Sayfalar

22 Şubat 2013 Cuma

Bebekler Nasıl Konuşturulur? Barış'ımın Sözcükleri


Barış'ım dilaltı bağı ameliyatından sonra kendini toparlayınca konuşma konusunda istekli olmaya başladı. Son zamanlarda Barış'ımın söyledikleri :

Baba
Mama
Attı
Hoppa
Ah (al)
Geçti (kafasını vurmuştu, babası ovuşturup geçti mi dedi, net bir şekilde geçti diye cevap verdi)
Aba (abisine, anneannesine seslenirken kullanıyor çoğunlukla)
Abi (kendi abisine söylemedi keçi bunu, markette bir oğlana söyledi)
Enne (Bir kere söylei bunu, bir daha duyamadık beyefendinin ağzından)

Bana anne demiyor, genelde beni görünce mızıldanarak üstüme tırmanmaya çalışıyor. Arada bana da baba diye sesleniyor.

Konuşma konusunda hiiç istekli olmayan, mırıldanmayan bebeğim, artık sürekli mırıldanıyor. Bunda etkili olan unsurlar şunlar kanımca  :

1- Her şeyden önce Allah her çocuğu farklı yaratıyor, her şeyin bir vakti saati var, benim oğlumun da mırıldanma vakti geldi.

2- Çocuklar her şeyi bir anda yapamazlar tıpkı biz büyüklerin olduğu gibi. Benim oğluşum önce yürümeye odaklandı, 9,5 aylıkken yürüdü, sonra yürümeyi çözdü ve şimdi sıra konuşmaya geldi.

3- Oğluşumun dil altında bağ vardı ve dil hareketlerini sanırım kısıtlıyordu. Sanırım diyorum zira doktorlar bu bağın alınması konusunda fikir birliğine sahip değillerken ben bu konuda kesin konuşsam yanlış olur. Ameliyat sonrası iyileşme sürecini de tamamlayınca, serbest kalan dilini kullanması kolaylaştı oğluşumun. Böylece konuşma isteği artmış olabilir.

4- Ben bol egzersiz yaptırıyorum elimden geldiğince. Bu tamamen kendi annelik içgüdülerimle uyguladığım bir yöntem ve herhangi bir bilimsel dayanağı yok. Kendimce yapıyorum. Gün içinde sürekli de bu şekilde konuşmuyorum açıkçası ama her gün birkaç seans son derece yavaş, bol tekrarlı, ağız ve dil hareketlerimi oğluşumun görebileceği şekilde, onun ilgisini çeken nesneleri (örneğin oyuncakları) tanıtarak konuşuyorum. Mesela dizmece oyunumuz, tam bu işe göre...

5- Deniz Baran'ı bebekliğinde götürdüğüm doktorumuzun tavsiyesi Deniz'de çok işe yaramıştı, aynı şeyi Barış'a da uyguluyorum. Eğer bebeğinizin konuşmasını istiyorsanız, kesinlikle bol bol konuşun, asla onu düzeltmeyin, ama siz de onun gibi yarım konuşmayın kelimeleri doğru söyleyin, o da bir kelimeyi yarım da olsa söylediğinde takdir edin, cesaretlendirin demişti. Mesela Deniz Baran her kelimenin ilk iki harfini söylerdi. Annecim salıncağa biner misin derdim, "sa" diye cevap verirdi. Ben de aferin oğlum doğru söyledin, salıncak, sa-lın-cak, aferin! derdim. Barış'la da "al - ver" oyunu oynuyorum. Elinde bir nesne oluyor, bana "ah" diyip uzatıyor, "ver" diyerek alıyorum, aferin oğluma al, evet, doğru söyledin al, ver, diye her alış verişimizde söyleyerek tekrar ediyorum.

6- Sonra yaptığımız hemen her şeyi ona anlatıyorum, bıkmadan, usanmadan.. Kapı açık diye açıyorum, kapalı diye söyleyip kapatıyorum. Şimdi "Barış hadi annecim kapıyı kapat" dediğimizde koşup kapıyı kapatıyor, yüzümüze bakıp gülüyor ve ben tebrik ediyorum, cesaretlendiriyorum.


Sabır... Sabırla koruk helva olur derler. Gerçekten öyle. Bir iki günlük mesele değil bu. Ben emeklerimin karşılığını aldıkça çok mutlu oluyorum. Hangi anne olmaz ki?!

Bunlar benim oğullarımla yaşadığım deneyimler. Kimseye tavsiye niteliğinde değildir. Bebeğinde farklılık gören anne, doktoruna danışmaktan ve endişelerini paylaşmaktan çekinmemelidir. Konuşmamak, farklı hastalıkların veya özel durumların habercisi de olabilir, her şey yolunda olup annelik kuruntusu da olabilir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder