Sayfalar

11 Ocak 2014 Cumartesi

Okula Veda

Binbir heves, özen, masraf ile başladığımız okul maceramız, dün itibariyle son buldu.

Deniz Baran'ın hastalığından söz etmedim uzun zamandır yazmadım bloguma. Önce oradan başlayalım...

Deniz Baran'ın kaka tahlilleri DEÜ'de yapıldı. Bir tanıdık vasıtası ile DEÜ Parazitoloji Ana Bilim Dalı Başkanının odasına kadar çıktım. Yine aynı bölümdeki başka bir profesör ile daha tanıştım. İki hoca da Deniz Baran'la çok ilgilendiler Allah razı olsun. Gereken testler yapıldı, gaita tahlili ve kültürü istediler. Tahlil için örnek verirken kakanın durumundan her şeyin temiz çıkacağını anlamıştım. Beklediğim oldu ve kaka sonuçları tertemiz çıktı.

Sonuçları pediatriye gösterdim. Evvelce yapılan sonuçları da gösterdim, beni gastroenterelojiye "uzamış amip vakası" olduğundan mütevellit gönderdiler.

Sonuçları yine parazitoloji profesörüne gösterdim. O da kesinlikle amip olmadığını, olsa olsa herhangi bir besine karşı Deniz'in allerjisi olabileceğini söyledi. Zira benim kaka içinde gördüğüm sümüksü yapıların vücudun kendini korumak için geliştirebileceği salgılar olabileceğini, tıpkı burnumuzdaki sümüğün işlevi gibi aynı amaca yönelik bağırsakların bu salgıyı ürettiğini söyledi. Dahası amip kistlerinin gözle görülmediğini, benim kakada gördüğüm şeylerin tam olarak ne olduğunu merak ettiğini de söyledi. Besin allerjisi, belki de gluten allerjisi olabileceğinden bahisle gastroenterelojiye gitmemin en doğrusu olacağını söyledi.

Gastroenterelojiye gittim ve 20 Ocak için randevu aldım.

Hal böyle olunca her ne kadar pediatri doktorumuz "okuldan almayın"dese de ya amipse ve başka çocuklara da bulaşırsa endişesi kalbimi ele geçirdi.

Deniz Baran'ın okula karşı geliştirdiği tepkiye gelirsek...

Deniz Baran ilk hafta güle oynaya okula gitse de ikinci hafta kapıdan ayrılırken tabiri caizse böğürmeye başladı. Bu durum beni ziyadesiyle etkiledi ama akşam okuldan alışlarımdaki neşesi, gün içindeki hali tavrı, öğretmeninin telkinleri ile bu durumu sorun etmemeye başladım. Taa ki perşembe akşamına kadar... Perşembe akşamı Deniz Baran çok durgundu. Doğru dürüst konuşmadı, gülmedi. Bir önceki gece (kardeşi hasta olduğu için aynı odada yatırmadım onları) kalktığında yanında kimseyi bulamayınca hepiniz beni terk ettiniz kardeşim bile yanımda yok diye serzenişte bulunmuştu. Bir şeyler ters gidiyordu..

Dün sabah (cuma sabahı) Deniz Baran okula gitmemek için ağlamaya başladı. Biz de ağlamamasını söyledik. Biz bir aileyiz, konuşarak bu meseleyi halledebiliriz dedik. Okula gitmek istemiyormuş, kardeşini ve annesini özlüyormuş. "Sabah bir okula gidiyorum, akşama kadar okulda kalıyorum. Akşama kadar okulda kalmak da nedir yaa, çok uzun bir süre" dedi!

Deniz Baran tam gün anaokuluna gidiyor. Benim planım şuydu, annem diz ameliyatından sonra iyileşecek ve Barış Çağan'a bakacak, ben iş yaşamına geri döneceğim, Deniz Baran da bu nedenle tam gün anaokula gidecekti. Annem iyileşemedi. Ben gel diyemedim o geleyim demedi. Deniz Baran hastalandı. 2 ay rapor aldık. Bir türlü tam olarak salığına kavuşamadı. Kesinlikle bulaşmaz diyen doktor da yok... Ben evde kaldım, bir türlü iş yaşamına dönemedim. Deniz okula gidince kardeşiyle evde kaldım, çocuğun aklı evde kaldı. Kendini dışlanmış hissetti. Yarım gün gitseydi anaokuluna, bu mesele hiç büyümezdi eminim. Ama şartlar, istekler, planlar bu yönde değildi.

Siz plan yaparken kader gülümsermiş. Bize de aynısı oldu. Hiçbir şey planladığım gibi gitmedi. Deniz Baran'la okula yürüyerek gittik. Hala tereddütlerim vardı okul konusunda. Bana dedi ki "sen bütün gün ailenden uzakta kalsan onları özlemez miydin?" "özlerdim annecim" dedim. Dudağını büktü ve "işte ben de sizi özlüyorum öyle" dedi! Empati yapmamı istiyor çocuk! Kararımı verdim, her durumda onu çok sevdiğimi ve okula son kez götürdüğümü söyledim!

Akşam öğretmeni ile konuştum, müdür yardımcısı ile görüştüm. Amip şüphesinden söz ettim. Tam olarak iyileşmediğini ve bir dizi tetkikin bizi beklediğini anlattım. Pazartesi günü müdürümüzün beni arayacağını söyledi Yeşim hanım. Dondurma imkanım varsa bunu da değerlendirebileceğimizi söyledim. Başkasının hakkına da girmek istemem, doğrusu ne ise o yapılsın dedim...

Deniz'i okuldan aldım. Öğretmeni ile konuşurken ağladım tutamadım kendimi...

Deniz akşam eve dönüş yolunda "seçimimi yaptım ve okula gitmek istiyorum" dedi. Aslında çocuk okulu seviyor ama tüm gün olması onu üzüyor haklı olarak... Bir an başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Karne almasını bile bekleyemeden konuşma yapmıştım herkesle... Hata mı ettim, aceleci mi davrandım, çocuk okula gitmeyi istiyor. Ne olacak şimdi... Eve geldik, babasına koşarak okulu seviyorum, seçimimi yaptım ve okula gitmek istiyorum demez mi! Babası da çok üzüldü duruma! Sonra uzun uzun konuştuk eşimle. Ne kadar üzücü olursa olsun doğrusunu yaptığımızı anladık! Ya amipse ve başka çocuklara bulaşırsa.... Ya bulaşırsa ve çocuğum gibi aylar süren bir tedavi sürecine girerlerse... Ne dünyada ne ahirette bu hakkı ödeyebilir miyiz dedik...

Üzgünüm!

Çocuğum hasta olduğu için üzgünüm. Tam bir teşhis ve tedavi yapılmadığı için üzgünüm. Ama çok şükür ki çaresiz dertlere garkolmadık. Mevlam kimseyi çaresiz bırakmasın!

Binbir hevesle başladığımız okul maceramızın böyle yarım yamalak ne olduğunu anlayamadan başlamadan bitmesine üzüldüm. Hevesimin kursağımda kalmasına üzüldüm. Bir şeyi çok istersen olmuyormuş bunu öğrendim.

Çocuğumun arkadaşsız kalmasına üzüldüm. Hayali aile bu yüzden çıkmamış mıydı?! Yalnızlıktan....

Neyse işte... üzgünüm sadece...

Bunda da vardır bir hayır dedim, hayırlısını diledim.

Bu kadar.........

1 Ocak 2014 Çarşamba

Mutlu Yıllaaaarrr

2014 yılının ilk gününden merhabaaa!

Uzun uzun ne var ne yok anlatacağım daha müsait bir zamanda ama şimdilik sadece bir merhaba diyeyim dedim.

Deniz Baran'ın okulundan, yılbaşı partisinden söz edeceğim,
Deniz Baran'ın tahlillerini anlatacağım.

Barış Çağan'ın bal kaymak oluşundan söz edeceğim...

Bir de bugünden itibaren Şafi mezhebine geçtim. Hanefiliğe göre çok katı kuralları var ama kolaylıkları da var. İşte böyleee...

Haa bu arada bir klasik daha gerçekleşti ve milli piyango biletime amorti bile isabet etmedi. Hayatımıza kaldığımız yerden  devam edeceğiz yani :)