Sayfalar

26 Mart 2014 Çarşamba

Sayı Kartları ve Düğmeler

Bu kartları bir süre önce hazırlamıştım. Ara ara çıkarıyorum. Genelde Barış elinde gezdiriyor. Ara ara rakam ve düğmeleri dizip rakam çalışıyoruz. Kısa sürüyor ama rakamları pekiştirme için güzel. Bu arada çalışma örneğini Özlem Büyükispir'in faceteki bir paylaşımında görmüştüm.

Rakamlar evadan hazırlanıp mukavva üzerine beyaz kağıt ile kapladığım kartların üzerine yapıştırıldı.
Düğmeleri de Kemeraltı'ndan aldım. Elde dolaştırmaktan kirlendi azıcık.
Mukavva, montessori materyalleri için iyi bir seçim. kolay kolay eğilip bükülmüyor. Dayanıklılığı iyi oluyor.



Kirli Bir Çalışma

Mutfak tezgahına saç kremi sıktım.
yer yer gıda boyası döktüm.
Deniz ve Barış küçük masalarını yaklaştırıp üzerine çıktılar.
Bütün renkleri Deniz birbirine karıştırdı. Barış dokunmamayı tercih etti.
Bu çalışmada fotoğraf çekemedim, zira o durumda benim de ellerim perişan haldeydi. :)

25 Mart 2014 Salı

Neden?

Neden sorusu kafamda bu aralar.
Deniz Baran (4,5 yaşında) neden beni kızdırmak için özel bir çaba sarf ediyor?
Neden sınırlarımı zorluyor?
Yasak olan şeyler üzerinde neden bu kadar ısrar ediyor?

Mesela "oğlum bu koltuğun üzerine örttüğüm örtüyü lütfen kaldırma" diyorum. Tamam diyor. Bir bakıyorum, örtüyü kaldırmış, altına geçmiş saklanıyor. O kadar titiz biri değilim. Belli takıntılarım var. O örtü orada serili dursun istiyorum. Düzeltiyorum (bahsettiğim kullanımdan dolayı örtünün kayması değil, sürekli örtünün bulunduğu yerden alınıp hallaç pamuğu  şeklinde atılması.) Yavrum diyorum, neden yapıyorsun sürekli bunu? neden örtünün altına giriyorsun? üşüyor musun? Evet üşüyorum (evde 7/24 klima çalışıyor, kısa kollu ile gezebiliyorum evde) diyor. Tamam üzerine bir battaniye örteyim, bunu kullan. Ben koltuğun üstünde örtü serili olsun istiyorum, koltuklarım kirlendi ve bu örtü koltuğu daha iyi gösteriyor, ben böyle mutlu oluyorum. Lütfen örtüyü kaldırma. Bozulursa düzeltiriz ama lütfen sen bu örtüyü alıp buruşturup bir kenara yığma, aşağı atma. Tamam mı diyorum. Tamam annecim diyor. Aynı gün içinde bakıyorum, aynı hareket tekrar yapılmış. Deniz Baran neden annecim örtüyü alıp buruşturup yere atıyorsun? Neden altına girip yatıyorsun? Bak sana ben battaniye vermiştim, burada duruyor. Bu bir koltuk örtüsü, neden onu bozuyorsun, söyle bana hadi annecim diyorum "unuttum" diyor. Peki o zaman unutma bir daha diyorum. Tamam anneciim diyor. Sonra aynı gün içinde bir daha bakıyorum gene koltuk örtüsünün altına oyuncaklarını dizmiş, kendi de içine girmiş...

Bir saatim var, salonda TVnin üstünde duvara çakılı rafın en üstünde bir vazo koymuştum, vazonun üstüne koydum saati (düşünün evin en yüksek noktası!) haftada 3-4 kere o saat düştü oradan! Tırmanıp o saatin etrafında oynuyor, eli kolu çarpıp kaza ile (!?) o saati düşürüyor. Saati ayarlaması da çok zor! Oturup her seferinde dakikalarca uğraşıyorum düzeltmeye. Kimi zaman tesadüfen ayarlamayı başarıyorum, kimi zaman olmuyor, kocama veriyorum akşam, o ayarlıyor. Saat o kadar çok düştü ki (dayanıklı da, bozulmadı henüz) yerini değiştirdik. Madem sen orada oynuyorsun (ki ben rafın üstünde oynamasına razı değilim, kocam bu konuda benimle aynı fikirde değil) saati bir raf aşağı indirelim dedik, gene düşürmeye devam etti. Bu konuda o kadar çok uyardım ki, (kimi zaman kızdım) artık saati daha az düşürüyor (10-15 günde bire indi düşürme aralıkları)

Annecim kitapları yırtma. Kitaplar yırtılmaz. Defterler yırtılmaz. Eğer yırtarsan kitaplardaki pek çok güzel şeyi bir daha okuyamayız. Defterlerine boyamalar yapıyoruz, kullanıyoruz. Sen bunları yırttığın zaman neyin üstüne boyama yapacağız? Eğer kağıt yırtmak istiyorsan sana bunun için kağıt getirebilirim. Hadi gel bunları yırtalım, sonra da yapıştırırız. Getirdiğim materyali biraz yırtıyor, sonra da sıkıldım bundan diyor. Yırtmıyor. Peki diyorum. Bakıyorum, yokluğumda yine bir kitabın kapağı yırtılmış. Kim yaptı bunu diyorum "Barış yaptı" diyor. İnansam mı inanmasam mı bilemiyorum. Barış'a yönelip sen mi yırttın diyorum. Bazen hı hı bazen hayır, kafasına göre cevap veriyor. Doğru cevabı aldığımdan emin olamıyorum. İkisini de uyarıyorum. Kitap yırtılmaz! Elbette bu uyarımda ses tonum oldukça net ve sert! beni böyle uyarsalar tırsarım. Son bir hafta kadar önce bir yırtma vakası oldu. Çıldırdım sinirden! Kütüphaneden aldığım kitabı sayfa sayfa ayırmışlar! Bağırdım çağırdım! Oldukça sinir bozucu bir gündü. sonra bağırdığım için çok pişman oldum. Çok üzüldüm.

Bu sabah katmer yapayım dedim çocuklara değişiklik olsun. Deniz dedi ben de hamur istiyorum. Bu arada benim açtığım katmeri  parmakları ile bastırıp deldi. Ben de yaptığım işi bozmamasını söyledim. Ona bir parça hamur ve oklava verdim. Barış da istedi, ona da verdim. Çocukların küçük plastik masası mutfakta duruyor.  Başladılar hamurla oynamaya, açmaya. Sonra Barış sıkıldı ve banyoya koştu. Anne bütten gel ellerimi kıka dedi. Barış durmayacak biliyorum. Bıraktım işimi, ellerini yıkamaya gittim. Geri döndüğümde baktım ki Deniz yaptığım işi gene bozmuş, delik deşik etmiş. Aileler birbirine güvenir, arkasını dönünce biri, diğeri arkadan iş çevirmez. Ben seni uyardım, sana güvenip kardeşinin ellerini yıkamaya gittim. Güvenmeseydim alıp kaldırırdım  hamurumu yükseğe. Ama güvenmekle hata ettim sanırım dedim! Uyardığım bir konuda üst üste aynı şeyi yapınca sinirleniyorum ben! Daha sakin olmalıyım, biliyorum ama bazen bu mümkün olmuyor!

Kocam da çocuk sana bir mesaj vermek istiyor, bunu düşün dedi!
Arkadaşım, gözlemlerine dayanarak, Deniz Baran'ın benim dikkatimi çekmek için böyle davrandığını, zira kardeşini kıskandığını söyledi. Sen Barış'la ilgilendiğin zaman bu davranışları artıyor diye düşünüyorum dedi.

Düşündüm, haklı olabilirler.

Ne kadar adil olmaya çalışırsan çalış, kardeş kıskançlığı kaçınılmazdır.
Dikkat çekmek için çocuklukta her yol mübahtır!


21 Mart 2014 Cuma

Barış Çağan İçin Etkinlik Önerileri


Standart 20-28 Aylık Bebek-Çocukla Oynayabileceğiniz Oyunlar

Aşağıdaki aktiviteleri çocuğunuzun hayal gücünü, dil gelişimini ve sembolik düşünme yeteneğini geliştirmek için kullanabilirsiniz.

Çocuğunuza değişik tarzlarda şapkalardan oluşan bir sepet verin. (Kovboy, itfaiyeci, set. yumuşak, kasket..) Bunları denedikçe bu şapkalarla ilgili hikayeler uydurun.

Yağmur taneleriyle oynayın. Çocuğunuza bir torba ponpon verin. Bunları havaya atın ve yağmur taneleriymiş gibi davranın. "Yağmur yağıyor, seller akıyor" şarkısını söyleyin. Hatta ona bir örtü vererek bunu şemsiyesiymiş gibi kullanmasını sağlayabilirsiniz.

Hayvanat bahçesine gidince ona bir zürafa gibi yukarı uzanmasını, leopar gibi koşmasını, ayı gibi bağırmasını, maymun gibi tırmanmasını söyleyin. Taklitlerini izleyin ve karaktere nasıl girdiğini gözden kaçırmayın. Tabii ki siz de buna katılın!

Beraber öğle yemeği pişirin! Karton kutuyu bir fırın haline dönüştürün. Ocak yapabilmek için iki adet kırmızı karton kesip kutunun üstüne yapıştırın. Düğmeler çizip bunları kullanabilirsiniz. Oyuncaklarını kullanarak yemek pişırsin ve daha sonra yesin.

Çocuğunuzun gelişen simgesel düşünme ve rol oynama becerilerini sağlamlaştırmak için aşağıdaki önerileri deneyin:

Çocuğunuzla birlikte bir kitap hazırlayın. Beş ya da altı boş yaprağı üst üste koyup zımbalayın. Çocuğunuza kafasındaki hikâyeyi anlattırırken, kurduğu cümleleri sayfalara yazın. Çocuğunuz uygun resimleri çizebilir. Bu etkinlik, yaratıcı düşünme becerilerini güçlendirir. Mantıksal düşünmenin ve olay sırasının ("Daha sonra ne oluyor?") yanısıra dil becerilerine odaklanmasını da sağlar.

Bir çadır kurun. Bir masanın ya da iki sandalyenin üzerine örtüler serin. Çocuğunuzun çadırı bir "sahne dekoru" gibi kullanarak ne tür hikâyeler kurduğunu ve canlandırdığını izleyin. Dizgini ona bırakın ve kurduğu hikâyede bir rol üstlenin.

Çocuğunuzun bir şeycilik oynama ve yaratıcı düşünme becerilerini özendirmek için aşağıdaki önerileri deneyin:

Bir "Dur ve Başla" bandosu yaratmak. Vereceğiniz "dur" ya da "başla" işaretlerine göre çocuğunuzun plastik kaplan birbirine çarpmasını sağlayın. Bunu iyice öğrendiğinde, düdük gibi bir sesle işaret vermeyi deneyin.

Bir "Kırmızı Işık. Yeşil Işık" oyunu oynamak. Kırmızı ve yeşil renkli kâğıtlardan sinyal daireleri kesin. Bu işlem çocuğunuzun bir simgeyi (renk) bir kavramla (dur ve başla) ilişkilendirmeye başlamasını sağlar ve dakikliği anlama yönünde önemli bir kilometre taşıdır.

Başkasının giysilerine bürünmek. Çocuğunuzun incelemesi için eşarplar, şapkalar, ayakkabılar, önlükler vs. toplayın. Kostümüne dayanarak bir senaryoyu canlandırmayı henüz başaramasa bile, farklı görünümleri ve duyguları etkileyecektir.

alıntı


Çocuğunuzun dil ve mantıksal düşünme becerilerini geliştirmesine yardımcı olmak için aşağıdaki önerilerden yararlanın:

Çocuğunuzla birlikte basit tarifli bir yemek hazırlamak. Hazır puding, fıstık ezmeli sandviçler ya da dondurulmuş meyve suyu çocuğunuzun karıştırma, sürme ve dökme işlemleri sırasında size yardımcı olması için son derece elverişlidir. Ona yemek tarifini ya da kullanım talimatlarını gösterin ve bunları okurken sözcükleri parmağa nızla işaret edin. Uğraşta izlenecek sırayı önceden ve işlem sırasında konuşarak ("Önce şu sütü dökeceğiz...") öğretin.

Ters çevrilmiş bir karton kutudan bir posta kutusu yaparak "postanecilik" oynamak. Kutunun üstünde zarfları ya da dolgu torbalarını koymaya elverişli bir yarık açın. Çocuğunuzu ailesine ve arkadaşlarına mektup "yazma"ya ve bunları "posta kutusu"na atmaya özendirin. Gerçek bir posta kutusuna atmak üzere size bir mektup yazdırması yoluna da gidebilirsiniz.

Çocuğunuzun en ho
şlandığı hikâyeyi canlandırmak. Çocuğunuzun gözde hikâye kitabını yüksek sesle okuyun. Evde bulduğunuz aksesuarları kullanarak birlikte hikâyeyi canlandırın. Çocuğunuzun bu hikâyede geçen sözcüklerin birçoğunu hatırlaması sizi şaşkınlığa uğratabilir! "Asıl" hikâyedeki olaylar dizisine sıkıca bağlı kalıp kalmadığını anlamak açısından canlandırmada ipleri onun eline bırakın.

"Yapacağım İşler" çizelgesi hazırlamak. Çocuğunuzdan sabahleyin ve akşam neler yapacağını (ya da yapması gerektiğini) anlatmasını isteyin. Bunları yazıya geçirin. Kendi başına çizelgeyi "okuması" için resimler ekleme yoluna da gidebilirsiniz. Uğraşlarda izlenen sırayı ve bazılarının diğerlerinden önce ya da sonra gelişin (sözgelimi yemekten sonra dişleri fırçalamanın) nedenlerini konuşun. Bu, çocuğunuzun bir gününde geçen olaylar arasındaki mantıksal bağlantıları anlamasına yardımcı olur.

Çocuğunuzun hayal gücünü ve mantıksal düşünme becerilerini kullanmasına destek vermek için aşağıdaki önerilerden bazılarını deneyin:

Çocuğunuzla beraber bir bahçe kurun. Bir saksıya ya da bahçenizin bir köşesine ot, fasulve, havuç ya da ayçiçeği gibi bitkilerin tohumlarını ekin. Süreçteki olay sırasını anlaması için. her aşamayı çocuğunuzla konuşun. ("Önce saksıya toprak koyuyoruz; ardından parmağımızı içine batırıp tohumu koyacak bir delik açıyoruz."). Tohumun nasıl geliştiğini görmek üzere, her gün çocuğunuzla birlikte "bahçe"yi izleyin. Buna benzer etkinlikler mantıksal düşünmevi ve dil becerilerini geliştirir; çünkü çocuklar yeni nesneleri, deneyimleri ve düşünceleri keşfeder.

Dil Gelişimi : Ne Zaman Kullanırız


Ne Zaman Kullanırız?
------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Kazanım ve Göstergeleri

Dil Alanı

Görsel materyalleri okur.
Görsel materyalleri inceler.
Görsel materyallerle ilgili sorular sorar.
Görsel materyallerle ilgili sorulara cevap verir.
Görsel materyalleri açıklar.
Görsel materyalleri kullanarak olay, öykü gibi kompozisyonlar oluşturur.
Söz dizimi kurallarına göre cümle kurar.
Cümlelerinde öğeleri doğru kullanır.

Bilişsel Alan
Parça-bütün ilişkisini kavrar.
Parçaları birleştirerek bütün elde eder.
Neden-sonuç ilişkisi kurar.
Bir olayın olası sonuçlarını söyler.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Malzeme :
 Şemsiye, termometre, güneş gözlüğü, telefon, konserve açacağı, rende, mikser, dürbün ve bu malzemeleri içine alacak bir kutu.
------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Uygulama:
Malzemeler önceden hazırlanır.
Çocuklardan yerde daire şeklinde oturmaları istenir ve kutu çocukların önüne konur.
Kutudaki malzemeler birer birer çıkarılır ve çocuklara gösterilir.
Çocukların bu malzemelere dokunmasına, evirip çevirip incelemelerine fırsat verilir.
Her malzeme için şu sorular sorulur: Bu malzeme nedir? Ne zaman kullanırız? Nasıl kullanırız? Ne için kullanırız?
Örneğin, çocuk malzemenin adının şemsiye olduğunu söylüyorsa, şemsiyenin yağmur yağdığı zaman kullanıldığı, düğmesine basarak açıldığı ve yağmur yağdığında ıslanmamak için kullanıldığını söyleyebilmelidir.
Eğer çocuklar bu soruları cevaplamakta zorlanırlarsa kolaylaştırmak için bazı ipuçları verilerek cevabı yine kendilerinin bulmasına destek verilir.
Çocuklar tüm malzemeleri inceleyip, özelliklerini öğrendikten sonra içlerinde seçilen bir ya da birkaç malzeme hakkında hikaye oluşturmaları istenir.
Örneğin, Ece dün şemsiyesini unuttuğu için okuldan eve dönerken yağan yağmur altında çok ıslanmıştı. Ertesi sabah uyandığında annesi biraz ateşi olduğunu farketti..hemen termometreyi aldı ve Ece’nin ateşini ölçtü....gibi
Öğretmen isterse ortaya çıkan hikayeyi yazılı hale getirerek, çocuklardan da çizimler yapmasını isteyerek bir kitap oluşturabilir.
Sonrasında yapılanlar özetlenerek etkinlik sonlandırılır.

Balonlarla Renk Çalışması ve Su Balonu ile Akvaryum

Su balonu etkinliğini çocuğumla evde neler yapabilirimde uzun zaman önce görmüştüm. Fatma Nur hanım kızlarımıza hatıra isimli blogunda paylaşmıştı. Elim deyip su balonu alamamıştım bir türlü.

İşte şimdi aldım ve su balonlarının içini su ile doldurdum. Silikonum yok ve oynar gözleri yapıştıramadım ben de cd kalemi ile şekiller ve göz çizdim amma ve lakin suya girince silindiler.

Yine de oğlanlar çok sevdiler. Denizin yaşına göre olmasa da kardeşinden eksik kalmasın diye ona da yaptım.

Su balonlarına bayıldı benim fındıklar. Tavsiye ederim.


Uzun zaman önce karar vermiştim balonlarla renk çalışmasına ama kısmet bu güneymiş. Gerçi balonlar berbat çıktı, daha iyilerini alınca bu etkinliği tekrar edeceğim nasipse. Zaten Deniz Baran bebekken evde her yer balondu, uzun bir süre öyle kaldı. Şimdi yeniden balonlu eve merhaba deme zamanıııı!

Bu şekilde renkler eğlenceyle öğrenilmiş oluyor.

etkinliğimin fotoğraflarını bulamadım ama aynısını tekrar yapınca (ki yakında yapmayı planlıyorum) ekleyeceğim kısmetse.

İki Çocukla Şehiriçi Toplu Taşıma Araçları ile Yolculuk Etme Kuralları


Kural 1 : Asla elinize bir şey almayın, ne varsa tek bir çantaya sıkıştırın, tıkıştırın. Bir eliniz birinci, ikinci eliniz ikinci çocuğunuzla el ele tutuşmak içindir. 

Kural 2 : Mümkünse kol ya da omuz çantası kullanmayın, omzunuzdan düşüp canınızı sıkacaktır. En iyi seçim kesinlikle sırt çantasıdır. 

Kural 3 : Mümkünse gideceğiniz yere tek araçla ulaşmaya çalışın. İki çocukla indi bindi yapmak çok zordur. 

Kural 4 : Bebek arabası kullanmayın. O ancak iki çocuğu da aynı arabaya bindirecekseniz ve yürüyerek gidecekseniz işe yarar. Otobüs ve sair ulaşım aracına bebek arabası ile inip binmek kabus olabilir. 


Kural 5 : Bir toplu taşım aracına binerken küçük çocuğunuzu sol kolunuzla kavrayıp kucağınıza alın, büyük çocuğunuzla sağ elinizle el ele tutuşun. Önce büyük çocuğunuzu bindirin, ardından hemen siz binin ve ilk boş yere büyük çocuğunuzun oturmasını isteyin, hemen yanına küçüğü oturtun, yan koltuk boşsa siz oturun, ohhh deyin.


Kural 6 : Mümkünse dolu araca binmeyin. Çok zorda kalıp dolu araca binerseniz, kesinlikle yer isteyin. 


Kural 7 : Kapıya en yakın koltuğa oturun. İnerken ne kadar doğru seçim yaptığınızı göreceksiniz. 


Kural 8 : İneceğiniz durağa geldiğinizde, acele etmeyin, küçüğü kucağınıza alın, büyükle el ele tutuşun ve şoföre "iki çocuğumla iniyorum, acele etmeyin" diyerek uyarıda bulunun. 


Kural 9 : Gezinizin tadını çıkarın. Evde oturmak rahattır ama sıkıcıdır.

Montessori Rakam Çalışma Ünitesi (El Emeği Göz Nuru)

 Evvelce de bahsettiğim gibi, sıkı takipçisi olduğum Özlem Büyükispir, facebooktaki gruplara (Montessori ile büyüyorumda gördüm sanırım) bir çalışma ünitesi resmi koymuştu. Ahşaptan yapılma olduğunu tahmin ettiğim bu çalışma kartları hem rakam hem harflerden oluşuyordu ve düğme gibi oynar bir aparatla rakam ve harflerin boşluğunda hareket ettirerek, çizim esaslarını çocuklar kavrayabiliyordu. Ben yaptığım üniteye bu parçayı koyamadım ama rakamların içinden oğluşum parmağını hareket ettirebilir diye düşündüm. Hele bir eline alsın, içine bir düğme de koyabilirim, şimdilik çok yoruldum. Yapılış aşamalarını gösteren fotoğraflar aşağıda...



 Önce daha evvelden elimde bulunan kağıttan montesori rakam kalıplarımın arkasına elektrik bandı parçaları keserek rulo yapıp (çift taraflı olması için) yapıştırdım.



 Sonra bu rakamları eşit parçalar halinde çizdiğim mukavvada her bir kareyi ortalayacak şekilde yapıştırdım ve etrafından kurşun kalemle çizdim.













Tüm çizimlerimi yapınca böyle göründü.














Sonra işin zor olan kısmına geldim. Maket bıçağı ve makas yardımı ile rakamlarımı oydum.














Oyup çıkarma işi bitince böyle göründü.















Kalıbımı yapıştmadan önce aynısından kırmızı fon kartonuna da çizdim (az sonra görünecek) Sonra kalıbın arkasını tutkalladım ve karton bir kutunun kapağının içine yapıştırdım.











Oyup çıkardığım 0,6,8 ve 9 rakamlarını, yapıştırmadan boşluklarına koydum. Orta göbeklerinin arkasına yapıştırıcı sürdüm ve yerine oturttum.



















Sonra da orta göbek kartonda kaldı, rakamı çekip aldım.


















Bitmiş hali böyle göründü.














Yukarıda bahsettiğim fon kartonunu da yapıştırdım.















Göbekli rakamların göbeğini ilk kullandığım kağıt kalıplarımdan faydalanarak çıkardım ve yerlerine yapıştırdım.



Bitmiş hali böyle oldu! Oğluşum Deniz Baran ve Barış Çağan parmaklarını boşluk içinde gezdirebilir, rakamların yazılış şeklini kavrayabilir, gerekirse küçük bir yassı düğme koyabilirim, onunla da parmak kaydırma hareketini yapabilirler. 


Benden bu kadar. Bence güzel oldu. İnşallah benim fındıklar da beğenir. Sevgiler...

20 Mart 2014 Perşembe

Konak Meydanı'nda İki Küçük Adam

20.03.2014

Dün kocamı Gaziantep'e yolcu ettik. Apartopar son anda yetişti servise. 13:10'da servisi vardı, 13:15'ti hala evdeydi, koşar adım çıktı, öyle söyleyim.

Kocam gidince, benim de evde durasım gelmedi, aldım çocukları, bindim otobüse, gittim anneme. Gidişim epey meşakkatli oldu, otobüs son durağında ikinci otobüse bineyim dedim ama olmadı, güzergahlar değişmiş, annemlere yakın yerden otobüs geçmiyormuş. Taksiye dar attım kendimi. Gece de eve gelmek istemedim, annemde kaldık.

Sabah güzel bir uyku çekeyim dedim ama herkeste bir sinir bir sinir! Ben acıkınca sinirli olurum, bu huyumu ailemden almışım, Barış da bu konuda bana çekmiş. Düşünün herkes evde sinir bombası olmuş! Ben de korktum kalkıp kahvaltı hazırladım! Neyse ki kahvaltı sonrası herkes yatıştı.

 Kahvaltıdan sonra biraz hoşbeş ettik, Deniz Baran'a söz vermiştim, hazırlandık ve annemlere yakın bir parka gittik. İki saat kada kaldık parkta. Çok güzel eğlendi benim dfındıklar!

Konak Meydanı'nda iki küçük adam
Oradan eve gitmek istemediler. Valla benim de eve giresim gelmedi. Biraz yürüdük ve bir otobüse bindik, Konak'a gittik. Güneşlendik, çimlerde koştular ve yuvarlandılar oğlanlar. Sonra da yorulduk iyice. Birşeyler yedik ve Barış'ın bacak arası acımış, bir banka oturup yanımda taşıdığım merhemi sürdüm, gayet rahatlattım onu. Deniz'in de çişi gelmiş. Konak'ta katlı otoparkın altında zemin katta umumi tuvalet varmış, bilmiyordum, öğrenmiş oldum. Sonra da eve gitmek üzere otobüse bindik.

Otobüste uyumamaları için epey bir uğraştım. Başarılı oldum. Eve gelince içeri girmek istemediler. Dedim scooter falan alalım, olur dediler. Ellerimizi yıkadık güzelce, araba ve scooter aldık aşağı indik. Çocuklar güzelce oynadılar, mahallenin esnafı ile şakalaştılar. Ben sokağa çıkmayı sevmiyorum böyle ama çocukları kıramadım. Son anda dalaştım biriyle! Adam 60 yaşında rahat var. Gözünü dikti çekmiyor. Dedim ne baktın o kadar! Neyse akşam akşam oynattı sinirimi! Apar topar eve girdik. İnsanın kendi mahallesinde kapısının önünde rahatsız edilmeden çocuklarını oynatmaya hakkı olmalı. Ben sözünü esirgeyen biri olmadım hiç. Huyum böyle!

Akşam evde yemeğimizi yedik, saat şu anda 19:56, iki oğlumun da haşatı çıktı ve uykuya daldılar! Şimdi rahat rahat internette gezebilirm. Azcık faaliyet bakayım kuzulara...


19 Mart 2014 Çarşamba

Oyun Grubu Etkinliklerimizden : Kirpi ve Kaktüs

Bu etkinliğin benzerini Özlem Büyükispir'de görmüştüm. Kendisini facebook'tan takip ediyorum, harika (ama gerçekten harika) etkinlikleri var. Facebook'ta Montessori ile Öğreniyorum grubunda çok çeşitli etkinliklere rastlayabilirsiniz. Yine Çocuğumla Evde Neler Yapabilirim grubu montessori ile sınırlı olmaksızın ebeveynlerin çocukları ile yaptığı etkinliklere açık bir grup. Tavsiye ederiz.

Etkinliğimizde yapışkanlı kağıt kullandık. Kırtasiyelerde tüm malzemeleri bulabilirsiniz. Figürlerin kalıbını netten temin ettim. Evaya çizdim, çıkardım. Dikenler için kürdan kullandım. Sayfanın tamamına da irmik serptiler, kum havası verdik. Malzemelerden 3 takım hazırlayıp çocukların önüne koyduk. Çocuklar da bizim gözetimimizde kompozisyonlarını oluşturdular. İşte çalışmamızdan bir kare :


Üstteki Deniz'e, alttaki Barış'a ait. Barış'a ben yardım ettim accık. Toprak'ın çalışmasının fotoğrafını çekememiştim, onunki de harika oldu.

Çocuklar bu tarz çalışmaları seviyorlar. Yapışkanlı kağıt yerine yapışkanlı eva da kullanılabilir. Ama o zaman kağıdın tamamına irmik serpilmez, irmikleri kağıda yapıştırmak zor olur. 

Biz çok eğlendik yaparken. Tavsiye ederiz. 

18 Mart 2014 Salı

Göztepe Maçları

Hayatımda ilk kez maça gittim, o da Göztepe - Kartal maçıydı. Tarih 8.3.2014, yer : Alsancak Stadyumu!

Programı kocam yaptı. Son dakikaya kadar gitsek mi gitmesek mi diye karar veremedik. Sonra gidelim dedik, arkadaşlarımız Lütfiye ve Alp'i de çağırdık. Oğulları Toprakla birlikte onları evlerinden aldık. Kocam her zamanki programsızlığı sayesinde bizi İzmir Atatürk Stadyumuna götürdü ama maç orada değildi tabii!

Öyle böyle bir sinir harbinden sonra (yıllar sonra buna gülerim sanırım) her zaman her yere geç kaldığımız gibi Alsancak stadına maç başladıktan 15 dakika sonra ulaşmayı başardık. Girişte pet şişemin kapağını almak istediler, deli miyim ben atayım stada dedim, kural böyleymiş. Çocukların üstüne dökülür, alın suyun tamamını dedim. Ne saçma!

Maça konsantre olmamız biraz zamanımızı aldı. Ne bileyim, biraz utandım mı ne... Sonra açıldık ama!

Bu arada maçla ilgili yorum yapan (kontra atağa geçtikleri için bizim yarı sahamızda kimse kalmamıştı ve anne burası bitti? diye soran), tezahürat yapan, ilgiyle maçı izleyen kimdi dersiniz?! Tabii ki Barış Çağan! Deniz ve Toprak kendi hallerinde oynadılar, bağırdılar, koşturdular!

Güzel bir gündü. Tekrar maça gitmeye karar verdik. Bu arada biletler erkeklere 5, kadınlara 1 lira. Çocuklara ücretsiz! Maç 3-3 berabere bitti.




İlikleme - Küçük Kas Gelişimi İçin Etkinlik

Uzun zaman önce hazırladığım bir etkinlik var sırada. Düğme iliklemeyi çocukların rahat öğrenebilmesi için bir Montessori etkinliği. Hemen her annenin blogunda yer alan bu etkinliği biz de denedik. Sevdik. Tavsiye ederiz.

Malzemelerimiz : İki değişik boy düğme, biraz kurdela, çeşitli renklerde keçeler, makas, dikmek için iğne ve iplik.

Kurdelenin bir ucuna büyük, diğer ucuna daha küçük boy düğme diktim. Çeşit çeşit renklerde (Barış tüm renkleri ilgiyle sordu, tekrar etti) keçeleri kare kare kestim. Her birine düğmelerin geçebileceği şekilde ilikler açtım. İki oğlum da ilgilendi. Montessorinin en güzel yanı, her yaş için uygun olması. Çocuk yaşına göre ya çok iyi yapıyor ve tek seferde sıkılıyor ya da bşarana kadar uğraşıyor, çalışıyor. Barış iliklemekte zorlandı ama yarın tekrar önüne koyacağım, ara ara çalışmasını sağlayacağım. Güzeldi!


Maşa ile Aktarma ve Sayılar

Bu etkinlik hem Barış için (2+ yaş) hem Deniz için( 4+ yaş) uygun oldu. İkisi de 15 dakika kadar oyalandı. Hatta bu yazıyı yazarken Barış hala misketler ve bardaklarla kendi kendine oynamakta, Deniz de hemen yanıbaşında oyuna katılmakta...


Oyun için evvelce aldığım pilastik bardakları kullandım. Kola kapağı ile yapışkanlı kağıtlara yuvarlaklar çizdim. Her bir yuvarlağın üstüne 1'den 10'a kadar rakamları yazdım ve bardakların üzerine yapıştırdım.

Ponponları ve maşaları hazırladım. Oyunu anlattım. Her bardağın üzerinde yazan sayı kadar ponponu maşa ile kaptan alıp bardağa koyacaklar.

Barış maşa ile tutmakta zorlandı ama kendince yöntemler keşfetti, halletti işini.

Deniz maşa ile hiç zorlanmadan aktarmaları yaptı.

Her bir ponponda saydık. Deniz kimi zaman ikişer üçer tane yakaladı ve küçük toplama işlemleri de yaptık bu sayede.

Güzel bir etkinlik oldu. Tavsiye ederiz.



Kağıt Havlu Ruloları ve Renk Kutusu

Barış Çağan için iki etkinlik planladım bugün. İtiraf edeyim uzun zamandır etkinlik yapmamıştım. Son zamanlarda oğlanlar etkinlik için beni dürtüklemeye başladı. Ben de hadi kalk kızım dedim kendime ve bir süredir kenarda bekleyen kağıt havlu rulolarını çıkardım ortaya. Birbirlerine geçirdim, renkli elektrik bantları ile kapladım, misketleri ve ponponları ayarladım. Elbette Deniz Baran için fazlasıyla basit bir etkinlik olduğu için bir iki denemeden sonra yüzüne bakmadı. Barış Çağan sevdi. 5 dakika kadar oynadıktan sonra ( misket, taş, ponpon hepsini attı, çıkışını izledi) ilgisini başka alanlara yöneltti.



ikinci oyuncağımız eski bir ayakkabı kutusundan renkler için yapılmış. Benzerlerini nette birçok yerde gördüm, kaynak belirtemiyorum zira hatırlamıyorum kimde gördüğümü. Orijinal değil yani! Barış bu renk kartlarını çok sevdi. Her bir rengi eşleştiği delikten atiyor. Renkleri öğretmek için eğlenceli bir ytöntem. Tavsiye ederiz!