Sayfalar

30 Mayıs 2014 Cuma

Tasolar ve Arkadaşlar...

Bu hafta adliye işleri benimdi. Pazartesiden perşembeye kadar her gün dışarıdaydım (bu iş bana pahalıya patladı, evle ilgilenemedim ve ev batmış resmen. bugün tam zamanlı temizlikteyim) Dün işten dönerken kapı önünde 9-10 yaşlarında oğlan çocukları gördüm. Ne oynuyorsunuz dedim, taso dediler. Nasıl oynuyorsunuz dedim, anlattılar. Yere birkaç tane (resimli yüzü aşağı gelecek şekilde) diziyorlar, ellerindeki tasoyu (plastik yuvarlak üzerinde karakter veya futbolcu resmi olan kartlar) çarptırarak yerde dizili olan tasoların üzerine atıyorlar. Eğer yerdekiler açılırsa atan kişi onları kazanıyor, açılmazsa kazanamıyorlar.

Eskiden meşe oynardı oğlanlar, şimdinin modası tasolar.
Tasoların tanesi 10 kuruş.

Ben de oğullarıma alayım ve öğreteyim dedim. Dediler ki biz gidip oğullarını çağıralım, birlikte oynayalım. Dedim ama benimkiler küçük. Aranıza alır mısınız ki?! Alırız dediler. Koşarak bizim eve çıktılar. Kapıyı çaldılar. Ben asansörden çıktım ve o anı kaçırdım. Deniz Baran kapıyı açmış, karşılarında mahallenin çocuklarını görmüş ve onu oyuna çağırdıklarını duyunca acayip şaşırmış! Ben yukarı çıkınca baktım, bir heyecan, bir sevinçli telaş ile hazırlanıyorlar! İşte bu an paha biçilmez!

İnsan evladının mutluluğu için her şeyi yapabilir ama sosyal ortamda sevilmesi, istenmesini ve kalbinin kırılmamasını doğrudan sağlayamıyor! Sadece çocuğunu iyi yetiştirirse olumlu sonuçlar alır elbette ama alın benim çocuğumu da aranıza, onunla da oynayın sözü, çocuklar üzerinde çok iyi bir etki bırakmaz kanaatimce! İşte 9-10 yaşlarındaki mahallemizin çocuklarının benim oğullarımı çağırarak oyunlarına dahil etmeleri, benim için çok kıymetli! Deniz Baran giyinirken babasına "baba çok mutluyum, ilk kez arkadaşlarım evime çıkıp beni oyunlarına çağırıyorlar" demiş.Elbette Barış da hazırlandı ve hep birlikte taso almak üzere yola çıktık. Yakınlardaki bir kırtasiyeden 20 tane taso aldık. Çocuklar telaşla açtılar tasoları. Oooooooo bak bu da çıktı nidaları birbirine karıştı. Bizimkilere öğrettiler nasıl oynanacağını.

Artık Evime Bez Almıyorum!

Küçük fındığım tuvalet eğitiminde çok yol katetti. Artık bu işi hallettiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim! İlk zamanlarda uzun bir süre gece bezinden kurtulamayacağımızı düşünüyordum ama çok şükür ki sandığım gibi olmadı. 

Çocuğu gece bezden kurtarmak, ancak çocuğun bünyesi müsaade ederse oluyor. Ben küçük oğluma 1 ay önce tuvalet eğitimine başladım. İlk bir hafta 10 gün gece çişini bezine yaptı. Ben de gece uyumadan önce kulağına sakince, asla kızmadan, yavaş ve sevgi dolu bir ses tonuyla, "anneciğim, gece çişini bezine yapma, ben bu bezi şimdilik sadece küçük kazalar için takıyorum, sabaha kadar çişini tut ve sabah çişini tuvalete yap, eğer gece altına çiş yapmazsan, artık bir daha hiç bez takmayacağım, söz veriyorum" dedim. Tamam anne dedi. Kendimce çocuğumun beynine emir verdim. Birkaç gece bu şekilde yaptım, ilk bir iki gün kaçırdı ama sabah kızmadım, bezini çıkarıp attım. Birkaç gün sonra kuru kalkmaya başladı ve yaklaşık 20 gündür gece bez takmıyorum, çünkü çişini kaçırmıyor.

Tuvalet eğitimine başlamak ve sürdürmek için her şeyden önce çocuğun hazır olması gerekiyor. annenin sakin ve sevgi dolu olması, çocuğu gece veya gündüz çiş kaçırdığı için suçlamaması lazım.

Güzel günler, mutlu anılar biriktiriyorum!

25 Mayıs 2014 Pazar

Sabretmek Öğrenilebilir mi?

Yapı olarak oldum olası tezcanlıyımdır. Çabuk parlarım ve çabuk sönerim. Sinir anımda yıkıcı olabilirim. Bunlar benim en kötü yönlerim!

İki küçük hareketli ve yaramaz oğlan büyütmek kolay değil. Bu bir bahane değil elbette ama kolay değil yani. Son zamanlarda sabrım çok tükenmişti. Parlama sıklığım artmıştı. Kendimden memnun değildim. Açıkçası çocuklarım da benden memnun değildi. Çocuklarıma bağırdığım zaman kendimden nefret ettim. Değişmeye çabaladım. Söz verdim kendime, eşime ve çocuklarıma. Sabır vermesi için Allah'a bütün kalbimle dua ettim, dualarım kabul oldu. Değişme yolunda sıkı adımlar attım.

Son 1 aydır bağırmıyorum.
Sinirlendiğim zaman, sorun çözmeye odaklanmıyorum, sadece bir süre durup düşünüyorum. Onlar sadece çocuklar, benim çocuklarım, çok küçükler, elbette böyle şeyler olacak diyorum. Kısacası bakış açımı değiştiriyorum.

Bunalmışsam, yorulmuşsam, bana biraz izin verin, kendime geleyim dinleneyim diyorum, çocuklarım bir süre beni kendi halime bırakıyorlar. Yorulduğumda tahammül sınırlarım daralıyor. Dinlendiğim zamanlarda daha pozitif yaklaşıyorum.

Sonra da sorunu çözmeye yöneliyorum.

Bizde sık sık oyuncak kavgası çıkar. Ben genelde aynı oyuncaklardan alırım ikisine de. Böylece kavgayı azaltmış olurum. Ama yine de o benimkiydi, seninki kayboldu diye bir kavga çıkabiliyor. Ben de "bu oyuncak sizi üzdü, kavga etmenize sebep oldu, paylaşamadınız, kaldırıyorum bu oyuncağı" diyorum. Bu yöntemi arkadaşım Lütfiye'den öğrendim. Acayip işe yarıyor. Hemen kavga sona eriyor. Paylaşacağıııızzz, kardeşime ver, sonra da ben alırım diyor Deniz Baran.

Oyuncaklarını tüm eve dağıtırlarsa (bu dağıtma işi birkaç dakika içinde olabiliyor) ve birlikte toplama teklifimi kabul etmezlerse, peki ben toplayacağım ama elbette bu işi yaparken çok yorulacağım, bu nedenle sizinle oynayamayacağım ve bir daha bu kadar yorulmamak için bu oyuncaklarınızı kaldıracağım diyorum. İkisi de tamam anne toplayacağız diyorlar ve topluyorlar.

Bir şey canımı çok sıktıysa bunu açıkça dile getiriyorum, karşımdakinin bunu hissetmesini beklemiyorum. Daha evvelden böyle düşünüyordum. "Ama defalarca söyledim, bunu bile bile yapıyor" diye düşünüp sinirlenir ve üzülürdüm. Şimdi hislerimi anlatıyorum, böylece sinirlenmiyorum, kendimi anlatmış oluyorum.

Hata yaptıkları zaman "tamam sorun değil, hallederiz, haydi birlikte yapalım" yaklaşımı çok işe yarıyor.

Birbirlerine kötü davranırlarsa, birini kayırmıyorum, ilk etapta haksız olanla ilgilenmiyorum, haklı olana yöneliyorum ve onu yatıştırıyorum. Daha sonra haksız olana hatasını izah ediyorum. Anne adaletli yaklaşırsa çocuk da adaleti, hakkı öğrenmiş oluyor.

Bunlar sadece birkaç örnek.
Değişmeye çabalıyorum.
Başardıkça kendimi çok iyi hissediyorum.

Deniz Baran, akşamları aile toplantısı yapalım, gün içinde yaşadıklarımızı ve şikayetlerimizi toplantıda birbirimize anlatalım dedi. Bu gerçekten çok iyi bir fikir! Hemen benimsedik ve her akşam olmasa da sık sık bu toplantıları yapmaya başladık.

Ben bağırmadıkça çocuklarımın neşesi ve söz dinleme oranları da arttı. Artık daha uyumluyuz.
Ben sabretmeyi öğreniyorum.



22 Mayıs 2014 Perşembe

Guaj Boya ile 1 Çalışması

Facebook'ta Montessori ile Öğreniyorum grubunda Selda Hakan Güneş'in yaptığı bir etkinliği biz de yapalım dedik. Evvelce benzerlerini alüminyum folyo ile yapılmış olduğunu görmüştüm. Selda hanım yağlı kağıt ile yapmış. Ben sıradan bir defter yaprağını büktüm, 1 rakamını oluşturdum ve resim defterimize yapıştırdım. 

Çocuklarımın önlerine birer sünger, biraz pamuklu kulak çubuğu, 6'şar renkten oluşan guaj boya tabaklarını verdim. 1 rakamını boyamaya başladılar.

Barış'ım çok titiz, eline azıcık boya değse ıslak mendille sildi, silemediği yerlerde benim yardımımı ağlayarak istedi. Deniz'im ise süngerlerle hızını alamadı, iki eliyle daldı boyalara. 

Çok keyifliydi. Kesinlikle tavsiye ederim. 

İşte Fotoğraflarımız : 












Göz Göz Göztepeeee!

Göztepe, 1. lige çıkmak için play off maçlarında çeyrek finalde Kartalsporla karşılaştı. Karşılaşma İzmir Atatürk Stadyumu'nda oynandı. Eh biz de oradaydık! Maçın tüm geliri Soma şehitlerine aktarıldı.

Maçı Göztepe 2-0 yenerek (ilk maçta 1-0 galip gelmişti) üst tura çıktı. Yarı finalde Hatay'la karşılaşacak. Göztepemize başarılar diliyorum.

Yıllar önce fanatik bir galatasaraylıydım ancak futbola olan ilgimi uzun zaman önce eşim yüzünden kaybetmiştim. Şimdi hala Galatasay'ı tutuyorum ama öylesine... Göztepe'ye olan ilgim ise eşimle başladı. Beni maça götürdü. Hayatımda ilk kez stadyumda futbol maçı izlemiş oldum ve o atmosferi gerçekten çok sevdim! İlk maç tesadüfen yine Kartal'la oynadığı lig maçıydı. Şimdi play-off maçında yine Kartal'la eşleşti. Hayat tesadüflerden oluşur...

Maça giderken klasik bir kadın olarak yiyecek götürmekten alamadım kendimi. Kocam maçın başlamasına 1,5 saat kala haber verdiği için (hazırlanma, yol, çocukları hazırlama dahil sürem oldukça kısıtlıydı) bisküviler attım çantaya. Acele etmekten cüzdanımı kentkartçıda unutmuşum ama çok şükür ki bulundu. Bu arada gerildiğim için başıma korkunç bir ağrı saplandı, 24 saati aşkın süre geçmedi.

Biz çok eğlendik. Ara sıra küfür edilmesi oldukça rahatsızlık verici olsa da genel olarak saygılı bir kitle vardı etrafımızda. Barış ilk yarıda biraz uyudu, sonra uyandı. Deniz tezahüratlardan başta biraz ürktü ama gol sevinciyle o da havaya girdi.

Kocam oğullarımızla maça gitmekten çok büyük bir haz aldı. İyi bir baba!

İşte bizim fotolar :









20 Mayıs 2014 Salı

Barış Çağan, Kelime Çalışma ve İlk Espri

Küçük fındığım  bazı harfleri tam ve doğru olarak telaffuz edemiyor. 12. ayın içindeyken dil altı operasyonu geçirmişti. Bu konuda zamana ve bol tekrara ihtiyacı var. Ben de sabırla bol bol tekrar yaparak ama asla tartışmadan, kırmadan, kızmadan harfleri çıkarmasına yardımcı oluyorum kendimce.

Böyle günlerden biriydi. zorlandığı harflerden biri "y". Haydi Barış, yatak, yatmaya gidelim yatak, yatak. Haydi söyle annecim diyorum. "Datak" diyor. Ben "yyyyyy, yatak, haydi tekrarla annem" diyorum, arada bir ya da iki kez "yatak" demeyi becerse de genel olarak çıkan kelime "datak" oluyor. Bakıyor bizim küçük bey bu işten sıyrılamıyor, patlatıyor espriyi : "karpuız!" Ne? Karpuz muuu o da nerden çıktı diyorum, gülüyor gülüyor tekrar "karpuz!"


14 Mayıs 2014 Çarşamba

Soma Faciası!

Tarihimizin en büyük maden kazası. Somada maden kazası oldu. Birileri trafo patladı diyor, ama kesin bir bilgi yok. Şu ana kadar 274 kişinin öldüğü bildiriliyor, bu resmi rakam. Halen göçük altında çok sayıda madencinin kaldığı belirtiliyor. Acı büyük. Kayıp büyük. Boğazımda bir yumru...

Çocuklar etkilenmesin diye onların yanında bu haberleri izlemedik. Onlar yattıktan sonra baktım. Korkunç!

Yüreklere ateş düştü. Evlatlar babasız kaldı. Çok acı.

Allah ölenlere rahmet eylesin. Kalanlara sabır versin. Daha fazla söyleyecek sözüm yok.

Oğullarım, canlarım. Böyle acılar var bir yanda. Birileri sabahlara kadar çıkışını bekliyor babasının. Birileri çok acı çekiyor. Çok üzgünüm...

3 günlük milli yas ilan edildi. Sonra?!

Allah'ın adaleti kesindir. Sorumlular elbette cezasını (bu dünyada olur mu olmaz mı bilinmez) Allah'ın izniyle çekecektir. Rabbim böyle acı verme kimseye. Sabır ve dayanma gücü diliyorum tüm kalbimle geride kalan ailelere....

Gelişim Aşaması : Resim çizebiliyorum!

13.05.2014
Deniz Baran resimden çok uzaktı. Birkaç kere resim çizdirmek istedim ama baskı da yapmadım. Ben yapamıyorum diyerek içine kapandı. Geçen gün arkadaşı onun için bir resim yapmış O da çok eğlendi resme bakarken. Ben de gördüğün gibi çok da mükemmel değil, öyle olması da gerekmiyor. Arkadaşın gayet güzel çizmiş, en azından denemiş, sen de deneyebilirsin dedim.

Bugün ailecek bizi çizmiş! Çok mutlu oldum!
Resme ilgi duyacağını biliyordum. Baskı yapmamam gerektiğini de! İşte bu harika!

14.05.2014
Bugün rahmetli kardeşimin doğum günü. Şu an cennette olduğunu bilmek güzel. Anne olunca annemin acısını anlayabiliyorum. Canım....

13 Mayıs 2014 Salı

Anneler Günü...

Hayatımın en güzel anneler günüydü.

Bir gün öncesinden eşim yarın anneler günü için kahvaltıya götüreyim mi sizi dedi, olur dedim. İnternetten biletleri aldık (fırsat sitelerinden alıyoruz ama esasen fırsat olmuyor farkındayım. piyasanın belli bir rayici var. En azından böyle önceden ödeme yaparak neye ne kadar ödeyeceğini biliyor insan) Teyzeme telefon açtık, anneme telefon açtık. Sabah önce teyzemi aldık, sonra annem ve babamı aldık ve hep birlikte Balçova Belediyesi Sosyal tesislerine gittik.

Tesiste çocuklar için oyun parkı da var. Kahvaltımızı bahçede yer olmadığı için içeride yaptık. Hava bir gün öncesinden çok serindi, ben anneler gününde de hava serin olur sandım ama oldukça güneşli bir sabahtı. Bahçede yer olsaydı iyi olurdu ama annem ben çok üşüyen biriyim, içeride olmak daha iyi dedi. Kısmet...

Kahvaltı çeşitleri bol ve lezzetliydi. Çocuklar da biz de güzelce karnımızı doyurduk. Çocuklar oyun parkı diye tutturunca eşim onları oynatmaya götürdü ve onların başında epeyce ayakta bekledi, yoruldu. Sanırım bu nedenle ve tam doymadan sofradan kalktığı için biraz surat astı ve huysuzluk etti. Ben annem ve teyzemle sohbet ettim. Bana iyi geldi. Tabii eşim surat asınca ve aç kaldığı için moralim bozuldu ama yapacak bir şey yok. Sonuçta anneler günü, anın tadını çıkarmaya çalıştım.

Kahvaltıdan sonra annemleri ve teyzemi evlerine bıraktık. Oradan da çocuklara biberon bıraktırmak için pipetli bardak almak üzere çocuk mağazalarına gidelim dedik. Çocuk mağazaları mutlaka Forum Bornova'da bulunur dedik ve doğruca oraya geçtik.

Önce IKEA'ya gittik. Maalesef pipetli bardak bulamadık. Çocuklar kendilerine oyuncak seçtiler. Babaları kuralımız gereği bir gün öncesinden oyuncak alındığı için hayır dedi önce. Sonra çocukları kıramadı aldı oyuncakları ama biraz gerildi. Sessiz kalıp gerginliğinin geçmesini bekledim. Ikea'da hotdog var. Hem fiyatı uygun hem de çok nadir yediğimiz için bize göre farklı bir atıştırmalık. Öğle üzeri bu şekilde atıştırdık. Çok hoşuna gitti çocukların, ben de çok sevdim.

Diğer çocuk mağazalarını gezdik. Ama hiçbir yerde pipetli bardak bulamadık. Ayrılma vakti geldiğinde Tarla Faresi Tiyatrosu'nun çocuklar için etkinlik yapacağını öğrendik. Etkinlik alanında beklemeye başladık. Hava oldukça bulutluydu. Etkinlik başladı, biz de en önde izliyorduk ki hafiften serpen yağmur hızını arttırınca kalktık. Diğer çocuk mağazalarını gezdik. Ama hiçbir yerde pipetli bardak bulamadık.

Yağmur durunca etkinlik alanına geri döndük. Çocuklar orada çok güzel eğlendiler. Ben de onlar eğlenince mutlu oldum. Ben çocukların yanında bekledim. Eşim de birkaç mağazaya bakayım dedi ama gene aradığımızı bulamadı.

Etkinlik alanında bir de çocuklar kart yaptılar bana. Hazır poşetlerde malzemeleri dağıttılar. Sonra ben kestim, çocuklar yapıştırdı. Ben sordum, çocuklar cevapladı ve cevaplarını yazdım kartın içine. Kart fikri çok güzeldi. Çok sevdim!

Akşam olunca karnımız acıktı ve ben eve gidelim bir şeyler hazırlarım dedim. Eşim de orada bir şeyler yememizi teklif etti. Kabul ettim.

Bütün gün bu yemek ve oyuncak alışverişi bize biraz pahalıya patladı ama aylardır dışarıda yememiştik. Anneler günü vesilesiyle tüm günü dışarıda geçirmek, gezmek, yemek bulaşık derdi olmaması açıkçası bana iyi geldi. Eşim yaptığı huysuzluklar nedeniyle bir gün sonra özür diledi.

Çocuklarım eğlendi, ben eğlendim. Benim için bundan daha büyük mutluluk olamaz.

Bu anneler günü çok eğlenceliydi. Birkaç gün öncesinden Deniz Baran'ın eski anaokulundan arkadaşı Doğaç'ın annesi Seçil Hanım, anaokulunun Nuhun Gemisi Çocuk Oyun Parkında cuma günü yapılacak eğlencesine beni davet etti. Çocukları da alıp anaokuluna gittim. Oradan servise bindik. Hep birlikte gittik.2 çocuk ve kendim için 25 lira ödedim. Yemek (pizza ve ayran) dahil fiyattı ama ben çocuklara oradan bir şey yedirmedim, kendim de yemedim. Yanımda ton balıklı sandviç, kadın budu köfte ve can erik getirmiştim. O gün onları yedik, menümüzdeki ayranlarımızı içtik. Çocuklar oynadı, ben de hanımlarla sohbet ettim. Evde kapalı kalmaktan bunalmıştım. Kendimi çok iyi hissettim ve mutlu olduk hep birlikte.

Barış'a bez taktım ama ara sıra tuvalete götürdüm. Sadece bir kez küçük kaza olmuş, onun dışında oğluşum çişi geldiğinde söyledi.

Pazar günü anneler günü etkinliklerimizde de sadece oyun parkında oyuna dalınca küçük bir kaza oldu, onun dışında tüm gün sık sık tuvalete götürmek suretiyle kazaları önledik.


























9 Mayıs 2014 Cuma

Çekiliş Var - Eva Dünyası

Takipçisi olduğum Eva Dünyası blogunun yazarı, güzel bir çekiliş düzenlemiş. Dileyen katılabilir. Herkese bol şans. Ayrıntılar ve katılım için tık tık

İlk Bisikletim, Bezsiz İlk Sokağa Çıkış

09.05.2014 Deniz Baran ilk kez tek başına bisiklet sürdü.

Babalarının şehir dışında oluşu oğluşların moralini oldukça bozdu. Akşam üstü Barış ağlama faslını abartınca, ben de aldım onları dışarı çıkardım. Barış'a bez bağlamadım, bezi olmadığını ve çişi gelince söylemesini, aksi halde kıyafetlerinin ıslanacağını ve eve dönmek zorunda kalacağımızı anlattım. Önce kuaföre gittik birlikte. Kuaförün önünde birkaç çocuk oynuyorlardı. Deniz'in içi gitti ama aralarına katılmadı. Barış ise oldukça sosyaldi, hemen onlarla oynamaya koyuldu. Kuaförde Barış'a çiş yaptırdım ve oradan ayrılıp kapımızın önüne geldik.

Barış'ıma babasının aldığı ilk arabamı indirdim. Kaldırımda biraz sürdü. Deniz'e bisikletini indireyim mi dedim. Evet dedi. Ben de indirdim aşağı. Barış biraz mızıklandı benim de bisikletimi getir diye ama senin araban var, bisikletini yarın getiririm diye onu ikna ettim.

Deniz'imin bisikleti sürebilmesi için önce onu arkasından ittim, Anne sürüyorum dedi şaşkınlıkla. Sonra da itmeyi bıraktım. Güçlükle biraz ilerledi.  Zaten yan tekerlekler olduğu için düşmedi. . Pedal çevirirken üstteki ayağı dairesel olarak çevirip süremiyordu. Ayağını dümdüz aşağı bastırıyordu ve pedalları geri geri çeviriyordu. Ben de öyle yapmamasını, ayak bileğini topuğundan geriye doğru hafifçe bükmesi halinde pedalın kolaylıkla çevrileceğini anlattım. Hahaaa diye bir sevinç kahkahası, bisiklet sürmek böylediiir diye bir nida eşliğinde sürdü. Ama ilk denemede fazla abartmadan bu kadar yeterli diyerek bisiklet sürüşüne son verdi.

İşte benim oğluşlarımın ilk bisikletleri :

Bu Barış'ımın bisikleti, henüz ayakları pedala erişemiyor.



Bu da Deniz'imin bisikleti. 



8 Mayıs 2014 Perşembe

Kutu Açma Faaliyeti

Küçük kas çalışması için bir etkinlik planladım. Nette benzerlerini gördüm, çeşitlendirdim.

Bim'den aldığım oyuncak kutularını atmayıp biriktirmiştim. Kinder sürpriz oyuncakları ve benzerlerini alüminyum folyoya sardım, bir kısmını da sürpriz yumurta kutusunun içine koydum, bazılarını kağıt havluya sardım. Sonuç olarak hepsini bim oyuncak kutularına sakladım. Ön hazırlık çalışmasını da oğullarımın yanında yaptım. Gene de heyecanlandılar ve iki kere kutuları açmak istediler.

Oyun bitince bir süre de serbest oynadılar.

Daha önceden kinder sürpriz yumurtalarının kutularına ses eşleştirme çalışması için pirin, kuru fasulye ve şeker koymuştum, Barış çok sevdi.

Bir süre sonra bim oyuncak kutularını dizdim ve karşılarına bir çizgi çektim, ellerine top verip yuvarlayarak kaç tanesini devirebileceklerine dair oyun hazırladım. Bir çeşit bowling gibi bir şey oldu.

Hepsini de çok sevdiler. Saatlerce oynadılar.

Kinder kutularını Deniz açmakta zorlanıp mızıldandı. Sakince yaklaştım. O da sakinleşti. Bir şeyi başaramayınca Deniz çok huzursuzlanıyor.

Sonuç olarak harika bir gün oldu. Kocam 2 günlüğüne şehir dışında ve çocuklar buna hiç alışkın değil. Onların mutlu olmasını istiyorum.

İşte fotoğraflarımız:






6 Mayıs 2014 Salı

Hayattan Küçük Bir Kesit

Barış Çağan'ımın tuvalet eğitimi devam ediyor. 1 hafta oldu ama henüz dışarı bezsiz çıkamadık. Bu biraz zamanımızı alacak gibi görünüyor. Olsun, ben hazırlıklıyım.

Evde kapalı kalmak biraz sıkıntı veriyor. Arada çıkıyoruz ama tuvalet eğitimi geri gitmesin diye pek tercih etmiyorum.

Geçen seneki bir rahatsızlığım sanırım nüksetti. Yakın zamanda küçük bir operasyon geçirebilirim.

Diyet ve spor yapıyorum. Biraz kilo verdim. İstediğim kiloya gelmem zaman alabilir. Allah sağlık verdiği sürece diyet ve spora devam etmek ve kendimi daha iyi hissetmek istiyorum. Yapı itibariyle kilo almaya çok müsait olduğum için hayat boyu dikkat etmeliyim.

Aslında ben

Yesem yesem de kilo almasam
Hareket etmeden ve pasta börek yiyerek zayıflasam,
Topuklu ayakkabı giysem ama ayaklarım acımasa,
Evim her daim derli toplu olsa ama iki hareketli oğlanı özgürce büyütebilsem,
Hem süper ev kadını, hem süper anne, hem de süper iş kadını olsam...
Çok şey mi istiyorum?

Bir de önemli gelişmemiz var, artık oğullarımın bisikleti var.
Babası aylar önce A101'den ilk arabam almış Barış'a. Eleman abisini hiç bindirmiyordu. Ben de geçen cumartesi (3 Mayıs)  gittim, Deniz'e bisiklet aldım. Deniz çok beğendi ama temkinli yaklaşıyor (ya düşersem, kafam yarılırsa, hani kaskım, dizliğim, eldivenlerim diyip duruyor, sanki bisiklet yarışına katılacak.) 

Barış ben de bisiklet isterim dedi. Senin araban var dedim. Ben araba sevmiyom ben de bisiklet istiyom, ben de ben de ben deee! dedi. Gittim ona da bisiklet aldım. Şimdi ikisi de kullanamıyor, evde süs olarak kullandığımız iki adet bisikletimiz oldu. Ne mutlu bana!

Yollukları kaldırdım. Önümüzdeki hafta bisiklet çalışacağız. Yeni bir şey öğrenirken Deniz çok zor bir çocuk oluyor. Bana sabır, oğluma kolaylık diliyorum. Barış'ın pedallara ayakları henüz yetmiyor.

İşte hayat böyle gidiyor. Bu cuma anneler günü yemeği varmış Duatepe Anaokulu'nun. Nuhun Gemisi Çocuk Oyun Parkında yer ayırtılmış. Anneler yemek yiyecek, çocuklar kapalı oyun parkında oyun oynayacak. Deniz'in arkadaşı Doğaç'ın annesi Seçil Hanım beni de davet etti. Öğretmenleri Gaye Hanım, benim de aklımdaydı, hatta sizin için hediye bile yaptık dedi. Çok mutlu oldum. Hatırlanmak çok güzel. Çocuklar daha bilmiyor. Ama çok sevineceklerine eminim.