Sayfalar

17 Mart 2013 Pazar

Oğluşlarımla Hayat...


Barış'ım, dün akşam neşeli kulede 4 kutuyu  üst üste dizdi.

Bu sabah kahvaltıda sucuğunu çatalına batırarak yedi (çatalı sucuğa batırmıyor :))

Abisinin bana yaşattığı bilumum temizlik kabusları Barış'ım ile geri döndü! Hıçkırıklar birbirine karışırcasına ağlıyor. Of ki offff! Durmuyor, sakinleşmiyor.. Haaa ev pis kalsın ne olacak diye düşünemiyorum, hadi kendim için temizlik yapmayı geçtim, cuma akşamı apartman toplantısı vardı bizde, nasıl pis bırakayım?! Cuma günkü o ağlamaklı temizlikten sonra, bu sabah ev tam bir savaş alanına dönmüştü bile! Patlamış darılar, kırpılmış peçeteler, parçalanmış yumurta kolisi, salonun her köşesine itinayla saçılmıştı... Cuma gecesi eve geldiğimizde zaten oğluşlar uyumuştu. Sadece dün ayaktaydılar. Bu sabaha kadar  bir gün içinde bir ev nasıl bu hale gelebildi?

Çocukla yaşam çok güzel ama çok zor! Evlenir evlenmez çocuk sahibi olmak, genç yaşta yapılan evlilikler için önerebileceğim bir durum değil. Çocuklarımı çok seviyorum, onlar benim can damarlarım, yaşama sebeplerim, beni güçlü kılan, ayakta tutan, mutluluğumun tanımı, hayatımın anlamı, aşklarım. Ama evlendikten sonra geçirdiğim o özgür yıllar da yaşanılasıymış gerçekten. O günlerden "biz daha bekarken" diye bahsediyoruz kocamla. Çocuklarımız doğduktan sonra evlenmişiz biz, öncesi sevgililik yıllarımızmış. Çocuk demek sorumluluk demek, hazır olmadan ya da sırf evliliği kurtarmak adına çocuk sahibi olunmamalı.

Bugün dışarı çıktık, Optimum alışveriş merkezine gittik. Paralı oyun alanında Barış'ı atlı karıncaya, Deniz'i  2 kez gondola ve 1 kez ahtapota bindirdik. Deniz Baran gondoldan çok zevk aldı ama kaydıraklardan ürktü, Migros'taki beleş oyun kafesinde hem Deniz hem Barış, 1 saati aşkın süre eğlendiler. Paralı oyun alanının vermediği hazzı, bedavası verdi. Bazen, beklediğimizden çok daha azı mutlu edebiliyor çocukları. Bu arada Migrosta oyuncaklarda indirim vardı, biz twity, duffy duck, sylvester ve bugs bunny aldık. Her biri 5 lira. Boyutları küçük ama zaten benim oğlanlar küçük oyuncaklara daha fazla ilgi gösteriyorlar.

Haftasonu dışarı çıksak mı çıkmasak mı diye çok düşünüyoruz. Benim oğlanların öğle uykusu takriben 14:30 - 18:00 arası (oynamalar olabilir) 3,5 saat kadar sürüyor. Kışın zaten o saatler tam dışarıda güneşin ısıttığı ve oyun oynamaya müsait saatler. Tamam bu seferlik uyumasınlar, oynasınlar, güneş alsınlar desek, yolda uyuyorlar bölük pörçük, insanın içine sinmiyor. Uyumasın diye bir seçenek mümkün olmuyor, çocukların uykuya çok ihtiyacı oluyor. Evde otursak, ne zaman oynayacak bu oğlanlar? Dışarı çıkmak da bir ihtiyaç, sosyalleşsinler, kurtlarını döksünler... Akşamdan sonra çıkalım desek, akşam onlar uyanacak, uyku mahmurluğunu atacak, yemek yiyeceğiz, çıkacağız derken gece olacak yine çıkamayacağız. Kış günü program yapmak çok sıkıntılı. Biz bölük pörçük dışarıda ne uyurlarsa diyor ve içimize sinmeden geziyoruz. Gözünü sevdiğimin yaz mevsimi... Gel gayri çooooooooooooooooooooooooooooook özleeeeeeeeediiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiimmmmmmmmmmmmmmmmmmmm


2 yorum:

  1. ne kadar güzel anlatmışsınız her bir satırda kendimi buldum :) bizde eşimle epeyce gezdik dolaştık 3.yılımızda çocuk sahibi olduk ama daha bi 6 ay da dursa olurmuş :) şimdilerde bizde 2. çocuğumuzu bekliyoruz :) bloğunuzu özellikle takip ediyorum çokta hoşuma gidiyor 2 çocuklu hayata şimdiden hazırlanmaya çalışıyorum diyebilirim :) başarılı yazınız ve samimiyetiniz için tebrik ediyorum :) e tabi bide 2 yaramazla bol sabır diliyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Allah sağlıkla kurtarsın sizi de... İlk yıl iki çocuk çok zor. İkinci yıla girdiğimiz şu dönemlerde hayat biraz daha rayına oturmaya başladı. Küçük oğlum ayaklanınca, abisi ile oyun oynamaya başladı, büyük oğlum kardeşini iyice benimsedi. Ben iki çocuklu bir anne olmaya alıştım. İlk yıl bizim ailemiz için gerçekten zordu. Ama zor günler gelip geçiyor. Sizi de İnşallah güzel bir yaşam bekliyor olacak. Güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Yazımı beğenmenize sevindim. Ben de severek takip ediyorum blogunuzu.

    YanıtlaSil