Sayfalar

26 Şubat 2014 Çarşamba

Akıp Giden Hayata Dair...

Uzun zamandır yazmamışım. Bunda pekçok neden etkili....

İlk önce biraz kızgınlık gibi bir şey var içimde. Biraz kırgınlık gibi bir şey... Tam tarif edemiyorum. Ama bu kadar da olmaz ki canım diyorum! Deniz Baran bilgisayarımı yine kırdı. Kocam uzun uğraşlardan sonra evdeki 3 laptoptan kırık dökük bir tane elde etmeyi başardı. Şu anda kullandığım laptopun klavyesi harici klavye! Kendi klavyesi çalışmıyor. İçim soğudu. Yani 4 yaşı doldu artık! Neden kırıyor, neden bu kadar zarar veriyor eşyalara anlamıyorum! Çok üzülüyorum. Evde sağlam bir şey kalmadı. Geçen gün TV'nin üstünde duvara çakılı olan rafı (ki biz çocuklardan uzak tutacağımız eşyalar için o rafı çakmıştık) söktü! TV'nin altındaki rafın üstüne çıkmak isterken, üst taraftaki rafa asıldı. ve söktü! Çok hareketli...

Ben genelde geceleri yazıyordum. Geceleri son zamanlarda CMK nöbeti açmaya başadım. Haliyle zor oluyor hem nöbet, hem ev işi, hem zaman zaman da gece nöbetleri ertesi güne adliyeye sarkıyor, adliye işi... Yoruluyorum. Dün gece çocukları uyuturken uykuya dalmışım, öylece uyumuşum sabaha kadar.

Her hafta bir gün oyun grubu yapıyoruz arkadaşım Lütfiye ile. Onun oğlu Toprak hem Deniz hem Barış ile çok güzel anlaşıyor. Acayip de sevimli Maşallah. Ben anne olduktan sonra kendi çocuğum dışındaki çocukları çok seven biri olamadım. Ama Toprak başka. Geçen hafta sıra bendeydi. Toprak hasta olduğu için gelemediler. Bu cuma gelebilirler İnşallah. İnternetten gördüğüm oyunları hazırladım. İnşallah güzel zaman geçirebiliriz.

Birazdan temizlik yapacağım. Bir robot olsa, eve salsam ışık hızıyla hareket etse ve tüm evi temizlese... o kadar isterdim ki.. Öyle sevmiyorum şu ev işini...

Hayat akıp gidiyor hızlaaa.... Ben yetişemiyorum. Yetişmem de gerekmiyor aslında. Farkına varmak önemli. Neden yaşadığının farkına varınca, kabullenebiliyor insan.


10 Şubat 2014 Pazartesi

İzmir Bebek'in Doğum Günü

Geçen hafta Türkiye'de doğan ilk fil olan İzmir Bebeğin doğum günü var çıkın gelin dediler. Kocama dedim gider miyiz, dedi hafta içi beni unut, çalışmam gerek dedi. Adam haklı. Hayvanat bahçesi İzmir'in bir ucu! Bizim ev ile arası 30 km, gidiş dönüş 60 km! Belediye otobüsü ile gitsem mi, eziyet olur muyum, izdiham olur mu.. Amaan boşver bee dedim. Sonra facebookta takip ettiğim bir hatunun, çoluk çocuk İstanbul'dan çıkıp geleceğini duyduğumda gecenin bir körüydü. Arkadaşıma sordum dedim gider miyiz, o da heveslendi, gideriz dedi! Hemen kalkıştım bir poğaça yaptım. Tarifini de arkadaşımdan aldım. Bir ara onu da paylaşırım.

Ertesi sabah iki çocuk, bir ben, bir de sırt çantamızla bindik otobüse. Konak'ta iskelede buluştuk Lütfiye ve Toprak'la. Vapurla Karşıyaka'ya gittik. Gayet rahat bir yolculuktu.

Karşıyaka iskelesinin önünde otobüs durakları var. 777 hat nolu otobüsün durağına gittik. Bir sürü insan vardı, aldırmadık. Otobüs zıngazınk doldu. Allah'tan kuzulara oturacak yer bulduk, Barış ve Toprak'ı bir koltuğa, Deniz'i koltukların yanında bulunan yükseltiye oturttuk, biz de ayakta önlerinde durduk, yarım saat sonra hiçbir durakta durmadan yaptığımız belediye otobüsü yolculuğumuz sonlandı ve Sasalı Doğal Yaşam Parkı'na ulaştıık.

Bebek fil İzmir'i kapalı alanda tuttular. Dışarı salmaları epey vakit aldı. Buna rağmen yılmadık, bekledik! Anaokulu çocukları bebek fil için samanların üstüne meyve attılar! Hayvan çıkar çıkmaz meyvelere değil, bakıcılarının elindeki sütün peşinden koştu kıyamam! Hala bebek yaa, çok tatlı, 1300 kg ağırlığında 3 yaşında bir tosuncuk!

İzmir'i gördükten sonra diğer hayvanları da elimizden geldiğince dolaştık. Sonra yeniden otobüse bindik, bu sefer bize de yer bulduk, çocuklar kucağımızda, rahat rahat geldik Karşıyaka'ya.

Her şey yolunda gitti. Yorulduk ama çok güzeldi. Bir dahaki sefere daha geniş zamanda ve daha aheste bir şekilde gezmeye karar verdik.

İşte fotolarımız....





















2 Şubat 2014 Pazar

Hayata Dair

"Ey hayat! Bana neler sunuyorsun? Ne kara günler, geceler barındırıyorsun ardından aydınlık sabahlara ulaştırdığın?! Yaşadığım her şeye şükürler olsun. Sabırla geçireceğim son bir hafta için geri sayım başladı. Bana dünyanın en güzel nimetini veren Rabbime hamd olsun. Yüreğim umut dolu. Kalbimiz kararmasın, umutlarımiz körelmesin." diye dua etmiştim Deniz Baran'ın tahlil sonuçlarını almadan evvel.

Rabbim dualarımı kabul etti. Deniz Baran'ın tüm tahlil sonuçları tertemiz çıktı. 


Arada farklı hastanelerde yaptırdığımız ve bozuk çıkan testler olmasa, Kasım başından beri amiple ilgili bir sorunumuz da olmayabilirdi. Amma ve lakin kafamızı karıştıran, hayatımızı alt üst eden bir sürü test sonucu var elimizde. Nediyelim, bir rüzgardı geldi geçti...

Buradan çıkan derslerden en önemlisi, kesinlikle çocuklara dışarıdan bir şeyler yedirmemek gerekli! Ne varsa evde olacak! 

30 Ocakta Barış'ım Çağan'ım 2 yaşını doldurdu. Artık kocaman bir delikanlı oldu fındığım :)


"Iki sene önce bugün dünyalar tatlısı pamuk prensımi küçük fındıgımı sarı civcivimi twety oglusumu dünyaya getirdim. Iyi ki de getirdim, aşk lokumum seni dünyama. Barış Çağanım bugün iki yaşını doldurdu. Ömrün uzun ve sağlıklı olsun. Sevdiklerin ve sevenlerınle yasa ve yaşlan. Sofrandan bereket, evinden huzur eksik olmasın. Seni seviyorum." diye kutladım face sayfamdan. Deniz'in ahlil sonuçlarını aldığımız gün, Barış'ın doğum günüydü. Çifte mutluluk yaşadık.

Annemden üzücü bir haber aldım. Rahatsızlanmış... Ameliyat olabilir. Ben yanında kalacağım bir iki gece. Eve çıkınca da çocuklarla kalmam gerekebilir. Bakalım....
Kuzenimden kötü haber aldım. Göz nakli olmuştu ve rahatsızmış... Hayırlı haberlerini bekliyorum..........
Kocam bel sorunu yaşıyor, bir süredir eğilip doğrulamıyor. Boğaz enfeksiyonu olmuş. Çocuklara bulaşmasa bari.

Hastalıklar peşpeşe geliyor. Ne diyelim, Rabbim tüm hastalara acil şifalar versin, beterinden korusun...

Geceleri sıklıkla CMK nöbeti açıyorum.  İşim ertesi güne sarkarsa adliye işlerini tümüyle ben alıyorum. 

Haftada bir iki Lütfiye ile buluşuyoruz. Çocuklar bir araya geliyor ve harika vakit geçiriyor. Ben de iki çift sohbet edebilecek bir dosta çok ihtiyaç duyduğum için bu buluşmalardan çok çok keyif alıyorum. Kimi zaman tiyatroya götürüyoruz bebeleri, kimi zaman da evde buluşuyoruz. Dün Karagöz ve Hacivat'a gitik. Oyuncak Müzesi'nde bir gösteriydi. Hiç beğenmedik. Ama çocuklar için değişiklik oldu. Pedagojik açıdan tam bir fiyaskoydu. 


Ara sıra oğlanları dışarı çıkarıyorum. Ara sıra annemlere gidiyoruz. Geçtiğimiz dönemde oldukça sık DEÜ'ye gittik. Bu aralar faaliyet yapamadım oğlanlarla. Önümüzdeki hafta okul kitaplarını alacağım Deniz'in. Okulla bağımızı tamamen kopardıktan sonra kitaplarla evde çalışacağız nasipse. Barış'ı her gün uyuttuktan sonra Deniz'le ders çalışacağız kısmetse. 

Tek başıma iki çocuk, ev, iş, anca bu kadara yetebiliyorum. 
Bir de manevi hayatımı şekillendirdim. Hayata farklı bir açıdan bakmaya başladım. Bu yeni düzene alışmak da biraz vaktimi aldı.

Ara verdiğim etkinliklere yeniden dönebilmek dileğimle, yazımı şu dizelerle bitirmek isterim.

halk icinde muteber bir nesne yok devlet gibi,olmaya devlet-i cihanda bir nefes sıhhat gibi