Sayfalar

30 Ekim 2014 Perşembe

Yeni Yaşam...

Babamın beklenmeyen vefatından sonra hayatımız kökten değişti. 
Annem haklı olarak artık evinde kalmak istemiyor, ben de onu yapayalnız bırakamam orada, İlk haftayı annemlerde geçirdikten sonra gelen giden kalmayınca, ablam da evine dönerken, annemi alıp evime geldik. Bir süre burada kaldıktan sonra biraz da ablamda kalacak sonra biraz teyzemde... Bu aşamada anneme yakınlarımda bir ev bakacağım kısmetse. Ben şu anda her ne kadar kirada otursam da yeni taşındığım bu muhiti çok sevdiğim ve kalıcı olarak buraya yerleşmek istediğim için anneme de buralardan ev bakma düşüncesi bana abes gelmiyor. Benim istediğim, annem yakınlarımda olsun, kendi evi olsun, bütün gün bende kalsın, gece olunca kendi evinde kalsın. Bu büyük bir özgürlük olur onun için de bizim için de... Yaşlanınca, ona uygun bir eve taşınarak anneme bir oda verebilir, evimin düzenini ona göre oturturum İnşallah.

Hayat zor. Her hayat travmalar üzerine mi inşa edilmiştir acaba bizimki gibi? 

Allah kimseye taşıyamayacağı bir yük yüklemez elbette, inancım sonsuz. Hamd olsun... 


14 Ekim 2014 Salı

Babam...

12.10.2014  Saat 21:17

Sevgili oğullarım,

Sizi çok seven, sesinizle şenlenen, varlığınızla, yaramazlıklarınızla, oyunlarınızla hayat bulan dedeniz, benim biricik babam vefat etti. Bir anda, kuş gibi uçtu gitti hayatımızdan. Dedenizin vefat ettiğini henüz bilmiyorsunuz ama Baran'ım sen bir şeylerin ters gittiğini anlıyorsun. Fazla soru sormuyor, bolca insanları dinliyorsun... Dedenizin yoğun bakımda olduğunu söyledik size. Uygun bir zamanda bu haberi vereceğiz uygun bir dille...

14 Ekim'de öğle namazını müteakiben İzmir Balçova Yunus Emre Camiinde kılınacak namazın ardından Buca Gökdere mezarlığında sonsuz yolculuğuna uğurlayacağız babamı.

Geriye bir ah babam kaldı dilimde... Ah babam, canım babam, yavrum kuzum bebeğim kaldı.... Hepsi bu...

Ah babam....

9 Ekim 2014 Perşembe

Gelmeseydin Daha İyiydi!

Büyük oğlumun iki yaş sendromu çok sancılı geçmişti. Küçük oğlumda ise ara sıra başgösteren huysuzluklar dışında gayet iyi gidiyordu her şey bu yaza kadar.

Yazın havaların sıcak olmasından mıdır, iki yaş sendromundan mıdır, yoksa çocuğuma nazar mı değdi nedir, minik kuşumda iştah kaybı başladı. Yaz başından bugüne kadar bırakın kilo almayı, yarım kilo kadar kaybetti diyebilirim!  Boy da atmadı fazla. Şu sıralar sık sık ağlama krizleri, kendini yere atmalar, tutturmalar, her isteğini ağlayarak dile getirmeler başladı ve bu durum beni oldukça geriyor. Bitsin gitsin şu iki yaş sendromu hiç gelmesin bir daha! 2,5 yaş civarında doruk noktasına ulaşıp sonrasında düşüşe geçiyor ve 3 yaş civarında uyum yakalıyormuşuz. Deniz Baran'da yaşadık gördük, Barış Çağan'da da yaşayacağız anlaşılan.

Ben her şeye gülen, uyumlu, durup durup sarılıp beni öpen, her fırsatta anne seni çok seviyom diyen bebeğimi özledim! Dün babasına dedi ki "ama ben annemi sevmiyom ki baba, ben seni seviyom!"

Ben en iyisi en kısa zamanda bir kan tahlili yaptırıp oğluşumun demirini ölçtüreyim, ona göre bir yol çizeyim... Belki de iştahsızlığı demir eksikliğinden ileri geliyordur.