Sayfalar

30 Nisan 2013 Salı

Bizden Haberler, Geziler...

Son zamanlarda yazılarıma ara verdim ama hayatımız hızla akıp gitti.
Ben iyileşme sürecimin sonlarına geldim, yakında tamamen iyileşeceğim İnşallah.
Barış'ımı daha önce bahsettiğim gibi ortopedi doktoruna götürdüm, düzenli olarak günde 10'ar damla D vitamini veriyorum.
Düzenli beslenmeye başladık, hamurişleri, tatlılar, dolmalar ve sarmalara bir süreliğine veda ettik. Bu arada düzenli yürüyüşlere başladık. Yürümek beni çok mutlu ediyor.
2 çocuklu bir aile olarak nasıl yürüdüğümüze gelince... Her iki oğluşumuzun da birer puseti var, kocam ve ben birer oğlanı alıyoruz, ya İnciraltı'nda ya Güzelyalı sahilde yürüyoruz. Mola yerlerinde oğlanları parkta eğlendiriyoruz.

23 Nisan'da Fuara gittik, yürüyüş yaptık. Önce TRT'nin çizgi filmlerinin standlarını gezdik. Sonra lunaparkta eğlendik. En sonunda da Yöresel Ürünler Fuarını gezdik ve tabii ki Antakya künefesi başta olmak üzere yöresel lezzetleri tattık, Trabzon yayla tereyağı, fındık vs. gibi şeyler aldık. Her şey çok güzeldi. Yıllar sonra ilk kez canlı müzik dinledim. Açıkhavada yerel sanatçılar fuar nedeniyle müzik yapıyorlardı! Çocuklar da çok mutluydular başta. Ancak Barış huzursuzlandı, ağlamaya başladı. Kucağıma aldım, ateş gibi. Bindik hemen taksiye, eve dönerken ölçtüm ateşini, 39,2! Hemen yıkadım, ateş düşürücü verdim. 2 gece uykusuz kaldım. Sonunda 2 azı dişi birden patladı. Çok eziyet oldu oğluşum! Ama geçti çok şükür. Çocukla hayat, böyle bir şey işte..


Bu aralar benim piknikçi ruhum nedeniyle birkaç kez piknik yaptık. Geçen pazar sabah kahvaltısına (Çiçekliköy'den sonra) Karaçam Köyü'nün girişinde Keyfe Değer kahvaltı salonunda güzel bir kahvaltı yaptık. Mekan çok renkli değildi, bahçe küçüktü, çocuklara oyuncak da yoktu. Ama kahvaltı çeşitleri lezzetliydi. Bal - kaymak, birkaç çeşit reçel, sigara böreği, yaprak sarma, domates salatalık, peynir zeytin, tereyağ, çemen, kırmızı biber sosu, semaverde çay vardı çeşit olarak. Bir indirim sitesinden 18 liraya 2 kişilik kahvaltı satın aldık, çoluk çocuk doyduk!

Sonrasında da Forum Bornova'ya gittik. Orada Deniz ve Barış zıplangaçta (trambolin) zıpladılar. Barış'ı eğlendirmek için ben de girdim mecburen (!) Zıpladım zıpladım, acayip keyiliymiş, Barış gibi ben de ilk kez girdim zıplangaça, başta biraz utandım, sonra kocamın da gazıyla eğlencenin tadını çıkardım! Aslında Barış'ı tramboline sokmak gibi bir niyetim yoktu ama küçük beyim ağlara yapışıp ağlayınca hadi yapalım dedik, iyi ki yapmışız!

