Sayfalar

24 Mart 2013 Pazar

Kriz Günü

Sabah Deniz Baran bir huysuzdu.

Önce babasına sataştı, kötü şeyler söyledi.

Sonra bana sataştı. Birkaç vurma eylemi gerçekleştirdi (öptüğüm için çeneme iki yumruk yedim), özür diledi ben de ondan özür diledim, bir daha o istemeden onu öpmeyeceğimi söyledim, ama vurmasının yanlış olduğunu anlattım, barıştık.

Birkaç kere oğluşlar düştü diye masalarını kaldırmıştım, istedi, şu anda olmaz düşüyorsunuz, benim gözetimimde oynamalısınız ama şu anda yemek yapıyorum, bitsin çıkarayım dediğim için bana oyuncak attı. Özür diledi, barıştık.

Aradan bir süre geçti, ben mutfakta çalışıyordum. Yanıma geldi, durup dururken bana kötü bir şey söyledi. Ben de acayip kırıldım. Özür diledi, çok pişman oldu. Öyle demek istemedim dedi, affettim. Barıştık.

Gözlemledik, davranışları düzeldi. Kötü söz söylemeyi bıraktı, dedik parka gidelim.

Ben hazırlandım, kocam hazırlanırken ben de çocukları giydireyim dedim. Kocam cezaevine müvekkil ziyaretine gidecekti.

Dedi ki Deniz "annecim, nereye gidiyoruz" dedim "baban cezaevine gidecek, biz de parka gidip oynayacağız" üst üste defalarca "sen cezaevine git, sen git cezaevine" deyince benim sinirlerim boşaldı. Ağlamaya başladım. Moralimin bozulduğunu ve benimle parka gitmek istemiyorsa gitmeyeceğimizi söyledim. Ağladı, özür diledi. Ama özür dilemesinin sebebinin tamamen "parka gidebilmek" olduğunu düşündüm, yine de barıştım, sarıldım, ağladım, neden bana böyle yaptığını sordum, yanıt alamadım. Tabii ki barışsam da parka gitmedik. Kocam cezaevine gitti, ben de onları uyutup çiğ börek yaptım.

Kriz günüydü vesselam!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder