Sayfalar

29 Haziran 2013 Cumartesi

Evadan Tak Çıkar Oyuncak Yapımı

Çocuğumla Evdeyim facebook sayfasından gördüğüm bir etkinliği yaptım bugün. Eva tabakalarım vardı. Hepsine bir şablonla daireler çizdim, dört tarafına çentikler attım. Önce kocamla ben oynadık, beğendik. sonra da Deniz Baran'ın önüne koydum. Sevdik, beğendik. Tavsiye ederiz.











28 Haziran 2013 Cuma

Doğum Günü Hediyem : Balkonda Havuz Sefası

27.06.2013

Bugün benim doğum günüm. Kendime doğum günü hediyesi vereyim dedim. Geçen ay aldığımız şişme havuzu şişirip oğullarımın neşe ile oynamasını seyretmek istedim. Balkonumu güzelce temizledim, kocam havalı naylonumuz vardı kenarda, onu balkon parmaklıklarına yapıştırdı ki sular aşağı akmasın, komşular ve yoldan geçen vatandaşlar rahatsız olmasın diye.

Deniz Baran boya kalemleri Ankara'da kaldığı için pek bir mutsuzdu. Neden Ankara'da kaldığı meselesini ayrı bir yazıda anlatabilirim, anlatmayabilirim, bilemiyorum...

Dedim ki sana acayip güzel bir sürprizim var. Nedir dedi. Balkonda mı oturacağız dedi. Balkona çıkacağız ama oturmayacağız dedim. Anlamadı, yüzüme baktı, şişme havuzu çıkaracağım dedim. Yaşaaaa dedi. Başladım pompa ile şişirmeyeeee... Daha içini doldurmadan bizimkiler girdi içine.

Damacanalarım vardı kenarda. Ilık suyla doldurdum, kocam taşıdı. Tam 80 litre su aldı bizim havuz. Daha 20 litre koysak da olurdu yani!

Ay bizimkilerde bi keyif bir keyif! Kahkaha, oyun, mutluluk gırlaaa!

Barış Çağan sürekli içine girip dışına çıktı havuzun. Bir iki kere düştü! Önemli bir şey olmadı şükür. Dedim bir daha çıkarsan alıcam seni artık. Gözüme baktı geri geri yürüyüp ayağını havuza attı ve ı ıh dedi! Her lafı anlıyor artık :))


Deniz Baran benim o lafımdan sonra "ben hiç çıkmıycam, gece bile burda kalıcam" dedi.

İşte eğlecemizden kareler....




Onları izlemek büyük keyif! Benim için harika bir hediye oldu oğullarımın mutluluğu :)

19 Haziran 2013 Çarşamba

Gelişim Aşamalarımız

Kışın hastalıklar, yaz geleliberi de dışarı çıkmalar derken blogum biraz bakımsız mı kaldı ne?

Neler yapıyoruz kısaca söz edeyim:

- Barış'ımdaki gelişmeleri sevinçle takip ediyoruz. Her şeyi soruyor bu aralar Bu, bu bu buuuuuuuu... Her şeyi merak ediyor.

Fav fav (hav hav - köpek)
Ditti (duruma göre bitti veya gitti yerine kullanılıyor)
Anne, baba aniii (abi) sıkça kullandığımız kelimeler.
Her oyuncak hayvanı, her şeyi aslında tek tek soruyor, defalarca soruyor, bıkmadan cevaplıyorum. Hepsini beynine kodluyor anladığımız kadarıyla. Bazen tak diye bir kelime söylüyor, şaşırıyoruz. Uzun bir süre bu kelimenin tekrarını yapmıyor ama olsun. Yazın sonunda cümle kurabileceğini düşünüyorum. Belli de olmaz bu işler ama öyle öngörüyorum diyelim.

- Deniz'imdeki bazı değişimleri endişe ile karşılıyorum. Acaba yeterli olacak mıyım edişesi... Deniz'im bu aralar "ölüm" konusunda sorular soruyor.
"Anne, baba ölüm herkes için var mıdır?" dedi bu akşam. Vardır dedik.
"Kimler öldü peki?" dedi. Benim babaannem, dedelerim, anneannem öldü dedim. Atatürk, Che Guevara (direklere Che'nin resimleri yapıştırılmış, bu kim diye sordu, sorusunun üstüne ölüm konusu açıldı) öldü mesela dedi babası.
Bu soruyu bekliyordum, doğal, yalansız, sakince anlatmayı tercih ettim. Sorduğu kadarını cevapladık, ayrıntıya girmedik. Çok üzüldü gene de!
Babasına "baba ölürken insanın canı acır mı" diye sordu. Babası da "acımaz" dedi. "Yaaaa ama vücuduna ok girerse acıııırrr" dedi.
Bu mesele bizi daha çook meşgul edecek anlaşılan.

Evvelce başladığımız ama sürekli kesintiye uğrayan yürüyüşlerimize devam ediyoruz. Çok yorucu ama kesinlikle keyifli! Bu akşam çocukları yürüyüş arasında parka götürdük. Hani şu çevirmeli kolu vardır, adam çevirdikça salıncaklar döner ya, dönme dolap diyor bizimkiler ona, hem Deniz hem Barış bu akşam bindiler ona. Oldukça eğlenceliydi.

Ara sıra mahallemizdeki parka götürüyorum, ara sıra evde etkinlik yaptırıyorum, çoğunlukla kendi hallerine bırakıyorum oyunlar oynuyorlar birlikte ve ayrı ayrı. Evim her zamanki gibi darmadağınık. Takmıyormuş gibi yapıyorum zaman zaman. Bazen de gerçekten takmıyorum. Ara sıra afakanlar basıyor, her yeri düzenliyorum, yarım saat içinde eski haline çeviriyor oğluşlarım!

Bu düzen böyle sürer gider sanırım. Ben 3 erkekle başa çıkmayı hayallerim arasına bile koymamalıyım!

17 Haziran 2013 Pazartesi

Zor Haftasonu : Lenf Bezi Şişliği

Deniz Baran hafif bir soğukalgınlığı geçiriyordu. Doğal tedavi yöntemleri arıyordum onun için. Takip ettiğim bir blogtan çin çayı öğrendim ve onu içirdim. Öptüm, okşadım, kokladım, uyutmak için sarıldım. O da ne?! Kulak arkasında nohut büyüklüğünde bir şişlik! Elledim, sert. Ağrıyor mu dedim, önce hayır dedi, sonra evet dedi. Tümden soydum. Her yerini, kafasını, ensesini, sırtını, bacaklarını muayene ettim kendimce. Başka bir yerinde şişliğe ya da morluğa çok şükür ki rastlamadım.(bu tarz belirtiler ciddi endişe verici ve derhal sağlık kuruluşuna başvuru şart)

Sarıldım sımsıkı. Giydirdim ve uyuttum. (normalde öğle uykusu uyumaması için anlaşmıştık ama vücudunda kırıklık olunca daha çabuk iyileşmesi için uyumaya ikna ettim)

Akşam kocam geldi. Gelir gelmez durumu anlattım. Daha önce rastladın mı ilk mi dedi. İlk kez dedim. Hemen hazırlandık ve Egepol Hastanesi'ne gittik. Gece 23:00'e kadar çocuk poliklinik hizmetleri devam ediyor. Benim gibi kocası yoğun çalışan 2 çocuklu bir anne için geç vakte kadar poliklinik hizmeti olması ideal! Doktorumuz Deniz'in geçirdiği enfeksiyon nedeniyle bu tarz lenf bezi şişlikleri olabileceğini söyledi. Korkulacak bir şişlik gibi görünmediğini gerekli tüm tetkikleri yapacağını söyledi. Ayrıntılı karın ve boğaz ultrasonu ile ayrıntılı kan tahlilleri ile boğaz kültürü istedi. Hemen endişe etmeyin, kötü şeyler düşünmeyin dedi. Sanki vurmuş gibi de görünüyor dedi. Çok şükür Ya Rabbim dedim. Ben öyle deyince Deniz Baran hemen besmele çekip Kevser suresini okudu! Çok hoşuma gitti. Doktorumuz lenf bezlerinde iki nohut  ya da ceviz büyüklüğündeki şişliklerin ya da sık tekrarlayan, geçmeyen şişliklerin endişe verici olduğunu ve biyopsi yapılması gerektiğini belirtti. Bizim gibi daha küçük boyutlu şişlikler için biyopsiye gerek olmadığını söyledi.

Boğaz kültürünü hemen aldılar. Kan tahlili ve ultrason için ertesi sabah (cumartesi sabahı) bekledik. Sabaha kadar doğru dürüst uyumadım. Sabah kan verdik, biraz ağlamalı oldu ama ben soğutucu sprey kullandım, canının fazla yandığını düşünmüyorum. Sadece canı sıkıldı ve korktu kanımca. Radyoloji uzmanı, ultrasonu çekerken kulak arkasında, boynunda birkaç tane lenf nodları tespit etti. Endişe ile bekledim ultrason çekiminin bitmesini. Uzman doktor, çekim bitince bana döndü ve sakin bir sesle "yok bir şey" dedi! İşte o an üstümden büyük bir yük kalktı.

Bu sabah (pazartesi) doktorumuza sonuçları gösterdik, kan tahlilleri, ultrason, boğaz kültürü dahil tüm sonuçları değerlendirdi ve oğlumun sağlıklı olduğunu, şişliğin inmeye başladığını söyledi. Maşallah! Çok şükür! O kadar diyim.

Bu arada şişlik artarsa ya da sönüp tekrar çıkarsa, ceviz büyüklüğünde bir şişlik oluşursa, biyopsi gerekebilirmiş, kan tahlilleri her zaman en doğru sonucu vermezmiş. İnşallah bunlar olmayacak, iyi düşünüyorum ama gözm de Deniz'imin üstünde.

Zor bir haftasonu idi ama bu kadarla kaldı çok şükür.

Rabbim evlatla sınamasın, sınadıklarına da acil şifalar ve sabırlar versin.

Not: Deniz'imin lenf bezindeki şişlik kayboldu. Çok şükür! (04.07.2013)

14 Haziran 2013 Cuma

Deliklere ponpon atmaca, Köpük tabağa kürdan saplamaca, Strafor şekillere sayı çubuğu batırmaca

 Kutuda meyveler vardır, birde üstünde meyve hava alsın diye delikleri... İşte o kutuyu atmadım, Barış'ın önüne koydum, bir de ponponlar verdim. Attı, baktı. Attı, "atti" dedi. Kenarda kalan bir aktivitemiz. Eklemeyi unutmuşum.

 Köpük tabaklar vardır, bilirsiniz. İçine tavuk falan koyup satarlar. Üzerinde delikleri de vardır. İşte onları aldım, yanına da kürdan koydum ve çocukların önüne bıraktım. Oldukça ilgilendiler, çalıştılar. Bu da geçmişte aynı gün yaptığımız etkinliğimiz.

Oğularım bu aktivitelerden hoşnut oldular. Tavsiye ederiz.



 Strafor şekiller almıştım bir ara. Onları ve sayı çubuklarını verdim bizimkilerin ellerine. Kirpiler yaptı Deniz. Barış ise sayı çubuğunu batırmakta zorlandı biraz. güzel bir çalışma oldu. Tavsiye ederim.
Bu çalışmalar rahatsızlığım dönemlerinde yaptığımız şeyler, o nedenle unutulup kenarda kalmışlar. Neyse ki fotoraflara bakarken buldum onları.

12 Haziran 2013 Çarşamba

Evim Sensin

Hüzünlü bir aşk hikayesi.
Özcan Deniz'in bir "A moment to remember" adlı Kore filminden uyarlayarak yönettiği ve boşrolün Fahriye Evcen ile paylaştığı bu film, geçtiğimiz sene sinemalarda en çok izlenen filmlerden biri olmuştu. Ben iki çocuklu bir kadın olarak (geçen sene oğlumla gittiğimiz animasyon film Cesur'u çıkarırsak) sinemaya gitmeyeli uzun zaman oldu. Bu filmi merak ediyordum açıkçası ama fazla da bir şey ummuyordum. Yanılmışım!

Yıllardır bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum bir duygusal filmden. Senaryoda bazı aksaklıklar olsa da o kadar kusur kadı kızında da olur diyorum. Hikayenin etkileyiciliği, aksayan yönleri unutturuyor.

Film, birbirini çok seven iki kişinin rüya gibi başlayan aşk hikayesini konu alıyor. Acaba bu güzel rüya hep böyle mi devam edecek, merak eden, izlemeyen varsa, duygusal filmlerden hoşlanıyorsanız bu film tam size göre.İzleyin!

Sıralama, Çeşit Çeşit Boyama, Kumbara

Bugün Deniz Baran anne bişeyler yapsak ya dedi. Olur dedim. Kenarda sakladığım yumurta kolisini çıkardım, tek sıra kestim. Facebook'ta Çocuğumla Evde Neler Yapabilirim grubunda görmüştüm. Nagihan hanım kızına yapmıştı bu etkinliği. Biz de yapalım dedim. Tırtıl şeklimiz hazırdı. Boyaması için sulu boya verdim Deniz'e.

Barış'a da strafor yumurtalar verdim, yumurta kolisine dizmesi için önüne koydum.









Başta her şey yukarıdaki gibi güzeldi. Deniz suluboyasını yapıyordu, Barış da diziyordu yumurtaları. 

Sonra Barış abisinin sulu boyasına göz dikti : 















Baktı ki sulu boya gelmiyr önüne ağlamaya başladı. Ben de önüne kuru boya koydum, fayda etmedi.
Sürpriz kutusu koydum, ilgisini çekmedi.
Dur dedim başka bir şey getireyim, Barış ağlamayı koyulaştırdı


Eline verdiğim sulu boya fırçası bile ağlamasını kesmedi.
Deniz de Barış'a ne vericeksin ki dedi, sulu boyayı kapattı, sıkıldım dedi!
Ben de nasıl yaa dur bir dakika daha başlamadın bile dedim. Pastel boya istedi. tamam o zaman dedim. Aramaya başladım, pastelleri bulamadım! Bu arada Barış'ı kucağıma aldım, sakinleştirmeye çalıştım, olmadı!
Barış susmadı, Deniz de ağlamaya başladı.
Ben de ağlamaya başladım!

Sonra sustuk işte...
Deniz çalışmasını bitirdi.
Barış öğle uykusuna yattı.
Tüm bu hengameye neden olan şaheser(!) çalışmamız ise şöyle:




















Barış öğle uykusuna yatınca, pastellerimizi buldum. Deniz'e pastel boya ve boyama kitabı verdim. Bir iki sayfa pastel boyama yaptı.





















Çocuğumla Evde Neler Yapabilirim grubunda sıralama - serileme etkinliği olarak Özge hanım önermişti bu etkinliği. Yine aynı gruba üye Pınar hanım da yapmış oğlu Barış'la. Ben de örnek seriyi hazırladım, Deniz aynısını yaptı!


Sonra parmak boyası istedi Deniz benden! Ben de üşenmedim yaptım







 
Ellerimin boyası akşama kadar çıkmadı! ama renklerimiz güzel oldu. Bu tarz ev yapımı parmak boyası ile yapılan resim kısa zamanda bozulur, çöpe atmayı unutmayın!














Barış'ım uyanınca ona da kumbara hazırladım. Plastik kapaklı bir kutum vardı. Onu kestim, içine kağıt mendil ve tangram şekillerini atmasını istedim. Kimi zaman attı, ara sıra da zor geldi öyle atması, kapağını çıkardı ve doldurdu içine. Deniz ben de gelebilir miyim dedi, tabii dedim. Koca danam da attı kumbaraya şekilleri.



Ağlamasıyla, çalışmasıyla, eğlenmesiyle bir gün daha böyle geçti!
Kesin kararlar verildi, Barış uyanıkken abiye özel etkinlik ya - pıl - ma - ya - cak!



11 Haziran 2013 Salı

Senelik Ritülemiz : Sasalı Doğal Yaşam Parkı

Aile dostlarımızı da alarak 09.06.2013 pazar günü Sasalı Doğal Yaşam Parkı'na gittik.

Özetlemem gerekirse, çok güzeldi!

Barış tahmin etmediğim bir şekilde ilgiliydi hayvanalra karşı! En çok kuşlar, kaplumbağa ve balıklar dikkatini çekti.

Deniz ve Toprak, bir ara sırtlanların olduğu yerde cam izleme bölümünün önüne oturdular veeee sırtlan onları yemeğe geldi! Sonra camı ve bizi farketti ve geri döndü! Biz çok şaşırdık ama çocukların arkası dönüktü, ruhları bile duymadı bu anlık olaydan.

Sasalı'yı acayip seviyoruz, her sene gitmek bize çok iyi geliyor. Biz de çocuklar kadar çok eğleniyoruz. Kesinlikle tavsiye ederiz. Çocuklar vahşi hayvanları yakından izliyorlar, bu onlar için hem eğlendirici hem öğretici bir aktivite.





Barış ilgisini çeken bir papağanı soruyor



İzmir Bebek



üç kafadar

sırtlan oüluşları yemekten vazgeçmiş dönüyor, gelişini çekemedik şaşaladık kaldık







7 Haziran 2013 Cuma

Meraklı Minik Mayıs ve Haziran 2013 sayıları

Meraklı Minik dergimiz bir aksilikten dolayı mayıs ayının sonunda geldi. Sağlık olsun.

Mayıs sayısının konusu dinozorlar, haziran konusu ise meyve - sebze hasat meseleleri idi.

Dün Deniz ile anlaşma yaptık. Anlaşmanın sonunda "annemi ikna ettim" diye bizimki evin içinde dans etti. Anlaşmamız gereği, Deniz bundan böyle öle uykusu uyumayacak ama gece erken yatacak! Dün gece bu nedenle 21:00'de yattı oğluşlar ama bir şeyi unutmuşum, Barış'ım 10 saat uyuyunca bağlasan uyumaz daha! O nedenle bu sabah 7'de zırt diye uyandı Barış. Ben de bu kadar erken uyanmasın diye bu gece 22'ye çektim uyku saatini. Hadi bakalım, yeni bir dönem başlıyor!

Barış öğle uykusuna yatınca, Deniz'le rahat rahat aktivite yapabildik. Barış tüm aktiviteleri dağıtıyor çünkü. Ne yapalım, ona uygun şeyler de koyuyorum ama o ille de abisininkilere bulaşıyor. Deniz'e haksızlık oluyor bu sefer. Bu yeni düzen daha adil olacak aslında.

Dün Deniz öğle uykusuna yatmadı, birlikte fazla bir şey yapamadık, o kendi kendine oynadı. Ben son ana kadar onu uyutmanın derdindeydim. Olmadı, sonunda uyutmamaya ikna oldum!

Bugün daha programlıydım. Çocukların ikisi de ayaktayken ben ortalığı toparladım, sil süpür işte öyle gıcık ev işleri.

Barış uyuyunca Meraklı Minik dergimizi çıkardım. Mayıs sayısını iki gün önce işlemiştik. Bugün de Haziran sayısını inceledik. Çoook sevdik!

Dergide şeftali - incir hasat oyunu vardı, Deniz kazandı!
Bahçe maketi vardı. Ben kurdum, Deniz hayali oyunlar kurdu ve epeyce oynadı.
Eşleştirme kartları vardı. Onlarla oynadık. Barış uyanınca ona da kelime kartı olarak oyun kurdum, çoook ilgilendi. Hepsini tek tek "bu,bu buuuuuuuuuuu" diye sordu. Barış son zamanlarda konuşmaya çok istekli Maşallah!

Çok verimli geçti bu öğle çalışmamız.

Akşamdan sonra da örüntü blokları çalışmamızı yaptık.

Yarın anneannemize gideceğiz nasipse. Yanımıza örüntü bloklarımızı da almak istiyor Deniz Baran. Hadi bakalım...