Aynı gün öğleden sonra da Homeros Vadisine piknik yapmaya gittik. Kipa'dan piknik seti aldı kocam, 15 liraya mangalından kömürüne, maşasından tabağından bardağına ve çatal kaşığına, hatta masa örtüsüne ve çöp torbasına kadar her şeyi düşünmüşler! Biz de mangallık bişeycikler aldık ve Homeros Vadisinde güzel bir öğleden sonra geçirdik. Hava kararırken geri dönme hazırlıklarına giriştik. Tam o sırada Deniz Baran, birilerinin söndürmeden bıraktığı ateşi ışıklı bir oyuncak zannıyla tuttu! Allah'tan fazla sıkı tutmamış, biraz suya soktuk ve kabarmadan kurtardık oğlumun elini! Çok daha vahim şeyler olabilirdi, olmadı çok şükür! Homeros Vadisi'nin 4. piknik alanındaydık, yapay gölün yakınında... Ortam bize göre mükemmeldi! Amaaaaaa oyuncaklar yoktu! Yan tarafımızdaki ailenin oğlanları büyüktü ve Deniz'i aralarına almadılar! Deniz bir süre ortamı keşettikten sonra çok sıkıldı. Barış masa masa gezdi, oldukça eğlendi! Demek ki neymiiiişşşş, gidilen mekanda çocuk parkı olması büyük bir ihtiyaçmıışşşş! Ya da kalabalık gidilmesi gerekiyormuş!

Dün gündüz Kırıklar Cezaevinde müvekkil ziyaretine gidecekti kocam, hadi sizi de götüreyim piknik yaparız dedi. Ben piknik teklifine hayır der miyim hiç!? Buca Kaynaklar'da piknik yaptık. Yan tarafımızda liseli gençler vardı. Bizimkiler onlara sataştı. Başta iyidi, hatta bizimkilerle top bile oynadılar ama bir yere kadar tabii. Mekanda zıplangaç da vardı. Çocuklar zıplıyordu. Ben de aldım Deniz'i götürdüm. Tam o sırada sahibi geldi, tüm çocukları indirdi. Kapalıymış! Parası neyse verelim dedim, yok olmaz dedi! tüm çocuklar kaçıştılar. Birkaç saat pikniğin ardından gene zıplarken gördü Deniz çocukları. Ben de ne olursa olsun götüreceğim seni dedim. Çocuk ısrar ediyor çünkü, anne lütfeeen diye. O sırada Barış da uyandı geldi, onu da soktum içeri! Ama kaçak yaaa bir heyecanlandım kiiii sormayın! Yahu ne var yani bir sürü çocuk var işte, al parasını bindirelim ne olacak! Sevmem böyle şeyleri ama mecbur kaldım işte! Bir süre oynadı oğullarım diğer çocuklarla. Keşke onlara yakın bir masa seçseymişiz, hepsi (12-13 çocuk belki daha da fazla) bir ailedenmiş! Ama ne eğleniyorlardı! Pikniğin sonunda da olsa Deniz eğlendi ya çok sevindim! Barış çevredeki masalarda geze geze eğlendi zaten!. Demek ki neymiişşş, masa seçerken sakin yerleri değil, kalabalığın tam ortasını tercih etmeliymiş!

Dün piknikten sonra akşam Güzelyalı sahilde yürüyüş yaptık. Molamızı Göztepe parkında  verdik. Oğullarım kumların -  içinde eğlendiler, kaydılar, sallandılar, biz Kumrucu'da birer çay içtik, oğlanlara bir gözleme söyledik. Güzel bir gündü! Eve gelince o yorgunluğuma rağmen oğluşlarımı yıkadım pakladım, mis gibi yatırdım. Çamaşırlarımı makineye attım, bulaşıklarımı hallettim, makineye attım, bir de üstüne yemek yaptım!

Bugün evdeydik. Yarın bakalım kısmettt....

İşte bir ilkbahar, hastalıklarla başlasa da keyile böyle devam ediyor bizim ailemizde! Doğanın içinde öğretiyorum mevsimleri oğullarıma... İşte ağaçlar, kuşlar, çimenler, börtü böcekler falan filan...

 Forum Bornova'da Zıplangaçta eğlenirken...

Forum Bornova'da zıplangaçta!










 Homeros Vadisi






Karaçam Köyü Keyfe Değer Kahvaltı Salonu






23 Nisan programımız

























İnciraltı yürüşlerinde mola pikniğimiz..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder