Gün içinde TV'yi sabah 1-1,5 saat, akşam 30 - 45 dakika olmak üzere günde 2 saat, en çok 2,5 saat izlettirmeye karar verdim, uygulamaya geçtim.

Deniz de Barış da TV olmadan sıkılırlar diye düşünüyordum, yanılmışım. İnternetten, kitaplardan çeşit çeşit oyun buldum, taslaklarını ve malzemelerini hazırladım. Bulmaya da devam ediyorum. Hikaye saatleri yapıyorum, sohbet saatleri yapıyorum, fiziksel, bilişsel, sosyal - duyusal etkinlikler yapıyorum, işte gün geçiyor. Sonra da öğle uykusuna yatıyorlar. Akşam kalktıklarında yine oyunlar oynuyoruz, babaları ilgileniyor elinden geldiğince. Sonra da biraz çizgi film izleyip yatıyorlar.

Deniz Baran'da ciddi davranış değişikliği gözlemledim. Daha uyumlu oldu. Seni sevmiyorum demeyi bıraktı. İşyerinden getirdiğimiz küçük buzdolabını ilaçlara ayırdım, kapısını kilitledim, anahtarını kaldırdım. Deniz Baran defalarca zorlayarak açmayı başardı. Her seferinde hayır yapma, tehlikeli, içinde ilaçlar var ve çocuklar için zararlı dedim. Dinletemedim. Bir daha yaparsan düşünme koltuğuna oturtacağım, seni uyarıyorum dedim. Aradan 10 dakika geçti geçmedi, Deniz ortadan kayboldu bir anda. Ben mutfaktaydım, o da yanımdaydı, bir an içeri gitti. Deniz nerdesin dedim, düşünme koltuğundayım dedi. Neden dedim. Çünkü dolabı açtım ben gene dedi. güldüm kendi kendime. Aradan 3 dakika geçti (yaşı kadar dakika oturtuluyor) Gittim eğildim gözlerine baktım. bir daha yapacak mısın dedim, hayır söz veriyorum dedim, sarıldık öpüştük.

Mükemmel değilim. Elimden geldiğince iyi olmaya çalışıyorum. yanlışlarım da var doğrularım kadar. İyi bir anne olmak için çabalıyorum.


26 Şubat 2013 Salı

Bir sarsıcı ve acı haber...

Dün aldığım bir haber beni derinden sarstı!

Eşimin yakın bir arkadaşının sapasağlam ikizlerinden biri, oldukça içe kapanık, çekingen; diğeri son derece dışa dönük ve girişkenmiş. Çocuklarının doğumundan itibaren geçen ilk 3,5 yıl onlar için rüya gibi güzelmiş. Sonra o her ortamda dikkatleri üzerine toplamayı başaran, girişken, dışa dönük kuzu, birdenbire dış dünya ile iletişimini kesmiş. Aile varlıklı olduğu için dış ülkeler de dahil, her yere götürmüşler kuzuyu... Ama çare yok, ağır derecede otizm teşhisi koymuşlar. Sonrasını anlatmak istemiyorum. Üzgünüm ve sarsıldım!

Bu konuda sürekli tekrarı gösterilen TV yayınlarının, aşıların (buna ilişkin evvelce araştırmalar yapmıştım ama eşimle çocukların aşılarını vurdurmak konusunda karar almıştık), otizmi tetiklediğine ilişkin çalışmalar var. Kesin bir nedeni ve çözümü yok. Bir süre sonra zeka geriliği de başgösteriyormuş.

Boğazımda bir yumru! Rabbim şifa versin.... Başka diyecek sözüm yok. Birtakım kararlar aldım, dünden beri uyguluyorum. TV'yi bu aralar biraz fazla kaçırmıştım, gün içinde uzun saatler boyunca kapalı tutmaya karar verdim. Deniz Baran da "oyun oynamayı tercih ederim anne" dedi. Hayat zor.

Bilişsel Alana Yönelik Etkinlik : Pantolonum Düşüyor

Bilişsel alan ve dil alanına yönelik bir AÇEV etkinliği yaptık bugün. Oyunumuz gayet basit, konuşma ağırlıklı bir etkinlik bu. Problem çözme becerisini geliştiriyor. 
Oyunumuz şöyle :

Pantolonum Düşüyor!
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kazanım ve Göstergeleri

Bilişsel Alan

Problem durumlarına çözüm üretir.
Problemi söyler.
Probleme çeşitli çözüm yolları önerir.

Dil Alanı
Dili iletişim amacıyla kullanır.
Konuşmayı başlatır.
Dinledikleri/izlediklerini çeşitli yollarla ifade eder.
Dinledikleri/izlediklerini başkalarına anlatır.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Malzeme: ---
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Uygulama:
Çocuklar yere daire şeklinde otururlar ve öğretmen çocuklara şu açıklamayı yapar: “Bir dans yarışmasına katıldın.Çok güzel dans ediyorsun ama birden pantolonunun düğmesi koptu. Pantolonun belinde durmuyor ve aşağıya doğru düşüyor.Tam da birinci olacaktın. Dans etmeyi de bırakamıyorsun. Ne yapardın?...’’
Çocuklardan bu problem durumunda ne yapabileceklerini düşünmeleri ve olayı dramatize etmeleri istenir.
Sonrasında konuşulanlar özetlenerek etkinlik sonlandırılır.

Ben tek çocukla oynadığım için oyunu uzatmak ve çeşitlendirmek için tek soru ile kalmadım. Sorularım şöyleydi :  Pantolonunun düşerse naparsın (yukarıdaki hikayeyi anlattım, cevapları az sonra), evde kapı çaldı naparsın, alışveriş merkezinde koşarken bir an bizi göremedin naparsın, yolda yürürken rüzgar esti atkını yolun karşısına savurdu naparsın, koşarken ayakkabının bağcığı çözüldü naparsın... Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Deniz'in cevapları şöyle : 

Anne : Kız arkadaşınla dans ediyorsun diyelim, düğmen koptu, dansı bırakamıyorsun çünkü bu bir dans yarışması, naparsın?
Deniz : Ama benim hiç kız arkadaşım yok ki hıh! (kollar bağlanıyor ve yüz asılıyor, dudaklar şişiriliyor bu arada)
A : Diyelim ki var, buluruz sana bir arkadaş, hayal kuruyoruz şimdi, varmış gibi düşünelim mi?.
D : Yok işte yok kız arkadaşım benim! Mary, Margaret var sadece (izlediği bir çocuk filmindeki karakterler)
Sonunda kız arkadaş sorununu çözüyoruz asıl meselemize geliyoruz.
A : Tamam naparsın onlarla dans ederken düğmen kopsa?
D : Ben onu yerden alırım, yerine dikerim.
A : Alamıyorsun işte, dansı bırakamıyorsun
D : Kız arkadaşım alır o zaman!
A  : O da alamıyor, 
D : Başkası alır verir bana! 
A : Hem kırılmış düğmen yuvarlanmış gitmiş kaybolmuş...
D : Ben onu yapıştırarak tamir ederim. Bulurum bir şekilde onu, benim sihirli güçlerim var. 
A : Tamam o zaman, pantolonunun belinden tuta tuta dans edemez misin?
D : I ıh! Düğmeyi dikerim ben. 
A : Tamam annecim :)))

Evde kapı çalsa gelen Murat amcası olurmuş, açarmış kapıyı. Nerden biliyorsun dedim, kim o derim dedi. Ya ben Murat amcanım dese ama sesini tanımasan?diye sordum.  O zaman hırsız olduğunu anlarım, babam açar kapıyı, döver onu! dedi. İşte şimdi babasını gevrek gevrek güldürecek soru ve cevap : Baban çok mu güçlü senin? Evet anlamında kafasını salladı. Neden güçlü acaba dedim, yemek yiyor da ondan dedi. Sen güçlü müsün peki dedim. Ayağa kalktı, sesini kalınlaştırdı, pazularını sıktı, güçlüyüm tabii, şu kaslara bak, şu dize bak bi dedi. :)))) Nasıl güçlüsün bu kadar dedim, e ben de yemek yiyom da ondan dedi!

AVM'de koşarken bizi gözden kaybetse "anneeeeee babaaaa" diye bağırırmış, birisi sus bağırma dese "sen karışma" diyip daha kuvvetli bağırırmış. (bunu biz öğrettik)

Rüzgar esse, atkısını karşıya savursa kendi gitmezmiş, babası alırmış. Çünkü arabalar hızla geçermiş onu ezermiş!

Koşarken ayakkabısının bağcığı çözülse bağlarmış, bağlamazsa düşermiş! 

bizim sohbetimiz şimdilik bu kadar. Keyifliydi, tavsiye ederiz.

25 Şubat 2013 Pazartesi

Fiziksel Etkinlik : Ağaçlar Çiçek Açtı


Yine bir açev etkinliği ile karşınızdayım. Yine etkinliğimiz motor alana yönelik. Eğlenceli, enerji boşaltıcı, anneler yorgun olduğunda, evde malzeme hazırlamaya üşendiğinde, ya da ameliyat sonrası nekahat döneminde yatmaya ihtiyacı olduğunda, çocuklar süs bitkisi gibi oturacak değil ya! İşte tam bu dönemlerde kullanılabilecek güzel bir oyun kanımca... İyi eğlenceleerrr.

Ağaçlar Çiçek Açtı
----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kazanım ve Göstergeleri
Motor Alan
Yer değiştirme hareketleri yapar.
Isınma ve soğuma hareketlerini bir rehber eşliğinde yapar.
Öne yuvarlanır.
Yönergeler doğrultusunda yürür.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Malzeme: ---
----------------------------------------------------------------------------------------------------------
Uygulama:
Çocuklar halka biçiminde yere çömelirler ve öğretmen, “Ağaçlar çiçek açtı.’’ deyince çocuklar ayağa kalkarak kollarını yana açarlar.“Çiçekler döküldü.’’deyince yere çömelirler.
“Rüzgar esti.” deyince yerde değişik yönlere yuvarlanırlar.
Öğretmen bu sözleri karışık sırada söyler. Şaşıran çocuklar oyundan çıkartılır.
Oyunda bir kişi kalana kadar oyun devam eder.
Sonrasında yapılanlar özetlenerek etkinlik sonlandırılır.

Bizim Uygulamamız : AÇEV etkinliğinde görüldüğü üzere anaokulları ve kreşlere yönelik bir anlatım ve uygulama benimsenmiş. Ben bunu Deniz Baran'la yaparken Barış Çağan da sevinçle koşturarak bize katılıyor, oyun oynadığımızın farkına varıyor ama tabii ki oyunu kavrayıp eşlik edemiyor. Olsun, gene de keyifli oluyor. Deniz Baran yandığı zaman şarkı söylettim ona, hayvan taklidi yaptırdım, sıkılana kadar oynadık. İlk önce ben de savruldum çiçek açtım ama bu aralar başım dönüyor, bir kere savruldum, ikincisi mümkün olmadı.

Deniz Baran çok sevdi. Daha önce anlattığım babam çinden geldi etkinliği ile birlikte bugün bu oyunlar epey oyaladı bizi.

İşte bizden kareler :




Ağaçlar çiçek açtı
Yaprakları döküldü
Rüzgar esti savruldu
Deniz hızını alamadı kanepenin üstünde savruldu, Barış da kollarını çırparak koşuyor


24 Şubat 2013 Pazar

Tarihe Not : Barış Çağan'ım Lügatine Yeni Sözcükler Ekliyor

Nenneee nenneeee! demeye başladı bugün. Gayet bilinçli bir şekilde bana bakıp nennenenee nnenneneee diye sesleniyor :))) Evet annecim doğru dedin, anneee diyorum. Kuzumu yeriiimmmm!

Ayrıca baybay da diyebiliyor. Özellikle babası dışarı işlerine giderken hadi görüşürüz, ben gidiyorum dediğinde elini sallayıp kimi zaman baybay, kimi zaman da ba ba diyor.

Veeeee bugün yeter! dedi hahaha vallahi de dediiiii! Babası yapma oğlum sularla oynama pis o dedi. O da geldiii, elini kaldırıp yedeeee dedi. Babasıyla bakıştık, sanki yeter dedi di mi dedik acaba yanlış mı duyduk diye düşünerek. Barış Çağan'ım da net bir şekilde "yeteee" diye tekrar etti.

Son 1 ayda oldu bunlar. Hatta son 20-25 günde dil gelişiminde müthiş bir hızlanma var.

Dil gelişimi için neler yaptığımı daha önce yazmıştım... Tekrar yazmayacağım. İlgilenenler buradan bakabilirler...

Bunun dışında kendi kendine şarkılar mırıldanıp dans ediyor. Abisi onun için "çılgın bu!" diyor ve gülüyor. Geçen elektrikli süpürge sesine bile oynamıştı.

Özellikle Muratgilin damından atlayamadım türküsünü söylüyorum, el çırpıyor, kafa sallıyor, ellerini masaya veya sandalyeye vurup tempo tutuyor, vücudunu bir o yana bir bu yana sallıyor... amaaann maskara ya bu çocuk! Maşallah oğluşuma. Her anneye yavrusu güzel görünür, benim yavrularım da bana güzel!

Fırında Parmak Patates ve Tavuk Şeritleri

Geçen gün mutfak işleri ile şırkıldığımı yazmıştım. Bu arada fırında patates ve tavuk yaptığımı ve bizimkilerin severek yediğini anlatmıştım. İşte o aşırı basit ama lezzetli tarifim aşağıda :

Tavukları şerit halinde kesiyoruz. Kemiksiz kalça eti çok iyi oluyor bu yemekte. Öte yanda da patateslerimizi parmak şeklinde doğruyoruz. İkisini de ayrı ayrı tuzlayıp baharatlıyoruz  ki lezzetleri karışmasın. Sonra tepsiye yağlı kağıt seriyoruz. Tepsinin yarısına patatesleri, diğer yarısına tavukları seriyoruz. Su kesinlikle katmıyoruz. Fırına veriyoruz. Fırında 180 - 200 derecede kızarıp pişene kadar (45 dakika - 1 saat civarı) pişiriyoruz. Afiyetle yiyoruuzzz...

Sosumuz şöyle :

Zeytinyağı, karabiber, kimyon, kekik ve tuz! Bu kadar basit!

Eğer sadece tavuk yapılacaksa sosun içine sarımsak ve biraz sirke de katılabilir. Ama aynı tepside patatesle birlikte yapılacaksa, sos patatesleri de etkileyeceğinden uyumlu güzel bir lezzet elde edemeyebilirsiniz..

Tübitak Meraklı Minik Şubat Sayısı

Dergimiz bu ay geç geldi. Sanırım PTT'nin dağıtım birimindeki özelleşme nedeniyle yaşanan karmaşadan nasibimizi aldık!

Bu ay kartondan bir ev vermiş dergimiz ek olarak. Onu henüz oynayamadık.

Bu ayki konumuz uyku olduğu için buna yönelik faaliyetler vardı dergimizde.

Hayvan kartları eşleştirdik, uyuyan hayvanlar ve uyanık hallerini eşleştirdik. Pijama tasarladık. Deniz Baran, dergi ekinde verilen kız çocuğuna tek tip çıkartma yapıştırarak pijama tasarlarken, oğlan çocuğuna çeşit çeşit çıkartma yapıştırdı.

Dergide gece ve gündüze yönelik yine çıkartmalı bir etkinlik daha vardı. Deniz Baran çıkartmalardan çooookk hoşlandı.

Biz dergiye bakarken Barış Çağan da babası ile ilk sözcük kitabıma baktılar biraz ama dikkatlerini dağıtmamak için fotoğraflarını çekmedim. Zira Barış'ın aklı bizdeydi. Babasını bırakıp bırakıp abisi ile benim yanıma geldi. İşin komiği, Deniz'in de aklı kardeşi ve babasındaydı. O da beni bırakıp bırakıp babasına koştu!

Son olarak derginin içinde hayvanların uyuma şekillerine baktık ve oyun önerisini de uyguladık, hayvanların nasıl uyuduklarını canlandırdık. Ben anne kutup ayısı oldum, o da yavrum, sırtımda uyudu, anne su samuru oldum, karnımda uyudu, koala oldu ben de ağaç, sarıldı uyudu, leopar oldu ben de ağaç, kollarım dal oldu, dallarıma tutundu uyudu, at oldu ayakta gözlerini kapattı, zürafa oldu büküldü, ördek oldu kafasını yan çevirdi uyudu.... Harikaydı! Canlandırma oyunu çok keyifliydi.

Derginin bu ayki sayısı da çok güzeldi, tavsiye ederiz!

