Sayfalar

19 Haziran 2013 Çarşamba

Gelişim Aşamalarımız

Kışın hastalıklar, yaz geleliberi de dışarı çıkmalar derken blogum biraz bakımsız mı kaldı ne?

Neler yapıyoruz kısaca söz edeyim:

- Barış'ımdaki gelişmeleri sevinçle takip ediyoruz. Her şeyi soruyor bu aralar Bu, bu bu buuuuuuuu... Her şeyi merak ediyor.

Fav fav (hav hav - köpek)
Ditti (duruma göre bitti veya gitti yerine kullanılıyor)
Anne, baba aniii (abi) sıkça kullandığımız kelimeler.
Her oyuncak hayvanı, her şeyi aslında tek tek soruyor, defalarca soruyor, bıkmadan cevaplıyorum. Hepsini beynine kodluyor anladığımız kadarıyla. Bazen tak diye bir kelime söylüyor, şaşırıyoruz. Uzun bir süre bu kelimenin tekrarını yapmıyor ama olsun. Yazın sonunda cümle kurabileceğini düşünüyorum. Belli de olmaz bu işler ama öyle öngörüyorum diyelim.

- Deniz'imdeki bazı değişimleri endişe ile karşılıyorum. Acaba yeterli olacak mıyım edişesi... Deniz'im bu aralar "ölüm" konusunda sorular soruyor.
"Anne, baba ölüm herkes için var mıdır?" dedi bu akşam. Vardır dedik.
"Kimler öldü peki?" dedi. Benim babaannem, dedelerim, anneannem öldü dedim. Atatürk, Che Guevara (direklere Che'nin resimleri yapıştırılmış, bu kim diye sordu, sorusunun üstüne ölüm konusu açıldı) öldü mesela dedi babası.
Bu soruyu bekliyordum, doğal, yalansız, sakince anlatmayı tercih ettim. Sorduğu kadarını cevapladık, ayrıntıya girmedik. Çok üzüldü gene de!
Babasına "baba ölürken insanın canı acır mı" diye sordu. Babası da "acımaz" dedi. "Yaaaa ama vücuduna ok girerse acıııırrr" dedi.
Bu mesele bizi daha çook meşgul edecek anlaşılan.

Evvelce başladığımız ama sürekli kesintiye uğrayan yürüyüşlerimize devam ediyoruz. Çok yorucu ama kesinlikle keyifli! Bu akşam çocukları yürüyüş arasında parka götürdük. Hani şu çevirmeli kolu vardır, adam çevirdikça salıncaklar döner ya, dönme dolap diyor bizimkiler ona, hem Deniz hem Barış bu akşam bindiler ona. Oldukça eğlenceliydi.

Ara sıra mahallemizdeki parka götürüyorum, ara sıra evde etkinlik yaptırıyorum, çoğunlukla kendi hallerine bırakıyorum oyunlar oynuyorlar birlikte ve ayrı ayrı. Evim her zamanki gibi darmadağınık. Takmıyormuş gibi yapıyorum zaman zaman. Bazen de gerçekten takmıyorum. Ara sıra afakanlar basıyor, her yeri düzenliyorum, yarım saat içinde eski haline çeviriyor oğluşlarım!

Bu düzen böyle sürer gider sanırım. Ben 3 erkekle başa çıkmayı hayallerim arasına bile koymamalıyım!

2 yorum:

  1. ben 1 tane ile yorulduğumu sanıyorum, sende 2 tane var :) peki yaş araları nasıl? yani bende şu aralar 2. çocuk fikrine alıştırmaya çalışıyorum kedimi de :)Tabi yaşamadan göremeyeceğimi de biliyorum ama yinede kardeşi olsun oğlumun istiyorum, hemde çok geçmeden.Şu an 2,5 yaşında yani en iyi ihtimalle 3,5 yaş araları olur diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. 2 çocuk çok yorucu. Özellikle de ilk 1 sene küçüğü fiziken, büyüğü psikolojik olarak koruma aşaması, insanın iki çocuklu yaşama alışması oldukça zor. Ama zamanla alışıyor insan zorluklara. Benimkilerin arası 27 ay. İkinci çocuk düşünüyorsanız arayı fazla açmayın derim. Zira bebek bakımındaki pratikliği insan çok çabuk kaybediyor. Yaşamadan bilinmez, haklısınız. Sevgiler.

      Sil