Sayfalar

6 Nisan 2013 Cumartesi

Hayat Bir Süre Yavaşladı Benim İçin

27 Martta ameliyat olduktan sonra hayat bir süre yavaşladı benim için. Genelde yatıyorum. İlk günlerdeki kadar zorlu geçmiyor günler ama tam olarak iyileşmem 1,5 ayı bulabilir... Evde oturmak sıkıcı.

Çoğunukla yatıyorum ve yattığım yerde neler yapıyorum anlatayım...

Genelde parmak kukla oynatıyorum. Çok seviyor Deniz. Saatlerce oynatsam bıkmıyor!

Deniz Baran'la sohbet ediyorum. Her şeyi konuşturuyor. Yemeklerini bile... Hatta yemeklerini benim konuşturmamdan çok hoşlanıyor. Bir yemek süresince çenem hiç kapanmıyor diyebilirim. Yiyecekleri konuşturmaktan yoruluyorum desem anlatmış olurum durumumu sanırım! Yiyecekler, mikroplarla savaşan askerler oluyor. Bir komutanları oluyor. Ben de seslendiriyorum işte :) Deniz bu syede çok güzel yemek yiyor! İştahsız çocuğu olan anneler için belki bir çözüm olabilir bu. Hem vücutaki organları da öğrenmiş oluyor Deniz Baran bu sayede... Barış da dinliyor, ne kadarını anlıyor bilemem ama çok hoşlandığını söylemeliyim! Deneyin derim :) Oyun şöyle oynanıyor : Ses tonumu değiştiriyorum ve "Askerler, hepiniz mideye inin, rap rap rap rap... Tek sıra halinde dizilin!" "Emredersiniz komutanım!" Bezelyeler, siz önce beyne gidin! Havuçlar, siz de gözleri koruyun! rap rap rap rap..." "Yoğurt, sen de kemiklere git" falan filan... Saçma mııııı.... Hahahaha olabiliiiiirrrr.... İşe yarıyor muuuuu? Kesinlikleeeee :) Yemek saatleri oyun saatleri gibi mi oldu, evet biraz! Ben bunda bir sakınca görmüyorum. Biz küçükken sofrada konuşup gülüşünce babaannemiz sessiz olmamız konusunda bizi uyarırdı. Bundan hoşlanmazdım. Vallahi oğullarım güzel güzel beslensinler deee, ben tüm yiyecekleri böyle konuşturmaya razıyım! Mikroplara gelinceee... "imdaaatttt bu yiyecekler bizi yeniyoooorrrr imdaaattttt! Gluk gluk gluk (çorba içince mikropların boğulması) Deliyim be yaaaa hahahhaha....

Deniz Baran her şeyden bahsediyor. Farklı kelimelerin anlamlarını soruyor. Elbette ne demektir annecim, muhtemelen ne demektir falan... Sen sohbet etmeyi çok mu seviyorsun diyorum, evet diyor. Kime çekti bu çocuk :)

Barış Çağan'ın önüne neşeli kule veriyorum ve kendi kendine 4 kuleyi üst üste dizebiliyor. Sürekli deniyor, yanılıyor, düzeltiyor, müdahale etmiyorum. Bu süreci kendi kendine yaşaması gerekiyor, en güzel öğrenme kanımca böyle gerçekleşiyor. Yine legolarla da kendi kendine oynuyor. Sofrada iken çatal ve kaşık istiyor küçük beyim önüne, veriyorum, çalışıyor!

Arkadaşım çeşitli kitaplar almış, başka bir yazımda söz edeceğim bu kitaplardan. İş Bankası yayınlarından çok güzel kitaplar... Deniz de Barış da bayıldılar bu kitaplara. Her ikisi de önlerine alıyor bir kitap, ilgiyle kurcalıyorlar. Ben de yattığım yerden onları izliyorum. Elbette ilk önce ben bu kitapları defalarca okudum beyefendilere..

Ara sıra çizgi film açıyorum ama Deniz artık TV izlemekten pek hoşlanmıyor. Bundan memnunum. Bir çizgi film izliyor, sonra da artık bu kadar yeter diyip TV'yi kapatıyor. Çok ilginç geliyor bu durum bana. Mutlu oluyorum. Demek ki onlara yeterince ilgi çekici şeyler sunabiliyorum diyorum.

Ara sıra babaları parka götürüyor onları. Havalar oldukça iyi bu aralar. Örneğin şu anda iki oğlum da babaları ile parkta oynuyorlar.

Ortalıkta dolanıp iş yapamıyorum fazla. Geçen gün Deniz halının üstüne boyalı makarna döktü ve gerek parmakları ile gerekse üstüne basarak kırdı onları. Ben de ses etmedim. Sonra babası süpürge getirdi, kalkıp süpüreyim bari dedim. Deniz de elimden aldı süpürgeyi, halının üstünü süpürdü. Ben de koltuk altlarını süpürdüm. Deniz'in oldukça iyi temizlediğini söylemeliyim. Kendi dağıttığını kendi toplaması, hoşuma gitti. Sorumluluk  vermek, yaptıklarının karşılığını alması, kişilik gelişiminde çok önemli. Örneğin geçenlerde (ameliyat olmazdan evvel) tam evden çıkacaktık ki bir baktım Deniz Baran eline almış lacivert kuru boya kalemini, koridorumdaki açık renk parkelerimi çiziyor!  Hiç kızmadım. "Yaptığın çok yanlış, parkeler çizilmez. Bak şimdi dışarı çıkacaktık ama önce bu çizdiğin yerleri temizlemeliyiz. Al bakalım ıslak mendili, ben de sana destek olayım" dedim. Birlikte çizdiği yerleri sildik temizledik.

Yemeklerimi genelde annem yapıyor. Allah razı olsun. Annem bu dönemde en büyük destekçim!

Annem, Deniz ve Barış'la oyunlar da oynuyor elinden geldiğince.
Kimi zaman, odasına götürüyor onları, orada kendi kendilerine takılıyorlar. Sohbet ediyorlar, oyuncaklarla oynuyor ve annemin yatağında zıplıyorlar.
Kimi zaman annem oğullarıma kitap okuyor,
pencereden baktırıp dışarıda olup bitenler hakkında konuşuyorlar, Barış kuşları izlemeye bayılıyor. Karşı komşumun yetişkin oğlu var, adı Kartal. Deniz Kartaaaaalll diye bağırdıkça Barış da Ka Kaaaa diye sesleniyor. Çok komik oluyor!
Bir de annemin oğullarımla oynadığı Kaptancılık oyunu var! Annem kaptan oluyor, Deniz kaptan yardımcısı, Barış da miço! Gemi mi.. O da Barış'ın yatağı oluyor. Epeyce oynuyorlar kendi aralarında. Annem yatağın yanında duran sandalyeye oturuyor ve ara sıra yatağı sallıyor dalga yaratıyor :))
Bazen anneannesi ile saymaca oynuyor Deniz. Bu, Deniz'in bulduğu bir oyun. Anneanne, seninle balıkları sayalım mı diyor, sayalım diyor anneannesi ve bildikleri balıkları tek tek sayıyorlar. Ara sıra biz de katkıda bulunuyoruz farklı türlere ilişkin olarak... İnternetten değişik balıkları gösteriyoruz. Deniz, denizde yaşayan canlılara büyük ilgi duyuyor.

Bu saymaca oyununda her şey sayılabiliyor. Mesela Deniz Baran, hayali ailesini sayıyor! Gizem, Berk, Emre Deniz'in çocukları, İsimsiz ve İnci de bebekleriymiş! İpek de karısı!  Bazen annemin arkadaşlarını saydırıyor Deniz, bazen kendi arkadaşlarını...

Barış şu dönemde dans etmeye çok hevesli. Duyduğu her müziğe eşlik ediyor. Çok sevimli oluyor, tutup öpüyorum. Artık öptürmekten Barış da hoşlanmıyor (Bu benim kaderim miiii) Ara sıra müzik açıp oğullarımın oynamasını izliyoruz. Barış, eşyalara vurarak ritm tutuyor.

Kimi zaman önlerine mandalları döküyorum. Mandalları oraya buraya, birbirine tutturuyorlar ya da damacanaya vb. bir yerlere atıyorlar, bir süre oyalanıyorlar ben yatarken.

Deniz Baran kendiliğinden üst giysilerini giymeyi öğrenmiş! Bize bir gün şak diye gösterdi. Bu konuda özel bir çaba sarfetmedim. Şaşırdık ve çok sevindik.

Günler birbirini kovalıyor. Güzel bir bahar, evde böyle geçiyor...


Not: Bugün cesarete geldim, yaprak sarması ve revani yaptım. Bir ara tarifini yazarım. Acayip sevindim...






2 yorum:

  1. Çok geçmiş olsun ameliyatınız için ... sağlık sorunu harici çok güzel bir post olmuş .Ellerinize sağlık. Denizinde barışında yaptıklarını o kadar güzel anlatmışsınız ki gözümün önünde canlandılar sanki :)) Kitapları sevmeleri , sorumluluk almaya çalışmaları çok çok hoşuma gitti .Hele denizin tv ye yeter demesine bayıldım :)) Maşallah her ikisine 41 kere. Size de çok geçmiş olsun .En kısa zamanda atlatırsınız inşallah.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok teşekkür ederim yorumunuz için. mutlu ettiniz beni.

      Sil