İşte bizden kareler... Az fotoğraf var, pek izin vermedi oğluşum foto çekmeme... Olsun!



23 Şubat 2013 Cumartesi

Bilişsel Alana Yönelik Etkinlik : Yanıyor - Sönüyor


Ben bu AÇEV'İ çok sevdim. Bu seferki etkinliğimiz, bilişsel alana yönelik. Fen bilimleri deneyi yapacağız. Mumun neden yandığı ve neden söndüğü üzerine bir deney bu. Yapılışı çok basit. Ama yapmadan önce, ateşin yakıcılığı ve tehlikesi üzerine kısa bir konuşma yapmakta yarar var diye düşünüyorum. İşte deneyimiz : 

Yanıyor, Sönüyör!
------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Kazanım ve Göstergeleri
Bilişsel Alan
Neden-sonuç ilişkisi kurar.
Bir olayın olası nedenlerini söyler.
Bir olayın olası sonuçlarını söyler.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Malzeme:
2 adet mum, cam kavanoz, kibrit.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Uygulama:
2 adet mum yakılır. Mumların biri yanmaya devam ederken diğerinin üzerine kavanoz kapatılır.
Çocuklara üzerine kavanoz kapatılan mumun neden yavaş yavaş söndüğü sorulur ve çocuklardan gelen cevaplar dinlenir.
Sönen mum gibi canlıların da oksijen almadan yaşayamayacağı hakkında konuşulur. Uzayda ve denizin dibinde özel kıyafetler olmadan nefes alınamayacağı konusunda çocuklarla sohbet edilir.
Sonrasında yapılanlar özetlenerek etkinlik sonlandırılır.

Biz bu deneyi yaptık, Deniz'in mumun neden sönmüş olabileceğine ilişkin cevabı, üstüne kavanoz kapattığımız için oldu! Kavanozun içinde ateş yanmaz mı dedim, yanmaz dedi. Neden diye sordum. Bilmiyom ki dedi. Ben dee havadan bahsettim. Havayı göremeyiz ama hissederiz dedim. Nefes aldım derin derin o da aldı. İşte bu soluduğumuz şey havadır ve ateşi yakan şey de havadır. Hava olmazsa ateş yanmaz dedim. Kavanozun içindeki hava yandı yandı bitti ve böylece ateş de söndü dedim. Oksijen diye anlatmadım. Yaşına göre anca bu kadar anlatmayı uygun gördüm. 



İşte bizden kareler :
İki mum yanıyor

Birinin üstüne kavanoz kapanıyor ve bir süre daha yanıyor

Kavanoz kapanan mum havasızlıktan sönüyor

Deniz Baran bayıldı bu mum deneyine. Defalarca tekrarladık, sonra da söndürebilir miyim dedi, olur ama yaklaşmadan dedim. Defalarca yaktım, üfledi, söndürdü. Eğlendik, öğrendik. Tavsiye ederiz.

Hayvanlarla Kelime Öğrenme - Dizmece

Barış Çağan şu sıralar en çok neşeli kule  ve renkli bardaklar ile çalışmayı seviyor olsa da ben farklı etkinlikler de hazırlamaya çalışıyorum ona. Bugün, abisinin geçen seneye kadar severek oynadığı dizmece oyununu Barış'a öğretmeye başladım.

Oyun şöyle oynanıyor : Bir küçük çanta dolusu plastik hayvanımız var. Bunları çantadan tek tek çıkarıyoruz, veya kendisinin önüne bırakıp bir yandan biz hayvanları çıkarıyoruz, onun da bizi taklit etmesi çok gecikmiyor. Bu şekilde hayvanları / objeleri kendi kendine çıkarmasını, muayene etmesini sağlıyoruz. Sonra ya bir masanın üstüne, ya yere, ya da uygun bir yere dizmeye başlıyoruz. Tatlı kuşumuz da hemen dizmek için hamle yapıyor. Bu şekilde el - göz koordinasyonu ve parmak kasları gelişiyor (zira hayvanları ayakta tutmak,1 yaş bebeği için çok kolay değil, ciddi bir çalışma yapıyor) hem de aynı zamanda hayvanların adlarını da dizerken sık sık tekrar ederek kelime öğretmiş oluyoruuuuzzz.... İşte bizden kareler :