Sayfalar

30 Kasım 2013 Cumartesi

Kaka Meseleleri!

Dün Deniz Baranın okuluna takvim çekimlerine gittik. Sonra da hastaneye... Deniz Baran'ın kontrolü vardı.
Doktorumuz, artık iyileşmiş ama kaka tahlilini görelim dedi.
İyileştiğini duyunca acayip sevindim!

Kabımızı aldık, beklemeye başladık!
Bu arada kocam aşırı ve de taşırı yoğun olduğu için ben iki oğlumla tek başıma gittim hastaneye! Aman bana Maşallah!

Bekleme salonunda oturup kakayı beklemeye başladık.
Bekle Allah gelmez kaka!
Oğlum diyorum kakaya odaklan! Odaklanmak ne demek diyor haklı olarak çocuk. Sadece kakayı düşün, kakam gelsin kakam gelsin diye içinden söyle diyorum. O da diyor yok ben dışımdan söyleyim! İyi söyle ne yapayım yeter ki gelsin diyorum.

Aldım bir iki poğaça meyve suyu. Dedim ye de gelsin kakan! Tamam dedi. Çok geçmeden mutlu haber geldi! Anneeee, kakam geldiii! Bu duyduğum en güzel haber! Aynı sözü sofradayken söylediğinde bu denli mutlu olduğumu söyleyemeyeceğim! Neyse, görevli hastane personeli bizi tanıyor artık iyice, Barış'a bakarak oldular da ben de kaptığım gibi Deniz'i koştum tuvalete.

Ay aman anne kabı bana değdirme, değdirince kaçıyor kakam derken ederken dur aman bi dakka offff! Kaçtı kaka tuvalete! Ay nasıl kaçırırım yaa çocuğum haydi bir daha yap noluuurr! Yok ki bitti kakam!

Haydaaaaa! Nolacak şimdiii?! Üzüntü ve muz kabuğu! Ehh bekleyeceğiz mecburen!

Bu arada yanlış bir sinyal daha geldi! Koştuk tuvalete, olmadı! Barış'a seslendim haydi gel biz tuvaletteyiz diye, ı ıh dedi sonra arkamızdan bastı yaygarayı! Tam bir delilik hali!

Hazır beklerken ben de kendime tahlil yaptırayım dedim. Barış'ı doğurduğumda oğluşumun topuk kanında tsh değerleri yüksek çıkmıştı. Hatta ultrason çektirdiğimizde hipoekoik solid nodül var dedilerdi de hayatım film şeridi gibi gözlerimin önünden geçtiydi! Düzenli aralıklarla kan tahlilleri yaptırmıştık ve hepsinde tsh değerleri normal çıkmıştı, hal böyle olunca anneden gelen bir sorun olabilir, aman ihmal etmeyin kendinizi demişlerdi taaa 22 ay önce! Ben de anca fırsat buldum, kan tahlili yaptırayım dedim. Uzattım kolumu!

Deniz ağlar, Barış ağlar! Deniz neden ağlıyorsun oğlum sana bir şey yapmayacaklar! Ama anne seni delicekler! yahu delsinler minicik bir şey, sana ne kiii! Yook anne delmesinler! Hadi gidelim hadi gidelim! Barış da abisi ağladığı için ağlar! O sırada görevli personel açlık şekeri de istemiş doktorunuz aç mısınız dedi. Kahvaltı ettim dedim. Şekerim yüksek çıkarmış, doğru sonucu alamazmışız! Yarın sabah aç gelebilir misiniz dedi, ay aman canıma minnet! Miiis gibi oldu bu! Kabımızı, tüplerimizi aldık, eyvallah dedik, yola revan olduk!

Deniz dedi eve gitmeyelim, Barış dedi paaaka paakaa!
Dedim tamam hadi binelim otobüse, Bahçelievler parkına gidelim!

Yolda Barış uyudu, Deniz uyudu! E ne anladım ben bu işten?
İneceğimiz durağa gelince haydi dedim Deniz'im uyan! Sırtımda çanta, kucağımda Barış, Deniz kolumdan tutar, aman bi koşuşum var kiii... Off yani! Bu sırada dizimde bir yaşlık hissetmekteyim, rüzgar estikçe efil efil geliyor! Baktım bir benzinci. Ayy bi sevindim! Dedim bebek alt değiştirme ünitesi var mı? O ne ki diye baktı bana görevli arkadaş sonra da yok ama arka tarafta masamız var dedi. Arka tarafa gittim, masada 7-8 erkek oturuyor. Hepsini nasıl kaldırayım? Parka gittik, Barış'ımı banka uzattım, üstünde parkası, hemen altını değiştirdim, içlik, kazak, pantolonu hazır etti ve 2 dakika içinde çocuğu tepeden tırnağa parkasının içinde değiştirdim. Ama bu iş anlattığım kadar kolay olmadı, zira yan bankta oturan yurdum teyzeleri senin evin yok mu, çocuk üşüyecek, yazık değil mi diye klasik söylemlerine başladılar! Dedim canım burnumda zaten azıcık hak verin! Elbette bu sözüm işe yaramadı! Onlar söylenmeye devam ederken ben de sesli sesli la havle çektim! Sonra da çocuklarla birlikte kuşlara yem attık. Parkta biraz oynadılar ama orayı pek sevmediler. Huzursuzluk çıkardılar. Ben de topladım tası tarağı eve gittim.

Ne gerek vardı ki o yorgunlukla parka gitmeye?! Hadi kırmayım çocukları dedim ama saçma sapan bişey oldu doğrusu!

Bu sabah Deniz kakasını yapınca doğruca tahlile götürdüm, kendim de verdim kanımı. Pazartesi çıkacakmış benim sonuçlar. Deniz'in temiz çıktı. Biz de kutlamak için Nuh'un Gemisi Çocuk Oyun Parkı'na götürdük onları. O da başka yazımda.

takvim çekimi sonrası oğluşlarımın fotosunu çektim.


Haydi bana eyvallah.





hastaneden çıkınca parka gittik, eğleniriz dedik ama çok huysuzlardı! burnumdan getirdiler!



28 Kasım 2013 Perşembe

Gerginim

Bugün biraz gerginim.
Deniz Baran'ın ilacını dün bıraktık, içirmedik.
Bugn de ilaç içirmiyoruz.
Yarın tahlil için randevu aldım. Hastaneye gideceğiz...
Gerginim!
Şifa bulmasını can-ı gönülden diliyorum!
Tüm hastaların şifa bulmasını da diliyorum.
İçim ezik ezik.
Sabah kakası biraz kötüydü. Kuruntum mu yoksa gerçekten iyileşmedi mi bilmiyorum!
Bu beklemek beni gerçekten eritiyor.

22 Kasım 2013 Cuma

Deniz Canlıları

Geçenlerde çeşit çeşit balık şekilleri olan bir şablon almıştım. Fırsat buldukça balık şekillerini eva tabakalara çizip kestim. İki takım olunca tamamdır dedim.

Yapışkanlı kağıt da almıştım.
Mavi pastel boya ile hafiften boyadım, ki yapışkanlığı gitmesin.

Yapışkanlı kağıtları masaya bantladım, sabitledim.

Çocukların önüne balıkları koydum.

Çooooooooooookkk eğlendiler!





Kar Yaptık

Bu faaliyeti facebooktaki Çocuğumla Evde Neler Yapabilirim grubunda bir anne yapmıştı. Çok sevdik, biz de yaptık. Kim olduğunu hatırlamıyorum ama çok teşekkür ederim buradan!

Malzemeler çok basit.
Bolca karbonat (kilosu 3,5 lira) ve tıraş köpüğü. Ben BİM'den aldım, oldukça ucuz.

İkisini göz ve el kararı karıştırdım.
Barış önce ellemek istemedi, zorlamadım. Abisi içine şirinler figürleri koydu, kardan kurtardık onları. Barış'ın çooooooooookkk hoşuna gitti Anne kutadım diye diye her figür gelip bana gösterdi. Tavsiye ederiz çok sevdik çok eğlendik.



21 Kasım 2013 Perşembe

Artık Başka Biriyim...

Artık başka biriyim.
Belki de aynıyım bilemiyorum.


Yüreğimin sesini dinledim.
Özümü buldum.

Mutluyum.
Sık sık ağlamaklı oluyorum.
Sık sık gülümsüyorum.
İçim ferahlıyor, hafifliyorum.
Başka bir gözle görüyorum sanki dünyayı.
İşte bu benim diyorum.

Bazı kararlar aldım, uzun zamandır kalbimden geçiyordu ama bir türlü yapmak istediğim şeyi yapamıyordum. Hayat telaşına kaptırmıştım kendimi. Sonra her şey biranda oldu. Bunda yaşadığımız sıkıntıların büyük etkisi oldu. İnsan bir çıkar yol arıyor. Debelenip duruyor bir sürü olumsuzluğun orta yerinde. Sonra... Her şeyin düzeleceğine dair o inanç, dua...

Daha fazla anlatsam mı bilemedim.

Gizli mi kalmalı aşikar mı bilemedim.

Ben benim işte. Daha mutlu bir ben var bende benden içeri! Hayatımızı birçok yönüyle anlatmaya, paylaşmaya çalıştığım bu güncede, buna da yer vermek istedim.


Hayat güzel!

Çok şükür!

Hastalıkta sona doğru... İnşallah!

Bugün güzel bir gün.Çok şükür bu günümü veren Rabbime!

Dün hastaneye gittik. Bir gün öncesinde Deniz Baran'ın kakasında yine bir kese (amipal dizanteri vakası nedeniyle tedavi görüyoruz)gördüm.Her şey çok güzel giderken böyle bir başa dönüş beklemiyordum. Dünya başıma yıkıldı desem yeridir. Doktoru aradım, bizi hemen DEÜ'ye sevkedeceğini, 10 gün orada yatabileceğimizi söyledi. Ne kadar üzüldüğümü anlatamam. Anneyim, parça parça bölündüm!

Dün hastaneye gittik apartopar. Gaita testi yaptırdık. Temiz çıktı! Çok şükür. Ama her seferinde amip çıkmayabilir dedi doktorumuz. Şüphelendiğin durumda kakayı al ve hemen hastaneye getir dedi.

Testin temiz çıkması beni çok çok çok mutlu etti. Tarifi imkansız. Çok çok çok şükrettim.

Son br hafta daha antibiyotik kullanacağız. Sonrasında hastalığın tam olarak kazınıp kazınmadığını anlamak için ileri tetkikler yaptırmak üzere DEÜ'ye gideceğiz nasipse.

Bugün birkaç faaliyet yaptık, onu başka yazımda anlatırım.

19 Kasım 2013 Salı

Kekelemeye Çalışma!

Kekeleme bir rahatsızlık ve bildiğim kadarıyla iyileşebilen bir konuşma bozukluğu. Çok şükür ki çocuklarımda böyle bir rahatsızlık yok!(?) Ama böyle giderse Deniz Baran kekeleyecek sanırım!

Deniz Baran'ın anaokulunda sınıf arkadaşlarından biri kekeliyor. Deniz Baran o arkadaşını çok seviyor ve onun gibi konuşmaya çalışıyor. Defalarca böyle konuşamaması yönünde onu uyarıyorum. Her seferinde off tamam yaaa tamam diyerek normal konuşmaya başlıyor ama bu kekeleme çabaları artık benim sinirimi bozmaya başladı!

Offfff yaniii cidden bu çocuk yetiştirme meselesi çok zor arkadaş!

18 Kasım 2013 Pazartesi

Ev Yapımı Kakaolu Süt Reçeli

Evde sarelle yaptım miisssss! Katkısız, koruyucusuz. Tarifi nefis yemek tariflerinen almıştım. Süt reçeli. 
1 litre süte 1 su barağı şeker koyuyoruz, şeker eriyene kadar karıştırıyoruz. 
Kaynayınca 1 silme çay kaşığı kabartma tozu ekliyoruz. Biraz kabarabilir, derin tencere kullanıyoruz bu nedenle.
Ara ara karıştırıyoruz, 45 dakika kadar kaynıyor. Sonlara doğru boza kıvamını almaya başlayınca srekli karıştırıyoruz ki dibi tutmasın. Bu şekilde cam kaseye koyarsak süt reçeli olur. Ben içine 80 grlık bir paket bitter çikolata koyuyorum. Sıcak sıcak karıştırıyorum. Tamamen eriyor, önce dışarıda bekletiyorum, soğuyunca buzdolabına kaldırıyorum. 


Sabaha oğullarım için bir kase sarelle hazııırrrr. Afiyet olsun!




14 Kasım 2013 Perşembe

Renk Eşleştirme

Barış'ıma renkleri öğretmek için bir aktivite hazırladım. Benzer çalımalar çok yapıldı. Ben de bu etkinliği atlamak istemedim. Barış'ım ara ara karıştırsa da severek yaptı. O başardıkça Deniz ve ben alkışladık.

Hazırlamasını Deniz'le birlikte yaptık.

İki parça düz karton
1 paket elişi kağıdı (10 renk)
Daire kalıbı için iç içe geçen kovalardan bir adet
Maket bıçağı, stick yapıştırıcı, makas, perde çobanı

Kartonlardan birine 10 daire çizip çıkardım.
Elişi kağıtlarının her birine aynı kalıpla 3'er daire çizdim.
Çıkardıım dairelere önlü arkalı elişi kağıdı yapıştırdım.
Kartonları üst üste yapıştırıp kalan son elişi daireleri boşluklara yapıştırdım.
Önlü arkalı elişi kağıdı yapıştırılan dairelerin ortasını çöpşişle deldim ve perde çobanlarını taktım.

Yapıştırma işinde Deniz Baran yardımcı oldu.

Barış uyanınca eşleştirme çalışmasını iki kardeş güzelce oynadı.

İşte çalışmamızdan resimler...









13 Kasım 2013 Çarşamba

Suya düşen...

Sen ne kadar plan yaparsan yap, kader bildiğini okur. Neler hazırlar insana neler neler...

Plan şuydu : Deniz Baran anaokuluna gidecek, annem Barış Çağan'a bakacak. Ben de iş yaşamına döneceğim.

Ama olmadı... Annem diz ameliyatından sonra günlük yaşamına hala dönemedi. Kendi işini görüyor ama ağrıları geçmiş değil.

Deniz Baran anaokuluna başladı başlamasına ya, şu dizanteri meselesi çıktı. Kasım sonuna kadar raporlu oğluşum. 2 haftadır antibiyotik tedavisi görüyor ve hala günde 5-6 kere kaka yapıyor. Düzelemedi bir türlü. 1 hafta daha antibiyotik kullandıktan sonra 1 hafta ara verip DEÜ'ye gideceğiz. Endişeliyim. İnşallah her şey yolunda gider.

Ben de elbette çalışamıyorum. Oğullarım iyi olsunlar da... Ben bir süre daha çalışmayıvereyim.

Hayat garip.

Rabbim beterinden korusun (ben böyle dua edince Deniz Baran veteriner dediğimi düşünüyor ve o da kötü hayvanlardan koruması için Allah'a dua ediyor.)

12 Kasım 2013 Salı

El Becerilerini Geliştirme Etkinlikleri : Makas ve Kaşık.

Bugün Barış Çağan uyuduktan sonra Deniz Baranla makasla kesme ve ardından her iki elini birden kullanmayı teşvik etmek için (evvelce face'de çocuğumla evde neler yapabilirim grubunda bir annenin yaptığı) ağaçtan kaşıkla meyve toplama faaliyeti yaptık.

Eğlendik.

Deniz Baran'ın makas kullanma konusunda biraz çalışmaya ihtiyacı var, bu nedenle her gün biraz biraz çalışıyoruz. Çizimler naçizane el ürünüm.

Resimler aşağıda...

Tavsiye ederiz. İyi çalışmalar herkesee.





Aslanlı Beyzbol Oyunu

Bu faaliyeti Kızlarımıza Hatıra'da görmüştüm. Sevgili Fatma Nur kızları için tavşanlısını hazırlamıştı. Ben de benim azmanlara aslanlı hazırladım.

Kenarda karton kolim duruyordu. Bir yüzünü turuncu fon kartonu ile kapladım. Üzerine aslan yüzü çizittirdim kendimce. Ağız kısmına diş bile yaptım :)

Bugün ortalığı toparladım, çamaşır suyu ile sıkı bir temizlik yaptım. Malum benim büyük oğlum rahatsız ve temizliğin çamaşır suyu ile yapılması elzem.

Sonra da çıkardım aslanımızı, dün aldığımız küçük topları ve bezbol sopalarını (10 küçük top ve 2 beyzbol sopasını 10 liraya aldım.).

Barış eliyle atmayı tercih etti. Deniz önce sopayla denedi, pek olmadı, o da eliyle attı. Ben de katıldım.

Oyun kısa sürdü ama eğlenceliydi. Bu oyunu sık sık çıkarıp oynayacağımızı düşünüyorum. Zira evvelce yaptığım bul tak oyununu  haftada 2 - 3 kere oynuyoruz. :)

Tavsiye ederim.

İşte resimler..

korsanmış burada

abisinin korsan olduğunu gören fındık dayanamaz, o da olur korsan.



aslanın yelelerini denizle birlikte yapıştırdık.


Şehir Gezmeleri...

Deniz Baran hastalanmadan önce çok güzel bir hafta geçirmiştik. Yazmaya hiç zamanım olmamıştı.

22 - 25 Ekim (salıdan cumaya) arasında çocuklarınızı saat 13'te alın, öğleden sonra öğretmenlerimizin mesleki eğitim seminerleri olacak dediler. Ben de öyle yaptım.

İlk gün öğle vakti hemen eve gitmek istemedim. Güneş pırıl pırıl parlıyordu. Konak'a yürüyelim mi dedim, tamam dedi benim bıdıklar. İki oğlan bir ana düştük yola. Oğlumun okulu ile Konak meydanı arası 2 durak. Minik adımlarla ulaştık meydana. Bir süre orada takıldık. Kuşlara yem attık. Meydanda saat kulesinin aldında otururken oğullarım koşturdu.










Her şey çok güzeldi. Bizimkiler eve gitmek istemedi. Birlikte vapura bindik. Barış vapurda çok korktu. Hatta o kadar ağladı ki, inmeye karar verdim. Tam inecektik, sürme iskeleyi ittiler, kaldık vapurda. Bir süre sonra oğluşum sustu. Sarıldım, yatıştırdım onu.




Doğruca Karşıyaka'ya geçtik. Hava o kadar güzeldi ki çoluk çocuk ayyakkabılarımızı çıkarıp çimlerde yürüdük.





Ben bir çay içtim. Deniz havası aldık ve aynı şekilde vapura binip Konak'a geçtik. Ben otobüse binmek için ne kadar acele etsem de nafile. Benimkiler çimlerde yuvarlanıp tepişmeye devam ettiler. Eve dönerken herkes bitkin ama mutluydu! Deniz o kadar yorulmuştu ki bir daha evin yakınındaki parka gidelim, uzağa gitmeyelim dedi.

Deniz her ne kadar bunu dese de, ikinci gün tekrar uzağa gitmek istedi. Bu kez Alsancak Limanının yanındaki parka gittik. O gün de güzel eğlendiler, fotoğraf çekmedim ama iyidi yani.

Üçüncü gün Göztepe iskelesine gittik. Deniz kenarında takıldık. Karabatak gördük, koşuşturduk. Çok eğlendik. Göztepe'de üst geçitten geçtik. Güzelyalı parkına gittik. Oğlanlar sallandı, kaydıraktan kaydı. Atıştırmalık kaju alıp yedik. Sonra da çok sancılı bir yürüyüşle otobüs durağına gittik. Eve gelene kadar canımız çıktı.













Ertesi gün evdeydik. Pazar günü Deniz Baran'ın doğum günü vardı. Birlikte Nuh'un Gemisi'ne gittik. O da başka bir yazıda..

Bu fotoğraflardan bir hafta sonra Deniz hastalandı. O zamandan beri evdeyiz.

7 Kasım 2013 Perşembe

Barış'ımın Hipoekoik Solid Nodül Meselesi ve Genel Kontroller

Uzun zamandır aklımdaydı Barış'ıma kan sayımı yaptırmak. Doktorumuz ağlarken tıkanmasının nedeninin demir eksikliği olabileceğini söyleyince, hemen testlerini yaptırdık.

Tiroid hormonlarına da baktırdı doktorumuz, kan sayımına da. Nodül için ultrason çektirdik. Sonuçları bugün gösterdik.

Tiroid hormonları gayet yerinde oğluşumun. Kanı da normal ama alt sınıra yakınmış. O nedenle tıkanıyormuş. Şurup verdi, o kadar.

Nodüle gelinceee.. Evet bir nodül var hala.Ve hala hipoekoik solid bir nodül, yani çalışmayan yapıda. Bir parça küçülme var. Ama hiiiç nazara alınacak bir nodül değil, sorun yok, korkulacak bir şey değil dedi doktorumuz. Geçen seneden beri yapılan tüm tahlillerini ve ultrasonlarını da götürdüm karşılaştırma yapabilsin diye. Doğumda tsh hormonları yüksek çıkmış dedi. Evet, sanırım benden kaynalanıyor, ben kendimi boşladım, sıra bana gelmedi daha dedim...

Şimdi sırada Barış'ımın içe basma sorununun kontrolü var. İlk fırsatta bu mesele üzerine eğilmek istiyorum.

Haydi geçmiş olsun!

6 Kasım 2013 Çarşamba

Hayat Güzel!

Karanlık gecelerden aydınlık sabahlara ulaştıran Rabbim'e hamd olsun.

Yüreğimi açıp genişleten, yaşama sevinci veren Allah'ım sana şükürler olsun.

Çocuklarım, oğullarım, aşklarım... Seviyorum len sizi!

Ne tür hastalıklardan korktuğumuzu anlatmadım hiç, anlatmayacağım, anmayacağım adlarını... O nedenle yaşadığım travmayı da anlatamam yeterince. Ama önemli değil artık hiçbir şey. Hayat güzel...

Bugün kontrollerimiz vardı. Barış Çağan'ım iyileşmiş tamamen. Boğaz enfeksiyonu gitmiş. Hırıltısı hiç kalmamış çok şükür. Kan tahlilleri yaptırdık, yarın sonuçlarını alacağız. Gerekirse demir desteği alabiliriz. Sorun değil.

Barış'ımın hipoekoik solid nodülü için de kan testleri yapıldı ve ultrasonu çekildi. Nodül yerli yerinde duruyor. Yarın kontrole götürdüğümde eski ultrasonlarını da alayım yanıma. Bu beni biraz endişelendiriyor. Bugün DEÜ'de kontrolü vardı ama abisinin rahatsızlığı nedeniyle oraya götüremedim, aynı tetkikleri Karataş Hastanesinde yaptırdım. Doktorumuz Gülcan Çelik, işinde uzman. Amerika'da tahsil yapmış. Bu bizim için büyük bir şans. Abicik iyileşsin, Barış'ımı DEÜ'ye de götüreceğim nasipse.

Deniz Baran'ımın iyileşme süreci devam ediyor. İki gecedir kesintisiz uyuyoruz çok şükür. Karın ağrıları ara ara oluyor, kakası düzelmeye başladı. Tam bir iyilik hali yok ama süreç iyi işliyor. Serum tedavimiz 3 gün daha uzatıldı. Antibiyotik tedavisi 14 gün sürecek.

Günler su gibi akacak ve oğluşum iyileşecek İnşallah.

Çaresiz değil derdimiz çok şükür.

Ne demiştim? Hah evet, hayat güüzeeeeeellllllllllllllll!!!!

Şüphe

Midem kasılıyor.
İçim bulanıyor.
Bütün hücrelerimin alev alev yandığını hissediyorum.
Parmak uçlarım acıyor.
Korkunç bir başağrısı...

Rabbim evlatla sınamasın.
Aydınlıklara kavuştursun.


Deniziiiiiiiiiiimmmmmmmmmm Baranıııııııımmmmmmmmmmmm!!!!!!!
Kuzum.....

Diye yazmıştım dün gece.

Damarlarımı hissettiğim, alev alev yandığım dün gecenin ardından aydınlık sabaha kavuşturan Rabbime hamd olsun.

Çok şükür.

Deniz'im iyileşme sürecine girdi.

Tedavimiz uzayabilir. Ama sorun değil. Umut olduğu sürece her şeyin üstesinden gelinir.

2 Kasım 2013 Cumartesi

İçimi Dökeyim...

Ben böyle bir hastalık görmedim...
Denizim eridi bitti.
Bugün dünden bir parça daha iyi. Perşembe günü 25-26 kere kaka yapmıştı. Cuma günü 10 kere kaka yaptı, cumartesiye girdiğimiz şu saatlerde umutla iyileşmesini bekliyorum.

Düzelecek.
Ama çok ağır geçiyor.

Daha kötü hastalıklar olmadığı için Allah'ıma şükürler olsun.

Off...