Sayfalar

1 Mayıs 2015 Cuma

Barış Çağan'ın Anaokulu Macerası

Bu macerayı uzun zamandır yazmak istedim ama o kadar yoğun dönemlerden geçtim ki elim anca değdi.

Barış'ım küçük kuzum, kekliğim, abisi gibi anaokuluna gitmeyi çok istiyordu ama seneye gideceğini, o zaman büyüyeceğini söyledim ona. Ama işler benim planladığım gibi gitmedi. Barış Çağan 3 yaşını doldurduğunda, eşim artık işleri tek başına yürütemediğini ve yardımıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Ben de anaokulu arayışına giriştim. Oturduğum muhitte kadınlar genelde çalıştıkları için anaokulu sayısı oldukça fazla. Gerek ben, gerek eşim bir çok özel anaokulu bulduk, zira devlet anaokulu henüz Barış'ı almıyor (eylül itibariyle 36 ayını doldurmuş olması gerekliymiş) Şu aşamada asıl hedefim
 küçük kuzumun eğlenmesi, hoşça vakit geçirmesi olduğu için, eğitim şeklimiz şöyle iyi böyle güüzel diyerek fiyat şişire müesseseleri eledim. Sonuçta bir anaokulunda karar kıldım.

İkinci dönem başlasın dedim. 9 şubat 2015'ten itibaren uyum derslerine götürmeye başladım bebeğimi. Oğluşum arkadaşlarıyla tanışıp kaynaşırken ben de müdüre hanımın odasında oturup kameradan onu izledim.

İlk gün çok heyecanlıydı benim için de oğluşum için de. Önce masaya oturmak istemedi. Bir süre ayakta bekledi ve arkadaşlarını izledi. Sonrasında yavaş yavaş oturup en sevdiği etkinlik olan hamurla çalışmalar yapmaya başladı. İlk hafta çok keyifli geçti. İlk hafta hep oğlumu müdüre hanımın dasında bekledim. Bazen beni görmeye geldi ama genel olarak beni hiç aramadı diyebilirim. Her ayrılışımızda tekrar gelecek miyiz diye sordu, bu da beni memnun etti.

İkinci hafta işler o kadar da kolay olmadı. Araya giren haftasonu, oğlumun anaokulu fikrini oldukça değiştirmişti. Ben okula gitmek istemiyorum, sen de sınıfımda dur lütfen gitmee diye ağlamaya başladı. Ben oğlumun böyle çaresizce çırpınıp kollarımdan koparılarak okuluna alıştırılmasını istemedim ve bunu açıkça söyledim öğretmenine ve müdüre hanıma.  Sınıfımda otur dediğinde tamam dedim ve gidip oturdum 3-5 dakika. Sonra dizim ağrıdı benim, gidip çalışayım ve para kazanayım, dedim. Başbaşa kaldığımızda çalışıp para kazanacağımı, yazın birlikte otele tatile gideceğimizi anlattım. Evde kimse kalmadı ki, sen de abin de okuldasınız, ben de babanız da işte. Sen okula gitmezsen evde yalnız ne yaparsın dedim. İlk zamanlar okulda yemek yemeyi reddetti. Hala sabah kahvaltılarını okulda yapmayı istemiyor ve evde yapıyor. Bu konuda ısrarcı olmadım. Kararlı ve sakin bir şekilde okula gitmesi gerektiğini anlattım. İkinci haftamız ikna turları ile geçti.

Üçüncü hafta oğluşum okula istekli gitmeye başladı yeniden. Ben de yanında oldum hep. Zamanla servise de başladı. giderken biz götürüyoruz, dönüşte bazen biz alıyoruz bazen de servisle geliyor.

Sınıfında genelde ay itibariyle oğlumdan büyükler var ama Barış'ım onlara uyum sağlamakta zorlanmadı. Hele hele arkadaşlarından Zeynep'in varlığı, oğlumu daha da bağladı sınıfa.

Sınıfında sevmediği tatlı bir çocuk da var. Hemen her gün onu eleştiriyor küçük kuzum. demek ki insan birini sevmiyorsa sevmiyordur, kanı almıyordur, bunun yaşla bir ilgisi yoktur.

- Anne Zeynep dokuza döt diyo. (eliyle 9 yapıyor, öğrenmiş kuzum) bu kaç? Dokuz! Hiç dokuz döt olur mu, oomaz! ama o diyo!

Zeynep nasıl bir kız annem?
- Güzel bir kız. Ben Zeynep'e aşıyım!.

Benim okulum kreş değil bi kere! orada abilel ve ablalal da var. anaokuluna gidiyom ben.

İşte Barış'ım böyle...

Okulun ilk gününden birkaç kare... (Oğluşum 09.02.2015'te uyum haftasına başladı, 11.02.2015'te de yarım günlüğüne okula başlamış oldu.)
uyum dersleri... bahçe...

uyum dersleri

Uyum dersleri.

Okulun ilk günü... 

Okulumuza girerken..

Sınıfla tanışma...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder