Sayfalar

19 Temmuz 2015 Pazar

Yaz Günleri

Tatil öncesi oğullarım 1 ay kadar yaz okuluna gittiler. (ben de bu süre zarfında çalıştım) İlk kur 4 hafta sürdü. İkinci kura devam ettirmeme kararı aldık. Bunun nedenleri arasında ilk sırada oğullarımın yaz günlerini evde ve sokakta hesapsız ve sınırsız zaman geçirmek istemeleri yer aldı. Ayrıca yaz okulunda yeterli verimi aldığımızı düşünmüyorum. 1 haftası tatile gitti zaten bu sürenin,  okul yönetimi bunu ücrete yansıtmadığı gibi oğullarım okula gittikleri zaman zarfında spor faaliyetlerinden yeterli derecede faydalanamadılar. Bir hafta Deniz'in kulağı iltihaplıydı yüzmeye gitmedi, yine aynı hafta programı oturtamadılar ve çocuklar bir ders jimnastiği kaçırdılar bizim hatamız olmamasına rağmen bunu telafi etmediler. Son hafta yine ne yüzme ne jimnastik oldu. Bu aksamalar beni rahatsız etti açıkçası. Sonuç olarak yarın oğluşlar da ben de evdeyiz.

Yarın çocuklarımı okula kaydettireceğim nasipse! Bizim için büyük bir gün olacak! Bu konu netleşsin, öyle yazacağım.

Yarın Barış'ın dikişlerini aldıracağım Allah nasip ederse. Bakalım birkaç gün daha su değmesin diyecekler mi?

Evde olmak bir açıdan çocuklarıma bol vakit ayırdığım için beni mutlu etse de tüm gün eve kapalı olmak can sıkıcı geliyor bana. Özellikle çalışma yaşamına döndükten ve çalışmaktan keyif aldıktan sonra yeniden ev yaşamına dönüş açıkçası biraz içimi burdu. Bu sıcakta gündüz vakti bir yere de çıkılmaz, akşam serinliğinde çocukları parka götürürüm sanırım. Sokakta benim çocuklar diğer çocuklara uyum sağlayamadı. Sokaktaki arkadaşları 2 kişi ve ikisi de kız. Kızların oyun anlayışı ile benimkilerin oyun anlayışı birbirini tutmuyor. Evciliğin yanı sıra her gün kovalamaca oynamak istiyormuş kızlar, Deniz'in anlattığına göre benimkiler hep en sona kalıyormuş. İlk yakalanan benim oğlanlar oluyormuş ve bu nedenle bu oyunu oynamak benimkiler için keyifli olmuyormuş. Başka oyun oynamaya da mahalledeki kızlardan biri razı gelmiyormuş. Anladığım kadarıyla sürekli galip gelmek çok büyük bir keyif veriyor ve bu keyiften vazgeçmek istemiyorlar. Ama benimkiler de artık sokakta onlarla oynamayı reddediyorlar. Yapacak bir şey yok, ben de çocukları düzenli parka götürürüm , orada arkadaş edinirler İnşallah. Arkadaş mevzusu mühim.

Ablam ve  yeğenlerim yaz tatili dolayısıyla annemde kalıyor. Aslında oraya da gidebiliriz ama ablamın kafası benim oğlanların gürültüsünü kaldırmıyor. Sık sık çocuklarıma bağırıyor. Esasen oğullarımı çok seviyor. Ama ablam sevgisini de kızgınlığını da uçlarda yaşıyor ve bu durum beni memnun etmiyor. Çocuklarımı sürekli bastırmak istemediğim gibi başkasına rahatsızlık verme düşüncesi beni geriyor, diken üstünde oluyorum. Çocuklu kadınları kimse istemiyor, bunu anlıyorum. Çocuklu kadının halinden ancak çocuklu kadın anlıyor. Ablamın da iki kızı var ama o böyle yaramaz çocuklara alışkın değilmiş, onun çocukları küçükken de çok sakinmiş, kafası götürmüyormuş. Benimkiler neymiş öyle aman aman! Oğullarım kuzenlerini çok seviyor, özellikle küçük kuzenleri ile bol bol oynuyorlar, yeğenlerim de oğullarımı seviyor.. Kısacası çocuklar hallerinden memnunlar. Bu konu kafamda yer tutuyor, blogumda da tutmasın. Başka konuya geçelim!

Yarınki planlarımızdan bir diğeri de kedimiz Köpük'ü aşıya götürmek. daha önceki aşılarından biri yara dokusu yapmış. Onu da gösterelim bakalım.. Bu kedi diğerinden (bundan önceki kedimiz) daha başka. Kendisini sevdirmeye bayılıyor. Özellikle akşam saatlerinde, avucumun içine kafasını koyup kendini okşattırıyor. Deli oğlan! bu evde benden başka herkes erkek. Aman aman aman!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder